Ana Sayfa Blog

Yeni Xir albümü M.A.R.S’tan ilk single: “Meteor”

xir-meteor-single

Xir, hazırlamakta olduğu albümü M.A.R.S’tan önceki ilk teklisi METEOR ile Türkçe Rap dinleyicilerinin karşısına çıkıyor.

Bizi “Sallan Dayı”yla tanıştıran ve geçtiğimiz yılın en iyi hitlerinden birine imza atan Xir, yeni albümü M.A.R.S’a geri sayımda.

XİR BANNER 1

“ÖYLE BİR DÜŞTÜM Kİ SANDILAR METEOR!”

Ruh hali düşüşlerinin Xir’in kendine özgü anlatım ve flowu ile ortaya koyulduğu “Meteor” şarkısının prodüksiyonu Zafer Paydaş’a ait.

meteor cover

Mix işlemleri Serkan Özyurt, mastering işlemleri Gökhan Güler tarafından yapılan “Meteor” için Kerg tarafından hazırlanan animasyon video da 16 Nisan saat 00:00’da Istanbul Trip Youtube kanalında yayında olacak.

Xir’in “Sallan” videosu 37 milyon izlenme elde etmişti.

Mick Jagger ve Dave Grohl’dan “Easy Sleazy”

mick-jagger-dave-grohl

Mick Jagger ve Dave Grohl, evlerden kaydettikleri “Eazy Sleazy”de pandemiden, karantinadan, “Zoom toplantıları”ndan bahsediyor.

The Rolling Stones ve Foo Fighters bir arada desek yalan olmaz. İnsanın tüyleri ürperiyor!

Dünyaca ünlü İngiliz rock müzisyeni, besteci, The Rolling Stones’un ana vokalisti ve kurucu üyesi Mick Jagger, Nirvana grubunun eski davulcusu, Foo Fighters’ ın vokalisti Dave Grohl ile karantina döneminde sürpriz bir çalışmaya imza atarak “Eazy Sleazy”yi yayımladı. Mick Jagger tarafından karantinada yazılan şarkının vokal ve gitarlarında sanatçının kendisi yer alırken, gitar, bas ve kendine has güçlü davul sound’uyla Foo Fighters kurucusu Dave Grohl ona eşlik ediyor.

“Eazy Sleazy”, tam da günümüzü anlatan, enerji dolu, rock’n roll tavırlı bir hiciv şarkısı. Jagger, alaycı mizahla karantinada yaşadığımız hayatı “Zoom görüşmeleri”, “bu hapishane duvarlarındaki ev”, “gösterişli kitaplar”, “sahte alkışlar” ve “çok fazla TV” sözleriyle yansıtıyor. Şarkıya Jagger’ ın evinde, Grohl’un Foo Fighters stüdyosunda olduğu bir performans video klibi eşik ediyor.

Ve tabii “Asla o salak TikTok danslarından yapmadım” diye de ekliyor, ikili!

Mick Jagger “Eazy Sleazy” için şunları söylüyor: “Bu, çok ihtiyaç duyulan bir iyimserlikle karantinadan çıkma hakkında yazdığım bir şarkı. Davul, bas ve gitar için Dave Grohl’a teşekkürler, onunla çalışmak çok eğlenceliydi. Umarım hepiniz Eazy Sleazy‘den hoşlanırsınız.”

Dave Grohl “Eazy Sleazy” için şunları söylüyor: “Bu şarkıyı Sir Mick ile kaydetmenin benim için ne anlama geldiğini kelimelere dökmek zor. Gerçekleşen bir hayalin ötesinde. Tam hayatın daha çılgın olamayacağını düşündüğümde ve şüphesiz yazın şarkısı!”

Deep Purple İstanbul konseri 2022’ye ertelendi

deep-purple-istanbul-konseri-ertelendi

30 Mayıs 2021 tarihinde Lifepark’ta yapılması planlanan Deep Purple dünya turnesinin İstanbul ayağı 25 Mayıs 2022 tarihine ertelendi.

Konserin organizasyonunu gerçekleştirecek olan Surge Türkiye’nin Twitter’dan yaptığı açıklamada etkinliğe katılamayacak olan izleyicilerin, etkinliğin resmi bilet satış sitesi Passo üzerinden iade talebinde bulunabilecekleri söylendi. Son iade talep tarihi de 1 Haziran 2021 olarak belirlendi.

Efsanevi rock’n’roll grubu Deep Purple’ın The Long Goodbye Tour kapsamında verdiği konserle son kez Türkiye’de sahne alması planlanıyordu.

Deep Purple, “Soldier Of Fortune”, “Child In Time” , “Smoke On The Water”, “Perfect Strangers”, “Sometimes I Feel Like Screaming” gibi unutulmaz rock parçalarına imza attı ve 1968’den bu yana  tam 51 yıldır rock müziğin kilometre taşlarından biri oldu.

Ceza, Fuat ve İnce Efe Cartel’den Yok albümü geliyor

ceza-fuat-inceefe-cartel-album

Cartel grubundan İnce Efe, Ceza ve Fuat gibi isimleri de yanına alarak “uyuşturucuya hayır” dediği Uddy proje albümü Yok’u 15 Nisan’da yayınlıyor. 

Efsane rap grubu Cartel İnce Efe’nin hazırlayarak yapımını üstlenmiş olduğu Yok adlı uyuşturucuya hayır diyen Uddy proje albümü, 21 senelik bir aranın ardından ilk defa Türkiye’de.

Ceza ile birlikte Fuat, Cartel Grubu’ndan Ince Efe gibi toplam 19 rapçinin bir araya geldiği albüm müzikseverlerle buluştu. Albümde Crak, Stress Sırtlan, 5KSarıs ve C Nam, H Run ve Amiin, Lisanz, Sindikat, Kan ve Ter ile Sirhot bulunuyor.

Madde bağımlılığına karşı çıkan bu projede yer alan Ceza, bu projeyi ilk duyduğu zaman mutlu olmuş ve albümde zevkle yer alacağını belirten isimlerden biri olmuş. Fuat Ergin de projeye çok büyük bir önem verip projede yer almış.

Proje ile alakalı fikir ise Cartel’de “Çelik Bilek” ismiyle bilinirlik elde eden İnce Efe (Abdurrahman ince)’ye ait.

Efeler Area etiketiyle çıkan albüm 15 Nisan’da dinleyicilerle buluşacak.

 

Bu gönderiyi Instagram’da gör

 

EFELER AREA (@efelerarea)’in paylaştığı bir gönderi

FUAT BANNER 8

Çağan Şengül: “Şarkılarımdaki kadar karamsar değilim”

Kalplere dokunan şarkıların yazarı Çağan Şengül’le, Sezgin Alkan’la birlikte yayınladığı son single’ı “Yadigar” vesilesiyle bir araya geldik. 

Sebla KOÇAN / sebla@dergy.com

Şarkıları binlerce kez dinleniyor, milyonlarca izlenme elde ediyor. Her yaştan insan onun şarkılarında ortak bir payda buluyor. İçten ve samimi duygularla kaleme aldığı “Papatya”, “Mesafe”, “Kırlangıç”, “Bir Deli Hasret” ve Sezgin Alkan’la birlikte yayınladığı son şarkısı “Yadigar”a kulak verince ne demek istediğimizi anlayacaksınız. Babasının ona 14 yaşındayken hediye ettiği gitarla başlayan macerası onu “hüzünler kralı” yaptı ama aslında gerçekte böyle biri olmadığını söylüyor, Şengül. “Şarkılardaki kadar karamsar ve dip bir hayat yaşamıyorum. Aksine arkadaşlarım günlük hayatta gayet neşeli, güleç ve komik olduğumu söyler. Ama üretim aşamasında işler ters yüz oluyor” diyor. Çağan Şengül’ü daha yakından tanımak istedik.

Müziğe olan ilginizin babanızın size 14 yaşınızda aldığı gitarla başladığını söylemiştiniz. Nasıl bir temasınız oldu o gitarla, kendi şarkılarınızı yapar mıydınız? En çok hangi şarkıyı çalmayı severdiniz?

Aslında uzun bir süre düşündüğüm kadar kolay olmadığını fark edip dokunmadım, uzun zaman sonra bir arkadaşım bir kaç numara gösterdi ve yapabildiğimi fark ettim, bu da beni aşırı heveslendirdi.. O günden sonra elimden düşmedi diyebilirim. “Sevdan Bir Ateş” ve “İsyan” çalmayı çok severdim. Tüm maceranın başlangıcı olan “Bir Deli Hasret” isimli şarkımı o gitarda yapmıştım. Ve daha bir çok yayınlamadığım şarkıyı..

Aileniz müzikle ilerlemeniz konusunda size nasıl destek oldu? Siz küçükken evin içinde neler dinlenirdi, müzik zevkiniz nasıl şekillendi? Odanızda kimlerin posteri vardı mesela?

Ben müziğe hiç bir zaman tamamen asılamamıştım çünkü gelecek kaygım vardı fakat beni daha mutlu eden bir şey olmadığını anladığımda hiç bir kâr amacı gütmeden tüm odağımı müziğe çevirdim. Ailem de, ben de bunun bu kadar bile büyüyeceğini düşünmezdik.. Desteklerini esirgemediler hiç bir zaman umarım şimdiye kadar onları gururlandıracak bir kaç şey yapmışımdır.. Annem ve dayımın sesi çok güzeldir bence 🙂 Evde genelde türk halk müziği dinlenir ve söylenirdi. Ben genelde hayatımın büyük bir kısmını evin geri kalanından bile soyut bir şekilde odamda geçirdiğim için… Cem Adrian, Halil Sezai müziğinden çok etkilendiğim en büyük iki isimdir. Daha sonrasında o dönemler ve hala dinlemekten keyif aldığım Yalın olabilir.

cagan sengul b2

Şarkılarınızı dinlediğimizde hüzünlenmemek elde değil. Peki siz gündelik hayatınızda nasıl bir insansınız? Şarkı yazarken mı sonuç böyle oluyor, nasıl bir üretim sürecinden geçiyor şarkılar?

Bu sorunun açık cevabı insanları tatmin etmeyebilir 🙂 Şarkılardaki kadar karamsar ve dip bir hayat yaşamıyorum. Aksine arkadaşlarım günlük hayatta gayet neşeli, güleç ve komik olduğumu söyler. Ama üretim aşamasında işler ters yüz oluyor. Her yaşadığımı yazmış olmasam da her yazdığımı mutlaka yaşıyorum. Sanırım dünyanın en mutlu insanı olsam bile şarkı yazmaya kalkıştığımda yine hep hüzün dolu şeyler dökülecek. Değişmeyen tek şey dram ve acıdır bu hayatta bence. İnsanların daimi olarak karanlık, melankolik bir tarafı vardır yalnız kaldıklarında. O yanlarına ulaşmaya çalışıyorum.

Şarkı sözlerinizdeki derinlik kesinlikle bahsetmeye değer bir niteliğiniz. Güçlü bir kaleminiz var. Bir röportajınızda George Orwell ve Nazım Hikmet okuduğunuzu söylemiştiniz. Size ilham veren başka kimler var?

Sabahattin Ali, Birhan Keskin, Tezer Özlü. Bunlar da okumaktan keyif ve ilham aldığım insanlar arasında. Herkesin,her şeyin payı mutlaka vardır ama özünü daima “ben” oluşturuyorum.

cagan sengul b

Salgın süreci pek çok müzisyeni etkiledi. Peki sizin için nasıl bir deneyim oluyor? Evden az çıkmak, mümkünse evde kalmaya çalışmak, size neler kattı?

Hayatımın son 1-2 senesinde yoğun tempoya ve biraz dışarı atılmaya alıştım aslında. Fakat yine de istesem de bazı saatlerde, bazı günlerde özgürce hareket edemeyeceğimi bilmek insanın canını sıkıyor.  Salgının başında iyi çıkarımlar yapmaya çalışıyordum fakat uzadıkça can sıkıcı bir hal almaya başladı. Mental olarak aşırı geri itse de, kendime dönmemi sağladı ve dolayısıyla daha fazla üretmemi. Ama bu iyi mi, kötü mü bilmiyorum. Umarım kendime dönüşüm kendime doymamı sağlamaz. 🙂

cagan sengul b3

“KENDİME ‘SEN GERÇEKTEN KİMSİN’ DİYE SORARIM”

“Dertlendikçe dinlenilen, dinlendikçe dertlenilen” diyorlar sizin için mesela. Pek çok dinleyicileriniz, şarkılarınız arasındaki göndermeleri de fark etmiş ve yazmış. Hakkınızda yazılan eleştirileri takip eder misiniz, dikkate alır mısınız? Neler hissettiriyor size aldığınız yorumlar?

Çok fazla takip ederim. Her yorumu, her mesajı okumaya çalışırım. Eskiden cevap da verirdim ama başa çıkamadığımı anladığımda biraz azalttım. Belki de geri dönüşünden en çok keyif aldığım şey insanların ben asla okumayacakmışım gibi benim hakkımda konuşmaları. iyi, kötü hepsini dikkate alıp uygulamaya çalışırım. Aşırı gururlu, mutlu ve tamamlanmış hissediyorum.

Günümüz müzik endüstrisi eskiye göre tamamen farklı bir yapıda işliyor. Artık müzisyenler albüm yayınlamayı tercih etmiyor, sık aralıklarla single yayınlıyor. Müzik dinleme işinin de tamamen dijitalleşmesi sizce bir avantaj mı? Böyle bir dönemde müzik yapan biri olarak, 10 yıl öncesiyle kıyasladığınızda şanslı olduğunuzu düşünüyor musunuz?

Her şeyi dilersem evimden yapıp, sunabiliyorum. Sınırsız deneme hakkımız var gibi. Konfor merkezinde olmak müzisyeni belli kalıplardan kurtarır bence ve doğal olanı, içinden geleni sunmak bu iş için bence en mühim şeylerden biri. O yüzden; inanılmaz şanslı bir dönemde olduğumu düşünüyorum.

Zor zamanlarınızda kendinize söylediğiniz bir altın öğüdünüz var mı? Canınız bir şey yapmak istemediğinde, kendinizi iyi hissetmediğinizde iyileşmek, toparlanmak için ne yaparsınız, neler söylersiniz kendinize?

Bir şey söylemek yerine durup olduğum yere bakarım. Bugüne kadar nelerden geçip, neleri atlatıp nereye geldiğime bakarım. Kaybettiğim ve kazandığım şeylerin artı ve eksilerini tartarım. Ve kimlerin gözümün içine inançla baktığını düşünürüm. Keşke söyleyecek havalı bir sözüm olsaymış ama 🙂 İlla bir şey söylenecek ise de, “Sen kimsin?” diye sorardım. Sen gerçekten kimsin?

KISA KISA 

  • Son dönemde izlediğim ve beni çok etkileyen film Yeşil Yol. Hele ki ışıkları kapatma sahnesi… (Ben yeni izledim.)
  • Günün en sevdiğim saati 03.00 İşte o zaman çok üretken olduğumu hissediyorum.
  • Müzik dışında bir diğer tutkum da motosiklet.
  • Arkadaşlarım beni tanımlayacak üç kelime söylese bunlar komik, sıcak (samimi) ve deli olurdu.
  • Pazar günleri yapmaktan en keyif aldığım şey kahvaltı.
  • Bana göre en iyi yolculuk / araba kullanma albümü Yalın- Bir Bakmışsın.

Gülçin Ergül’den Invitation 16 Nisan’da

gulcin-ergul-invitation

Davet albümünün bir de İngilizce versiyonu olan Invitation‘ı hazırlayarak pop ve R&B sularında çıtayı arşa taşıyan Gülçin Ergül geri sayımda. 

Ekim ayında Davet isimli albümüyle müzik severlerin karşısına çıkan ülkemizin en güçlü kadın seslerinden Gülçin Ergül’ün, uzun süredir üzerinde çalıştığı Invitation adındaki 8 şarkılık ilk İngilizce albümü Arpej Yapım etiketiyle 16 Nisan’da tüm dijital platformlarda yayınlanacak.

Müzik direktörlüğünü Emre Bayar’ın yaptığı ve Hollandalı ödüllü söz yazarı Josephine Zwaan ile beraber yazdığı şarkılara ek, Gülçin Ergül’ün söz ve müziğini yaptığı 4 şarkının bulunduğu albümde; efsanevi şarkıcı Whitney Houston’ın I Wanna Dance With Somebody şarkısının cover’ı da yeralıyor.

gulcin ergul

GÜLÇİN ERGÜL’DEN DİSKO TOPLARI GELİYOOOOR

Albüm fotoğrafları için Safa Gülsoy’un objektifine poz veren sanatçının styling’ini Fırat Kanburoğlu yaptı. Albümdeki ilk klip Murat Joker yönetmenliğinde; sözü Gülçin Ergül ve Josephine Zwaan’a, müziği ise Emre Bayar ve Gülçin Ergül’e ait olan, disko-pop tarzındaki “Don’t Wake Me Up” adlı parçaya çekildi. Klipte, Ergül ve dansçılarına özel olarak hazırlanan Zeynep Bozkaya imzalı tasarımların yanı sıra Cihan Nacar, Esra Gürses ve Berfuğ Kıran ve Spica Dance Shoes imzalı tasarımlar da kullanıldı.

Solo albümleri ile müzik kariyerine iddialı bir şekilde devam eden Gülçin Ergül, bu albümle beraber hem şarkı yazarlığındaki yeteneğiyle dikkat çekiyor, hem de yurtdışında da ses getirecek modern sound’uyla uluslararası bir başarının temellerini atmayı başarıyor.

GULCIN ERGUL BANNER

Kahraman Deniz’den “Ha Gayret”e klip geliyor

kahraman-deniz-ha-gayret-klip

Müzisyen ve şarkı yazarı Kahraman Deniz, son albümü 6’da yer alan “Ha Gayret” şarkısını kliplendirdi. 

“Tuzaklara Düştüm” ve “Ben Yola Gelmem” ile dijital müzik platformlarında milyonluk başarılara imza atan sanatçı, albümün üçüncü video klibi için “Ha Gayret” isimli şarkısını seçti.

Sözü ve müziği Kahraman Deniz’e, düzenlemesi Alican Genç’e ait olan şarkının video klip yönetmenliğini Berke Akın, görüntü yönetmenliğini ise Ömer Faruk Bakır üstlendi.

BU KEZ CANSIZ MANKEN VAHE DEĞİL, DENİZ! 

Tek plan olarak çekilen klipte oyuncu olarak Aslı Sevi öne çıkarken, ilk kez bir klibinde kamera önünde bulunmayan Kahraman Deniz, sanatçının bir öncekli klibindeki kıyafetlerini giyen bir cansız manken aracılığıyla öyküye dahil oldu.

Sanatçı şarkı ve kliple ilgili düşüncelerini ise şöyle ifade etti:

“Şarkıda içedönük bir arayışı ve sevme hâlini ifade etmeye çalışırken, video klibin öyküsünde konuya başka bir açıdan yaklaşmak istedim. Can sıkıntısıyla ve yalnızlıkla mücadele ederken, bir dinleyicinin şarkıya hangi reaksiyonlarla yanıt verebileceğini hayal etmeye çalıştım ve ortaya böyle bir iş çıktı.”

Yeni klip sanatçının YouTube kanalında yayında olacak.

Örümcekler aslında ağlarıyla müzik mi yapıyor?

orumcek-aglari-muzik

Pek iyi göremedikleri için farklı frekanslardaki titreşimlerle sürekli ağ ören örümcekler aslında bu ağlarla bir çeşit müzik mi yapıyor? 

MIT’te mühendis olan Markus Buehler’e, göre bu sorunun yanıtı “Evet!”

Vice’ın haberine göre yani eklem bacaklılarla müzik yoluyla temel seviyede iletişim kurabilmek mümkün.

Örümceklerin ördüğü ağların titreşimlerini notalara dönüştüren  insan kulağının duyabileceği ilk ‘örümcek müziği’ni yaptı. Bilim insanları bunu yapmak için lazer kullanarak doğal bir örümcek ağını taradı. 2D kesitleri yakalamak istediler. Daha sonra, bilgisayar algoritmalarını kullanarak web’in 3B ağını yeniden kurdular.

DURUN KORKMAYIN, ÇOK ENTERESAN! 

orumcek-agi-notalar
Bir örümcek ağının kesitsel görüntüleri

Daha sonra, web’in tellerine farklı ses frekansları atadılar ve melodiler oluşturmak için web’in 3B yapısına dayalı kalıplarda birleştirdikleri “notalar” yarattılar.

Ekip ayrıca örümceklerle kendi dillerinde nasıl iletişim kuracaklarını öğrenmekle de ilgileniyor. Örümcekler bir ağ kurma, diğer örümceklerle iletişim kurma veya kur yapma sinyalleri gönderme gibi farklı etkinlikler gerçekleştirdiklerinde üretilen ağ titreşimlerini kaydettiler.

Bu haberden sonra konuyla ilgili bir şarkı dinlemek isterseniz, buyrun:

Des: “Rap benim için özgür olabilmek demek”

des-istila-roportaj

Yeni şarkısı “İstila”yı yayınlayan, rap dünyasının en yetenekli kalemlerinden Des Dergy sayfalarına konuk oldu.

Sebla KOÇAN / sebla@dergy.com

Müzisyen bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Des, 34 yaşında. Underground olarak pek çok şarkı kaydetti ve bir beatmaker olduğu için pek çok sanatçıyla da birlikte çalıştı. Son şarkısı “İstila” için sohbet etmeye karar verdik ama aklımızda bir yandan, 10 yıl aradan sonra yeniden bir albüm yayınlayan Merdiven Crew de vardı elbette… Des, 2007 yılında Chiko soundtrack albümünde olan “Sihirli Bir Değnek” şarkısı için Ceza ile çalıştı. 2009 yılında Adanalı dizisi için “Burası İstanbul” ve “Saldır” isminde iki şarkı yaptı. 2010 yılında Merdiven Crew’la birlikte Apache Squad Sunar: Merdiven isimli ilk yasal toplama albümlerini yaptı. Des’le konservatuvar yıllarında başına gelenlerden Kadıköy’de Merdiven’in kurulduğu ilk günlere, müziği neden bıraktığından bundan sonraki yeni projelerine uzanan bir sohbette buluştuk.

1997-2002 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı Piano-Solfej-Üflemeli Saz bölümünde müzik eğitimi aldınız. Genelde sokaklardan beslenen, bir alt-kültür olarak tanımlanan rap müziği yapmayı seçtiniz. Neden? Rap müzik sizin için nasıl bir anlam içeriyor?

Aslında üflemeli saz istemiyordum yani öyle bir niyetim yoktu. Vurmalı sazlar bölümünü düşünüyordum çünkü o bölüme yatkındım. Fakat kontenjan dolu olduğu için hiç unutmuyorum bölüm başkanı bir hanım vardı -kendisinin başı göğe ermiştir çünkü benim adıma kötü bir karar verdi nasıl derseniz- “French Horn bölümü kontenjanı boş senden kornocu olur” dedi -pornocu olur deseydi daha iyiydi! :)- oraya vereceğiz seni” dedi, “Mecbur kabul etmek zorundasın.” Enstrüman yüzünden çok sıkıntı çektim doğru, düzgün hoca bulamadım, ders olmuyordu, enstrüman bulamadım, maddi sıkıntılar da vardı alamadık. Diğer bütün derslerim çok iyiydi sadece enstrüman yüzünden kaldım ve atıldım. Genelde bu tarz yerlerde torpiliniz yoksa enstrüman sınavlarından geçemezsiniz, her gün 5 – 6 saat çalışsanız dahi… Hoca bulamadığım ders boşluklarında Kadıköy’de takılmaya başladım, Merdiven de böyle doğdu aslında. Bu tarz sıkıntılarımı da sokaklarda Freestyle yaparak atıyor kendim oluyor özgür hissediyordum. Yaşadığım haksızlıkları anca bu şekilde üstümden atıyordum çünkü başka bir müzik tarzıyla bunlardan bahsedemezsiniz, mesela pop müzik yaparak bu sorunları anlatamazsınız. İşte benim için anlamı budur kendin ve özgür olabilmek.

Konservatuvarlı bir müzisyen olarak aslında pek çok müzik türüne aşina olmalısınız. Okul size neler kattı, nasıl bir deneyim oldu? Rap dışında en çok icrasını sevdiğiniz müzik türü hangisi oldu?

Okul, müzik anlamında bana çok şey kattı. Notaları, armoniyi, solfeji öğrendim kısacası işin mutfağını öğrendim ve halen öğrendiklerimi kullanıyorum o yüzden güzel bir deneyim oldu. Özellikle de müzik teorisi. Çok iyi müzisyen arkadaşlar edindim. Şu an piyasanın içindeler, halen görüşürüz iyi yerlerdeler.

Pek çok müzik türü dinliyorum normal olarak illa bir şeyde takılı kalmamak lazım ilhamın nerede ne zaman geleceği belli olmadığından, çünkü müzik yapmak yap-boz gibidir her yerden bir parça alır birleştirir, kendiniz bir şeyler katar ve ortaya size ait bir şey çıkarırsınız ve bu konuda da özgürsünüzdür.

Rap dışında techno müzik seviyorum spor yaparken baya bi’ tempo katıyor :).

des istila single roportaj3

“İNSANIN İÇİNDEKİ TUTKU PARLAMAYI BEKLEYEN BİR ATEŞ GİBİ”

Konservatuvar öncesinde çocukluğunuz nasıl geçti? Nasıl bir çevrede büyüdünüz, aileniz evde neler dinlerdi? Müzik zevkiniz ve ilginiz nasıl şekillendi? Yaşadığınız yer müziğe bakış açınızı dönüştürdü mü?

Hiperaktif birisi olduğum için sürekli başıma bir şeyler gelirdi 🙂 İçerenköy’de büyüdüm, o dönemler burası gerçekten sıkıntılı bir mahalleydi kavgası olayı bitmezdi. Sonra geliştikçe eski halinden hiç bir eser kalmadı. Babam müzisyen olduğu için genelde onun sevdiği şeyleri dinlerdik evde. Eski tarz hit müzikler, dönem müzikleri chill tarzda. Müzik zevkim yaşadıklarımla şekillendi ve tabii ki de yaşadığım yerin de pek etkisi oldu, çünkü sıkıntılı dönemlerin ilhamı büyük olur.

Dört yıl boyunca 7Tepe Eagles takımında Amerikan futbolu oynadığınızı biliyoruz. Devam ediyor musunuz Amerikan futboluna? Bu merak nereden gelmişti?

17 yaşından 21 yaşına kadar oynadım. Abim sayesindedir, o oynuyordu çünkü benim de küçüklüğümden beri merakımdır aslında sert bir spor olduğu için. Onun vasıtasıyla da oyuncu olarak girdim o üniversitede okumamama rağmen 🙂

Devam etmiyorum çünkü oynadığım dönemlerde revaçta olan bir spor değildi, bir de sakatlıklar çok ciddi oluyordu. Abimin 2 omuzu da çıktı mesela. O bıraktı, sonra ben de artık “Boşuna sakatlanıp da hayatımı mahvedemem” deyip bıraktım.

des istila single roportaj5

2000’de Kadıköy’deki en köklü underground rap oluşumlarından Merdiven Crew’a girdiniz. Ve Merdiven geçen sene uzun bir aradan sonraki ilk albümü King School’u yayınladı. Merdiven’in bir parçası olmak nasıl bir duygu? Size neler kattı?

Aslında kurucularından diyebiliriz. O dönemlerde rap dinleyen ya da takılan birilerini bulmak epey zordu. Bol pantolon giyip, rap dinleyen kişilerle arkadaşlık kurup, “Gelip neden bizle takılmıyorsun” diyorduk. Her şey Kadıköy’deki harabe bir apartmanın önündeki üç basamaklı yerde başladı ve takılan kişi sayısı çoğaldıkça bilinirlik artmaya başladı. Sonra Kadıköy Acil kuruldu ve orayla birleşip devam ettik. Sayısız konser, sayısız etkinlikler düzenledik kocaman bir oluşum olduk.

