
Harry Styles’ın her yeni işini dinlemek benim için biraz farklı bir deneyim. Bu, yaptığı müzikten dolayı değil; onun kariyerine neredeyse hayatımın tamamı boyunca şahit olduğum için. Birçok insanın gözünde Harry küresel bir pop yıldızı. Büyük bir çoğunluk içinse hâlâ milyonların önünde büyüyen One Direction’ın en genç üyesi. İki senaryoda da kariyeri her zaman büyük bir baskının altında gelişti. Sürekli kendini kanıtlaması ve ona uygun görülen kalıplara uyması beklendi.
2017’de yayımladığı kendi adını taşıyan ilk solo albümü rock etkilerinin güçlü olduğu yeni bir başlangıç sunarken, 2019 tarihli Fine Line daha geniş bir pop paletine açıldı. 2022’de yayımlanan ve Grammy’de “Yılın Albümü” ödülünü kazanan Harry’s House ise Styles’ın pop sahnesindeki yerini iyice sağlamlaştırdı. O artık dönemin en etkili pop ikonlarından biriydi. Kiss All the Time. Disco, Occasionally. ile Styles’ın bu döngüyü kırdığı, kendine kulak verdiğini çok net bir şekilde görebiliyoruz. Belki de bu albümü en doğru şekilde tanımlayan şey, Harry Styles’ın kariyerindeki bir özgürleşme çabası olması.

Bugün pop müzik giderek algoritmalar, streaming rakamları ve TikTok uyumlu nakaratlar tarafından şekillendiriliyor. Bu albüm ise tam ters yönde ilerliyor. Büyük hitlerle ya da akılda kalıcı nakaratlar dinlemiyoruz. Bunun yerine bir atmosferin, bir ruh hâlinin içinde buluyoruz kendimizi. Albüm boyunca elektronik ritimler, yoğun bas kullanımı ve groove odaklı prodüksiyon dikkat çekiyor.
Albümün bana anımsattığı en net duygu bir partinin bitiminden sonra şehirde yürümenin verdiği o hissiyat oldu. Uzun ve yorucu bir günün ardından gittiğim bir konserden eve dönerken ya da şehrin karmaşasından biraz uzaklaşmak istediğim anlarda bu albümü dinlediğimi kolayca hayal edebiliyorum. Albümün ruh hâli tam da bu sessiz anlara uyuyor.
Bu atmosferin bir kısmı da kulüp kültüründen geliyor. Albüm boyunca dans-punk ve elektronik müziğin izleri hissediliyor. Bazı anlarda groove’un şarkının kendisi kadar önemli olduğu, LCD Soundsystem gibi grupları hatırlatan bir yaklaşım var. Albümdeki prodüksiyon dili de bu referansları destekliyor; synth katmanları ve ritmik bas hatları birçok şarkıda merkezi bir rol üstleniyor. Özellikle albümün açılışını yapan “Aperture” ve daha melodik bir hatta ilerleyen “American Girls”, bu yaklaşımın iki farklı yüzünü gösteriyor. Ama Styles hiçbir zaman tamamen dans pistine teslim olmuyor. Albüm sürekli hareket ile içe dönüş arasında gidip geliyor. Bu açıdan bakıldığında albüm, Styles’ın bugüne kadar yaptığı en yapıdan uzak ve en atmosfer odaklı işleri arasında sayılabilir.
Albümün kayıt süreci de bu çok katmanlı yapıyı destekler nitelikte. Kayıtlar Londra’daki RAK Studios ve Abbey Road Studios’un yanı sıra Berlin’deki Hansa Studios’ta gerçekleştirildi. Bu dönemde Styles’ın Berlin ve Roma arasında gidip gelerek Avrupa’da uzun süre yaşaması, albümün kulüp kültürüyle iç içe geçen atmosferine de doğal bir zemin hazırlıyor. Albümün en ilginç taraflarından biri de Harry’nin kendini çok net kalıplara sığdırmaya çalışmaması. Dinleyici olarak düşünce parçalarının, imgelerin ve duyguların içine giriyoruz ama o dünyanın merkezindeki kişi hep biraz bulanık kalıyor.
Birçok eleştirmenin de bu konuda fikir ayrılığına düştüğünü görüyoruz. Bazı yorumlara göre albüm güçlü şarkılar üretmekten çok atmosfere yaslanan, dolayısıyla biraz boş bir deneyim. Ama başka eleştirmenler için tam da bu belirsizlik albümü ilginç kılıyor. Albümün en ilgimi çeken tarafı tam olarak bu. Yaklaşık yirmi yıldır sürekli göz önünde yaşayan birinin kendisini tamamen açıklamaya çalışmaktan vazgeçmesi oldukça anlaşılır ve takdir edilesi bir durum.

Benim için bu albümü özel yapan şey de bu. Harry Styles hayatımda One Direction döneminden beri var. Bir sanatçının bu kadar açık şekilde büyümesini izlemek etkileyici bir deneyim. Bir noktada onunla birlikte büyüdüm gibi hissediyorum. Ve şimdi beklentileri memnun etmeye çalışmak yerine sadece içgüdülerinin peşinden gittiğini görmek önemli. Kiss All the Time. Disco, Occasionally. belki ilk dinleyişte herkesin kolayca etkileneceği bir albüm değil. Ama kesinlikle ilginç bir albüm. Albümün en değerli tarafı ise Harry Styles’ın kariyerinde ilk kez beklentilerden çok merak duygusunun yön verdiği bir iş ortaya koymuş olması.