Özge Arslan: İçi hikâyelerle dolu bir insanımRöportajMultidisipliner ya da on parmağında on marifet… Hangisini kullanırsanız kullanın yol hep aynı isme çıkıyor: Özge Arslan. Onu tarif ederken listenin en sadeleştirilmiş hali; yazan, yöneten, oynayan, söyleyen, anlatan şeklinde oluyor.
Cem Yiğit Üzümoğlu: “Bilebildiğim kadar bilmeye, öğrenebildiğim kadar öğrenmeye çalışıyorum”Röportaj“Nasıl görünüyorsa öyle” türünün son birkaç temsilcisinden biri olan Cem Yiğit Üzümoğlu ile hemen hemen her şeye dair konuştuk.
Take That belgeseli: İki ileri bir geri bir grubun hikâyesiİncelemeTake That: İngiltere’de 90’ların en büyük müzik olaylarından biriyken dağılmak, birleşmek, bir daha dağılmak ve yola öyle devam etmek…

Türkiye’nin biriciği Tarkan’ın İstanbul konserlerini duyurduğunda yaşanan heyecan, hiç şüphesiz son yılların en büyük pop olayıydı. Biletlerin bu kadar hızla tükenmesi, yeni tarihlerin eklenmesi ve onların da aynı hızla “soldout” olması, yani bir konser bahanesiyle Tarkan’ın etrafında kurulmuş bu mutabakat tek bir durumun ispatıydı: Biz Tarkan’ı çok özledik. Peki hasretini çektiğimiz şey Tarkan’ın ele avuca sığmaz varlığı mıydı sadece? Elbette hayır.

Geçtiğimiz yıla damgasını vuran ve önümüzdeki ay gerçekleşecek Akademi Ödülleri töreninde de ses getireceğini beklediğimiz Chloé Zhao imzalı Hamnet sonunda sinema salonlarımıza uğradı. Maggie O’Farrell’ın aynı adlı romanından uyarlanan filmin başrollerindeki Jessie Buckley ve Paul Mescal kariyerlerinin en akılda kalıcı performanslarından birini sergiliyorlar.








Çağan Irmak’ın yazıp yönettiği ilk tiyatro oyunu Palamut Zamanı, Ayda Aksel ile Alina Boz’u aynı sahnede buluşturuyor. Topluma nüfuz eden linç kültürüne ve kadınların kadınlıkları üzerinden yargılanmasına bir başkaldırı niteliğindeki oyun, bireysel hikâyeler üzerinden toplumun bakış açısını sorguluyor.

Çizgi dünyasının en önemli isimlerinden biri olan M.K. Perker, alışılmış sergi formatlarını ters yüz eden, canlı ve tekrarı olmayan performatif bir sergiye imza atmaya hazırlanıyor.

“Kahvemi içmeden güne başlayamıyorum” diyenlerdenseniz, kahve artık yalnızca sabah rutinlerini değil, yeni eğlence biçimlerini de tanımlar hâle geliyor. Güne başlama ritüeline sosyalleşmeyi, müziği ve aidiyet hissini ekleyen bu yaklaşım, son dönemde karşımıza çıkan soft clubbing buluşmalarının da çıkış noktasını oluşturuyor.