Bana çok şey kattı çünkü gerçekten kendim gibi hissettiğim bir yerdi Merdiven. Aynı müzikleri dinlediğim ve yaptığım arkadaşlarım resmen bir bütün olmuştuk. Bu kültürün Türkiye’de gelişmesi ve sesimizi duyurabilmek için çok çaba sarf ettik, çok kavgalar verdik. Merdiven’in bir parçası olmak çok güzel ve çok özel bir duygu. Çünkü Merdiven bir çok kişinin bildiği, Rap’in en eski oluşumlarından biri… Ve bunu da insanlardan duymak, karşılığını görmek çok güzel. 10 sene sonra toplanıp neden tekrar bir albüm yapmıyoruz dedik tam zamanıydı. Bunun öncüsüde gruptan Firar’dı tekrar bir albüm yapmamız için öncü oldu.

2012 yılında müziğe ara verdiğinizi biliyoruz, neden ara verdiniz? Bıraktınız mı, başka işler mi yaptınız?

Girdiğim işler nedeniyle pek zamanım olmuyordu. Reklam ajanslarının çalışma şartlarını bilirsiniz, bazen gece gündüz çalışmak zorunda kalırsınız. Bir de yaptığınız müziğin yani tarzın pek karşılığı da yoktu açıkçası, biraz soğudum yavaş yavaş da yapmamaya başladım. Fakat insanın içindeki tutku orada bi yerlerdedir, sönmeyen bir ateş gibi parlamayı bekler. Bir de çevremdeki insanlar çok baskı yaptı “Sen bu işi güzel yapıyordun tekrar yapsana neden yapmıyorsun” diye, o şekilde tekrar dönmeye karar verdim. Fena da olmadı hani, özlemişim 🙂

des istila single roportaj4

İlk solo albümünüz 2019’da yayınlandı. 2020’de Merdiven’in albümü derken, 2021 için planlarınız nedir? Yeni bir solo albüm kaydetme niyetiniz var mı, Merdiven’le işler devam edecek mi?

Sayedar ile bir EP yapıyoruz 5 ya da 6 şarkıdan oluşacak, güzel isimlerle de düetler olacak. Onun dışında Kurşun ile bir single hazırladık yakın bir zamanda onu piyasaya süreceğiz. İlham geldiği zamanlarda da single yapıyorum çünkü albüm baya bir uğraştırıyor baya bir zaman alıyor. Sürekli dünya değiştiği için de yakalamak zor oluyor, o nedenle bir süre single olarak devam edeceğim. Merdiven’le ise şu an için bir planımız yok ama ilerde neden olmasın…

Des mahlasının anlamı nedir, gerçek adınız nedir? Bu mahlasın sizin için anlamı nedir, size “Desparator” diye hitap eden dinleyicilerinizi duyunca neler hissediyorsunuz?

Gerçek adım Temuçin, önceden Despo’yu kullanıyordum Despot’tan gelme ama despot biri olmadığım için t’yi tıraşladım. Okunuşu da güzeldi ama biliyorsunuz ki insanlar isimleri kısaltmayı severler herkes de “Des” diye seslenince bunda karar kıldım güzel de oldu… Kısa ve öz oldu. “Desparator” değilde “Despasito” diyorlar genelde eğlenceli kişiliğimden dolayı 🙂

des istila single roportaj

KISA KISA

  • Rap kültüründe bana ilham veren MC DMX. Kendisine rahmet diliyorum yeni vefat etti.
  • Rap diye bir şey olmasaydı şu an yapacağım meslek kendi mesleğim olan art direktörlük, (3d, Vfx, Grafik) olurdu.
  • Son dönemde takılı kaldığım albüm Pop Smoke’un Shoot For The Stars Aim For The Moon albümü.
  • Diskografimde benim için en özel olan şarkı “İyi Ama”. Çünkü Türkiye’de pek duymadığımız bi tarz.
  • Rap yaparken beni en çok zorlayan şey söz yazmak.
  • Müzik yapmanın beni en çok özgürleştiren yanı yaparken içinde kaybolmak.
  • En unutamadığım sahne deneyimim şöyle bir şeydi: Ceza 10.yıl gecesi’nde 5 bin kişi önünde sahne almak.

Kenan Doğulu 2050’den bildiriyor

kenan-dogulu-bogazimdan-gecmiyor

Kenan Doğulu, Vay Be albümünde yer alan “Boğazımdan Geçmiyor” şarkısını gelecekten bir dünyanın tasviriyle kliplendirdi.

Kenan Doğulu’nun “Boğazımdan Geçmiyor” klibi, sanatçı için daha önce çekilen ve Ida Pictures’ın yapımcılığını üstlendiği, “Dön Gel” ve “Sorma” parçalarının animasyon kliplerinin devamı niteliğini de taşıyor.

3D animasyon teknikleriyle hazırlanan klibin konusu şöyle:

Klip Tokyo’da, yakın gelecekte ve cyberpunk bir dünyada geçiyor. Uzun zamandır ayrı kaldığı ve nerede olduğunu bilmediği kız arkadaşı ile ilgili gizemli bir mesaj alan sanatçının, bu mesajın sonunda gördüğü bir sembolün etkisi ile kız arkadaşını bulmayı planladığı bölgelere doğru yola çıkması ile başlıyor. Arayışı istediği gibi gitmezken yolda karşılaştığı diğer sembollerin aslında kendisini farklı bir oyuna dahil ettiğini fark ederek şehirde dolaşması ile devam ediyor. Klipte verilen mesajlar izleyiciyi runik harflerin gizemli dünyasına çekerken sembollerin anlamları klibin içerisinde açıklanmıyor ve izleyicinin sanatçının geçirdiği süreci çözmesi bekleniyor.

YURDAER DOĞULU SÜRPRİZİ 

Klibin 2’inci dakikasında babası Yurdaer Doğulu’nun plağına rastlayan Doğulu’nun tepkileri duygulandırıyor.

Sözleri ve bestesi Kenan Doğulu’ya, düzenlemesi Ozan Doğulu’ya ait olan şarkının klip yönetmenliğini yapan Kaan Ran Özsoy aynı zamanda konsept tasarımlarını ve CGI sahnelerini de hazırladı.

Tamamen green screen’de çekilen klibin yapımcılığı İlkay Akartuna ve post prodüksiyon yönetimini Eda Semiz üstlenirken, Kenan Doğulu’nun kostümü Merve Kırşan tarafından tasarlandı.

9 Nisan’da yayınlanan klip şimdiden 2 milyonu aşkın bir izlenme elde etti.

Gaddar’dan Çağlan Tekil anısına şarkı

gaddar-caglan-tekil-sarkisi

Geçtiğimiz yıl geçirdiği beyin kanaması nedeniyle zamansız bir şekilde yaşamını yitiren Çağlan Tekil için Gaddar “Kalabalık Dağıldığında” adında bir şarkı kaydetti. 

Vokal/gitarda Övünç Dan, davulda Kerem Sedef, bas gitarda Gürkan Bozacı ve gitarda Can Çalışkan’dan oluşan İstanbullu “Türkçe sözlü keyfi metal grubu” Gaddar, müzik yazarı ve radyo programcısı Çağlan Tekil anısına “Kalabalık Dağıldığında” adında enstrümantal bir şarkı yaptı.

Grup üyeleri şarkı hakkında şunları söyledi: “Çağlan Tekil’i, aramızdan ayrılışının birinci senesinde enstrümantal bir şarkıyla anmak istedik. Şarkı, hissi ve ismini, Çağlan’ın kabin başında olduğu kimi geceleri kapatışından, çaldığı şarkılarla, son içkileri yudumlarken gözlerimizi yaşartmayı başarışından almaktadır.”

Laneth, Headbang, Blue Jean, Radyo Eksen gibi platformlardan rock ve metal müziğin Türkiye’de gelişmesine uzun yıllar katkı sağlayan “Baron” lakaplı Çağlan Tekil geçtiğimiz sene nisan ayında aramızdan ayrılmıştı.

Solomun’dan hem yeni single hem de Foxx’lu sürpriz

solomun-jamie-foxx-sarki

Elektronik müziğin en ünlü isimlerinden Solomun, yeni teklisi “The Center Will Not Hold”u müzikseverlerin beğenisine sundu.

Solomun cephesinden yeni şarkısının yanı sıra bir de güzel haberler var. Türkiye’de GRGDN Müzik’in temsil ettiği NINL etiketiyle yayınlanan şarkı, çok yakında çıkması beklenen Nobody Is Not Loved albümünün de bir parçası. Albümde bir single’da da dünyaca ünlü oyuncu Jamie Foxx yer alıyor!

Neler ettin sen bize dediğimiz Bosnalı-Alman sanatçı Solomun, uzun zamandır beklenen yeni albümünde yer alacak olan ve al bümün geçtiğimiz aylarda yayınlanan ilk üç parçası “Tuk Tuk”, “Kreatur der Nacht” ve “Home”u takip eden “The Center Will Not Hold” ile dans pistlerine geri dönüyor.

Solomun’un yeni çıkışı The Center Will Not Hold, melankoliyle enerjinin birlikte harmanlandığı taptaze bir deneyim. Oldukça yumuşak ve nazik başlangıcına yeni elementler ekleyerek devam eden parça, tıpkı bir yağmur ormanında, bir yapraktan damlayan suyun süzülüp düşerek bir dereye, akarsuya, bir dalgaya dönüşerek büyümesi gibi ilerleyerek bambaşka bir boyut alıyor. Şarkı en heyecan verici noktasına geldiğinde ise yavaşlayıp alçalıyor; fakat bu yalnızca müzik şöleninin doruğuna daha büyük bir güçle ulaşabilmek için.

ÖDÜLLERE DE DOYMADI GİTTİ 

2009’da yayınladığı ilk albümü Dance, Baby’den bu yana çok sayıda başarıya imza atan ünlü DJ, elektronik müziğin en çok tanınan ve sevilen isimlerinden biri. Dünyaca ünlü müzik festivalleri Coachella, Tomorrowland, Time Warp gibi organizasyonlarda pek çok kez sahne almasının yanı sıra Depeche Mode, Lana Del Rey, Leonard Cohen gibi sanatçıların şarkılarına yaptığı remixlerle de tanınan Solomun, çıkardığı her yeni şarkıyla ününe ün katmaya devam ediyor. En İyi Dj, En İyi Yapımcı, En İyi Melodik House Dj ödüllerini birden fazla kez kucaklamış olan Solomun, İstanbul’da verdiği konserinde muhteşem setleriyle dinleyicilerine harika bir müzik deneyimi yaşatmıştı.

Lalalar hakkında bilmeniz gereken 6 şey

lalalar-jam-session-dergy-ozel-dosya

İşte, Salon İKSV sahnesinden izleyeceğimiz Lalalar performansından önce ekip hakkında bilmeniz gereken 6 şey. 

2019’da yayınladıkları “İsyanlar” dinleyicileri esir aldı, ardından “Mecnun’dan Beter Haldeyim”, sonra da “Yalnız Ölü Balıklar Akıntıyı Takip Eder” geldi. “Hata Benim Göbek Adım”, “Sol Şeritte”, “Hiç Mutlu Olmam Daha İyi” ve “Ceketini Al Yoluna Bak”la beraber 7 single yayınlayan Lalalar, dinleyicinin gönlünde müstesna bir yerde duruyor. Ali Güçlü Şimşek, Barlas Tan Özemek ve Kaan Düzarat’tan oluşan Lalalar, Anadolu ezgilerinin nostaljik dokusunu fütüristik ögeler, sinematik bas tınıları ve kirli elektro beat’leriyle yeniden yorumluyor. Modern yaşamlara karanlık dokunuşlar yapan ekip, 70’lerden ve arabeski dans pistiyle buluşturan bir sound’la ilgi görüyor. 

The Irish Spirit Jam Session konserlerinde bu sene Lalalar’ın yanı sıra Büyük Ev Ablukada, Nilipek., Can Güngör, Barış Demirel ft. Da Poet, Evde ekibi (Nova Norda, Birkan Nasuhoğlu, Sedef Sebüktekin, Canozan), İnsanlar, Keus, Lara Di Lara performanslarını izleyeceğiz.  Ayrıca Efe Tunçer’in Evde ekibi ve Tolga Karaçelik röportajlarını da izlemenizi tavsiye ederiz.

Jam Session Lalalar konseri The Irish Spirit YouTube kanalında!

Lalalar hakkında bilmeniz gerekenler için aramıza katılın… 

BÜLENT VE ERCÜMENT ORTAÇGİL’İN YETENEKLİ YEĞENİ 

Barlas Tan Özemek, 1987 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Dayıları Bülent ve Ercüment Ortaçgil sayesinde müziğin sıkça konuşulduğu ve dinlendiği bir ailede büyüdü. Müzikle çok küçük yaşlarda tanışması onu ilkokuldan başlayarak tüm eğitim süreci boyunca müziğe yakın kıldı. Lise son sınıfta okurken Emrah Kara, Gürkan Bozacı ve Onur Öztürk ile Kırkaltı adlı rock müzik grubunu kurdu. Grubun özellikle üniversiteli gençler arasında yayılan ünü onları 2008’de yayınladıkları ve Ercüment Subaşı’nın müzik prodüktörlüğünde yaptıkları Kırkaltı adlı albüme ulaştırdı. Özkan Uğur bestesi “Olduramadım”a yaptıkları düzenleme grubu daha geniş kitlelerle buluşturdu. Korhan Futacı, Selim Saraçoğlu, Bülent Ortaçgil, Sezen Aksu, Yasemin Mori, Gaye Su Akyol, Göksel gibi isimlerle aynı sahnede çaldı.

ELEKTRONİK MÜZİĞİN EN KÖKLÜ İSİMLERİNDEN BİRİ 

Kaan Düzarat, arkadaşlarıyla birlikte Michael Jackson, Nirvana, Pink Floyd ve Baris Manço’ya uzanan bir yelpazede miks yaparken 1998’de Bournemouth’ta DJ’liğe başladı ve kulaklarını elektronik müziğe döndürdü. Öğrenci partilerinde çalmaya başladı. Bu süre zarfında, aynı zamanda İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde müzikal becerilerini daha da geliştirerek bilgisayar tabanlı prodüksiyonlar yapmaya başladı. 2003 yılında Kaan, profesyonel olarak üretime başlamak için ilk stüdyosunu kurduktan kısa bir süre sonra İstanbul’daki Dinamo 103.8’de bir radyo programına başladı. Düzarat’ın Analog Kültür adına bir plak dükkanı, Vesvese adında da bir plak şirketi var. 

HER KURDUĞU GRUBU HAYRANLIKLA İZLİYORUZ 

Lalalar’ın solisti Ali Güçlü Şimşek’i pek çok grubundan tanıyoruz. Şimşek, üniversite öğrenimi için Ankara’ya yerleştiğinde Cumhur Avcıl ve Görkem Karabudak ile Çilekeş’i kurdu. 2004 yılında hayallerini gerçekleştirmek için grup arkadaşlarıyla beraber İstanbul’a yerleşti ve müzik okumaya karar verdi. 2002’den bugüne gitaristi olduğu Çilekeş’in çeşitli plak şirketleriyle yayınladığı üç albüm yapımında ve birçok konser etkinliğinde yer aldı. Bu süre içinde Şebnem Ferah, Kreş gibi grup ve sanatçıların albüm çalışmalarında gitarist, aranjör, prodüktör ve benzeri roller üstlendi. 2014’te, Bubituzak ile ilk albümü yayımlandı. Grup çatısı altında, Gaye Su Akyol ile birlikte performanslar gerçekleştirdi.

lalalar

ÖZEMEK: “BENİ EN ÇOK ETKİLEYEN MÜZİK ERCÜMENT ORTAÇGİL’DİR” 

Barlas Tan Özemek, dayısı Ercüment Ortaçgil’in onun müziğinde çok önemli bir katkısı olduğunu söylüyor. Şöyle diyor: “Hiçbir zaman ortalara çıkmamış biri olmasına rağmen müziğiyle beni bu dünyada en çok etkileyen insandır. Aslında kendisi bu ülkenin yetiştirdiği en büyük matematikçilerden biridir ancak ne şanslıyım ki çok küçük yaşlarda onu yanımda gitar çalarken izleme fırsatı buldum. Çok beslendim ondan ve müziğinden. Bir dönem onun evinde yaşadım. Beni en çok etkilemiş olan müzik, Ercüment Ortaçgil’in müziğidir diyebilirim. Aylarca çalışıp o şarkıların hepsini hatmettim. Dolayısıyla o bilgi resmen benim omurgama işledi.”

“İNSAN KENDİNİ YIRTIP YENİ BİR TANE DAHA BULMAYA ÇALIŞIYOR”

Ülkenin gördüğü en “rockstar” gibi “rockstar”lardan biri olan Ali Güçlü Şimşek, 27 yaşında hayatını kaybeden rockstarlara hiç özenmediğini söylemiş ve gençliğinden bugüne uzanan süreçte hissetiklerini şöyle dile getirmişti: “Ama bir şeylere özenmeden olur mu ya? Herkes içindeki yolculuğa bir çıkış bileti arıyor gençken. Şanslıysa da seveceği bir yere yoksa artık neresi denk gelirse. Mahalleden özendiğin çocuktan da esinlenip bir yola girebilirsin, bir masal kahramanından da. Saçlarımı ördüğüm dönemlerden zıplamaktan bir hâl olduğum dönemlere…hey gidi..İnsan kendini yırtıp yeni bir tane daha bulmaya çalışıyor.”

lalalar2

ELEKTRONİĞE OLAN MERAKI 90’LARDA İNGİLTERE’DE BAŞLADI 

Lalalar hakkında “Dostluk, saygı, sevgi, özveri… Biraz da sokak çocukluğu ve gıybet” tanımlamasını yapan Kaan Düzarat için müzik aslında bir hobiymiş. Ortaokul ve liseden beri müziğe meraklıymış. Hatta ders de almış. “Ders almadan önce de rahmetli dayımın bir gitarı vardı bana hediye ettiği, onunla kendi kendime iyi bir noktaya da gelmiştim. Elime enstrüman alınca ufak tefek çalabilen çocuklardandım.” Düzarat 1992-94 arasında İngiltere’ye üniversite hazırlık için okumaya gitmiş. Elektronik aşkı da öyle başlamış: “Orada içimdeki sert çocuk biraz elektronik müziğe kaydı. O aralar Chemical Brothers, FatBoy Slim çok popülerdi. Ve içinde rock barındıran müziklerdi. O karışımla biraz biraz elektronik müziğe merak sardım.”

“KAYGI BENİM YAKINIMDIR, ORADA, BURADA, ŞURADA…”

Lalalar’ın lirikleriyle alkışları hak eden ismi Ali Güçlü Şimşek, çoğu insan gibi kaygılı birisi olduğunu söylüyor:  “Kaygılar zaten yakınımdır benim. Orada, şurada, burada, her yerdeler. Ama buna kontrast olarak da çocukluğumdan beri bir şöyle bir tercihim vardır: Şayet mümkünse, insan gerçekten istemediği bir şeyi yapmamalı hayatta. Öncelik sırana göre bir kıymeti varsa, çok bayılmıyorsan bile, bir şekilde bazı şeyleri yapman gerekebilir. Onlar dışında, istemediğim bir şeyi yapmaya mecbur kalmaktan olabildiğince uzak tutmaya çalışıyorum kendimi. Ve bu beraberinde müthiş bir kafa konforu getiriyor. Kıymet verdiğim bir şeyle uğraşırken de tamamen odaklanıp kaybolmuşken buluyorum kendimi.”

Müzik, sohbet ve eğlence yeniden bu civarlarda. 

Bu yıl 4’üncüsü düzenlenen Jam Session; Lalalar’ın da dahil olduğu dijital platformdaki bir grup performansla pandemi döneminde de bizi müziksiz bırakmıyor. Jam Session, bu sene mekanlar arası yolculuk konseptiyle, gitmeyi en çok özlediğimiz mekanlarda The Irish Spirit YouTube hesabında

Programın tamamını öğrenmek için The Irish Spirit Instagram hesabını takip edebilirsin. Aramıza katıl.

Gözlerini kapat ve ruhunu dinle! 

Kaynaklar: Redbull, Bantmag 1, Bantmag 2, ArtfulLiving

Şebnem Ferah’ı Şebnem Ferah yapan 10 unutulmaz şarkı

sebnem-ferah-ozel-dosya-dergy

O bizim canıımız, o bizim gözbebeğimiz! O, Türk rock tarihinin gelmiş geçmiş en iyi seslerinden, kalemi en kıvrak söz yazarlarından biri… Spot ışıklarının altına en çok yakışan isimlerden biri… O, Şebnem Ferah!

12 Nisan 1972 doğumlu olan sanatçı, bu sene 49’uncu yaşını kutluyor. 1987’de başlayan müzik kariyeri de 34’üncü senesinde ışıldıyor. Keşke bir konseri olsa da kulaklarımız bayram etse diye içimizden geçirdiğimiz, sevgili Şebo’muzu gönlümüzde müstesna bir yere kilitleyen 10 şarkısıyla kutluyoruz. Nice güzel yıllara Şebnem Ferah! 

Vazgeçtim Dünyadan 

Tarihler 15 Kasım 1996. 90’ların en “old laik days” döneminde, Türkçe rock hiç olmadığı kadar gürültüyle her yerde, her köşe başında. O zamanlar halen hayatta olan büyük müzisyen Onno Tunç ve hemen her yeteneği 100 metreden tanıyan Sezen Aksu, Şebnem Ferah’ın ilk albümü Kadın için kolları sıvadı. Raks Müzik’ten çıkan albümün ilk single’ı “Vazgeçtim Dünyadan” ana haber bültenlerinde bile yer aldı! Bu albümünde İskender Paydaş, Tarkan Gözübüyük ve Demir Demirkan’la çalışan Ferah, muazzam bir başarı elde etti. Kaset satışlarında büyük bir patlama yaşayan Kadın albümü içinde “Bırak Kadının Olayım”, “Fırtına”, “Deli Kızım Uyan” gibi mücevher değerinde şarkılar vardı. 

Bu Aşk Fazla Sana 

Kadın albümüne devam edelim. Şebnem Ferah’ın genellikle konserlerinin finalinde söylediği “Bu Aşk Fazla Sana”, Şebo şarkıları tarihinin başyapıtlarından biri. Bir ayrılık şarkısı da olabileceği gibi, aşkı daha tutkulu yaşayan tarafın serzenişiyle coşan, dillere pelesenk olan bir eser. “Yokluğun varlığın bir/ Dünüm yok, yarınım sır” diyen şarkı, yanı başında durmasına rağmen aslında uzaklarda olan sevgiliyi anlatarak yürekleri dağlıyor. Düzenlemesi Demir Demirkan ve Tarkan Gözübüyük imzası taşıyan “Bu Aşk Fazla Sana”nın klibi de dönemin ünlü klip yönetmeni Erhan Ceyhan imzalıydı. 

Yağmurlar 

Sözleri Sezen Aksu ve Şebnem Ferah imzası taşıyan “Yağmurlar”la ilgili çok acayip bir bilgiyle başlayalım: Emrah bu şarkıyı 2002 yılında coverlamıştı! Evet yanlış duymadınız. Bu gerçekten de olmuştu. Konumuza geri dönelim: “Yağmurlar” her anlamda dünya çapında bir şarkıydı. Bu şarkı hakkındaki rivayet odur ki, Ferah bu şarkıyı yıllarca aşkına karşılık vermeyen biri için kaleme almış. İşte bu nedenle “Beni sevmesen yağmurları sev” diyor, şarkı. Platonik olan tüm aşkların milli marşı kıvamındaki “Yağmurlar” şüphesiz Şebnem Ferah diskografisinin en muazzam parçalarından biri. 

Bugün 

Şebnem Ferah için kara bulutlarla dolu bir dönemin başlangıcı… Ferah, 1998 yılında sevgili ablası Aycan’ı yıllarca süren bir rahatsızlık sonucu kaybetti. Bu üzüntülü dönemin ardından ve 2,5 yıllık bir aradan sonra 1999 yılında Artık Kısa Cümleler Kuruyorum albümünü yayınladı. Albümde bu kez İskender Paydaş ve Pentagram’ın yanı sıra Kurban’dan Deniz Yılmaz ve Burak Gürpınar’ın da parmağı vardı. Bu albümün ilk klibi, “Bugün” şarkısına çekildi. Ölüm temasının işlendiği albümde Ferah, tıpkı “Deli Kızım Uyan”da olduğu gibi bu şarkıyı da ablası için yazdığını söylemişti. 

Sil Baştan 

Ve yıl 2001… Şebnem Ferah, AKCK’nın yayınlanmasından birkaç ay sonra 17 Ağustos depreminde babası Ali Ferah’ı kaybetti. Şimdi müzik onun en büyük kurtarıcısıydı. 2001 yılın ekim ayında yayınladığı Perdeler albümünde Şebo bu kez birlikte çalıştığı müzisyenlerle birlikte çalıştı. “Sil Baştan” ise, ailesinden iki önemli değeri kaybettiği o dönemde Ferah’ın kaleme aldığı en içten eserlerden biriydi. Nadir verdiği röportajlardan birinde şöyle demişti usta müzisyen: “Bir taraftan hayat devam ediyor ve siz de buna ergeç adapte oluyorsunuz ama diğer taraftan içinizde yarıklar oluşmuş oluyor. Güçlü olmak zorundayız yoksa yaşayamayız, ben de elimden geldiği kadar öyle kalmaya çabalıyorum.”

Sigara 

Bu şarkının klibini hatırlamayan yoktur herhalde: Gümüş bir elbise içinde Şebnem Ferah turuncu, kabarık, kıvırcık saçlarıyla “Ben sigara dumanının altında, yana yana en sonunda kül oldum” diyordu. Perdeler albümünün en güçlü şarkılarından biri olan “Sigara” için Ferah Finlandiya’da Apocalyptica ile çalışarak yeni bir yorum da getirdi. Ve ülkemizde de çok sevilen Apocalyptica ile çalışan ilk Türk sanatçı oldu. “Sigara”, o dönem hayatta olan Müslüm Gürses tarafından da coverlanmış, orijinali “güzel elbiselerle, makyaj yapıp dolaşmayı” olan dize Müslüm Gürses tarafından, “dünyanın her yolunda yürüyüp kaybolmayı” şeklinde değişitirilmişti. 

Ben Şarkımı Söylerken 

Şebnem Ferah’ın kariyerinde zirve yaşadığı dönem olan 2000’lerdeki en iyi albümlerinden biri de Kelimeler Yetse idi. 2003 yılında yayınlanan albüm, çıkış şarkısı “Ben Şarkımı Söylerken”le açılıyordu. Bu şarkının magazinsel değeri ise şu: Şebnem Ferah’ın o dönem birlikte olduğu kişi tarafından aldatıldığını televizyondan öğrenmesi… “Öteki kadın” olan diğer kişi de, yine müzik dünyasının çok ünlü isimlerinden bir tanesi. İhanet acısıyla kaleme aldığı şarkılarla Şebnem Ferah adını tarihe yazdırdı aslında. “Ben şarkımı söylerken istersen sesi açarsın, istersen kısıp bunu da yok sayarsın” diyerek, bir bir söyledi kalbinden geçenleri. 220 volt gücündeki bu şarkıyla da dinleyicilerini duvardan duvara vurdu. 

Mayın Tarlası 

Kırık bir aşk öyküsünün belki de en iyi tarafı geriye kalan şarkılardı. “Mayın Tarlası” da bu şarkılardan biri oldu. Aşık olmanın nasıl bir bilinç kaybı olduğunu çok iyi ifade eden bu şarkı, kör umutları, imkansız gelecekleri, hayal kırıklıklarını kanlı canlı önümüze seriyor. Ferah, “Aşkı tanımlamaya çalışamam, bazı şeyleri kelimelerle anlatmak anlamını küçültmek gibi geliyor bana. Aşka dair her türlü duyguyu; mutluluğu da, acıyı da yaşadım elbette. Şarkı yazarken de yaşadıklarınız duygularınıza büyük ölçüde şekil veriyor” diyordu, bu konuda. 

Babam Oğlum 

Ferah’ın yaşadığı bu büyük aşkta, sevgilisiyle birlikte gittiği Finlandiya tatilini referans gösterdiği söylenir: “En son tatilimizi düşündüm, ayrılmadan 20 gün önce/ Dünyanın en güzel şehirlerinden birinde, yürüdük kilometrelerce / İz bıraktık; kaldırımlarda, otelde, caddelerde…” Her büyük aşk elbette insanda bir iz bırakıyor. “Babam Oğlum” eseri de işte bu bırakılan izin en nadide parçalarından biri. Az ve öz sözlerle kalpler nasıl delinir, adeta ders veriyor. 

Can Kırıkları 

Şebnem Ferah’ın 2005 tarihli albümüne de adını veren şarkısı “Can Kırıkları”, yazar Karin Karakaşlı’nın aynı isimdeki öykü kitabından esinleniyor. “Daha kitabın adını okur okumaz şarkı kafamda şekillenir gibi oldu. İsmine çok imrendim, neden ben düşünemedim böyle bir ismi diye düşündüm. Acı yaşamanın ve bunu ifade etmenin bin türlü yolu var ama bu bana çok etkileyici bir ifade biçimi gibi geldi. Bir şeylerden ilham almak çok kıymetli bir duygudur müzisyen için, her zaman başına da gelmez” demişti Ferah, bir röportajında. Prodüktörlüğünü Tarkan Gözübüyük’ün üstlendiği albüm “Okyanus”, “Çakıl Taşları”, “Bir Kalp Kırıldığında” gibi birbirinden değerli şarkıları barındırdığını da ekleyelim. 

Olta Dayanışma’dan 6.albüm: Hafıza

yelda-altunal-olta-dayanisma-hafiza2
Müzisyen Yelda Altunal da albümde yer alan isimlerden biri.

Bağımsız müzisyenlerin bir araya gelerek oluşturdukları Olta Dayanışma  yeni albümünü dinleyici ile buluşturdu.

Tüm geliri pandemi sürecinde işsiz kalmış olan müzisyenlere, müzik ve sahne emekçilerine aktarılan Olta Dayanışma albüm serilerinin 6’ıncısı da yayınlandı.

Sosyologların özellikle Türkiye’de unutma ve toplum hafızası konusunda daha çok mesai yaptıkları gerçeğini düşündüren Olta müzisyenleri, albümün adının Hafıza olmasını şöyle açıklıyor:

“Hatırladıklarımız kadar toplu olarak unuttuklarımız da yaşamımızın bir parçası. Hafıza albümü toplu unuttuklarımızı eşeleyip onları gün yüzüne çıkarma gayesiyle yola çıktı. Hepimizin kendi hatırlama yolculuğunun kesiştiği bir albüm olmasını diliyoruz.”

Olta Dayanışma, “umut denizine atılmış bir olta” mottosundan yola çıkan bir oluşum. Olta Dayanışma’nın bir sonraki iki albümü türküler ve elektronik müzik konseptinde olacak.

Rauf ve Faik’ten “Can’t Buy Me Loving / La La La” yayında

rauf-faik-cant-buy-me-loving

Azeri asıllı Rus ikiz kardeşler Rauf & Faik, yeni teklileri “Can’t Buy Me Loving / La La La”yı Türkiye’de GRGDN Müzik temsilinde yayınladı.

Ülkemizde çok büyük bir hayran kitlesine sahip olan henüz 22 yaşında olduklarına inanamadığımız ikili, “Can’t Buy Me Loving / La La La” ile bu yıl çıkardıkları teklilere bir üçüncüsünü ekledi. Yeni şarkıları, daha önce çok büyük başarı yakalayan ünlü Rusça hitleri “что такое любовь? (Aşk Nedir?)’in İngilizce versiyonu.

“Bu şarkıyı İngilizce’ye çevirmemizin sebebi olabildiğince çok insana ulaşmasını istememizdi” diyor Rauf & Faik. Şarkının ana teması ikili ilişkilerden, aşk ve mutluluk gibi evrensel konulardan ve bunların parayla satın alınamayacağı fikrinden oluşuyor.

ÖZETLE: ‘BEDENİMİ SATIN ALABİLİRSİN AMA RUHUMU ASLA’CILIK 

“Eğer bir adam, bir kadından hoşlanmıyorsa, kadın tarafından ‘satın’ alınamaz. İnsan sevgisinin satın alınamayacağı fikri dünyanın her yerinde geçerli. Aşk satılık değildir ve mutluluğa bir fiyat etiketi koyamazsınız” Kulaklarımıza oldukça aşina olan melodisine eşlik eden yeni sözleriyle “Can’t Buy Me Loving / La La La”, şimdi tüm dijital platformlarda tekrar tekrar dinlenmeyi bekliyor.

Orta ve Kuzeybatı Asya, Almanya, ABD ve Türkiye’de çok büyük bir hayran kitlesine sahip olan Rauf & Faik, çıkardıkları son derece başarılı hitlerle her geçen gün yeteneklerini kanıtlamayı sürdürüyor ve dünya çapındaki ünlerini giderek artırıyorlar.

İkilinin en büyük çıkışlarından olan ve akıllara kazınan şarkılarının en iyi örneklerinden “детство” (Detstvo)”, Türk şarkıcı Feride Hilal Akın tarafından “Yok Yok” şarkısıyla Türkçe’ye uyarlanarak ülkemizde çok büyük bir başarı elde etmiş, müzik listelerinin ilk sıralarında yer almıştı.

Madrigal- “Ne Zamandır Sendeyim”

Madrigal uzun zamandır beklenen yeni albümü Neogazino’yu yayınladı. Ekibin çıkış şarkısı “Ne Zamandır Sendeyim” oldu.

Sözleri ve müziği Anıl Erdem Cevizci imzası taşıyan “Ne Zamandır Sendeyim”in klibini de Mali Ergin yönetti.

Neogazino, Hypers etiketiyle yayınlandı.

İşte “Ne Zamandır Sendeyim”in sözleri…

***

Sağım solum, çıkmaz sokak
Baharlar çok uzak bana.
Ne çok haklıydın, dünde saklıydın
Yarınlarım yalan.

Sordum seni hep yağmura, yıldızlara, aya.
Gezdim tozdum belki uyarsın diye, durgun dalgalara.

Ceza gibi
Histerili ruh halim
Bu son değil
Ne zamandır sendeyim

Aşmış boyu, derdi tozu
Geçmişim kendimden.
Ne rüyalarda, başka kollarda
Geldim üstesinden.

Kopamıyorsan
Atamıyorsan
Üstünü çizemiyorsan karala.

Lara Di Lara hakkında bilmeniz gereken 7 şey

lara-di-lara-ozel-dosya

İşte, Blok Mekan’daki konserini The Irish Spirit YouTube kanalında izleyeceğimiz Lara Di Lara hakkında bilmeniz gerekenler… 

123’ün solisti olarak tanıdığımız Dilara Sakpınar, nam-ı diğer Lara Di Lara, 2015’te Oraya Doğru, 2017’de Hazineler İçindesin ve 2020’de Sudaki Çığlık adında üç stüdyo albümü kaydetti. Farkındalık, kabul, merak, keşif, sevmek ve kendine olan inanç gibi duygulardan ilham aldığı Sudaki Çığlık albümünün sonrasında, albümde yer almayan single’lar da yayınladı. Yetenekli müzisyeni daha yakından tanımak için aramıza katıl! 

LARA Dİ LARA KİMDİR? 

Yarı İsveçli yarı Türkiyeli olan Dilara Sakpınar, İstanbul Bilgi Üniversitesi Müzik Bölümü’nden mezun oldu. Sonra da 123 ile müzik kariyerine başladı. Grup ile dört albüm kaydetti. Besteci ve söz yazarı olarak zaman içinde biriktirdiği parçalar Oraya Doğru adındaki ilk albümüyle hayat buldu. 2017’de ikinci albümü Hazineler İçindesin’in ardından Türkiye’nin önemli mekanları ve festivallerinde sahne aldı. 2018’de Hollanda, Belçika, Almanya ve Avusturya’yı kapsayan Avrupa turnesi, Eskişehir Senfoni Orkestrası ile gerçekleştirdiği özel bir dinleti verdi. Nick Cave konserinin ön grubu oldu. 

SANAT VE MÜZİKLE İÇİÇE BİR AİLEDE DOĞDU 

Stockholm’de büyüyen Dilara Sakpınar, sanat ve müzikle içiçe bir aileden geliyor. Babası, ünlü orkestra şefi Ender Sakpınar. Annesi, ressam ve yazar Leyla Sakpınar. Dayısı ise, dünyaca ünlü saksafon sanatçısı İlhan Erşahin. Sakpınar, babasının işindeki çabasından ve adanmışlığından çok etkilenmiş: “Şanslıyım ki babam çok açık, olduğu gibi biridir. Hiçbir zaman kısıtlayıcı olmadı. Müzik konusunda da öyle. Küçüklüğümden beri babamın provalarına, konserlerine giderim. Birlikte müzik dinleriz ve bu sadece klasik değildir. Benim müziğimle ilgili de hep çok destekleyici bir yaklaşımı vardır” diyor, babasını anlatırken. 

“HAKSIZLIK VE YANLIŞLAR ÇOK CANIMI SIKTI” 

Lara Di Lara, yakın zamanda Dergy’e verdiği röportajda Sudaki Çığlık’ta yer alan şarkıların, başına geleceğini hiç düşünmediği şeylerle paralel olarak ortaya çıktığını söylemişti: “Sudaki Çığlık’la uzun bir süre vakit geçirdim. Bir kaç sene kadar. Bu zaman içinde değişen dönüşen çok şey ve başıma geleceğini hiç düşünmediğim şeyler oldu hayatımda. Sanırım en çok bu değişikliklerden ve olaylardan etkilendim. İyisiyle kötüsüyle. Kendi hayatım dışında, genel hayatta olan biten haksızlık ve bana göre olan yanlışlıklar canımı çok sıktı. Bastırılmış duygu ve düşünceler, saklanmak zorunda kalınmış durumlar vs. Kendimce o konulara da değindiğim bir albüm oldu.”

MÜZİĞİNİ TANIMLAMAYI SEVMİYOR 

Her ne kadar yaptığı müzik için “alternatif” desek de, yer yer elektronik, yer yer caz öğelerini de bulabiliyoruz, Lara Di Lara’nın şarkılarında. O da müziğini tanımlamayı sevmediğini söylüyor. Bu tip tanımlamaların dinleyiciye bırakılması gerektiğini düşünüyor. Bir müzisyen olarak ürettiğini, bir sürü şeyden beslendiğini, harmanladığını, “Dilara süzgecinden” geçirdiğini ve yayınladığını belirtiyor. “Gerisi dinleyene kalmış ve yoruma açık diye düşünüyorum” diyor. Sakpınar’ın Alike Places adında bir projesi daha var. Daha “beatbase” bir müzik, diye tanımlıyor bu projeyi. 

LARA Dİ LARA KİMLERİ DİNLİYOR? 

Başarılı müzisyen şöyle sıralıyor en sevdiği grup ve projeleri: “Hakan Kurşun, Gevende, Nekizm, Big Beats Big Times, Burak Irmak, Erkin Gören, Büyük Ev Ablukada (akustikken), Selim Saraçoğlu, Cihan Mürtezaoğlu, Your German Needs, The Ringo Jets, Eskiz, Barlas Tan Özemek, Sakin (keşke bitmeseydi), Can Güngör, Ceylan Ertem, Yasemin Mori, Efe Demiral, Cenk Erdoğan, Melike Şahin, Ayyuka.”

ALTERNATİF SAHNE HAKKINDA: “BİRBİRİNE ÇOK BENZEYEN MÜZİKLER VAR”

Lara Di Lara, son dönem alternatif sahnede bir “karşı gelme” ekolü olduğunu, sanatın bu anlamda bir itici güç olduğunu söylüyor. Ve ekliyor: “Çok fazla şey çıkıyor ama bence birbirine çok benzeyen müzikler var. Keşke biraz daha herkes kendi yolundan gitse, o cesareti göstersek hep birlikte. Böyle bir akım yaratıp o akımın peşinden gitmek değil de, o akımın içinde kendi yerini bulmaya çalışmak daha değerli bir şey. Neticede çok fazla müzisyen çıkması bence besleyici bir şey.” Sakpınar yerli alternatif sahnenin biraz lokal ve kapalı olduğunun da altını çiziyor: “Müzikal anlamda ‘Nereye gidebilirim’, ‘sınırları nasıl zorlayabilirim’, ‘söz yazımında bir derinlik nasıl yakalanır’ biraz daha kafa yormak gerekiyor gibi geliyor bana.” 

ŞARKILARI DOĞADAN İLHAM ALIYOR 

Lara Di Lara’nın şarkılarında ve kliplerinde genel olarak gözlemlenebilecek ana fikir, sanatçı ve doğa arasındaki ilişki. Sakpınar, kendini doğaya ve toprağa çok bağlı hissettiğini söylüyor. Dolayısıyla şarkılarındaki ince ayrıntılar da bununla ilgili. Doğanın kendi içinde çok fazla soru barındırdığını da söylüyor: “Nereden geldik? Nereye gidiyoruz? Bu gidiş hem bizi hem de hayatın kalanını neye dönüştürüyor? Tüm bu sorunların içerisinde de sanırım hep ‘özünü unutma ve oradan devam et’ telkinini de yapmaya çalışıyorum.”

Müzik, sohbet ve eğlence yeniden bu civarlarda. Jam Session, bu sene mekanlar arası yolculuk konseptiyle, The Irish Spirit YouTube hesabında.

Programın detayları için The Irisih Spirit Instagram hesabını takip edebilirsiniz.

Aramıza katıl. Ruhunu dinle! 

LARA BANNER

Kaynaklar: Gazete Bilkent, The Rave Mag, Instyle, Habertürk, Bir Baba Indie

Simge’den yeni şarkı: “Sevmek Yüzünden”

simge-sevmek-yuzunden-single

Pop müziğin yetenekli isimlerinden Simge, bir sürelik sessizliğinin ardından son hit “Sevmek Yüzünden” adlı şarkısını müzik severlerin beğenisine sundu.

Sözü Sezen Aksu’ya, müziği Simge, Ersay Üner ve Ozan Bayraşa ‘ya düzenlemesi Genco Arı‘ya ait olan yeni şarkısını yayınlayan Simge, “Sevmek Yüzünden” adını verdiği yeni şarkısıyla iddialı.

“Sevmek Yüzünden” ile başarılı müzisyenleri yeniden bir araya getiren Simge’nin fotoğraf çekimi ve video klibinin yönetmenliğini Seçkin Süngüç yaptı.

London Grammar yeni single’ı “America”yı yayınladı

london-grammar-californian-soul

İngiliz pop grubu London Grammar yeni şarkıları “America”yı bugün yayınladı.

Grubun solisti Hannah Raid, bu şarkıyı nasıl yazdığını şöyle anlattı: “İronik bir şekilde, bunu yazmayacağımı düşündüğüm tüm şarkılara bir veda olarak yazdım çünkü gerçekten müzik endüstrisi için mi yoksa kendi kişisel Amerikan rüyam için mi uygun olduğumdan emin değildim.

Bu yüzden o şarkıyı yazdığımı hatırlıyorum, çok çabuk ortaya çıktı ve piyanoda ağlıyordum. Grup arkadaşlarım Dan Rothman ve Dot Major için bu şarkıyı duymak oldukça duygusaldı. Ama gerçekten şaşırtıcı olan şey, bunu güzel bir şeye dönüştürdüğümüzü hissettim. Biz bunu gerçekten olumlu bir şeye dönüştürdük. ”

London Grammar yeni albümleri Californian Soul‘dan “Baby It’s You”, “Lose Your Head” ve “How Does It Feel”i paylaşmıştı.

Pharrell’ı Pharrell yapan en muazzam 10 şarkı

pharrell-williams-10-sarki

Sıkı durun, asla yaşlanmayan, gündemden düşmeyen, şarkılarıyla olduğu kadar stiliyle de ortalığı darmaduman eden Pharrell Williams’tan bahsedeceğiz. 

48 yaşındaki ABD’li rapçi, prodüktör, stil ikonu Pharrell şimdilerde ne yapıyor derseniz, anlatalım. Yıllardır süren Adidas Originals işbirliğine devam ederek yeni ayakkabılar ve giysiler tasarlıyor. Hatta yeni koleksiyonunu 9 Nisan’da takipçilerine sundu.  OTHERtone adında bir podcast hazırlıyor. Humanrace adında bir cilt bakım markası kurdu. Robin Thicke’in “Higher” şarkısının prodüktörlüğünü üstlendi.

Ne yazık ki onla ilgili üzücü bir haber de var bugünlerde. Ünlü sanatçının kuzeni Donovon Lynch bir silahlı çatışmada yaşamını yitirdi. Ünlü müzisyen bu konuda federal bir çalışma yürütülmesini talep etti.

İşte dünyanın en yetenekli müzisyenlerinden Pharrell’ı Pharrell yapan 10 şarkı. 

Snoop Dogg, Pharrell Williams Drop Like It’s Hot 

Asla eskimemiş, zamansız bir şarkı. 2004 yılında yayınladığı dönemde, özellikle şarkının başındaki “ağız tıpırdatma” hareketiyle dimağlarda kalmıştı. YouTube’da sözleri çok sansürlenmiş olsa da, bir dönem müzik kanallarında sansürsüz halini sık sık izlediğimiz bir klibi var. Prodüktörlüğünü Pharrell Williams ve Chad Hugo’dan kurulu The Neptunes’ün yaptığı “Drop Like It’s Hot”ın sözlerinde de Pharrell’ın imzası var. Snooooooooop! 

 

Gwen Stefani- Hollaback Girl 

“İşim olmaz dedikoduyla, ben kendi yoluma bakarım” diyen müthiş enerjik bir Gwen Stefani şarkısı. No Doubt’ın 90’lar 2000’ler ekseninde yaşadığı büyük başarıdan sonra solo albüm yapmaya karar veren Gwen Stefani, 2004’te Love. Angel. Music. Baby albümünü yayınladı. Müthiş enerjik klibiyle de ilgi gördü. Stefani’ye bu şarkının sözlerinde Pharrell eşlik etti, prodüktörlüğü de The Neptunes üstlendi. Listelerde iyi bir yükseliş elde eden şarkı, her ne kadar bazı mecralar tarafından “sinir bozucu” olarak tanımlansa da, dillere pelesenk oldu. 

 

Daft Punk, Pharrell Williams, Nile Rodgers – Get Lucky 

Neredeyse 10 yılda bir albüm yapan Daft Punk’ın 2013 yılında yayınladığı “Get Lucky” şarkısına da Pharrell’ın sihirli elleri değmişti. Disko ve funk öğelerinin Daft Punk’ın geleneksel elektronik-robot dünyasına uyarlandığı şarkı, Daft Punk’ın Random Access Memories albümünde yer aldı. Ve elbette Grammy ödüllerinde “Yılın Şarkısı” seçildi. Daft Punk ve Pharrell dostluğu, ekibin Daft Club albümüne dayanıyordu. Pharrell onlar için “Harder Better Faster Stronger”ın remix’ini yapmıştı. Daft Punk da N.E.R.D’ün müzik tarihinin en seksi şarkılarından biri olan  “Hypnotise U” şarkısının prodüktörlüğünü üstlenmişti. 

 

Pharrell Williams- Happy 

Ve gelelim asla unutamayacağımız bir diğer Pharrell şarkısı olan “Happy”ye. Aslında 2013’te “Despicable Me 2” filminin soundtrack’i için yapılan bu şarkı, öyle büyük bir sükse yarattı ki, yeryüzünde bu şarkıyı duymayan bir kulak kalmadı diyebiliriz. Pharrell bu şarkıyı 2014’teki solo albümü G I R L’e de aldı. Şarkının klibi MTV Video Müzik Ödülleri’nde iki ödül, Grammy’lerde En İyi Müzik Videosu ödülünü aldı. “Happy”nin klibinde Steve Carrell’dan Jimmy Kimmel’a pek çok ünlü sima yer alıyordu. 

 

Britney Spears- I’m A Slave 4 U

İşte yine baştan aşağı The Neptunes ile birlikte Pharrell Williams imzası taşıyan bir şarkı daha. Pop dünyasının skandallar kraliçesi Britney Spears’ın 2001 tarihli Britney albümünde yer alan “I’m A Slave 4 U”. Bu şarkı Britney’in kariyerini baştan başa değiştirdi. Zira, seksi vokalleri ve alışılmadık bir altyapısı vardı, Britney artık “komşu kızı” imajından kurtulmuştu. Bu şarkıyla Britney, Madonna’nın 90’lardaki “sınırları zorlayan seksi” tarzına benzetildi. “I’m A Slave 4 U” Britney Spears’ın kariyerindeki kilometre taşlarından biri oldu.

 

Kelis- Milkshake 

Yine bir Pharrell klasiği: Dört kez duraksama, beşincide şarkıya giriş. Kelis’in 2003’teki Tasty albümünde yer alan klasikleşmiş şarkısı “Milkshake” de işte yine sahibinin imzasını taşıyan bir hitti. Şarkı aslında Britney Spears için yapılmıştı ama Britney bu şarkıyı istemeyince ihale Kelis’e kaldı. Kelis, “Milkshake”in özgüvenle ilgili olduğunu, kadınların kendilerini özel hissetmeleri için yazıldığını” söyledi. Her ne kadar aday olduğu “En İyi Urban/Alternatif Performansı” kategorisinde Grammy’i kazanamasa da, muhtemelen Britney’i bu şarkıyı söylemediği için pişman etmiştir.

 

Robin Thicke, Pharrell, T.I – Blurred Lines 

Artık Pharrell’ın imzasını tanıyoruz değil mi? Bir, iki, üç, dört… Ve başla! 2013 yılında yayınlandığında Robin Thicke’yi dünya çapında bir şarkıcı yapan “Blurred Lines” aslında tarafların başını çok büyük bir derde soktu. Zira, Marvin Gaye bu şarkının “Got To Give It Up” adlı şarkısından “araklandığını” iddia etti ve açtığı davada Pharrell Williams ve Robin Thicke’den 5.3 milyon dolar kazandı. Pharrell, bu esinlenmeyi kabul etti. Herkes pişman ama “Blurred Lines” hala çok büyük bir hit. Özellikle klibiyle model Emily Ratajkowski’yi dünya çapında bir şöhrete kavuşturduğunu söyleyebiliriz. 

 

The Carters- Apesh..t 

Beyoncé ve Jay-Z’nin The Carters adıyla 2018’de yayınladığı Love is Everything albümünün en başarılı şarkısı “Apesh..t” oldu. Pharrell Williams’ın Beyoncé ve Jay-Z ile birlikte kaleme aldığı şarkıda Quavo ve Cardi B’nin eşi Offset’in de imzası var. Şarkının Paris’te Louvre müzesinde çekilen müthiş klibinin de hakkını vermek lazım. “Apesh..t” 2018’de 8 MTV Video Müzik Ödülü aldı ve “En iyi Video” dalında Grammy adaylığı elde etti. Pharrell şarkının herhangi bir yerinde görünmedi, vokalde de değildi ama “Apesh..t”in hemen her yerinde olduğu yine hissedildi. 

 

Justin Timberlake- Senorita 

Müzik mecrası Complex’in hesaplamalarına göre, bir dönem ABD radyolarında çalan şarkıların yüzde 40’ından fazlası The Neptunes prodüksiyonuydu. Justin Timberlake’in “Senorita”sı da bunlardan biriydi. Timberlake’in 2003 yılında yayınanan Justified albümünde yer alan şarkı, R&B, pop ve caz öğelerinin bir birleşmesiydi. Tabii ki bu şarkıda Latin sosu da eklenmişti üste, şüphesiz! Justin Timberlake bu şarkının groove’larının Steve Wonder’dan ilhamla yazıldığı da eklemişti. 

 

N.E.R.D- Lapdance 

Pharrell Williams diyeceksek, elbette N.E.R.D’den de bahsedeceğiz! Pharrell’ın Chad Hugo ve Shay Haley’le birlikte Neptunes’un yan projesi olarak kurduğu grubu N.E.R.D, “She Wants to Move” ve “Hypnotise U” gibi birbirinden başarılı şarkılara imza attı. “Lapdance” ise, ekibin nu-metal esintileri taşıyan şarkılarından biri. N.E.R.D’e bu şarkı rapçi Vita eşlik ediyor. Strpitizciler, bar kavgaları, motosikletçiler ve bisikletçileri konu alan, ve elbette bir “kucak dansı”nı anlatan bu muzip şarkı, pek çok video oyununda da yer aldı. Şarkı, N.E.R.D’ün 2001 tarihli In Search Of… albümünde yer alıyor. 

 

Nilipek. hakkında bilmeniz gereken 8 şey 

nilipek.gunebakan

Nilipek., Blok Mekan’daki Jam Session konseriyle The Irish Spirit YouTube kanalında. Aramıza katıl!  

Hayatımıza girişi aslında 7 Pink Floydlar ve 2 Prenses’teki geri vokaliyle oldu. Sonra da solo kariyeri başladı. Nilipek. üniversitedeyken 4 farklı grubu vardı. Yüksek lisans yaparken Hypnotic School adında bir dream pop grubu vardı. Müzik hayatının hep bir parçası oldu. 2015’te Sabah, 2017’de Döngü ve 2020’de mektuplar adında üç solo albüme imzasını attı.

The Irish Spirit YouTube kanalında yayınlanan 41 dakikalık performansıyla bizi kimi zaman karların yağdığı, kimi zaman güneşlerin parladığı masal alemlerine çağıran Nilipek., Jam Session performansında sırasıyla şu şarkılarını seslendiriyor: “Senden Uzakta”, “Gömülür”, “Yaprak”, “Koşuyolu”, “Nefessiz”, “Defne”, “İbrahim”, “Çocuk”, “Sağanak Yağmurlu Şarkı”, “Yeni” ve “Geçit”.

The Irish Spirit performanslarında Nilipek.’in yan sıra Büyük Ev Ablukada, Can Güngör, Barış Demirel ft. Da Poet, Evde ekibi (Nova Norda, Birkan Nasuhoğlu, Sedef Sebüktekin, Canozan), İnsanlar, Keus, Lara Di Lara ve Lalalar’ı izleyeceğiz. Ayrıca Efe Tunçer’in Evde ekibi ve Tolga Karaçelik röportajlarını da kaçırmamanızı öneririz.

Nilipek. hakkında bilmeniz gerekenler için, aramıza katılın!

DUYGULARI TANIMLAMAK, ANALİZ ETMEK ONUN İŞİ! 

Nilipek. Boğaziçi Üniversitesi  Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık bölümü mezunu. Her şarkısında kendi duygularımızı nasıl bu kadar nokta atışı bulabiliyoruz derseniz, işte bu sorunuzun cevabı aslında. Sanatçı, aldığı eğitim sayesinde genelde bir duyguyu tanımlama eğilimi olduğunu söylüyor. “Şu anda ne hissediyorum, neden hissediyorum ya da başka bir şey olsaydı ne hissederdim?” diye soruyor, kendine. Tanımlama, analiz etme ve kağıda dökme alışkanlığı olduğunu söylüyor. Hatta bir “ergenlik kutusu” var. Üniversite öncesinde de kendisinin ve karşısındakinin duygularını tanımlamaya çalıştığını, kutuda da insanlarla derslerde yazıştığı notları sakladığını söylüyor. 

NİLİPEK.’İN HEP YANINDA TAŞIDIĞI DEFTERİ 

On parmağında on marifet olan müzisyen Nilipek. şarkıları hem yazıyor, hem besteliyor, hem de yorumluyor. Yanında hep taşımaya çalıştığı bir defteri olduğunu söylüyor. Bu, onun yoğun duygusal durumlardan çıkma, bunlarla baş etme yöntemi. Bazen bir duygusal durumun getirdiği iki satırı, başka bir duygudan kaynaklı diğer satırlarla birleştiriyor. “Bazen kendimi şarkının içine koyup ne hissederdim, nasıl söylerdim onu hayal ediyorum. Çok sık olmasa da bazen bir ritmin, birkaç akorun üzerine doğaçlama yazdığım da oluyor” diyor. İşte Nilipek. şarkılarının matematiği böyle oluşuyor. 

NEDİR BU MIY MIY POP? 

Nilipek. “Mıy mıy pop” tanımını ilk yaptığı zamanlarda, Ozan Tekin’le birlikte akustik konserler veriyordu. Şöyle diyor: “‘Singer songwriter’ kavramının Türkçesini bulmak zor geliyordu, akustik rock tanımı da yanlış gibiydi. Müziğimizi bir kategoriye yerleştirmeye çalışırken ağzımdan o laf çıktı.” Ve ekliyor: “Sanırım mıy mıy pop ‘mıyır mıyır şarkı söyleyen bir vokal’e ve ‘rock gibi ama tam da değil gibi bir sound’a karşılık geliyor. Yani rock diyemiyoruz, çünkü rock değil. Ama tam pop da değil. Bir yandan ‘vicicu vicicu’ sesler…” Anlaşıldı, değil mi? 

ONU HANGİ SANATÇILAR ETKİLİYOR? 

Nilipek., müzikal anlamda onu en çok etkileyen isimleri The Doors var, Nick Drake, Jeff Buckley ve Vanessa May olarak belirtiyor. Pharrell Williams’ı da çok sevdiğini ve onunla ortak bir çalışma yapmayı çok isteyeceğini söylüyor. Türkiye’de de aynı sahneyi paylaşmak istediği isim, MFÖ’nün Ö’sü Özkan Uğur. 

nilipek2

KİMDİR O EKŞİSÖZLÜK’TEKİ AYŞEGÜLNAZCAN? 

Nilipek., açıkyüreklilikle Ekşisözlük’te bir dönem yazdığını itiraf etmiş hatta rumuzunu da paylaşmıştı: Ayşegülnazcan. Nasıl oluşmuş peki o Ayşegülnazcan? Şöyle anlatıyor: “Kadın ismi dediğimizde ilk akla gelen ‘Ayşe’ ve isimlere eklenen ekleri birleştirdim; -gül, -naz, -can. Anonim bir kadın olmak için uydurduğum bir isimdi, sonra her yerde o rumuzu kullanmaya başladım. Artık kullanmamam yönünde baskılar var, ama ben seviyorum.” 

“ÇOK DÜŞÜNDÜM VE SAKLANMANIN GEREKSİZ OLDUĞUNA KARAR VERDİM”

Nilipek.’in açık sözlülüğü, Dergy’e verdiği röportajında da hissedilmişti. Sanatçı, şarkı yazarken kendini ne kadar şifrelediği sorusuna şu yanıtı vermişti: “Eskiden şifreliyordum, şifrelediğim haliyle bile fazlasıyla çıplak hissediyordum.  Ama konser verdikçe insan şarkıların hikayelerinin dinleyenlerle değiştiğini, bir yerden sonra yazandan bağımsız hale geldiğini fark ediyor. Bir şarkının kime yazıldığını, neden yazıldığını bilseniz bile dinlerken öyle dinlemiyorsunuz. Çok düşündüm bunun üzerine, sonunda saklanmanın gereksiz olduğuna karar verdim. Tabii ki ilk yayın anında çıplak hissediyor insan, ama çıplaklık o kadar da korkutucu bir şey değil, şimdi şimdi anlıyorum.”

nilipek kopyasi

ALTERNATİF EVRENİN KALPLERİ KANATAN ŞARKISI: “GÖMÜLÜR” HAKKINDA

Nilipek.’i geniş kitlelerle tanıştıran şarkısı hiç şüphesiz  boldu. Bu utangaç, tatlı, içe kapanık aşk şarkısı, dillere dolandı ve şimdiden klasikler arasındaki yerini aldı. Sanatçı, bu şarkının aşkta, dostlukta ve hayranlıkta platoniklik şarkısı olduğunu söylüyor.” Karşısındakinin ne düşündüğünü hiç kestiremeyen, dikkatini çekmek isteyen ama dikkatini çekmekten de korkan birinin; tuhaf, arada kalmış hali” diyor. Aslında bu şarkının bir ayrılığı anlatmadığını söylüyor ama bir yandan da şarkıların yayınlandıktan sonra yazarın hikâyesinden tamamen koptuğunu ve dinleyen herkesin hikâyesiyle donandığını da düşünüyor. 

GÖRSEL SANATLARA MERAKLI 

Nilipek.’in uzun zamandır illüstrasyon yaptığını, fotoğraf çektiğini ve hatta analog fotoğraf makinelerine ne kadar meraklı olduğunu dinleyicileri yakinen biliyor. Sanatçı kendi konser görsellerini, albüm kartonetlerini ve oradaki illüstrasyonları da kendi yapıyor. Belki bu da Nilipek. hakkında pek bilinmeyen bir detay olabilir ama söyleyelim: Sanatçı, dövme de yapıyor. Kimbilir belki onunla yollarınız bir dövmecide kesişir… Neden olmasın?  

Müzik, sohbet ve eğlence yeniden bu civarlarda…

Başladığı günden beri sahneler arası bir müzik yolculuğuna dönüşerek bizi sevdiğimiz sahnelerde sevdiğimiz müzisyenlere buluşturan ve bu yıl 4’üncüsü düzenlenen Jam Session konserleri, Nilipek.’in de dahil olduğu dijital platformdaki bir grup performansla geri döndü.

Sanal da olsa özlem duyduğumuz mekanlara giriş yaptığımız, ekranlardan da olsa pandemi döneminde müzikten kopmadığımız Jam Session konserleri, bu sene mekanlar arası yolculuk konseptiyle, The Irish Spirit YouTube hesabında.

Programın tamamını öğrenmek için The Irish Spirit Instagram hesabını takip edebilirsin. Aramıza katıl. Gözlerini kapat ve ruhunu dinle! 

Kaynaklar: Milliyet, Xoxo Digital, Wannart, Redbull,  Sonsöz

Nasıl Derler Bilirsin’den akustik kayıtlar

ndb-akustik-album

Konser verme hasretiyle yanıp tutuşan Nasıl Derler Bilirsin, bu hissi yaşatacak yeni kayıtlarını dinleyiciyle buluşturuyor.

Nasıl Derler Bilirsin, daha önce yayınlanan “Sevilmemişim”, “Bil İstedim”, “Nereye Düştüm”, “Sevmiş Gibi” ve “Tertemiz Delirdim” şarkılarını yeniden kaydeden ve Sahiden Canlı Kayıtlar adıyla, Sony Music Türkiye etiketiyle yayınladı.

NDB BANNER

Akustik albümlerini şu cümlelerle anlatıyor topluluk: “İçinde bulunduğumuz tatsız dönemde, şarkılarımızı sahnede dinleyiciyle buluşturamıyoruz. O yüzden stüdyoya girip canlı canlı kaydetmek istedik.

Stüdyoya girdiğimizde herkes neyi nasıl çalacağını çok iyi biliyordu ama biz şu an nasıl hissediyorsak öyle çalalım dedik. Bu yüzden bazı şarkılar bambaşka bir yöne gitti, bazılarında ufak değişiklikler olurken, diğerlerindeyse hiçbir değişiklik olmadı. O an nasıl hissediyorsak onu çaldık ve Sahiden Canlı Kayıtlar ortaya çıktı” diyor.

Ekibin tüm şarkılarına çektiği performans videolarını da buradan izleyebilirsiniz.

Teoman’dan Gecenin Sonuna Yolculuk yayında

teoman-gecenin-sonuna-yolculuk
Fotoğraf: instagram.com/teoman_official

Teoman, Gecenin Sonuna Yolculuk adını verdiği yeni albümünü Avrupa Müzik ve Procekts Film Müzik etiketiyle yayınladı. 

2020 yılının başında tükenmişlik sendromu yaşadığını ve artık albüm yapmayacağını söylese de, Teoman bu kararından vazgeçti ve yeni bir albümle dinleyicilerini selamladı.

Yıllar önce de müziği bıraktığını açıklayarak dinleyicilerini üzen Teoman yeni albümü hakkında Instagram hesabında şunları söyledi:

“Merhaba. Gecenin Sonuna Yolculuk benim 11. stüdyo albümüm. Uzun yıllardır dönem dönem çalıştığım Mehmet Can Ünal ve Safa Hendem ile yaklaşık 4 ayda yaptık bu albümü. Onlarla çok güzel bir birlikteliğimiz var, müzik üretimine çocuksu bir şevkle yaklaşıyoruz hepimiz. Bu albümü bir konsept albüm olarak düşündüm, albüm ruhu açısından birbiriyle iç içe 7 şarkıdan oluşuyor. Böyle albümler yapmanın oyun açısından başka türlü bir zevki oluyor. Bir hedef kitlemiz olmadığını, sadece üçümüzün zevkini yansıtacak bir albüm yapacağımızı söyledim Memo ve Safa’ya şarkıları ilk götürdüğümde.

TEOMAN BANNER

Prodüktör ben oldum, Safa düzenlemeleri, Memo kayıtları üstlendi, ama prodüksiyon çerçevesini ben çizdim, yapacaklarımızın daha önemlisi yapmayacaklarımızın sınırlarını ben belirledim. Vokal tekniğinden sözel dünyanın limitleri, kullanılacak enstrümanların seçimi ve kısıtlaması vs gibi sınırlar oldu bunlar. Safa ve Memo bana bu çerçeve içinde alternatif sundular, mikrofon seçiminden kullanılacak gitarların seçimi, kullanılmayacakların elenmesine kadar. Ben bir üst bakışla onları yönetir oldum.”

Evde ekibi hakkında bilmeniz gereken 8 şey 

evde-jam-session2

İşte oyuncu Efe Tunçer’in söyleşisini ve Bina ve Arka Oda’daki performanslarını The Irish Spirit YouTube kanalında izleyeceğimiz Evde ekibi hakkında bilmeniz gerekenler… 

Onlar için, “alternatif müziğin 4 kare as ismi” desek aslında yanlış bir tanımlama olmaz. Son dönemde yaptıkları solo işlerle büyük ses getiren Nova Norda, Birkan Nasuhoğlu, Canozan ve Sedef Sebüktekin aynı zamanda çok yakın arkadaşlar. Birlikte bir albüm kaydetme fikri onları çok heyecanlandırdı.

The Irish Spirit’in destekçisi olduğu “Şarkıların Ev Hali” adını vererek belirli bir konser takvimiyle gelişen fikir, pandeminin başlamasıyla bir eve kapanıp yeni şarkılar yapmak şeklinde bir düşünceye evrildi. Ve geçtiğimiz yılın eylül ayında Sapanca’da 21 günü birlikte geçiren ekip, Evde albümünü 15 Ocak’ta yayınladı.

Evde ekibi, Efe Tunçer’e verdikleri eğlenceli söyleşi ve Jam Session performanslarıyla The Irish Spirit YouTube kanalında!

Bu yıl Jam Session konserlerinde izleyeceğimiz isimler arasında Evde ekibinin yanı sıra Büyük Ev Ablukada, Nilipek., Can Güngör, Barış Demirel ft. Da Poet, İnsanlar, Keus, Lara Di Lara ve Lalalar var. Ayrıca Efe Tunçer’in Evde ekibi ve Tolga Karaçelik röportajlarını da kaçırmamanızı öneririz.

Aramıza katılın! 

21 GÜNDE 8 ŞARKI YAPACAKLARINA HERKESİ İNANDIRDILAR 

Birkan Nasuhoğlu, şöyle diyor Sapanca’daki müstakil evi bulup, o evde 21 günde 8 şarkı kaydedeceklerine herkesi inandırmış. Ve başarmış da… “Evde albümü işte böyle ortaya çıktı. Albümde beni en çok etkileyen, sözlerinin bir kısmını yazdığım ve yazarken yeni duygularla tanıştığım ‘Bir Yol Buldum’ şarkısını harika bir ekiple kliplendirdik. Biz bu albümü kötü hislerden uzak, sevgimizle ve bütün iyi niyetimizle yapmaya çalıştık. Umarım dinleyen herkese de bir o kadar iyi gelir”. 

evde55

ŞARKI YAZMAK NE KADAR ZOR OLABİLİR Kİ? 

Ekibin Efe Tunçer’e verdikleri röportaj çok eğlenceli geçti. Canozan, “İyi şarkı yazmak zor” derken, Nova Norda da ekledi: “Özellikle söz yazma kısmı en zoru bence. Derdini hem belli bir hece sayısında hem de belli ritimleri olan hece sayısında anlatmalısın.” Bu formülün belli bir ölçüde, şarkının ölçüsüne göre olması gerektiğini söyleyen Canozan’a yine Nova Norda destek çıktı: “Aruz gibi, ağdalı heceler var kısa heceler var. Her neyse, nasıl bir melodiyle çıkmak istiyorsan öyle olmalı. Hadi bir cümle buldun öyle, ikinci cümleyi de ona uyumlu bir şekilde yazmalısın. Her zaman bu mekanikle yapmak zorunda değilsin ama beni en çok zorlayan şey o oluyor.” Canozan da önemli bir noktaya değindi: “Bir de üstüne, insanların ilgisini çekecek bir kurmaca olması lazım. Gerçek bir şey olmalı… Tabii bütün şarkılar samimi olacak diye bir şey yok, bazen de eğlenceli olabilir. Belli bir finansal başarı istiyorsan ilgi çekmeli. Bir sürü farklı denklemlerden bir sürü zorluk geliyor diyebiliriz.”

Röportajın tamamı için;

KARANLIK GÜÇLERLE SAVAŞAN ASİLER 

Yönetmenliğini Can Özen’in yaptığı “Bir Yol Buldum” şarkısı, albümden yayınlanan ilk klipti. Kısa film tadında çekilen klipte, Evde ekibi karanlık güçlerle savaşan bir grup asiyi canlandırıyordu. Nova Norda, “İçinde, özellikle bu videodaki parçada, bu aralar yaşamakta olduğumuz olaylarla ilgili bir şeyler bulup şaşıyorum. Bazı şeylerin zamanlaması çok ironik” demişti, klibi duyururken. Ünlü müzisyen Dergy’e verdiği röportajda da “Toplumda kabul görmek için özgürlüğümüzden, henüz yaşamadığımız onlarca yeni deneyimden vazgeçmek zorunda mıyız?” demişti. 

NEREDEN TANIŞIYOR BU EKİP? 

Nova Norda ve Birkan Nasuhoğlu uzun bir süredir birlikte olduklarını zaten saklamıyor. Sedef Sebüktekin ise, tanışmalarının nasıl olduğunu şu sözlerle anlatıyor: “Biz oldukça yakın arkadaşlarız aslında müzik vesilesiyle tanışmış. Canozan ile üniversitede tanıştık, o zamandan bugüne hep beraber sahne aldık, şarkılar yaptık, epey olmuş bakınca. 10 sene olmuş. Nova ile 2-3 sene evvel, ilk şarkısını çıkardığında tanıştık. Duyar duymaz hemen kendisine DM’den yürüdüm 🙂 O da beni biliyormuş falan filan derken o günün akşamına buluşmuş, biraları deviriyorduk. O zamandan beri onunla da çok yakınız. Birkan’la da ilk Canozan’ın bir konserinde tanışmıştım. Ancak hepsini 21 gün boyunca beraber yaşayıp tek odağa doğru çalışırken baya daha yakından tanıdım diyebilirim…” 

evde4

PİJAMA TERLİKLE İLHAM PERİLERİ KOVALANDI

Peki evde müzik yapmanın nasıl bir avantajı oldu? Canozan, pijama terlikle gecenin bir yarısı sesi istediğiniz kadar açarak kayıt yapmanın tadının muazzam olduğundan dem vuruyor. Bu şekilde, kayıt yaparken içinde bulundukları ruh halini kaybetmediklerini de söylüyor. Yani, ilham geldiği anda onu yakalayıp kaydedebildiğini belirtiyor. “Tabii ki profesyonel bir stüdyoda dışarıdan gelen sesleri engelleyen bir yalıtım bulunur. Bunun dışında içerideki sesin sonik kalitesi üzerinde mimari çalışmalar yapılır. Biz evin salonunda kayıt aldığımız için dışarıdan gelen rüzgar sesi, trafik sesi vb. şeyler biraz kayıda girmiş bulundu” diyor. Ne kadar doğal bir albüm! 

evde3

İLHAM DEDİĞİN NASIL BİR ŞEY Kİ? 

Evde ekibi, Efe Tunçer’le Bina’da gerçekleşen söyleşide kendileriyle ilgili çarpıcı detayları dile getirmişti. Örneğin Birkan Nasuhoğlu, nasıl şarkı yaptığını şöyle anlatmıştı: “Öğrenmekle ilgisi var bunun. Yolculuk içinde de var, hem başlarda hem finalde. Bu bence kendini analiz etmek ve yolculuğu öğrenmekle ilgili. Bazen çıkıp büyük resme bakmak gerekiyor, dinleyicinizin yaş aralığından tutun da bir önceki albümünüzde ne anlattığınıza kadar. Bazen de bunların hiçbirini önemsememeniz gerekiyor. Ruh halinizle ilgili. Benim düşünmeden yaptığım şarkılar beni tatmin ediyor. Dinleyici olarak da öyle. İşin büyüsü kaçmamalı.” Sedef Sebüktekin ise, takıldığı küçük detayların şarkıya dönüşebildiğini anlattı: “Bütün şarkılarımda gördüğüm şey şu: ‘Şöyle uyduruk bir şey yaşıyorum arkadaşlar!’ Anlatmaya değer bir şey görüyorum. Onu en kendi halimle, benim takıldığım detaylarla anlatmaya çalışıyorum. Eğer dinleyiciler de ‘Evet, ben de öyle hissettim’ derse ruhum besleniyor, anlaşıldığımı hissediyorum. Sanırım hep bunu takip ediyorum yaptığım işlerde.” Canozan ise gecenin 3’ünde gelen ilham perilerini şöyle anlattı: “Gece 3’te gelen beta dalgaları var. Uykuya yakın süreçte daha “dreamy” hissettiğin. Ağzından çıkanı kulağın duymuyor bazen. Kendinin bile farkına varmıyorsun bazen. O her zaman olan bir şey değil.” Belirtelim, Nova Norda sabah erken kalkmayı sevdiğini ve her gün 2 saat yürüdüğünü, ilhamın kendisine öyle geldiğini ekledi.

“RUHUMUZU SIKIŞTIRAN HER ŞEYİ BİR KENARA BIRAKTIK”

Birkan Nasuhoğlu, 30’lu yaşlarının başında ekip çalışmasının faydasını, empatinin sosyal hayatındaki faydalarını keşfetmiş! Çünkü Evde albümü kayıtları sırasında evde birlikte çalışmaktan ziyade birlikte üretmeyi deneyimledikleri bir ortam yaratmış. Nasuhoğlu’na göre bu ego kavramına da başka bir bakış açısı getirmiş. “Bir insanda egonun da belirli biz düzeyde olması gerekliliğini bir kenara bırakırsam, bu albümü hazırlarken ruhumuzu sıkıştıran bütün duyguları kendimizden uzak tutmaya çalıştık. 21 gün boyunca, enerjimizin tamamını, içimize sinen bir albüm ortaya çıkarmak için harcadık. Birlikte üretirken sabırlı ve inançlı olduk. Giriş-gelişme-sonuç olarak, tamamen öğretici bir süreçti” diyor.  

evde2

GURUR DUYULACAK BİR PROJEYE İMZA ATTILAR 

Evde albümünün ikinci klibi de mart ayının başında Sedef Sebüktekin’in “Zehir” parçasına geldi. Melih Kun yönetmenliğindeki klibi oldukça etkileyici olan “Zehir”in söz ve müziği Sedef Sebüktekin ve Birkan Nasuhoğlu imzalı. Nova Norda, Evde projesine ilişkin şunları söylüyor: “Pandemiden yorulduğumuz alelade bir günde aklımıza umut ışığı gibi düşen beraber yaşama fikri nasıl oldu da bu kadar büyüyüp dev bir projeye dönüştü, hala inanamıyorum. Sabahtan akşama kadar müzik ürettiğimiz, çok yorulduğumuz ama dev tatmin yaşatan 21 günün sonunda koskoca bir albüm tamamladık. Cidden gurur duyuyorum!”

Bu yıl 4’üncüsü düzenlenen Jam Session; Nova Norda, Birkan Nasuhoğlu, Sedef Sebüktekin ve Canozan’ın da dahil olduğu dijital platformdaki bir grup performansla pandemi döneminde de bizi müziksiz bırakmıyor.

Müzik, sohbet ve eğlence yeniden bu civarlarda…

Jam Session, mekanlar arası yolculuk konseptiyle, The Irish Spirit YouTube hesabında. Programın tamamını öğrenmek için The Irish Spirit Instagram hesabını takip edebilirsin. Aramıza katıl.

Gözlerini kapat ve ruhunu dinle! 

Kaynaklar: The Irish Spirit YouTube, Wannart, Universal

İkilem’den yeni single geldi: “Kaybolurum Gülüşünde”

ikilem-kaybolurum-gulusunde-single

Alt pop, rock ve arabesk tınılardan beslenen İkilem grubu yeni şarkıları “Kaybolurum Gülüşünde” ile selam ediyor. 

Başarıdan başarıya koşan ve bizi “Ah bu şarkıların gözü kör olsun” tipi bir duygu seline bırakan İkilem’den yeni haberler var.

Ekip yeni şarkıları “Kaybolurum Gülüşünde”yi şöyle anlatıyor: “Zamanı elinde tutamayan insanoğlu için hayat su gibi akıp giderken, geçmişten gelen bazı duygular içimizi sızlatan bir hatıra olur bizler için. Yeri doldurulamamış bir aşkı ya da yarım kalmış bir hikayeyi zihnimizde tekrar tekrar yaşar, geçip giden yıllara hayıflanırız. Şarkı, eski güzel günlere duyulan özlemi anlatırken, bitmemiş bir aşkın çağrısını içten ve şiirsel bir dille aktarıyor.”

Sözü ve müziği Serhat Karan, düzenlemesi Uğur Ateş, mix & masteringi Kadir Süzgün imzası taşıyan şarkının kapak fotoğrafı Eray Kıray tarafından çekildi. Vokalde Serhat Karan, geri vokalde Serhat Karan ve Uğur Ateş, elektrik & akustik gitarda Cem Şengül, davulda Ömer Arslan, bas’ta Onur Kamer, synth & programming’te Uğur Ateş ismini gördüğümüz çalışma Karasinek Ses Tasarım Stüdyosu’nda kaydedildi.

Yönetmenliğini İlker Savaşkurt’un üstlendiği video klip Büyükçekmece’de çekildi.

IKILEM

Dilhan Şeşen “İsimsiz Çocuklar Ülkesi”ni yayınladı

dilhan-sesen-isimsiz-cocuklar-ulkesi

Genç kuşak müzisyenlerin en başarılı temsilcilerinden Dilhan Şeşen’in yeni single çalışması “İsimsiz Çocuklar Ülkesi” 9 Nisan’da Sony Music etiketiyle yayınlandı.

Dilhan Şeşen yeni teklisi “İsimsiz Çocuklar Ülkesi” ile dinleyicileri farklı bir müzik yolculuğuna çıkarıyor.

Kendine has yorumu ile alternatif müziğe yeni bir soluk getiren Dilhan Şeşen’in söz ve müziği kendisine ait olan yeni şarkısı “İsimsiz Çocuklar Ülkesi”nin düzenlemesi ise Cihan Reşit Köse, Emre Kuvvetli ve Dilhan Şeşen imzası taşıyor.

DILHAN SESEN

Dilhan Şeşen’in yönetmen koltuğuna oturduğu “İsimsiz Çocuklar Ülkesi” video klibi şarkıyla eş zamanlı olarak müzikseverlerle buluşurken, klibin görüntü yönetmenliğini Yağız Kaya üstleniyor.

Daha önce yayımlanan “Acıtır Yara” ve “K a ç t ı m” adlı solo çalışmalarıyla da dikkatleri çekmişti.

Burry Soprano’dan yeni şarkı: “Yorgunum”

burrysoprano2

Rap müziğin genç ve başarılı ismi Burry Soprano, şimdi de yeni şarkısı “Yorgunum” ile dönüyor.

Başına gelmedik kalmayan ve kendisine bir şekilde “Nasılsın?” diye sormak istediğimiz Burry Soprano cevap veriyor: “Yorgunum”.

Bugün Sony Music Türkiye etiketiyle yayınlanan “Yorgunum”da sözü ve düzenlemesinde kendi imzası taşırken, müziğinde ise Jammy Beatz dikkat çekiyor.

BURRY SOPRANO BANNER

“FARKLI BİR RUH TAŞIYOR” DİYOR 

“Yorgunum”, emo rap ve trap tarzlarının harmanlandığı ve günümüzün modern gitar sound’uyla buluştuğu duygu yüklü bir çalışma olarak ilgiyi üzerinde toplayacak. Burry Soprano “Yorgunum” için, “Ritmi, dinleyiciyi heyecanlandırırken aynı zamanda anlam derinliği ile de duygusal mesajlar içeren özgün bir eser. Bu anlamda farklı bir ruh da taşıyor” diyor.

Burry Soprano – “Yorgunum” bugün tüm dijital platformlarda dinleyiciyle buluşurken, Elif Gönen yönetmenliğinde çekilen klibi de saat 19.00’da sanatçının YouTube kanalında yayında olacak.

 

Deniz Gürzumar ilk albümü Son’la selam veriyor

deniz-gurzumar-ilk-album-son

Oyunculuk kariyerinin yanı sıra müzisyen kimliğiyle de sektörde sağlam bir yer edinen Deniz Gürzumar, uzun süredir üzerinde çalıştığı ilk albümü Son‘u CES Yapım etiketiyle sevenleriyle buluşturdu.

Hem oyunculuk hem de şarkıcılık yeteneğiyle takip ettiğimiz ve bir kaşımızı havaya kaldırarak takdir ettiğimiz Deniz Gürzumar ilk albümünü bitirdi.

Albümün çıkış parçası Deniz Gürzumar’ın Şad ile düet yaptığı “Aşktan Bahsederken Gel” isimli şarkı oldu.

Albüm, daha önce tekli olarak yayınlanan “Kara Kediler”, “Başa Sardım”, “Kendimden” ve “Yarın Olsun” adlı parçaları da içeren 10 şarkıdan oluşuyor.

Şarkılarda Deniz Gürzumar’ın oyunculuk eğitiminden gelen güçlü anlatım öne çıkıyor. Sözlerinde genellikle çevresinde tecrübe ettiği olumsuzluklara tepki gösteren sanatçı, kendine has bir tarz oluşturmuş durumda.

Sözleri Deniz Gürzumar’a ait olan şarkıların müzikleri Ömer Faruk Çeliker imzası taşıyor.

8 ünlü MC “COnnection” için güçlerini birleştirdi

Velet, 6iant, Defkhan, Old G, Azap HG, Decrat, G0KAY ve Zai “COnnection” şarkısı için bir araya geldi. 

8 MC’nin güçlerini birleştirdiği “COnnection” yayınlandı.

Rap müzik sahnesinin yetenekli temsilcileri Velet, 6iant, Defkhan, Old G, Azap HG, Decrat, G0KAY ve Zai’nin ortak çalışmaları olan “COnnection”, Özbulut Organizasyon’un katkıları ve Universal Music Türkiye etiketiyle bugün çıktı.

Bestesi Nurkan Pazar ve Murat Aksaman’a ait olan parçanın düzenlemesini Kerem Coşkun, prodüktörlüğünü ise Cihad Özbulut üstlendi. 8 MC tarafından yazılan “COnnection”, yetenekli rap sanatçılarını bir araya getiriyor ve Serhat Çelikten yönetmenliğinde çekilen klibiyle müzikseverlerle buluştu.

Klip YouTube trendlerde 32 numarada yer aldı.

2021 Jam Session hakkında bilmeniz gereken 9 şey 

2021-jam-session-karma-ozel-dosya

Sosyal hayattan uzaklaştık mı, evet. Ama bu müzikten uzak kalacağız anlamına gelmiyor. Şimdi ruhumuzu dinleme zamanı dedik ve Jam Session’ın bu seneki programını radarımıza aldık. İşte bu yılın Jam Session programı hakkında bilmeniz gereken 9 şey. 

Başladığı günden beri sahneler arası bir müzik yolculuğuna dönüşerek bizi sevdiğimiz sahnelerde sevdiğimiz müzisyenlerle buluşturan ve bu yıl 4’üncüsü düzenlenen Jam Session konserleri pandemi döneminde de bizi müziksiz bırakmıyor.

Alternatif sahnenin en sevilen isimlerini gözlerimizi kapatıp ruhumuzu dinlediğimiz anda; odamızda, binamızda, salonumuzda izleyeceğiz… Geçmişe dalmak için değil, kaldığımız yerden devam etmek için, müziğin gücünü bu yıl Salon İKSV, Blok Meze, Bina, Arka Oda, Kulp, Hunhar gibi gitmeyi çok özlediğimiz mekanlarda deneyimleyeceğiz.

Bu yılın performansları ise heyecan verici! Detaylar için hazır mısınız?

Aramıza katılın! 

Jam Session 2021 Poster 1

Büyük Ev Ablukada / Salon İKSV

Onları anlatmak için kelimeler yetmez! Alternatif sahnenin en gizemli aynı zamanda en popüler ekiplerinden Büyük Ev Ablukada, Jam Session konserlerinin açılışını Salon İKSV sahnesinden yapıyor. Büyük Ev Ablukada, 2008 yılında İstanbul’da kuruldu. Afordisman Salihins ve Canavar Banavar ile başlayan grup daha sonra “Full Faça”olarak nitelendirilen “elektrikli” haline geldi. Akılda kalan şarkıları ve ilginç isimleriyle önce internette tanınır hale geldi. Grubun ilk albümü Full Faça 2012’de, Ay Şuram Hâlâ Ağrıyo 2017’de dijital platformlarda yayınlandı. Büyük başarı kazanan Fırtınayt da 2017’de dinleyiciyle buluştu. Ekip son olarak geçtiğimiz yılın kasım ayında Mutsuz Parti adında canlı albümlerini yayınladı. 

Nilipek. / Blok Mekan

Nilipek.’in hayatımıza girişi aslında 7 Pink Floydlar ve 2 Prenses’teki geri vokaliyle oldu. Sonra da solo kariyeri başladı. Üniversitedeyken 4 farklı grubu vardı. Yüksek lisans yaparken Hypnotic School adında bir dream pop grubunda çaldı. Müzik hayatının hep bir parçası oldu. 2015’te Sabah, 2017’de Döngü ve 2020’de Mektuplar adında üç solo albüme imzasını atan Nilipek., Blok Mekan’dan seslendiği Jam Session konseriyle The Irish Spirit YouTube kanalında. 

Can Güngör / Kulübe

“Ben kendimi melankolik ya da romantik olarak tanımlayamıyorum. Kendimi sevdiğim ve gerçekleştirebildiğimi hissettiğim zamanlar, hafif ve üretken olduğum zamanlar” demişti, Dergy’e verdiği röportajda Can Güngör. Güngör’ün Sular Dar adını verdiği son albümü mayıs ayında yayınlandı ve büyük ilgi gördü. “Yeni nesil ozan” tanımının hakkını sonuna kadar veren Güngör, sound’unda caz’dan rock’a uzanan geniş bir skalada geziniyor. Can Güngör, derin ve anlamlı şarkılarını kendi dağ kulübesinden seslendirerek bizi bambaşka dünyalara götürecek. 

Barış Demirel ft. Da Poet / Bina

Kadıköy, Kadife sokakta bulunan ve Moda’nın simge mekanlarından biri olan Bina, Barış Demirel ve Da Poet’i ağırlıyor. Caz sahnesinin en yetenekli trompet sanatçılarından Barış Demirel, 7 Haziran’da yeni albümü Mutluluklar’ı yayınlamaya hazırlanıyor. Demirel, geçtiğimiz haftalarda albümden ilk single’ı “Sal Beni”yi de dinleyicileriyle paylaşmıştı. Barış Demirel bu coğrafyanın seslerinden ve türlerinden ilham aldığı; hiphop, caz, rock ve lo-fi öğelerin bir araya geldiği albümündeki tüm enstrümanları da kendisi çaldı. Demirel’e bu performansta hip hop ve elektronik müzik sahnelerinin özgün prodüktör ve MC’lerinden Da Poet eşlik ediyor. Ünlü MC, ana akım hip-hop’tan jungle’a, spoken word’den electronikaya uzanan pek çok türde ustalığını konuşturuyor. 

Evde / Arka Oda, Bina

Geçtiğimiz yılın en güzel sürprizlerinden biri de The Irish Spirit’in destekçisi olduğu Nova Norda, Birkan Nasuhoğlu, Sedef Sebüktekin ve Canozan’ın birlikte bir eve kapanarak 21 günde kaydettikleri Evde albümü oldu. Ev konsepti taşıyan bir sahnede konser verme fikrinden ortaya çıkan Evde projesi, pandemi koşullarında Canozan’ın önerisiyle beraber bir eve kapanma ve albüm kaydetmeye evrilmişti. Ekip bu albümden Nova Norda’nın “Bir Yol Buldum” ve Sedef Sebüktekin’in “Zehir” şarkılarını kliplendirdi. Moda’nın gözbebeği mekanları Arka Oda ve Bina’da gerçekleşecek Jam Session performansları öncesi bir de sürpriz var. Teras Noir podcast’leriyle de tanıdığımız, oyuncu ve stand-up sanatçısı Efe Tunçer’in ekiple olan röportajını izlemenizi tavsiye ediyoruz. 

İnsanlar / Arka Oda

Barış K. ve Cem Yıldız’ın projesi olarak hayata geçen İnsanlar, Anadolu’nun köklü seslerini elektronik dokunuşlarla yeniden yorumluyor. Pek çok izleyici, İnsanlar konserlerinin ritüel havasında geçtiğinde hemfikir. Arka Oda’da sahne alacak olan İnsanlar, bir zamanların ünlü Derdiyoklar ve sonrasında gelişen Evdeyoklar’ın devam projesi. İnsanlar’ın ünlü “jam session”ları içinde onlara zaman zaman Ayyuka, Siya Siyabend, Kabus Kerim gibi isimler de eşlik ediyor. İnsanlar, kendi müziklerini Anadolu Pop, rock ve funk ekseninde Synth-Folk ve Post-Techno olarak adlandırıyor. Bu benzersiz performans The Irish Spirit YouTube kanalında sizleri bekliyor. 

KeuS / Kulp

KeuS Kerem Sedef ve Suat Yılmaz’ın çok eski arkadaşlıklarının sonunda ortaya çıktı. Kendilerini sadece elektronik müzik ikilisi olarak değil, aynı zamanda film ve oyun bestecisi olarak da tanımlayan KeuS, Yol adını verdikleri EP’lerini geçtiğimiz ocak ayında yayınladı. Kerem Sedef, davul konusunda usta bir isim. Kariyeri boyunca Gripin ,Ercüment Vural, Mehmet Erdem ve Model gibi müzisyen ve gruplarla çalıştı. Suat Yılmaz ise Suatus ismiyle yayınladığı single’larla biliniyor. KeuS’un enerjik performanslarını Asmalımescit’in sevilen mekanı Kulp’ta sergiliyor. 

Lara Di Lara / Blok Mekan

Son albümü Sudaki Çığlık’la büyük beğeni toplayan ve sonrasında yayınladığı single’larla da üretkenliğinin doruklarında olan müzisyen Dilara Sakpınar, Lara Di Lara adındaki solo projesiyle Blok Mekan’dan dinleyiciyle buluşuyor. Müzik kariyerine Türkiye’nin önde gelen indie elektro ekiplerinden 123 ile başlayan Dilara Sakpınar, vokalisti olduğu grupla beş albüm yayınladı. Solo kariyerinde de istikrarlı bir ivme yakalayan Lara Di Lara, son olarak geçtiğimiz günlerde “Bedeninin Her Bir Kıvrımında” adında bir single yayınladı. 

Lalalar / Salon İKSV

Ali Güçlü Şimşek, Barlas Tan Özemek ve Kaan Düzarat’tan oluşan Lalalar ekibi bir süredir sessiz ve derinden tüm listeleri istila ediyor. Lalalar, Anadolu ezgilerinin nostaljik dokusunu fütüristik ögeler, sinematik bas tınıları ve kirli elektro beat’leriyle yeniden yorumluyor. 70’lerin arabesk ruhunu dans pistiyle buluşturan ekip şu ana kadar bir albüm yayınlamadı ama zaman zaman sürpriz yaparak dinleyiciyle buluşturdukları single’larla büyük alkış aldı. Son çalışmaları “Ceketini Al Yoluna Bak”ı geçtğimiz yılın kasım ayında yayınlayan Lalalar’ı Salon İKSV sahnesinde izliyoruz.

Tüm Jam Session konserlerini The Irisih Spirit YouTube kanalında bulabilirsiniz.

Gözünü kapat, ruhunu dinle!

Yung Kafa, Küçük Efendi ve Cem Adrian bir arada

ykke-cemadrian

Yayınladıkları üç albüm ile Almanya albüm listelerinde ikinci sıraya kadar yükselen ikili Yung Kafa ve Küçük Efendi’ye “Kanatlar” isimli yeni şarkılarında Cem Adrian eşlik ediyor.

Gökyüzünün güzelliklerini konu edinen “Kanatlar” 9 Nisan Cuma günü Sony Music Almanya etiketiyle tüm dijital platformlarda yayımlanacak.

Ezhel, Gringo, Xatar, SSIO ve Dardan gibi birçok sanatçı ile stüdyoya giren Yung Kafa ve Küçük Efendi, Almanya basını tarafından son zamanların en heyecan veren yeni isimlerden biri olarak bahsedildi.

ykke cemadrian2

YKKE olarak da bilinen ikili, dikkat çeken başarılarının sonucunda Redbull ve Vype gibi önde gelen mecralarla da işbirliği yapmanın yanı sıra Almanya’nın önemli müzik ödüllerine de aday gösterildi.

Atmosferik müzik tarzlarıyla dünyanın dört bir yanından hayran kitlesine sahip YKKE, 2021 yılı boyunca müzik, görsel sanat ve teknolojinin buluştuğu noktada müzik dünyasının girişimci isimlerinden biri olmaya devam edecek.

Genç Caz başvuruları 24 Mayıs’a kadar devam ediyor

genc-caz-basvurulari

Bu yıl 26 Haziran’da başlayacak olan 28. İstanbul Caz Festivali kapsamındaki Genç Caz konserleri başvuruları 24 Mayıs’a kadar devam edecek.

Koşun cazcılar!

Genç Caz’a seçilen müzisyen ve topluluklar, festival kapsamında konser verme imkânı yakalayacak. Ayrıca bu yıl ilk kez Genç Caz müzisyenlerinin katılımıyla bir derleme albüm hazırlanarak Sony Music Türkiye ve İKSV etiketiyle dijital ortamda yayımlanacak. Başvurular için son gün 24 Mayıs Pazartesi.

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından 26 Haziran-13 Temmuz tarihlerinde gerçekleştirilecek 28. İstanbul Caz Festivali kapsamında düzenlenecek Genç Caz konserleri için başvurular başladı. Festival kapsamında 19 yıldır devam eden Genç Caz, Türkiye’de amatör veya yarı profesyonel olarak müzikle ilgilenen, 30 yaş altındaki genç müzisyen ve topluluklara festival programında yer alabilecekleri bir platform oluşturmayı amaçlıyor. Genç Caz müzisyenleri, şehrin farklı semtlerindeki parklarda ücretsiz olarak gerçekleştirilen Parklarda Caz kapsamında izleyicilerle buluşacak.

Genç Caz konserlerine katılmak ve Sony Music Türkiye ile İKSV etiketli albümde yer almak isteyen müzisyenler ve topluluklar, http://genccaz.iksv.org/ adresinden ayrıntılı bilgiye ulaşabilirler. Başvurular bu adreste yer alan online formu doldurarak yapılabilecek ve 24 Mayıs Pazartesi günü’ne kadar devam edecek.

genc caz iksv

İLK KEZ GENÇ CAZ ALBÜMÜ KAYDEDİLECEK

Bu yıl ilk defa Genç Caz konserlerine seçilecek isimler, Sony Music Türkiye ve İKSV işbirliğiyle dijital platformlarda yayınlanacak albümde de yer almaya hak kazanacak. Genç Caz Seçici Kurulu’nun başvurular arasından belirleyeceği 10 topluluk, 6 Haziran’da Salon İKSV’de yapılacak değerlendirme konserine katılacak. İKSV Youtube sayfasından da canlı yayımlanacak değerlendirme konserindeki performanslar kayda alınarak derleme bir albüme dönüştürülecek. Albüm kayıtlarının mix ve mastering aşamaları Babajim İstanbul Stüdyoları tarafından gerçekleştirilecek.

19 yıldır caz ve benzeri müzik türlerine ilgi duyan genç müzisyenleri destekleyerek profesyonel müzik dünyasına hazırlayan İstanbul Caz Festivali, Sony Music Türkiye ile başlattığı bu yeni işbirliğiyle yeni müzik ve eser üretimini de teşvik etmeyi amaçlıyor.

Mart Gibi’nin yeni single’ı “Zor Yollar”

mart-gibi-zor-yollar

2018 yılında “Duraklar” adlı teklisi ile profesyonel müzik dünyasına adımını atan Mart Gibi “Zor Yollar” adlı yeni eseri ile karşımızda.

İşte yine izlemezseniz eksik kalacağınız bir şarkı daha!

Üçüncü Yeniler akımının kalıplara sığmayan güncel sesleri ve altyapıları arasında keskin bir geçiş yapan Mart Gibi, “Duraklar” single’ında beslendiği kökleri ve kimliklerini oluşturan geleneksel melodileri modern temalar ile işliyorlar.

Çoğunlukla sıcak tonlar ve dansa davet niteliğindeki dinamiklerin yanında dinleyiciyi düşünmeye sevk eden sözler bir tezatın mahsulü gibi görünse de bu bütünsel karşıtlığın gerçeğin bizzat kendisi olduğunu savunuyorlar.

mart gibi zor yollar2

YIN VE YANG MESELESİNİN ÜÇÜNCÜ YENİLERDEKİ KARŞILIĞI

“Mutlulukla hüznü, sevinçle kederi, korkuyla coşkuyu aynı anda yaşarız ancak bu hislerin hiçbirisi bir diğeri olmadan anlamlı olamaz” diyerek Yin Yang felsefesinin kanlı canlı bir örneği gibi duruyorlar!

Fono Müzik etiketi ile yayımlanan eserin söz ve müziği Ertuğrul Teber’e ait.

Moda 101 Stüdyosunda kaydedilen eserin Mix-Mastering koltuğunda Umut Tosun,Final düzenlemede Berkay Aygör ve kayıt koltuğunda Volkan Cebeci bulunmakta.

Kaba’dan cayır cayır gitarlı “Yüzleş”

kaba-rock-grubu-yuzles

Grunge, punk ve funk türlerinden beslenen bağımsız rock grubu Kaba, yeni single’ları “Yüzleş”i 9 Nisan’da yayınlıyor.

Kaba, 2017 yılının sonunda Burak Aydoğmuş (Vokal/Elektrik Gitar) ve Kerem Arca (Bas Gitar/Klavye/Geri Vokal) tarafından Kadıköy’de kuruldu. Çağatay Eskin’in (Davul) katılımıyla 2018’de bestelere yoğunlaşmaya başladılar.

Grunge, Punk ve Funk türlerinden beslenen grup, şimdiye kadar ortaya koyduğu parçalarında insan psikolojisi ve kişisel yaşanmışlıklarına değindi.

9 Nisan’da yayımlayacakları yeni single “Yüzleş”, distortion soundunu arşa çıkarmış bir şekilde dinleyicileriyle buluşmayı bekliyor.

Şarkıda, jangle rock türünden ilham alan distortion gitar yürüyüşleri ve geleneksel gitar solosu ön plana çıkıyor. Kişisel çelişime değinen sözleri ise grubun agresif işleyişini göstermekte.

Kaba’nın diskografisi için;

Melis Fis: “Takipçilerim benim ailem, yol göstericilerim”

melis-fis-isin-dusunce-dergy-roportaj-kapak

Melis Fis, yeni şarkısı “İşin Düşünce”yle Dergy sayfalarına konuk oldu. 

Sebla KOÇAN / sebla@dergy.com

2001 doğumlu, dünya tatlısı bir genç kız Melis Fis. Belki onu Reynmen’le birlikte söyledikleri “Ela” videosundan biliyorsunuz, belki de zaten sosyal medyayla aranız iyiyse küçüklüğünden beri takip ediyorsunuz. Kadıköy Avni Akyol Güzel Sanatlar Lisesi’nden mezun olan ve resim yapmakla da arası çok iyi olan Melis’in şimdiye kadar yayınladığı “Çek Vur”, “Dur Diyemem” ve Mustafa Sandal, Defhkan gibi isimlerle birlikte seslendirdiği “Yanında” gibi şarkılarla pop müzikte oldukça iddialı bir başlangıç yaptığını söyleyebiliriz. Son single’ı “İşin Düşünce” için de Melis’in takipçileri “Bu şarkının bağımlısı olduk” diyorlar. Pop dünyasının ve sosyal medyanın yetenekli ismi Melis Fis’e mikrofonumuzu uzattık.

“İşin Düşünce” yormadan akan ve sound’uyla da çok tatlı tınlayan bir şarkı. Bu “işi düşme” mevzusu sizi nasıl etkiledi de, böyle bir şarkı yazdınız?

Uzun zamandır konuşmadığımız, yalnızca bir şey istediği zaman bize ulaşan insanlar elbet olmuştur hayatımızda. Şahsen benim çok yabancı olduğum bir durum değildi bu. Bir gün yine bilgisayar başında bir şeyler karalarken telefonum çaldı ve aramızda geçen diyalogdan sonra aklımda melodiler ve sözler oluşmaya başlamıştı bile. Hislerimi şarkılara dökmeyi seven biriyim. Olay çıkarmak veya karşılık vermek yerine kendimi müziğimle ifade etmeyi tercih ediyorum.

melis fis

Şarkının çok da ilgi çekici bir klibi var, bunun nasıl oluştuğunu da biraz anlatır mısınız? Ayrıca, kapağı da siz yapmışsınız. Resimle, illüstrasyonla olan ilişkiniz nedir, biraz detay alabilir miyiz?

Klibimde, şarkıda anlattığım şeyi somutlaştırmak istedik aslında. Gerçekten iki kişi arasında geçen ve bu işi düşme konusunu işlediğimiz eğlenceli bir lyrics video oldu. Cem Kılıç ve Olcay Kaya da harika bir iş çıkardı ve bu fikri hayata geçirdiler. Şarkımın kapağını ben tasarladım. Lisede Güzel Sanatlar bölümünde resim okudum ve her zaman hayalimdi müziğimi ve resmimi birleştirebilmek. Bu şarkıya nasip oldu 🙂

İyi derecede gitar ve piyano çaldığınızı ve piyanoyu annenizden öğrendiğinizi biliyoruz. Müziğe ne zamandan beri ilginiz vardı, aileniz size nasıl destek oldu? Evde neler dinlenir?

Annem de babam da müzisyen; dolayısıyla ben de müzik dolu bir evde büyüdüm. Mutlaka her gün piyano çalınırdı, şarkılar söylenirdi bizim evde. Küçüklüğümden beri enstrüman ve solfej dersleri alıyorum. Müziğimin yanında resim, dans ve oyunculuk eğitimi de aldım. Ailem her zaman sanatımı destekledi ve beni geliştirmek için her türlü yanımda oldular. Evimizde dinlenen müziklere gelirsek dil ve tür fark etmeden her çeşit güzel müziğe açık bir aile olduk hep 🙂

melis fis3

“İNSANLARIN BENİ İDOLÜ OLARAK GÖRMESİNİ İSTİYORDUM”

İlk videonuzu 11-12 yaşlarında Facebook’ta yayınladınız. Sosyal medyayı da oldukça aktif kullanıyorsunuz. Şimdi aranız nasıl sosyal medyayla? Mahremiyetinizi nasıl koruyorsunuz mesela?

Bebekliğimden beri karşıma bir kamera koyup önünde konuşuyorum, şarkı söylüyorum veya dans ediyorum zaten. Bu yüzden sosyal medya yabancı olduğum bir ortam olmadı hiçbir zaman. Bu işi ciddiye alarak yapmaya başladığımda yaşım 14’tü. O günden bugüne neredeyse 6 yıldır hiç durmadan farklı mecralarda içerik ürettim. Kendi sesimi, düşüncelerimi ve yeteneklerimi duyurabileceğim harika bir fırsat oldu sosyal medya benim için. Olabildiğince kendim oluyorum takipçilerime karşı çünkü insanlar gerçek seni bilmek ve keşfetmek istiyorlar. Yapaylık hemen seziliyor karşı taraftan. Bu yüzden her zaman evdeki halime yakın bir Melis’i gösterdim sosyal medyada. Çünkü takipçilerim aslında benim dostum, ailem ve yol göstericilerim.

Sizce müzikte starlık diye bir kavram hala geçerli mi? Bu kavrama inanıyor musunuz? Eskinin ulaşılmaz yıldızları sizce şimdi hala öyle mi?

Star kavramı hala var bence ve hep olacak. Evet teknoloji ve sosyal medya sayesinde herkes daha ulaşılabilir artık. Bir dünya starının bile evdeki pijamalı halini, ne yediğini, nerelerde zaman geçirdiğini kolaylıkla görebiliyoruz. Bu doğru fakat yine de star olmak tamamıyla ulaşılmakla ilgili değil bence. Star olmak biraz da kişinin başardıkları, getirdiği yenilikler, giyinmesi, konuşması, topluma kattıklarıyla ilgili.

melis fis2

“Hayatımın değiştiği an işte o andı” dediğiniz bir an yaşadınız mı? Neydi, nasıl bir kırılmaydı hatırlıyor musunuz?

Çok fazla dönüm noktası yaşıyorum, aklıma gelen bir tanesini anlatayım. Lisede resim okuduğum dönem deli gibi çiziyorum, okuldan çıkıp yine atölyeye gidip orada da resim yapıyorum. Üniversitede de iç mimarlık okumayı planladığım bir dönem. Sürekli annemle kariyer konuşmaları yapıyoruz. Sürekli alan değiştiriyorum; bir gün diyorum ki iç mimarlık, bir gün tasarımcı, bir gün oyunculuk… Derken uzun lafın kısası ben bütün bu sanat dallarını sevdiğimi ama hiçbirinin benim hayattaki tutkum olmadığını fark ettim. Tek yapmak istediğim şey müzikti.

Ve bir gün gitarımı aldım elime ve annemi çağırdım karşıma. Ona aslında bir pop star olmak istediğimi, insanların beni idolü olarak görmesini istediğimi anlattığım bir şarkı yazdım ve söyledim. Sürekli plan değiştirdiğim için biraz korkuyla ama bir o kadar da gözlerimdeki müzik aşkını görebileceği şekilde duruyordum karşısında. Annem de ne olursa olsun beni desteklediğini ve hatta çok mutlu olduğunu söyledi ve o gün benim fikirlerimde bir kararlılık oluştuğundan bir dönüm noktasıydı benim için.

Melis Fis İşin Düşünce Kapak
“İşin Düşünce”nin kapağı da Melis’e ait.

Çok dinlenen bir şarkı yapmanın matematiği var mı sizce? Sizce şarkılar duygulardan direkt notalara mı dökülmeli, yoksa bir şarkının içine mutlaka biraz kurgu, teknik girmeli mi? Siz nasıl şarkılar yapmayı tercih ediyorsunuz?

Şarkıların temelinde bir duygu mutlaka olmalı bence. Robot değiliz ve bizi dinleyecek olanlar da robot değil. İnsanın mutlaka bir hissiyatına karşılık gelebiliyor olması gerek bir şarkının. Ama tabi ki işin içine teknik, matematik eklenebilir. Bir düzenle yazıyorum ben de şarkılarımı ama dediğim gibi önce olması gereken tek bir şey varsa o da duygular.

Reynmen’le birlikte yaptığınız “Ela” cover’ı çok izlenmişti, birlikte bir şarkı yapmayı düşünüyor musunuz?
Şu anda yakın gelecekte planladığımız bir şarkı yok ama zamanın ne göstereceğini bilemeyiz 🙂

KISA KISA

  • Billie Eilish deyince aklıma gelen ilk şey cesaret.
  • Gardrobumda en sevdiğim kıyafetim uzun çoraplarım. Bana kalsa hep onu giyerim!
  • Telefonumda en sık kullandığım uygulama Instagram
  • Kesinlikle tahammül edemediğim müzik türü heavy metal
  • Son zamanlarda takılıp kaldığım albüm Justin Bieber – Justice
  • Burcumun (Başak) en önemli üç özelliğine sahibim, bunlar mükemmelliyetçi, plancı olmak ve pes etmemek.
  • Hayatımda müzik dışındaki en büyük tutkum resim çizmek.

Deniz Taşar: “Müzik benim dünyayla baş etme şeklim”

deniz-tasar-dergy-roportaj-kapak

Deniz Taşar’ın ikinci albümü Pişman Olunmayan Dünler geçtiğimiz haftalarda yayınlandı. Yetenekli sanatçı Dergy’nin sayfalarına konuk oldu. 

Sebla KOÇAN / sebla@dergy.com

Şarkı ve söz yazarlığının yanı sıra, tasarım ve görsel sanatlar alanlarında da üretimleri olan müzisyen Deniz Taşar’ın on parmağında on marifet var. Cazla olan hikâyesi Robert Kolej orkestrasında başladı. Dört yıl boyunca orkestranın vokalistliğini yaptı, bir yandan da tiyatro ve müzikallerde oynadı. Yıldız Teknik Üniversitesi İletişim Tasarımı Bölümü’nden onur derecesiyle mezun oldu. ABD ve Portekiz’de aldığı sanat ve iletişim tasarımı eğitimlerinin ardından Deniz Taşar Quartet’i kurdu. 2013 yılında ‘Nardis Genç Caz Vokal Yarışması’nda birincilik, Akbank ‘JAmZZ’de ‘En İyi Yorum’ ödüllerinin sahibi oldu. İKSV Genç Caz Yarışması’nı da kazandı. 2016’da Uykuda Bir Bulut‘u yayınladı. Geçen sene “Onu Ona Ona Onu” ve “Uzaktan” single’larını yayınladı. İlk Türk Netflix yapımı ‘Yarına Tek Bilet’ filmi için yazmış olduğu “The Unfold” isimli parçasını da unutmayalım. İlk kişisel seramik sergisi Otuz’un heyecanını da yaşayan Deniz Taşar’la yeni albümü Pişman Olunmayan Dünler için bir araya geldik.

Pişmanlıklardan ders çıkarmaya ve büyümeye inandığınızı söylüyorsunuz. Ama hepimiz geçmişi düşünür ve pek çok pişmanlığımızı hatırlayıp tırtıklı bıçak gibi kendimize saplar dururuz, bazen geçmişte “loop” eder dururuz. Olduğunuz insanı sevmeyi nasıl başardınız? Kendinizi nasıl özgür bıraktınız?

Sevgi güzel bir hayatın en kıymetli gerekliliği bence. Ve insan sevmeye kendinden başlamalı. Kendisini sevmeyen birinin başka birini gerçek manada sevebileceğinden ve ona gösterildiğinde sevgiyi tanıyabileceğinden emin değilim. Yalnız bir şey ‘yaşamak’ ve her anımıza tanıklık eden, kendimizi ifade edemediğimizde bile bizi anlayan, bilen bir biz varız. Rol yapamayacağımız, her şeyde birlikte olacağımız, bir saniye bile ayrı kalamadığımız, en büyük destekçimiz, en zorlu eleştirmenimiz hep biziz. Geçmişimiz de bu benliğin en büyük parçası. Oradaki her adım, her seçim, her deneyim, maruz bırakıldığımız her durum ve onunla yüzleşmeyi seçtiğimiz haldir kim olduğumuz. Geçmişi değiştiremeyiz, bu çok net, dolayısıyla geleceği ve belki de daha önemlisi bugünü nasıl yaşayacağımız algılarımızla ilintili. Geçmişle ilişkimiz hayata bakışımıza yansır. Bazısı çok ilgili değildir, yaşar ve devam eder.

Ben onlardan değilim, geçmişime çok kafa yorarım. Bu da onunla mutlu bir ilişki kurmam gerekliliğini doğuruyor. Benim bu hayatta başarmak istediğim şey huzurlu ve mutlu bir yaşam sürmek. Bu hisle arama giren şeyleri geçmişten çıkardığım derslerle öğreniyor, kendimi bu konuda hep farkında ve gelişim içerisinde tutmaya çok özen gösteriyorum. İnsan ilişkilerine hassas yaklaşan biriyim, kendime de bu özeni göstermeye çalışıyorum çünkü en başta da dediğim gibi ömrümüz boyunca içinde olacağımızı bildiğimiz tek ilişki kendimizle olandır. Nasıl ki annemizi, babamızı, dostumuzu kırmak istemeyiz, kendimizi de kırmamalı, kendimize de şefkat ve anlayışla yaklaşmalıyız. Tabii ki pişman olunacak kararlar verir herkes, mühim olan bu kararla baş ediş şeklimiz. Olduğumuz insanı sevmek kadar, seveceğimiz bir insan olmak da önemli, önce buna kafa yorup sonra da o sevdiğimiz insanın hayatına ve kararlarına saygı duymakla başlıyor belki bu özgürlük.

Pişman Olunmayan Dünler albümü 5 yıllık bir şarkı biriktirme döneminizden filtrelediğiniz şarkılardan oluşuyor. Seçmesi zor olmadı mı? Aralarında sizin için hikâyesi ayrı bir yerde duran şarkı hangisi?

Aslında pek zor olmadı çünkü başta, bir kısım parçaları zaten bir albümde beraber yer alacakları şekilde hayal etmiştim yazdığımda da ve o şarkılar oluştukça albümün teması ve karşıya geçirmek istediğim his berraklaştı, buradan sonrası çok zevkli bir süreçti. Birçok diğer sanatçı arkadaşım da hemfikir olacaklardır ki her şarkının yeri ayrı ve özeldir. Ama seçmem gerekirse “On Dördünden”i albüme en son eklenen parça olması ve çok belirgin bir durumu anlatması dolayısıyla ayrı bir yere koyabilirim. En basit haliyle bir veda şarkısı diyebileceğimiz, bu sound ve yapı olarak da biraz albümde yerini ayrıştıran parça, hüzünlerden doğabilecek mutluluğu temsil ediyor benim için. Bazen o an için bize zor gelen kararlar veririz hayatta ama içimizden biliriz onun bizim ve belki diğer herkesin de iyiliği için olduğunu. Bu buruk ve girift duygularla baş edebilmek insan olduğumuzu ve zihnin, kalbin ne kadar engin, öngörülü, bağışlayıcı ve güçlü olduğunu fark ettiriyor bana. Bu hisler üzerine düşünmeyi, onları müziğimle tanımlamaya çalışmayı seviyorum. Hepimizi ortak bir yerde buluşturan duygular bunlar.

deniz tasar2

Albümde yer alan “Kirlendik” bambaşka bir ruhu olan, özellikle de vokal anlamında çok cesur bir şarkı… Türkiye’de caz müziğin dinleyicisini nasıl değerlendiriyorsunuz? Nitelik olarak nasıl olduğunu düşünüyorsunuz, sayıca yeterli buluyor musunuz? Bir sanatçı olarak, “geniş bir kitleye erişir miyim” kaygısı taşıyor musunuz?

Teşekkür ederim, “Kirlendik” üzerine düşünen, onunla bağ kuran dinleyicinin yeri bende bir ayrı oluyor, bunu buradan belirtmek istedim. Bir sanatçı olarak geniş bir kitleye erişir miyim kaygısı hiç taşımıyorum. Sanat bir ifade, bir iletişim kanalı, tabii ki ne kadar çok insanla kurabilirsem diyaloğumu, ben de o kadar beslenirim ama bununla birlikte, bu hiçbir zaman bir amaç olmadı benim için, sanmam ki de olsun. Üretimlerinizin sevilmesi, benimsenmesi harika bir his ama bu organik bir sonuç olacaksa kıymetli, o da olursa olur zaten, bunun için kaygılanmaya gerek yok. Mühim olan sayılar değil kurulan bağ ve üretilen iştir bence.

Ben ne yapıyorsam anlatmak istediklerim, keşfetmek istediklerim, denemek istediklerim olduğu için yapıyorum, bu da zaten içinde bir çeşitlilik barındırıyor ve müziğimin yalnızca caz dinleyicisi için olmadığını düşünüyorum. Bu kadar kişisel ve deneyselliğe açık bir süreçte herkese hitap ediyor olma fikri gerçekçi değil ama insanlarımızı bulmamız ve bu keşif çok zevkli. Benim beklentim, benzer duygularda kesişeceğim yol arkadaşları, ortak bir dil oluşturacağımız o giderek büyüyen bir grup insan, birilerinin aklına bir şey getirmek, zihinlerinde bir yer açmak, kendi yolculuklarına ilham olmak, cesaretlendirmek, yeni bir tanışıklık sunmak, bir kıvılcım…

POD bir caz albümü olarak konumlanıyor ama sound olarak daha rahat dinlenen, alternatife, elektroniğe de göz kırpan tınıları içinde barındıran bir albüm. Müziğinizi kategorize etmeyi tercih eder misiniz? Caz formunun tamamen dışında, mesela tamamen rock ya da “Kutu”da hissini aldığımız üzere rap gibi bir janra üzerine çalışmayı düşünüyor musunuz hiç?

Hepsini düşünüyorum, her an her şeyi yapabilirim. Caz müzik üretmekten ziyade onun içindeki o ruhu benimsiyor, oradan besleniyorum. Tek bir şey değilim ve olamam, sadece kendime sadık kalarak ilgimi çeken her alanda dolaşmak istiyorum. Bunu yaparken zaten hep biriken deneyimim de benimle geleceği için bu birbirinden alakasız yollar gibi değil, hep bir diğeriyle ilişki halinde keşifler ve üretimler şeklinde olacaktır. Yaptıklarım müzikle bile sınırlı kalmazken, bir türle neden sınırlı olsun.

deniz tasar3

POD’un kapak fotoğrafları, çizimleri, videoları gibi görsel dünyası da sizin ellerinizden çıkma. Bildiğimiz kadarıyla TaşarArt adında bir markanız da var ve takı tasarımları da yapıyorsunuz. Görsel sanatlarla olan ilişkiniz ne zaman başladı, biraz anlatır mısınız neler yaptığınızı?

Çocukluğumda başlayan bir ilişki bu. Kendimi ifade edebilmeyi ve bu arayışları hep sevdim. Farklı alanlarda bu yönümü keşfetmeme izin veren bir çocukluğum, ailem ve okul hayatım oldu. Seçimin bana ait olduğu her durumda sanata döndüm yüzümü. Sanat fakültesinde iletişim tasarımı okuduktan sonra kendimi müzikle profesyonel bir ilişki içinde bulduğumda müziğe odaklandım ve hobilerimle mesleğim yer değiştirdi aslında. Son birkaç senedir bir yandan yapmakta olduğum görsel işleri müziğime daha fazla entegre etmek gibi bir niyetim var. Daha önceki işlerimde ve özellikle albüm ve parça kapaklarında ve kliplerde kendini yer yer gösteren bu tarafımı Pişman Olunmayan Dünler’de biraz daha ön plana taşımak istedim.

Hali hazırda dediğiniz gibi TaşarArt diye bir oluşumum var. Burası öncelikli olarak seramik işlerimi paylaştığım bir alandı. Çamur, hayatıma nispeten yeni katılan bir malzeme. 2020 Şubat’ta minik bir sergiyle bu arayış ve yeni başlangıcımı kutlamıştık. Bu alanda ürettiğim işler için fonksiyon atanmış sanat objeleri tanımını kullanıyorum. İstiyorum ki günlük eşyalarımız ve sanat eserleri arasında daha bulanık bir çizgi olsun. Neyin nerede ne şekilde kullanılacağının alıcıya bağlı olduğu – ve böylelikle kullanıcıyı da sürece kısmen davet eden – estetik anlayışımı ve bakış açımı yansıtan, tamamen el yapımı objeler ve onlardan esinlenerek onların bir uzantısı olarak tasarlanan, daha ulaşılabilir – ve giyilebilir olmasıyla da kişiyle yakın temas halinde olan – takılar üretiyorum. Albüm süreciyle birlikte üretimlerim yeni temam altında müziğime de hizmet edecek şekilde yön değiştirdi ve şarkılara eşlik edecek görseller hazırladım. Çekimleri yaparken, mekânda, üzerimde hep bu işleri kullandık ve Şakir Yıldırım da bu dünyayı fotoğrafladı. İçime sinen bir iş oldu, bu tema altında üretmeye devam ediyorum. İfade etmek istediklerimi tüm bu alanlarda eş zamanlı devam ettirmek istiyorum. Giderek görsel ve işitsel bütünlüğün daha da yoğun deneyimlendiği projeler var aklımda.

deniz tasar4

Bir kadın olarak, müzik dünyasında kadınların yeri hakkında ne düşünüyorsunuz?  Kadın müzisyen olmanın avantaj ve dezavantajları neler sizce?

Açıkçası ben bireysel olarak bir avantaj veya dezavantaj yaşamadım ve çok şanslıyım ki yersiz bir durumla da karşılaşmadım. Bu demek değil ki bunlar olmuyor. Bu ülkede, bu düzende kadın olmak yeterince zor, müzik ve sanat biraz da bunun için var. Kişisel bir yerden baktığımda diyebileceğim şey şu olur: Kendi hikayesini anlatan, liderlik eden, yeri geldiğinde başkalarının sesi olan, dik duran, birbirinden ilham ve güç alan, birbirine ışık tutan bu kadar güzel ve çok kadın sanatçı arkadaşımla aynı dönemde iş üretiyor olmaktan gurur ve mutluluk duyuyorum.

Diğer sanat dallarıyla paralel bir şekilde, müzik de yapabiliyor olmanın size katkıları neler oldu? Müziğin sizi özgürleştirdiğini, iyileştirdiğini düşünüyor musunuz?

Kesinlikle düşünüyorum. Benim en büyük terapim bu dışavurumlarım. Dünyayla baş etme şeklim, kendimi keşfetme yolum sanat. Malzemelerim ruh hallerime, o an hangi ben olduğuma göre değişiyor, bunu bu şekilde yaşayabiliyor olmak müthiş bir özgürlük, bu oyun alanı bence benim hayattaki en büyük şansım. Her bir dal bir diğerini besleyen bir damar gibi. Her bir eskiz, söz, hareket bir sesleniş kendime. Müzik de bunun belki de en coşkuyla yaşayabildiğim hali. Müzik birçok şey çünkü. Müzik, tek başına saatlerce düşünmek, yazmak. Müzik, olmayan şarkıları kendine mırıldanmak. Müzik, arkadaşlarınla bir araya gelip kafa patlatmak, sohbet etmek, çok gülmek. Müzik, kocaman bir proje yürütmek. Müzik, tanımadıklarına ‘seni’ hissettirmek. Müzik, hikâyeler anlatmak. Müzik, birbirini dinlemek. Müzik, dünyaya bir iz bırakmak. Ve müzik insanların karşısına geçip ‘bu benim’ diyebilmek, doya doya, özgürce, en sevdiklerinle, yan yana ve anda kalarak. Müzik, kendini bırakmak, kendini kaybetmek ve kendini bulmak eş zamanda.

deniz tasar1

KISA KISA

●  Gardrobumda en sevdiğim parça herhangi bir Hard Rock Cafe tişörtüm olabilir, özellikle de Bangkok’tan aldığım, bıraksalar hep onu giyerim.

●  Sön dönemde takılı kaldığım albüm Max Richter’ın Recomposed By Max Richter: Vivaldi, The Four Seasons’ı.

●  Eğer 18 yaşımdaki halimle karşılaşsam ona söyleyeceğim ilk şey şu olurdu: Ee anlat ne var, ne yok…

●  Birlikte çalışmak için kapısında bile yatardım dediğim bir müzisyen yok, benimle birlikte çalışmak isteyen herkese de kapım açık.

●  Gözümü kapattığımda kendimi en mutlu hissettiğim sahne şöyle bir şey: Denizdeyim.

●  Günün en sevdiğim saatleri gece herkes uyuyunca başlıyor. İşte o zaman daha çok üretiyorum.

●  Son dönemde izlediğim ve beni çok etkileyen film bir iki gün önce izlediğim Mustang. Hele ki şu sahnesi: Üç kız kardeş sofrada. Abla, fısıldayarak küçük kız kardeşleri güldürüyor. İzlemesi zor bir sahneydi. Aynı anda bu kadar gerilip bir yandan gülümseyebilmenin huzursuz edici ve çaresiz bir tarafı vardı. Çocuksuluk ve başkaldırı. Son damla. O masada gibiydim izlerken. Bende derin bir iz bıraktı.

Essah & Xir’den “Hasta La Vista” 9 Nisan’da geliyor

essah-xir-hasta-la-vista2

Rap dünyasının yeni ve yetenekli ekibi Essah ile Xir “Hasta La Vista” adını verdikleri single için geri sayımda.

Duyduğumuz anda “Essah mı la?” demek istediğimiz ama kendimizi tuttuğumuz güzel bir haber İstanbul Trip cephesinden geldi.

Çıkış şarkıları “Doz”u geçtiğimiz Temmuz ayında yayınlayan Essah, ikinci şarkıları Hasta La Vista’da Xir ile atak ve enerjisi yüksek bir şarkı ve video klip ile Türkçe Rap dinleyicilerinin yeniden karşısına çıkıyor.

Gavi, Kuzgun, Gece ve Kira isimli 4 MC’den oluşan Essah, İstanbul Trip tarafından destekleniyor.

Şarkının Mix işlemleri XIR, Mastering işlemleri ise Serkan Özyurt tarafından yapıldı. Klip de şarkıyla birlikte 9 Nisan 00:00’da İstanbul Trip Youtube kanalında yayında olacak.

 

Bu gönderiyi Instagram’da gör

 

XIR (@xtagram)’in paylaştığı bir gönderi

XİR BANNER

Balıklar yeni şarkıları “Uzaktın”a geri sayımda

baliklar-uzaktin-yeni-single

Alternatif rock dünyasının yetenekli ekiplerinden Balıklar, yeni single’ları “Uzaktın” için geri sayımda. 

”Sen”, ”Ambulans” ve ”Yüksekten” isimli single’larıyla selam eden ve artık kendilerinden bir albüm beklediğimiz Balıklar, 9 Nisan’da “Uzaktın” adını verdikleri şarkılarını yayınlayacak.

Dinlendiği ilk andan itibariyle romantik bir ilkbahar havasını, post-modernist duygusal bir manifesto olarak damarlarda hissettiren bu çalışmada; akustik gitar, elektrik gitar, bas gitar, yaylılar ve davul’un birbiriyle uyumu, şarkının tatlı sert melankolisini adeta zihninize nakışla işliyor.

Grubun basın fotoğraflarını ise Galatasaray SK’dan tanıdığımız Hakan Acar çekti.

Radiohead konserleri artık YouTube’da

radiohead-youtube-konserleri

Sosyal medyayla arasının hiç iyi olmadığını bildiğimiz Radiohead, pandemi döneminde neredeyse devrim sayılabilecek bir hareketle hayranlarını sevindiriyor.

Şimdi iki tuhaf cümleyle haberimize başlayalım: Radiohead YouTube’da! Hatta, Radiohead TikTok’ta!

Cool duruşlarını asla bozmayan ve bugüne kadar sosyal medyayla sınırlı bir ilişki içinde olmasına alışık olduğumuz Radiohead, arşivlerini halka açma ve bir dizi konserini YouTube’da yayınlama kararı aldı.

Her cuma YouTube’da yayınlanacak olan Radiohead konserlerinin ilki, 9 Nisan cuma günü TSİ 22.00’de Radiohead’in resmi YouTube kanalında olacak.

“TİK TOK DEVRİMİNE KATILMAKTAN GURUR DUYUYORUM”

İlk konser, 2008 yılında Londra’da o zamanki albümleri In Rainbows’un lansman performansı olacak. Radiohead daha sonra YouTube’a 6 konser daha yükleyecek.

Öte yandan grup 1 Nisan’da TikTok’a giriş yaptı. Sloganları da “TikTok devrimine katılmaktan gurur duyuyorum” oldu! Prodüktör Nigel Godrich’in oynadığı uzun soluklu karakter Chieftain Mews’ün “Paranoid Android” fonda çalarken “Tik tok, tik tok, bu sizin uyanma çağrınız!” demesi de bir o kadar manidar.

@radiohead

♬ original sound – Radiohead

Artık sesli komutla çalışıyor: “Hey, Spotify!”

spotify-uygulamasina-sesli-komut

Dünyanın en popüler müzik stream uygulaması olan Spotify artık sesli komut özelliğiyle çalışabiliyor. 

Webtekno’nun haberine göre, Spotify uygulaması artık “Hey, Spotify!” dendiğinde açılabilecek ve kullanıcıların müzik ve podcast’lerini açması için daha pratik bir kullanım sağlayacak. Bu özellik bir süre önce test aşamasındaydı ve halen de bazı kullanıcılar için aktif durumda.

Telefona dokunmadan Spotify’ın açılmasını sağlayan bu özellikle kullanıcılar “Hey, Spotify!” diyerek programı açabilecek ancak öncesinde bu özellik için Spotify’a izin verilmesi gerekiyor.

hey siri ekran goruntusu

TÜM KULLANICILARA NE ZAMAN AÇILACAĞI ŞU AN BİLİNMİYOR

Spotify geliştiricileri, uygulamanın yalnızca “Hey Spotify” ve sonrasındaki komutları kaydettiğini, sesli veri kullanımına ilişkin gizlilik politikasında belirtiyor. Bu, Spotify’ın kendilerini dinleyebilecekleri ihtimalini yok etmek istediklerine yorumlanıyor.

Bu arada, Spotify’ın yerleşik olarak sunulan sesli kontrol özelliği zaten bulunuyor. Ancak uygulama, bugüne kadar sesli komutlarla aktifleştirilemiyordu. İşte bu özellik, uygulamanın başlamasının da sesli komutlarla yapılmasını sağlıyor. Böylelikle kullanıcılar, telefonlarını ellerine bile almadan Spotify kullanmaya başlayabilirler. Özelliğin tüm kullanıcılara ne zaman ulaşacağı, şu an için bilinmiyor.

Aybüke Poçan’dan Modern Zaman Köleleri

aybukepocan-modern-zaman-koleleri

Aybüke Poçan’ın yeni single’ı “Modern Zaman Köleleri”, indie pop’un biraz dışına çıkarak dinleyiciyi farklı bir hisse götürüyor. 

Bize daha çok retro, daha çok synthwave verin!

80’lerin kendine has müzik dokusunu yaptıkları şarkılarla yansıtmak isteyen Aybüke Poçan ve Anıl Ulusoy ikilisi, bu kez indie-pop’un biraz dışına çıkarak bizi daha farklı hissiyatlara sürüklüyor.

BİRAZ KASETLER, BİRAZ VİDEO OYUNLARI, BİRAZ DİSKO TOPLARI 

“Modern Zaman Köleleri”, bir modern yaşam eleştirisi olarak ses bulurken aynı zamanda bu yaşamın güzel yönlerine de değiniyor. Hayatın zorluklarını anlatan şarkı, sevginin bir şekilde her şeyin üstesinden gelebileceğini; ancak gerçek sevginin “tutsaklığı aşk sanmak” olmadığını dile getiriyor.

Şarkının tüm yapım süreçlerinde birlikte çalışan Aybüke Poçan ve Anıl Ulusoy ikilisi, Beşiktaş ve Ortaköy’de çekimleri yapılan ve şarkının retro hissiyatıyla bütünleşmiş klibinin de yapım ve yönetimini üstlenmiş.

Nada: “Müzik bizi insanlığın tüm bilgisiyle buluşturuyor”

İki Örümcek adını verdikleri yeni albümlerini yayınlayan Nada’yı; yani Miray Kurtuluş ve Selen Hünerli’yi Dergy’e konuk ettik. 

Sebla KOÇAN / sebla@dergy.com

“Galiba bu hayata insanca ve vicdanla devam edebilme gücünü bulmak için müzik yapıyoruz” diyor, Nada’nın üyeleri Miray Kurtuluş ve Selen Hünerli. Hünerli 2007 yılında Norrda ile, Kurtuluş ise 2008’de Mira ile ilk albümlerini yayınladı. Aynı ailede büyüyen ve kuzen olan ikili, 2010’da Nada adıyla ilk albümleri Oda‘yı yayınladı. Nada’nın geçtiğimiz günlerde yayınlanan yeni albümü İki Örümcek ise Santima Records etiketiyle yayınlandı. Nada bu albümün bir içe dönüş olduğu kadar bir iç döküş albümü de olduğunu söylüyor. “Dünyaya ülkeye ve kendimize dair varoluşsal sorularımıza cevap aradık” diyorlar. 2015’te öldürülen müzisyen arkadaşları Değer Deniz’i anıyor, Osman Kavala’nın davasının görüldüğü ve tutukluluğa devam kararı çıktığı akşam “Ay Doğdu”yu yazıyorlar. Kolay bir operasyon değil bu “içe dönüş” anlayacağınız… “Dünya hiçbir zaman istediğimiz gibi bir yer olmayacağından yapabileceğimiz en iyi şey anlamak, idrak etmek…Müzik bizi insanlık ailesinin tüm bilgisiyle buluşturuyor sanki” diyorlar. Nada’yı Dergy sayfalarına konuk ettik.

Çok etkileyici ve sofistike bir kliple geldiniz geçtiğimiz Kasım’da. İki Örümcek aynı zamanda karantinanın başlarında ayrı ayrı odalarda çekilmiş bir klip… Çok vurucu sahneleri vardı, biraz anlatır mısınız nasıl çekildi? Nasıl bir deneyimdi?

Biz ikimiz ayrı şehirlerde yaşıyoruz. Karantina başladığında, bir araya gelemeyeceğimizi anladığımızda kendi evlerimizde çekip montajlayabileceğimiz bir klip fikri bulmaya çalıştık. “İki Örümcek” sözleri itibariyle de sınırlı alanlar ve sınırlı imkanlarla ters düşmeyen bir şarkı. Bir odada ağları birbirine dolanmış, bir nevi odaya hapsolmuş, zamanın geçişini kavrayamayan onu kontrol edemeyen iki kişinin, iki örümceğin hikayesini anlatıyoruz. Sözleri ve müziği görsel bir dile dökmeye çalıştığımızda da aklımıza, zamansal döngünün içine hapsolma halini anlatabilecek bir çok katmandan oluşan, üst üste bindirilmiş görüntüler kullanma fikri geldi. Bu fikrin uygulamasına geçmeden önce bir çok deneme çekimi yaptık. Sonrasında Deniz Erk bu çekimlerden yola çıkarak bir koreografi hazırladı.

Çekim, yalnız olmanın verdiği bir yabancılaşma ve eksiklik hissiyle geçti. Birbirimizin fikirleriyle, yönlendirmeleriyle yol almaya o kadar alışmışız ki bunu aramızda mesafeler varken yapmak bizi duygusal olarak biraz zorladı. Çekimleri tamamladıktan sonra Deniz Erk bütün görüntüleri birleştirdi, klibi son haline getirdi. Geçmişteki çok renkli, danslı, kostümlü kliplerimizden sonra, bu klip siyah beyaz renkleriyle ve sade anlatımıyla bu dönemin yansımalarından biri oldu.

Nada’nın Sanskritçe’de içsel ses ve evrenin sesi, Sırpçada umut, İspanyolcada hiçlik anlamına geldiğini biliyoruz. Salgın süreci aslında varoluşumuzu düşündüğümüz, her şeyin bir anda nasıl hiç olabileceğini gördüğümüz bir süreç oldu, oluyor. Bu içe dönüş süreci size nasıl geldi, müzikal olarak size yansımaları nasıl oldu?

Çok sarsıcı bir süreç geçirdik biz de pek çok insan gibi. Farklı şehirlerde yaşamaya başladığımızdan beri müzikal olarak daha çok beslendiğimiz, mesafenin getirdiği bir odaklanma yaşıyorduk. Salgınla birlikte bu mesafe acı verici hale büründü. Endişe, korku ve tüm bu yoğun duygularla savrulmadan durmaya çalışmak yıpratıcı oldu. Yine de Nada ismini tam da bu kırılgan varoluşumuzu bize hatırlatsın diye koymuştuk. Dünyanın renkli, değişken ve süslü hallerindense dikkatimizi hep daha evrensel ve kalıcı olana çevirme gayretindeyiz. Salgın sürecinde hiç yeni şarkı yapmadık o sebeple müzikal etkilerini henüz tam olarak gözlemleyemiyoruz. Bir yandan da öyle ağır bir zaman ki içimizden tekrar bir çocuk şarkıları albümü yapmak geçiyor.

nada dergy3

7 şarkıdan oluşan İki Örümcek albümünde de Nada şarkılarında yaşadığımız bir hissi yaşadık yeniden: Şarkıların ilk dinlemede değil, birkaç dinlemede anlamların oturması, derinliğin hissedilmesi… Sizin için nasıl bir hikâyesi var İki Örümcek albümünün?

İki Örümcek albümü, dağların ağaçların arasında küçük bir odaya kendimizi kapattığımız, gecenin gündüzün birbirine karıştığı bir sürecin ürünü. Uzun zaman sonra bir araya geldiğimiz için birbirimizle dertleşme, birlikte sohbet etme özlemimiz bu albümün şarkı yazımına da sinmiş gibi geliyor. İki Örümcek ilk yazdığımız şarkıydı. Belki de bu yüzden çok karanlık bir yerden başlayıp sanki yavaş yavaş hafifledik. Bu albüm bir içe dönüş olduğu kadar aynı zamanda bir iç döküş bizim için. Dünyaya ülkeye ve kendimize dair varoluşsal sorularımıza cevap aradığımız varacağımız yerden ziyade bu yolculuktan keyif aldığımız bir albüm oldu. Bu yüzden müziğin ve sözlerin yarattığı anlam denizine dalmaktan çekinmedik çünkü dil; şiir ve müzik olmadan hissettiklerimizi anlatmakta yetersiz kalıyor.

Kayıtları ise İstanbul’da bir odaya kapanarak yaptık. Bu çok zorlayıcı bir süreçti. İstanbul’un inşaat ve trafik gürültülerinden dolayı uzun sessizlik bekleyişleri ve sabahlamalar ile günlerce kapalı kaldık. Çok katmanlı vokal kayıtları yapmak istediğimiz için de bu süreç düşündüğümüzden uzun sürdü. Albüm bittiğinde kendimizi iki örümceğe dönüşmüş gibi hissettik.

nada-dergy-ig
Fotoğraf: instagram.com/nadaist

“MÜZİK DE SEKTÖR OLARAK EKSİK DEĞER YARGILARINDAN BAĞIMSIZ DEĞİL”

Müzik endüstrisi içinde alternatif sahnede pek çok kadın müzisyeni görüyoruz, ancak yine de sayıca yeterli değil. Siz sektörde uzun yıllardır var olan kadın müzisyenler olarak, bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Müzik yaşamınız içinde sevimsiz durumlarla karşılaştınız mı, kendinizi bunlardan nasıl korudunuz?

Müzik yaşamımızda müzisyen arkadaşlarımızdan ziyade sektördeki diğer insanlarla yaşadığımız sevimsiz durumlar oldu. Bazen savaşarak bazen uzaklaşarak kendimizi koruduk. Yaptığımız her şey doğru olsa da kendimizi koruyamayabileceğimizi de çok iyi biliyoruz. Çünkü müzik de sektör olarak bu toplumdan, burada yetişen, büyüyen insanların eksik değer yargılarından, çarpık ahlak anlayışlarından bağımsız değil.

Nerdeyse nefes aldığımız için bile şükreder duruma geldik. 2015 yılında kendisi de şarkı yazarı olan sahnede bize gitarıyla eşlik eden arkadaşımız Değer Deniz öldürüldü. Gazeteler “Evinde tek başına yaşayan, müzisyen…” gibi başlıklar atarak verdiler bu haberi. Yalnız ve uçarı kadınların başına neler geliyor bundan ders çıkarın der gibi. Bu aslında her alanda olduğu gibi müzikte de neden daha az kadın olduğunun cevabı.

nada dergy2

“Kirlenmiş adaleti kambur duran terazinin” sözü kaybolmuş, yalnız, saklanmış bir şarkı. Biraz Türkiye’de müzik yapmaya çalışan insanları da hatırlatıyor dinleyene. Bu ülkede hayallerin peşinden koşmak kolay değil. Sizin müzik yapmak için dirayetiniz neydi? Müzik yapmak sizi özgürleştirdi mi, iyileştirdi mi?

Ay Doğdu’yu yazdığımız akşam Osman Kavala’nın davası görülmüştü ve tutukluluğa devam kararı çıkmıştı. Yine o akşam Değer’i çok anmıştık. Galiba bu hayata insanca ve vicdanla devam edebilme gücünü bulmak için müzik yapıyoruz. Şarkı yazarken o kadar kırılganlaşıyor ve kendimizi her şeye açıyoruz ki,  egonun kendini merkezde tutan o bencil bakışından sıyrılma imkanı buluyoruz. Dünya hiçbir zaman istediğimiz gibi bir yer olmayacağından yapabileceğimiz en iyi şey anlamak, idrak etmek…Müzik bizi insanlık ailesinin tüm bilgisiyle buluşturuyor sanki. O sebeple hem iyileştiriyor hem de özgürleştiriyor. Tevazu ile hayatta kalmanın bir yolu bizim için.

Birlikte müzik yapan ve iyi anlaşan kuzen olmak çok büyük bir şans. Her kan bağı bir arkadaşlık vaadetmiyor haliyle 🙂 Birbirinize kızdığınız, hatta küstüğünüz zamanlar oluyor mu? Kim kimi nasıl dengeliyor çalışırken mesela?

Hiç küsmedik. Kayıt aşaması biraz gergin geçiyor genelde. İkimiz de şarkıcılığımızla ilgili kendimizi hep eksik hissettiğimizden uzun süren vokal kayıtları üzerimizde çok baskı yaratıyor. Aslında birbirimize değil kendimize kızıyor oluyoruz. Öfkeyle hareket etmemeye gayret ederiz. Zaten genelde öfkemiz ağlamaya dönüşüyor 🙂 İki taraf da kendi eksikliklerini fark etmeye ve üzerinde düşünmeye gayretli olduğundan, hep dengeyi bir şekilde koruyoruz.

Bazı şarkılarınız masal gibi, sanki bir filmin müziği de olabilirmiş gibi kendi hikâyesi içinde şarkılar. Bir şarkının ortaya çıkış süreci nasıl oluyor? Sizi en çok neler tetikliyor? Mesela, bir filmin çok çarpıcı bir sahnesi size yazma, besteleme şevki veriyor mu?

Yeni bir şarkı yazmaya doğaçlama yaparak başlıyoruz. Bazen melodi sözden önce geliyor, bazen de ikisi birlikte. Sonrasında bulduğumuz o cümlenin ve melodinin çağrıştırdığı şeyler üzerine düşünüyoruz. Genelde bir film sahnesini betimliyor gibi şarkının renkleri, atmosferiyle de ilgili konuşuyoruz. Her şarkı yazımında o şarkının görsel diliyle de ilgili fikirlerimiz oluyor. Sanki her birine klip çekecekmişiz gibi şarkıyı yazarken bir yandan da sanki o şarkıyı film izler gibi izliyoruz. Filmler, okuduğumuz kitaplar, dinlediğimiz müzikler en büyük ilham kaynaklarımız. Medusa ya da Gılgamış’ta  olduğu gibi bu referanslar bazen çok net okunabilir oluyor. Bazen de bu referansları kendimize saklıyoruz ya da yazdığımız şarkıdaki hissin, hayalimizde canlanan görüntülerin izini kendimiz bile süremiyor oluyoruz.

nada dergy

KISA KISA 

Miray Kurtuluş:

  • Ne zaman TV karşısına geçsem, izlemeden geçmediğim dizi bir zamanlar Friends’di ama artık her sahnesini ezberlediğim için izleyemiyorum.
  • Bana göre en güzel araba kullanma / yolculuk yapma şarkısı Sufjan Stevens’dan “Mystery of Love”
  • Gardrobumda en sevdiğim parça siyah puantiyeli yeşil bir gömlek. Bıraksalar sadece onu giyerim.
  • Son dönemde takılı kaldığım albüm Kazu, Adult Baby.
  • Hayatta en çok para harcadığım şey bilgisayarım olabilir
  • Listemdeki en “guilty pleasure” şarkı Blackpink, “How You Like That”
  • Kendimde en sevmediğim huyum biraz asosyal olmam.

Selen Hünerli:

  • Ne zaman TV karşısına geçsem, izlemeden geçmediğim dizi Seinfeld.
  • Bana göre en güzel araba kullanma / yolculuk yapma şarkısı Cody Chesnutt, “The Seed”.
  • Gardrobumda en sevdiğim parça kapüşonlu bir tulum. Bıraksalar sadece onu giyerim.
  • Son dönemde takılı kaldığım albüm Clark, “Playground In A Lake”.
  • Hayatta en çok para harcadığım şey uçucu yağlar, bitkiler.
  • Listemdeki en “guilty pleasure” şarkı Beyonce, Girls.
  • Kendimde en sevmediğim huyum bazen takıntılı olabiliyorum.

Keşif: Sakin Seyir’in “Sonbahar”ıyla 2000’ler keyfi

sakin-seyir-kesif-bolumu

Metin Tapkı ve Hüseyin Ak’dan oluşan Sakin Seyir’in yeni teklisi “Sonbahar”da konuk olarak Eftın Ardar bulunuyor.

2000’ler pop rock ekolünü özlediniz mi?

O zamanlar bir başkaydı…

Sakin Seyir’in alternatif rock ve pop rock esintileri taşıyan müziği de sizi alıp olduğu gibi o gitarı çok sevdiğimiz günlere ışınlayacak.

Sonbaharın gelmesiyle gerçekleşen değişikliklerin yaşamla analoji kurularak anlatıldığı şarkının söz ve müziği Metin Tapkı’ya ait. Şarkıda gitarları Hüseyin Ak çalıyor. Mix ve mastering Metin Tapkı tarafından yapılmış.

Sakin Seyir, 2016 yılının Eylül ayında, İstanbul’da Metin Tapkı ve Hüseyin Ak tarafından kuruldu. Böylece seksenlerde rock müzik yapan Okyanus grubunun üyeleri, 35 yıl sonra tekrar bir araya gelmiş oldu.

Sadece kendi şarkılarını çalan Sakin Seyir, çeşitli İstanbul barlarında konserler verdikten sonra, 2019 yılında dokuz şarkıdan oluşan Aynı Ama Farklı isimli ilk albümünü yayınladı. 2020 Yılında “Ben Benim Hâlâ” ve “Anjiyo Değil Doktor Bana Bir Sebep Lâzım” isimli teklilerini ve ardından 2021 yılında 12 şarkıdan oluşan Yel Eser isimli ikinci albümünü yayınlayan grup, yeni teklisi “Sonbahar” ile karşınızda.

Sakin Seyir, şarkılarında kentli bir münzevinin hezeyanlarını alternatif rock tarzında anlatarak üretmeye devam ediyor.

Majalis Festival mayıs sonu Bodrum’da

majalis-festival-bodrumda-duzenlenecek

Geçtiğimiz yıllarda Mahmut Orhan, Stavroz, Kadebostany gibi isimleri ağırlayarak “şehrin yenilikçi festivali” sloganıyla yola çıkan Majalis Festival bu yıl 27-30 Mayıs’ta Bodrum’da düzenlenecek.

Bir yeni festival haberiniz var!
Yaşasııııııııın!

Türkiye’deki elektronik müzik aleminin yakından takip ettiği festivallerden biri olan Majalis Festival bu yıl 27-30 Mayıs tarihleri arasında KAIRABA Bodrum Imperial Hotel’de gerçekleşecek.

Majalis, 2018 ve 2019 yılında ODTÜ Vişnelik’te Kadebostany, Stavroz, Mahmut Orhan ve Wolfson’un aralarında olduğu birçok yerli ve yabancı sanatçıyı sahnesinde ağırlamıştı.

Etkinlik Covid-19 nedeniyle sosyal mesafe kurallarına uygun olarak ve tüm önlemler alınarak gerçekleşecek. Etkinlikle kimlerin olacağı ve alınacak Covid-19 tedbirleri önümüzdeki günlerde açıklanacak.

Canozan yeni albümü Kapalı Perdeler’i yayınladı

canozan-kapali-perdeler-album

Canozan, rock albümün ilk single’ı olan “Kalbimden Tenime” ve “Düşman Benim”in ardından Kapalı Perdeler adlı albümünü müzikseverlerin beğenisine sunuyor.

Sürekli şarkı yapıyor efendim, durduramıyoruz!

Sözü ve müziği Canozan’a ait olan Kapalı Perdeler albümünün aranjesi Canozan ve Mert Kasap’ın ortak çalışmasıyla karşımızda.

Mix’i Mert Kasap’a ait olan Kapalı Perdeler albümünde Kaan Arslan, Duhan Demirci, Orkun Okumuş ve Ecem İlhan vokalleriyle Canozan’a eşlik ettiler. Aynı zamanda mastering’ler ise Arctic Monkeys’den tanıdığımız Brian Lucey’e ait.

Canozan

CANOZAN BANNER

“BÜYÜRKEN DİNLEDİĞİM ROCK GRUPLARI KULAĞIMDAYDI”

Canozan Kapalı Perdeler Hypers etiketiyle tüm dijital platformlarda ve klibi Canozan YouTube kanalında yayınlandı.

Canozan, albümü şöyle anlatıyor: “Albümdeki şarkıları yazmam bir seneden fazla sürdü. Kafamda bu albüme ait çok spesifik bir tını vardı. Büyürken dinlediğim rock gruplarının analog ekipmanlardan ve amfilerden çıkardıkları o tını zihnimin en ücra köşelerine kadar yer etmişti.

Eski klasik tarzda; yani elektro gitar, davul ve bas gitardan oluşan geleneksel rock tınısında bir albüm yapmaya heveslenmiştim. Kayıt ve aranje kısmı çok keyifliydi.”

Keşif: Kâzım’ın büyüleyici müziğiyle tanışın

kazim-music-kesif

Kâzım; doğu mistisizmi, mitolojisi ve müziğinden beslenen, bunları caz olgusu ile harmanlayan, müziklerini Ahmet Kâzım Müftüoğlu’nun yazdığı İstanbullu genç bir ekip.

Genç yeteneklerin sihirli ellerine şapka çıkarmamak mümkün değil!

Eğitimlerini sürdürdükleri İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarında bir araya gelen ekip, İKSV’nin 2019 yılında düzenlediği “Genç Caz” yarışmasının kazananlarından oldu ve ardından 26. İstanbul Caz Festivalinde ilk konserini verdi.

Ekibin ilk single çalışması “Between Two Wars” 26 Mart 2021 tarihinde bağımsız olarak yayınlandı. “Between Two Wars” caz ve alternatif müzik janraları içinde anılabilecek özgün bir eser.

kazim artwork
Artwork: Emel Ülüş

KAYITLAR KABİN İSTANBUL’DA GERÇEKLEŞTİ

Kompozisyonu ve davul performansı Ahmet Kâzım Müftüoğlu’na ait olan eser, Efe
Artun Yüksel (gitar), Burak Dursun (trombon), Efe Gazi (trompet), Dila Yavuz (vokal), Barış Dağhan (bas) ve Altay Acar (piyano) tarafından icra edildi. Kayıtları ise Kabin İstanbul’da alındı.

Tüm dijital platformlarda yayında olan müziğin, Beril Korkmaz’ın rol aldığı klibi ise D.H.C. tarafından çekildi ve Kâzım Music hesabı üzerinden YouTube’da yayınlandı.

Ezhel- Sakatat

Ezhel’in tamamı Türkçe olan şarkısı “Sakatat” yayınlandı. Prodüktörlüğünü Jugglerz’in üstlendiği “Sakatat”ın görsel yönetmeni Oğuzcan Pelit. Klibin yönetmeni de Barış Aladağ.

İşte “Sakatat”ın sözleri…

Yo, Jugglerz!

Yürek ve kalp
(Sakatat)
Kedi, ciğer, kasap
(Sakatat)
Attığım taş etti şak
(Sakatat)
Beynimi yer kebap gibi dert
Şişti mi dalağın?
“Sakata geldin mi?” salağın teki der
İster sadakat herkes
Bende kabahat, hep (Yeah)

Etin bir yerde (Etin bir yerde)
Kemiğin kimlerde? (Kemiğin kimlerde?)
Bu yamyamlardan gördüğüm işkembe
Döner mezbahaya (Döner mezbahaya)
Hayat basbayağı (Hayat basbayağı)
Yaşam pespaye, bağla tasmaya

Zor politikan, onlarca kan ve yalan
Dayanamam kellem paçam
Uykuluk, uykum darmadağın
Böbreklеrin cam, dillerde kramp, ya
Ettiğini bil kimlerlе dans
Kuzularla kurtlar, yılanlar rant
Menüde sen varsın ve alakart
Savaşak yapak gardaş, be para şart, yeah

Yürek ve kalp
(Sakatat)
Kedi, ciğer, kasap
(Sakatat)
Attığım taş etti şak
(Sakatat)
Beynimi yer kebap gibi dert
Şişti mi dalağın?
“Sakata geldin mi?” salağın teki der
İster sadakat herkes
Bende kabahat, hep (yeah)

Doyarlar kanla (Doyarlar kanla)
Yetmez bir damla (Yetmez bir damla)
Yok etmek şanlı bir eylem Dünya’da
Ölüm isterler (ölüm isterler), zulüm isterler (zulüm isterler)
“Yaşatmak neden hazır yitmişizken?” der (yeah)

Hakkıdır halkın olan hakk-ı laf
Ya da mahvolacak herkes saf ve saf
Yanan ömür, kömür değil ki bana sat
Bastığın kaldırımlar bi’ katafalk
Kapaksız gözlerde katarakt
Kafataslarından yap bi’ basamak
Dal bu vahşet pornosuna zap
Zanaat bu topraklarda yaşamak

Yürek ve kalp
Sakatat (Ya, ya)
Kedi, ciğer, kasap
Sakatat (Ya, ya)
Attığım taş etti şak
Sakatat (Ya, ya)
Beynimi yer kebap gibi dert
Şişti mi dalağın (Şişti mi dalağın)
“Sakata geldin mi?” salağın teki der
İster sadakat herkes
Bende kabahat hep

Etin bir yerde (Etin bir yerde)
Kemiğin kimlerde? (Kemiğin kimlerde?)
Bu yamyamlardan gördüğüm işkembe
Döner mezbahaya (Döner mezbahaya)
Hayat basbayağı (Hayat basbayağı)
Yaşam pespaye, bağla tasmaya

Kurt Cobain yaşasaydı nasıl bir şarkı yazardı?

nirvana-kurt-cobain-27-yil-once

5 Nisan 1994’te yani bundan tam 27 yıl önce yaşamını sonlandırmayı tercih ederek aramızdan ayrılan Kurt Cobain yaşasaydı nasıl bir şarkı yazardı? 

İşte böyle düşünerek Google’ın yapay zeka programı Magenta “Drowned in The Sun” adında bir şarkı yazdı!

Şarkı; grubun “Come as You Are”, “You Kow You’re Right” gibi şarkıları incelenerek hazırlandı. Nirvana’nın tribute grubunun solisti Eric Hogan’ın vokalleri dışında her şey yapay zekanın işi.

 

27’LER KULÜBÜ PROJESİ KAPSAMINDA HAZIRLANDI

Ağustos 2017’den beri 2 binden fazla müzik endüstrisi üyesine destek veren Over The Bridge, Lost Tapes of The 27 Club ismini verdikleri proje kapsamında yayınladıkları şarkı ile amaçlarının Cobain gibi bunalımlar ve sıkıntılar yaşayan müzisyenlere yardımcı olabileceklerine dikkat çekmek olduğunu söyledi.

Over The Bridge; henüz sadece 27 yaşındayken hayatını kaybeden müzisyenler, pek çok kişi tarafından 27’ler Kulübü denilerek romantikleştirilmeye çalışılsa da bu trajedilerin engellenebileceğini hatırlatırken, yaşamını kaybeden müzisyenlerin artık bir albüm ya da şarkı yapmak için şansları olmadığını vurguluyor ve yapay zekanın bile gerçek bir şeyin yerini alamayacağını söylüyor.

Yine de korkutucu!

Hikâyesiyle bizi alıp götürecek 7 zamansız şarkı

sarkilarin-hikayeleri

Dinlerken bazen bazı şarkıların melodisine kaptırır, sözlerinin altında yatan anlamları geri plana atarız. Oysa ruhumuza dokunan pek çok şarkının arkasında çoğu zaman gerçek hikâyeler yatar.

Bu şarkılar kimi zaman kalpleri kırmış bir sevgiliden, kimi zaman bir ayrılıktan bahseder. Kimi zamansa her şeyin daha iyiye gideceğini umar. Bu tam da, “sanat mı yaşamı taklit eder, yaşam mı sanatı?” diye kendimize sorduğumuz o noktaya tekabül ediyor aslında. İşte şarkıların ilginç hikâyelerinden sizler için seçtiklerimiz… 

Taylor Swift- Tolarate It 

Eğer hepsi kafamın içindeyse şimdi söyle bana
Bana bir şekilde yanlış anladığımı söyle
Biliyorum aşkım kutlanmalı
Ama bunu tolere ediyorsun

Taylor Swift şu sıralar şüphesiz ki üretkenliğinin doruklarında. Folklore albümünün üstünden daha çok az bir zaman geçtikten sonra yayınladığı Evermore albümü bunun ispatı. Swift’in Evermore albümünde yer alan “Tolerate It” şarkısı, Swift ve prodüktörü Aaron Dessner imzası taşıyor. Piyano eşliğinde yavaş yavaş akıp giden bir şarkı olan “Tolarate It”, karşılıksız bir aşk hikayesini anlatıyor. Swift, bu şarkıyı Daphne du Maurier’in “Rebecca” kitabından esinlenerek yazmış. “Okurken fark ettim ki, kocası Rebecca’yı hep tolere etmiş. Kadın bütün bunları yapıyor, çok çabalıyor, onu etkilemeye çalışıyor ve her zaman ona tahammül ediyor. Bununla ilgili bir şey yazmak istedim, çünkü hayatımın bir noktasında ben de öyle hissettim” diyor, şarkısını anlatırken. 

Billie Eilish- When The Party is Over 

Zaten çok fazla şey bilmiyor musun?
Eğer izin verirsen sadece seni inciteceğim
Bana arkadaş de, ama daha yakın tut
Ve parti bittiğinde arayacağım seni

Son dönemin en büyük yıldızlarından biri olan Billie Eilish’in ağabeyi Finneas’la birlikte kaydettiği “When The Party is Over” aslında tam olarak arkadaşlık ve sevgililik kavramlarını sorgulayan bir şarkı. “Arkadaştan çok, sevgiliden az” tanımlamasının bestelenmiş hali de diyebiliriz bu şarkı için. “Bu aslında üzgün bir şarkı değil” diyor, Billie Eilish. “Parti bittiğinde seni arayacağım, diyor. Zor ve zehirli bir ilişkiyi tarif ediyor.” Eilish, onun için ne yaparsa yapsın terk edildiğini, kendine yalan söylediğini söylüyor. Sonrasında, “Bir arkadaş olarak beni ara, ama beni daha yakın tut” diyor. Ne olursa olsun, o kişiyi hayatından çıkarmak istemiyor. “When The Party is Over” biraz da, iki tarafın da ayrı ayrı gittiği partileri, parti bittiğinde ise birbirlerini aramaları ve bir şekilde birbirlerinin hayatında olmaya çalışmalarını simgeliyor. 

Childish Gambino- Redbone 

Günışığım
Doğru oynamayacakmışsın hissiyle uyandım
Daha önceden biliyordum ama artık bu halt doğru hissettirmiyor
Gururumu bir köşeye bırakmaya zorladı
Uzun zamandır
Uzun zamandır bir zenciyi bekletiyorsun

Kaliforniyalı bir aktör, dansçı, müzisyen, şarkıcı, komedyen, yapımcı ve söz yazarı olan Danny Glover’ın müzikteki mahlası Childish Gambino. 30 Rock dizisinin de senaristlerinden olan Glover, mahlasını Wu-Tang isim jeneratöründen almış. Grammy ödüllü Childish Gambino, 2016’daki Awaken! My Love albümünde yer alan “Redbone” şarkısında bir sevgili ve sadakati hakkındaki batıl inançlarını ve paranoyasını açıkça dile getiriyor. Ve her şeye rağmen birlikte olabileceklerine ve başarabileceklerine inandığını söylüyor. Şarkıda politik ve sosyal farkındalık için “Stay Awake” ifadesine benzer şekilde “Stay Woke” ifadesi (Uyanık kal) kullanılıyor. “Redbone” terimi de, daha açık tenli karma ırktan siyahi kişileri anlatmak için kullanılan argo bir terim. Şarkı, Gambino’nun davul çaldığı bir andan sonra ortaya çıkmış.

Lady Gaga- Poker Face 

Tutunmak istiyorum tıpkı onların oynadıkları Texas oyunları gibi
Katla beni bu artışı vurmama izin ver bebek ve benimle kal
Okuyamaz benim
Hayır o benim ifadesiz yüzümü okuyamaz
O kimsenin aşkına sahip değil

Bu şarkının hikâyesinin biseksüellikle ilgisi olduğunu biliyor muydunuz? Lady Gaga, daha önce bu şarkının kumar ve erkeklerle ilgili olduğunu söylemişti: “Kumar oynuyorum ama aynı zamanda gerçekten seks, içki ve kumarla ilgilenen birçok erkekle çıktım, bu yüzden erkek arkadaşlarımın da seveceği bir şarkı yazmak istedim.” Ancak daha sonra, “Poker Face” ifadesini, daha önce yazdığı ama hiç yayınlamadığı “Blueberry Kisses” adlı bir şarkısından aldığını söyledi. Sonra da bu şarkının aslında bir erkekle beraberken bir kadını da düşünmekle ilgili olduğunun altını çizdi. Her ne kadar poker masasındaki duyguları anlatsa da, Gaga aslında bu şarkıda “poker surat”a yani ifadesiz bir yüze sahip olduğu için karşı tarafın onun ne düşündüğünü anlayamadığını belirtiyor. 

Bob Marley- No Woman No Cry 

Oturduğumuzu hatırladığımı söyle
Trenchtown’daki hükümet sahasında
İkiyüzlüleri gözlerdik
Tanıdığımız iyi insanları aralarına katarken
Sahip olduğumuz iyi arkadaşlar ve kaybettiğimiz iyi arkadaşlar
Yol boyunca
Geçmişini unutabilirsin bu parlak gelecekte
Böylece gözyaşların kurur söylediğim gibi

Her ne kadar bu şarkı ilk bakışta “Kadın olmazsa gözyaşı da olmaz” olarak algılansa da, işin aslı öyle değil. Bob Marley, 1975’te yayınlanan bu klasik şarkısında “Hayır, kadın, hayır ağlama” diyor, aslında. Bu şarkı hem politik hem de kişisel durumları kaleme alıyor. Marley, “Hükümetten ve gerçekten nefret ettiği ikiyüzlülerden” bahsederken, o anda ağlayan ve bunu ona söylemeyen bir kadınla konuşur. Marley ona güzel günlerin geleceğini, her şeyin iyi olacağını söyler. Trench Town’ın korkunç yoksulluğuna rağmen basit zevklerle hayatı yaşanabilir kıldığını belirtir. Wailers’ın basçısı Aston “Family Man” Barrett, şarkı hakkında şunları söylemişti: “Şarkı elbette annenin, kadınların gücü hakkında. Omurgası olan kadınları seviyoruz. Kadınlar dişi birer aslan gibi olmalılar. Güçlü kadın, erkeğe bağlı değildir. Tabii ki adam sana yardım etmek için oradadır, o zaman her başarılı erkeğin yanında bir kadın bulunur.” 

The Killers- Mr. Brightside 

Bırak da gideyim, bakamam buna
Bu beni öldürüyor, kader beni çağırıyor
Sabırsız gözlerimi açıyorum
Çünkü ben Bay İyi Niyet’im 

The Killers solisti Brandon Flowers bu şarkıyı onu aldatan eski kız arkadaşı için kaleme almış. “Uyuyordum ve içgüdüsel olarak bir sorun olduğunu hissederek uyandım. Crown and Anchor’a gittim (İngiltere’de ünlü bir pub) ve kız arkadaşımı başka bir adamla orada gördüm.” Bu kötü tecrübeden sonra Flowers bir gün piyanist Dave Keuning ile birlikte 2001 yılında The Strokes’un o zaman yayınlanan Is This It? albümünü almaya gitmiş. “Albüm o kadar iyi tınlıyordu ki, yapmak istediğimiz sound’un bu olduğunu anladık. Yazdığımız tüm şarkıları çöpe attık. Depresyondaydım. Geriye kalan tek şarkı ‘Mr. Brightside’ idi. O bendim! Ben ‘Bay İyi Taraf’tım. O şarkıyı kaydederken yaralarım daha çok tazeydi, her şey çok yeniydi. Bence bu şarkının bu kadar ilgi görmesinin nedeni tamamen gerçek olması. İnsanlar böyle şeyleri fark eder. Sadece birkaç saat içinde kaydettik ama yaptığımız her şey bize doğru geldi” diye anlatıyor şarkının öyküsünü.

Nirvana- Smells Like Teen Spirit 

Işıklar kapalıyken, bu daha az tehlikeli
İşte buradayız şimdi, eğlendir bizi
Kendimi aptal ve bulaşıcı hissediyorum
İşte buradayız şimdi
Eğlendir bizi

90’larda Nirvana’yı grunge rock ekolünün zirvesine taşıyan hit şarkı “Smells Like Teen Spirit” idi. Bu şarkının adının Bikini Kill grubundan Kathleen Hanna’nın bir zamanlar solist Kurt Cobain’in otel odasının duvarına yazdığı graffitiden geldiği söylenir. Graffitide, o sırada Cobain’in kız arkadaşı Tobi Vail’ın kullandığı deodorant markasına atıfta bulunarak “Kurt Teen Spirit gibi kokuyor” yazıyor. Teen Spirit’in ne olduğunu bilmeyen Cobain’in bunu devrimci bir slogan olarak yorumladığı da söylentiler arasında. Teen Spirit aslında bir deodorant markasıydı. Her ne kadar Cobain bu şarkıyı Pixies ruhundan ilham alan basit bir rock şarkısı gibi yazmak istediğini söylemişse de, şarkıda geçen nihilist tavır çok benimsendi ve büyük başarı kazandı. Kurt Cobain’in ise Teen Spirit’in ne olduğunu anlaması şarkının yayınlanmasından aylar sonra oldu. 

Kaynak: Storyofsong.com

Melis Cingöz’den “Gider, Gitmez Dediklerin” yayında

melis-cingoz-gider-gitmez-dediklerin

Pop dünyasına 90’lardan selam eden Melis Cingöz, ”Gider, Gitmez Dediklerin”le arz-ı endam ediyor. 

Çocukluk yıllarından itibaren yazdığı şiirlerle ödüller alan, müziğe olan ilgisini şarkı sözleri yazıp yorumlayarak birleştiren Melis Cingöz, kariyer müzikinin ilk teklisi ”Gider, Gitmez Dediklerin” video klibiyle birlikte  BBI Music Co. etiketiyle yayınladı.

HİSSİZ 2000’LERE İNAT 90’LAR DİYOR 

Eline geçen onun melodiyi söz yazarak şarkıya dönüştürürken, günlük rutinin kalan kalan, unutulan, insanı bilmediği yollara sürükleyen, geçiren ya da geçmişe götüren duyguları açığa çıkarmak için bitmeyen arz ile hissiz 2000’lere inatların bir modern 90’lar şarkısı olan ”Gider, Gitmez Dediklerin”i yayınladı.

90’ların şiirle birleşmiş şarkılarına özlemle yazılmış, samimi, zamanla kaybettiğimiz farkettiğimiz narin duyguların dışavurumu bir soft pop parçası. Geçmişin kişisel izlerini taşıyan tavrı ile belirli bir kitleyi kendi yolculuğa çıkarıyor.

MELİS CİNGÖZ KİMDİR? 

Çocukluk yıllarından itibaren yazdığı şiirlerle ödüller alan, müziğe olan ilgisini şarkı sözleri yazıp yorumlayarak birleştiren sanatçının ilkokul öğretmeni Eurovision şarkı yarışmasında dereceye giren “Dinle” şarkısının yorumcusu Şebnem Paker’in yönlendirmesi ile yolculuğuna başlamıştır. 2008 yılı sonrasında ise Aylin Taşer’den şan dersleri alarak bir çok alternatif rock, pop, senfonik rock, metal gruplarında vokallik deneyimine sahiptir. 100’ü aşkın yerli ve yabancı şarkı repertuvarına sahip sanatçı, şarkı yorumlamayı sevmesinin yanı sıra, cover şarkıları farklı bir tarz yarattığını düşünmedikçe yorumlamaktan sakınmıştır. Bunun yerine eline geçen her melodiyi söz yazarak şarkıya dönüştürme ve günlük rutinin dışında kalan, unutulan ve insanı sürükleyen, harekete geçiren ya da geçmişe götüren duyguları açığa çıkarmak konusunda bitmeyen bir arzusu vardır.

Çağan Tunalı’dan yeni single geldi: “Diyojen”

cagan-tunali-diyojen-single

Çağan Tunalı’nın yeni single’ı “Diyojen”, müziğin zamansızlığına ve duygularımız üstündeki etkisine değiniyor.

Bu yıl içinde çıkarmayı planladığı albümün ikinci single’ı olan “Diyojen” yayında. Ünlü “Gölge etme, başka bir şey istemem” sözünün sahibi ünlü filozof Diyojen’i hatırlatan parça, elektronik caz türünde.

Çağan Tunalı’nın ritmine Hollandalı Trompet sanatçısı Coen Hamelink nefesiyle ruh katarak, Barış Büyükyıldırım ise büyülü dokunuşlarıyla boşlukları dolduruyor. Şarkının kapak tasarımı Emrecan Ağtaş ‘a ve video klibin görsel seçkisi ve kurgusu Orkun Yüce’ye ait.

Çağan Tunalı, sesin müzik jazz ve House tarzdaki şarkılarla da prodüktörlükte iddiasını ortaya koyuyor.

Kahve içerken iyi gidecek, isminde kahve geçen 8 şarkı

kahveli-sarkilar

Okkalı bir Türk kahvesi mi seversiniz, yoksa kıvamlı bir latte mi? Espresso görünce “Duble olsun” mu dersiniz, yoksa gönlünüz filtre kahveden mi yana?

Türü ne olursa olsun, kahvenin hem kültürümüzde hem de alışkanlıklarımızda yeri büyük. Sabah kahvesi olmadan ayılamayanlar, öğlen yemeğinin üstüne “Bir eksik var, ama ne?” diyenler, akşam ayakları uzatıp şöyle güzel bir yorgunluk kahvesi içenler ne demek istediğimizi çoktan anladı bile… Şimdi, kendinize şöyle güzel bir kahve yapın. Ve bu kez de çalma listenizde, kahveden bahseden şarkıları dinleyin… 

Şirin Soysal- Kahve ve Melatonin

Melatonin, vücudumuzda uyku ve uyanıklık döngüsünü düzenleyen bir hormon. Bağımsız alternatif sahnenin sevilen isimlerinden Şirin Soysal, 2020 yılında yayınladığı Melatonin albümünde, “Kahve ve Melatonin” adını verdiği şarkısıyla selamladı dinleyicilerini. Tabii, kahvenin yanında bir de “Kürk Mantolu Madonna” kitabı olmazsa olmaz. Sabahattin Ali’nin bu ünlü eseri, “Kahve ve Melatonin” şarkısının sözlerinde de yer almıştı. 

 

Grizu- Bira ve Kahve 

Türkçe rock sahnesinin köklü gruplarından Grizu’nun 1996 yılında walkmen’lerimizden düşmeyen şarkısı “Bira ve Kahve”, ekibin Tuzlabuz albümünde yer alıyor. Oldukça özgün ve yer yer sert bir aşk şarkısı olan “Bira ve Kahve”nin söz ve müziği Emre Akdeniz’e ait. Grizu’nun dinleyici kitlesini büyütmesini sağlayan bu parçası biraz da Beyoğlu’nun barlarını, arka sokaklarını, nefes alıp veren sokaklarını da hatırlattığı için gönlümüzün baş köşesinde. 

 

Güneş Özgeç- Kahve 

Alternatif sahnenin yeni nesil müzisyenlerinden Güneş Özgeç’in ilk şarkısı “Kahve”yi 2018 yılında yayınladı. Moda sokaklarında yazın çekilen renkli klibiyle dikkatleri çeken Özgeç, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuvarı keman bölümünden mezun ve aynı zamanda sesini aslında pek çok çocuk çizgi dizisinden tanıdığımız bir seslendirme sanatçısı. Özgeç’in “Kahve” şarkısı, tam anlamıyla kahveye methiyeler düzerken bir yandan da, kendi iç sesiyle günlük hayatını anlatan bir kadının hikâyesini anlatıyor. 

 

Ece Mumay- Sade Kahve 

Pop dünyasının çok dinlenen isimlerinden Ece Mumay, geçtiğimiz senenin ekim ayında yayınladığı “Sade Kahve”yle epey konuşuldu. Özellikle de şarkının tam olarak hangi dil olduğu bir türlü anlaşılmayan sözleri uzun bir süre gündemi meşgul etti. Bu sözlere Arapça diyenler de vardı, Kürtçe diyenler de. Ve bu sözlerin bir çevirisi yoktu! Belki de Ece Mumay, zamanında Rebel Moves’un yaptığı gibi kendi dilini oluşturmuştu, kimbilir? Sonuçta “Sade Kahve” pop dünyasının son dönemde en sevilen şarkılarından biri oldu. 

 

Taladro- Kahve 

Rap dünyasının güçlü kalemlerinden Taladro, sözleri kendisine müziği Rashness ve Rapozof’a ait olan “Kahve” şarkısını 2018’de yayınladı. Dinleyicilerinin kendisine “Damardan girip kalbe giden rapçi” dediği Taladro’nun aşk acısının kitabını yazdığını biliyoruz. Karnı aç olmayan birinin bir kahve alıp, derdini tasasını saydığı bu şarkı yine Taladro’nun kendine has sözleriyle kulaklarda kalan bir şarkı. 

 

Gülçin Ergül- Bi’Kahve 

Türkçe pop müziğin en güçlü seslerinden Gülçin Ergül’ün geçtiğimiz yıl yayınladığı solo albümü Davet, birbirinden keyifli şarkılara ev sahipliği yapıyor. Amerikanodan, latteden bahsettiği, “Sensiz olmaz bi kahve” dediği R&B esintili şarkısı “Bi’Kahve” albümün en başarılı şarkılarından biri. Tam anlamıyla hoşlanılan kişiye “Bir kahve mi içsek?” diyen davetkâr bir hikayeyi anlatan Ergül’ün şarkısı çok soft ve çok “cool” bir şarkı. 

 

Burcu Güneş- Kahve Telvesi 

Pop dünyasının en sevilen seslerinden Burcu Güneş’in 2001 yılında yayınladığı Tılsım albümü o yılın 1 milyon barajını aşarak en çok satan albümlerinden biri olmuştu. Tılsım içinde yer alan “Kahve Telvesi” de sözleri Aysel Gürel’e, bestesi ise Ara Dinkjian’a ait Türk Sanat Müziği esintili bir şarkıydı. Güneş’in hakkı yenen şarkılarından biriydi “Kahve Telvesi” ama albümü dinleyenler için hep özel bir yeri oldu. 

 

Zakkum- Bir Kahve Olsun 

Kahvenin simgelediğinin de tersine, tam anlamıyla bir ayrılık şarkısı “Bir Kahve Olsun.” Ekibin 2020’de yayınladığı Duble II albümünde yer alan bu şarkının sözleri Cem Şenyücel’e müziği ise Yusuf Demirkol’a ait. “Belki bir gün bir yerde, Bir kahve olsun içmez miyiz?” diye soran şarkı, Ankara’da  Midas’ın Kulaklığı Stüdyoları’nda kaydedildi. Belki de bu yüzden, tuhaf bir şekilde Ankara’yı anımsatıyor dinleyenlere… 

 

Susel’den yeni single yayında: “Özledim”

susel-ozledim-yeni-single

Pop müziğin genç ve yetenekli seslerinden Susel, üçüncü single’ı “Özledim” i Universal Music Türkiye etiketiyle yayımladı. 

Hem sesi hem kendisi güzel olduğu için dev bir nazar boncuğu yapıştırmak istediğimiz genç şarkıcı Susel, yeni şarkısı “Özledim”le selam ediyor.

Söz ve müziği Ozan Çınar’a ait olan parçanın prodüktörlüğü, Susel’in önceki single çalışmalarında olduğu gibi Selim Öztürk üstlendi. “Özledim”, dokunaklı sözleri ve elektro pop tınılar içeren müziğiyle dinleyicilerin dikkatini çekecek bir parça olarak müzikseverlere sunuluyor.

Genç şarkı, “Özledim” için şunları söylüyor:

“Yeni single’ım ‘Özledim’, umarım yalnız günlerinizde sizi anlayan bir şarkı olur. Bazen düştüğümüzde bir süre orada kalmak isteyebiliyoruz. Buna hakkımız var, yeter ki geri kalkmayı bilelim.”

Kuark ve “Kısmetsiz Boşnak”la tanışın

kuark-kismetsiz-bosnak

Gökhan Ahmetoğlu, yeni projesi Kuark ‘la elektro pop türündeki “Kısmetsiz Boşnak” adlı ilk teklisini  BBI Müzik Co . etiketiyle yayınladı.

Kısmet konusundaki fikirlerinizi tekrar sorgulamanıza neden olacak şarkı, Kuark’ın ilk single’ı.

Gökhan Ahmetoğlu, ilk olarak 14 yaşında rap müzik ile üretimlerine başladı. İlk profesyonel denemeleri 17 yaşında hayat bulabilse de vaktinin gelmediğini düşünerek parçalarını yayınlamadı ve aktif müzik üretimine ara verdi.

Sonra elektronik müzikle tanıştı ve “rapçi” olarak anılmak yerine “müzisyen” olarak anılmayı tercih etti.

2020 yılı sonunda ilk kayıtlarını alabileceği stüdyonun kuruluşunu planlamaya koyuldu. Müzisyen şimdi de üretimlerine Kuark ismi altında elektronik müzik, hip-hop ve pop türlerinde devam ediyor.

Çok yönlülüğüne sağlık diyor, şarkıların devamını bekliyoruz.

Ezhel “Sakatat”la sürpriz yaptı

ezhel-sakatat-klip
Fotoğraf: instagram.com/ezhel06

Ezhel, uzun zamandır beklenen tamamı Türkçe şarkısı “Sakatat”ı yayınladı. Klip, YouTube trendlerde.

Şok şok şok, Ezhel Türkçe şarkı yaptı!

Uzun zamandır düetlerdi, İngilizceydi, Dünya dilleriydi falan derken düz Türkçe şarkılarının neye benzediğini unuttuğumuz ve açıp açıp Müptezel‘i dinleyerek hasret giderdiğimiz Ezhel, tamamı Türkçe olan “Sakatat” adındaki şarkısını bugün yayınladı.

Canınız kelle paça, mumbar, şırdan gibi gecenin bir yarısı akla düşen sakatatlar çektiğinde açıp dinlemenizi önerdiğimiz şarkının klibi de bir o kadar ilginç. Prodüktörlüğünü Jugglerz’in üstlendiği “Sakatat”ın görsel yönetmeni Oğuzcan Pelit. Klibin yönetmeni de Barış Aladağ.

 

Bu gönderiyi Instagram’da gör

 

ezhel (@ezhel06)’in paylaştığı bir gönderi

KAYTAN BIYIKLARLA SÜREN EZHEL DELICATES MACERASI 

Ezhel’in kaytan bıyıklarıyla kamera karşısına geçerek başladığı ve kılıktan kılığa girdiği klibi izledikten sonra vejetaryenliğe daha başka gözlerle bakacağınızı söyleyebilriz.

“Sakatat” 9 saat içinde 193 bin izlenme elde etti ve YouTube trendler listesinde 7 numarada yer alıyor.

Patron’dan yeni single “Neyse Ne” yayınlandı

patron-neyse-ne-single-yayinlandi2

Patron uzun zamandır beklenen albümü El Patron‘dan yeni single’ı “Neyse Ne”yi yayınladı.

Aynı isimli YouTube kanalında epeydir program yapan Caner Özyurtlu üzerine alınır mı bilemeyiz ama Patron, uzun zamandır hazırlıklarını sürdürdüğü albümü El Patron’u 9 Nisan’da yayınlayacağını duyurdu.

Albümden çıkan en son single ise “Neyse Ne” adında.

Yine yüreklerimizi dağlayan sözlerle gecelerimize çöreklenecek olan Patron’un “Neyse Ne”nin sözleri Patron’a müziği ise Astral ve Barlas Köroğlu’na ait. Klibin yönetmeni ise İsmail Şabotiç.

patron-el-patron-album-kapak
Fotoğraf: instagram.com/patron.pmc

“NEYSE NE” YOUTUBE TRENDLERDE

El Patron albümünün ilk klibi ise 19 Mart’ta yayınlanan “Slam Dunk” olmuştu.

Patron’un yeni şarkısı “Neyse Ne” YouTube trendlerde 34 numarayı gördü.

Sanatçı 2020’nin kasım ayında bir süre ara vermesi ve şehir hayatından uzaklaşıp doğaya dönmesi gerektiğini söylemişti. Patron “Slam Dunk”a kadar video yayınlamamış, en son videosunu 2020 ekim ayında atmıştı.

Erkin Koray’dan mesaj var: “Hasta değilim”

erkin-koray-youtube-yayini

Anadolu rock’ın babası Erkin Koray son 5 yıldır Kanada’da yaşıyor. Erkin Baba, hakkındaki bir dizi haber hakkındaki gerçekleri takipçileriyle paylaştı. 

Erkin Koray, resmi YouTube hesabına 1 Nisan’da yüklediği ses kaydı ile hakkındaki bazı yanlış haberlere açıklama getirdi. Erkin Baba, hasta olduğuna dair çıkan haberlerin asılsız olduğunu söyledi ve dinleyicilerini sahte plaklar konusunda uyardı.

“İNZİVAYA ÇEKİLMEDİM, DAHA YAPACAK ÇOK ŞEYİM VAR”

“Bırakın hasta olmayı tamamen sıhhatteyim. Bizim devrelerin çoğu sandalyeye oturarak çalıyor gitarını. Ben ayaktayım, ayakta çalıyorum yani. Kanada’ya geldim geleli 5 yıldır hiç hastalanmadım da. Memlekette hastalanıyorum esas. Başıma ağrılar giriyor, alerjik durumlar oluyor. Haberleri dinlemekten… Vancouver’da oturuyordum şimdi başka bir yerdeyim. İnzivaya çekildim sanılmasın. Daha yapacak bir sürü şeyim var. İşimi bitirmeden de hiçbir yere gitmem. Memleketin tatsız gürültüsünden kaçalım derken dozu kaçırmışız işte olan budur.”

“FACEBOOK İŞİNİN BİR KUMPAS OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUM”

“Benim adıma açılmış sahte bir Facebook hesabından kaynaklanıyormuş hakkımdaki haberler. Bu şahıs beni yakından tanıyormuş gibi yapıp photoshop’ta resimler üretiyor. Palavradan tarihler üretiyormuş, Vancouver’da bir yerlere gittiğimi biliyormuş gibi. Kim yapar ki böyle bir şey? İş güç yok herhalde. Ben buna eşek desem güzel hayvana hakaret olur. Üstümüze çamur sıçramasın dye dünyanın öbür ucuna gidiyoruz kurtulamıyoruz bu asalaklardan. Facebook, YouTube ve Instagram’da kullanıcı adım erkinkorayofficial. Bu Facebook işi bir kumpas. Hastadır diyelim de bizim satılmayan plaklar satılsın, diyor olabilirler.”

Erkin Koray’ın mesajının tamamı için;

Melek Mosso’dan ikinci şarkı “Ağlarsam”

melek-mosso-aglarsam-single

Melek Mosso, geçtiğimiz hafta ilkini yayınladığı ayrılık hikâyesi serisine şimdi de “Ağlarsam”la devam ediyor. 

Bu bahar bizi gözyaşları içinde bırakmaya kesin kararlı olan Melek Mosso, bir ayrılık hikâyesi anlattığı Sonrası Kalır EP’sinden ikinci single’ını da yayınladı.

Mosso geçtiğimiz hafta hikâyenin ilk şarkısı “Kızgınım”ı yayınlamış ve büyük ilgi toplamıştı. Edip Cansever’in aynı adlı şiirinden ismini alan mini albümün ikinci şarkısı “Ağlarsam” da bugün yayınlandı.

Arka arkaya dinlendiğinde bir ayrılık hikayesini anlatan 3 şarkıdan oluşan EP’nin klipleri de birbirinin devamı bir kısa film tadında. Üçlemenin son şarkısı da gelecek hafta yayınlanacak olan “Gel Desem de Gelme” olacak.

Kalbimizi deldin be Melek Mosso!

Evrencan Gündüz’den “Sen de İnanma” yayınlandı

evrencan_gunduz_sen-de-inanma

Evrencan Gündüz’ün çevresinde tanık olduğu aşk hikayelerinden esinlenerek yazdığı “Sen de İnanma” yayınlandı.

Dünya ünlü gitar virtüözü Asım Can Gündüz’ün oğlu olan Evrencan Gündüz, babasının tüm yeteneklerini kendisine kopyalamış, ona şüphe yok.

25 yaşındaki müzisyen uzun bir aradan sonra 2 Nisan’da bir tekliyle karşımıza çıkıyor: “Sen de İnanma”. Evrencan Gündüz, sözü ve bestesi kendisine ait olan şarkının prodüktörlüğünü de üstlendi. Düzenlemesine ise Selen Kesova ve Ege Cengiz ile imza attılar.

evrencan gunduz sen de inanma2

DAHA 17 YAŞINDAYKEN KALEME ALMIŞ 

Şarkıyı 2013 yılında 17 yaşında ve kalbi heyecan doluyken yazdığını söyleyen Evrencan Gündüz Sen de İnanma’nın hikayesini şöyle anlatıyor:

“Aşık olmak, sevmek gibi kavramları daha yeni deneyimlediğim bir dönemden geçiyordum. Etrafımdaki aşk hikayeleri, birbirini çok seven insanlar, sevip de bir türlü olduramayanlar, birbirlerine baktıkça içi gidenler ve benim gözlemleme fırsatı bulduğum o sevgiler, bana bu şarkıyı yazdırdı. Aslında ben bu şarkıyı yaşadıklarıma değil, yaşananlara yazdım. Ve yaşanılan her şeye hazır olması gereken bir kalbi anlattım. Birbirine bu kadar bağlı ve bu kadar çok seven iki insan, aslında farkında olmadan birbirlerine ne kadar zarar verebileceklerini anlatıyor Sen de İnanma.”

‘Sen de İnanma’ya Bünyamin Ermiş yönetiminde çekilen klibin senaryosunu oyuncu Naz Özgülüş yazdı. Mekan olarak ise Evrencan Gündüz’ün doğduğu, çocukluğunun geçtiği Yeldeğirmeni, Kadıköy ve Moda sahili ile Beykoz kullanıldı. Klip birbirine çok aşık oldukları halde, yollarının kesişmesine rağmen bir araya gelemeyen, karşılaşamayan, kavuşamayan bir kadınla bir erkeğin hikayesini anlatıyor.

Alkışlar sana: Gorillaz 20. yaşını kutluyor!

gorillaz-20nci-yilini-kutluyor

İngiliz müzik grubu Blur’un solisti Damon Albarn ile Tank Girl gibi çizgi romanların yaratıcısı Jamie Hewlett’in önderliğinde kurulan Gorillaz 20’inci yaşını kutluyor! 

Kulaklarımıza inanamıyor, hafızamızı tekrar tekrar yokluyoruz. Gorillaz’ın ne zaman kurulduğunu hatırlıyorsanız, biraz “olgunsunuz” diyebiliriz artık.

Woo-hooo!

İlk albümleri Gorillaz’ı 2001 yılında yayınlayan ve dünya çapında 6 milyon satarak “En çok satan sanal grup” olarak Guinness Rekorlar Kitabı’na giren Gorillaz, 20’inci yıllarına özel bir mesaj yayınladı.

OYUNCAK MAKET Mİ İSTERSİNİZ, ÇALMA LİSTESİ Mİ? 

Yıllar boyunca 7 albümde, Bobby Womack, Snoop Dogg, De La Soul, Grace Jones, MF Doom gibi efsanelerin yer aldığı şarkılarla adeta gövde gösterisi yapan Gorillaz’dan Murdoc Niccals şunları söyledi:

“Çok yoruldum. 20 yıl, oyunun zirvesinde olmak için uzun bir süre ve burada net olalım, her şeyi birarada tutmak tek kişilik bir iş. Pek çok isim hakkında tartışılıyor, bir sürü taklitçi var. Ama sadece bir Murdoc Niccals var. Bir eski sevgilimin dediği gibi, elmas taklidi dünyasında elmas olmak zor.”

Gorillaz, 20’inci yılları şerefine Spotify’da bir çalma listesi hazırladı. Ayrıca ekibin oyuncak maketleri de satışa sunuldu. Ekibin kendi markası G-Foot yakında satışa sunulacak. Ayrıca Gorillaz’ın Fred Perry’yle olan işbirliği de yakında hayranlarla buluşacak.

Emre Aslan’dan “Kolay Değil” şarkısı yayınlandı

emre-aslan-kolay-degil-single

BKM’ nin sevilen TV programı “Çok Güzel Hareketler 2’’ kadrosunda yer alan yıldız oyuncu Emre Aslan, sözleri kendisine ait olan “Kolay Değil’’ isimli şarkısı ile müzik piyasasına adım attı.

Hem oynuyor, hem söylüyor, insan daha ne istiyor?

“Hem oyunculukta hem de müzikte varım” diyerek rakiplerini sinir ettiğine emin olduğumuz Emre Aslan, “Kolay Değil” adını verdiği şarkısını DMC’den yayınladı.

Yönetmenliğini Murat Joker’in yaptığı klip çekimleri Maslak VSG stüdyolarında gerçekleşti ve çekimlerde Emre Aslan’a Beyzanur Uşak eşlik etti.

BİZ DE SANA TEŞEKKÜR EDERİZ EMRE ASLAN 

Emre Aslan “Kayıtları ve çekimleri için uzun zamandır üzerinde çalıştığımız ‘Kolay Değil’, bugün itibariyle tüm platformlarda müzik severlerle buluştu. Aşk ve hayal kırıklığı konusunda oluşan hisleri ifade etmeye çalıştığım bu şarkıda, dinleyen herkesin kendisinden bir parça bulabileceğini düşünüyorum. Bu süreçte emeği geçen ve bana destek olan herkese çok teşekkür ediyorum” gibi biraz fazla klişe açıklama yapsa da biz gene de Aslan’ın bu adımını destekleyelim.

Buralar yanar!

Britney Spears: “Belgeselden sonra çok ağladım”

britney-spears-belgesel-aciklamasi

Britney Spears, Hulu’da yayınlanan Framing Britney Spears belgeselini izlemediğini ama düştüğü durum yüzünden haftalar boyunca ağladığını açıkladı.

Dünya çapında bilinen o sloganı hatırlar mısınız? “Britney 2007’de başardı, sen de başarabilirsin.” 2007 yılında ölüm haberleri bile hazırlanan Britney Spears öyle büyük bir çöküş yaşadı ki, kimse onun bu dönemden sağ çıkabileceğine inanmıyordu.

Ama öyle olmadı. Britney sonrasında gerçek anlamda küllerinden doğdu.

ÖZETLE: “BENİ ANCAK DANS KESER” 

Spears, “Framing Britney Spears” belgeselinden sonra ilk kez Instagram hesabından bir açıklama yaptı.

“Hayatım her zaman çok spekülasyon konusu oldu. İzlendim ve gerçekten hayatım boyunca yargılandım! Akıl sağlığım için, vahşi, insani ve canlı hissetmek için hayatımın her gecesi Aerosmith’le dans etmem gerekiyor. Hayatım boyunca insanların önünde performans sergiledim. Gerçek kırılganlığınızla evrene güvenmek çok güç gerektirir çünkü medya tarafından her zaman çok yargılandım… Aşağılandım, utandım, hala da utanıyorum. Dünya dönmeye devam ederken ve hayat devam ederken, biz hala insanlar kadar kırılgan ve hassas kalıyoruz. Belgeseli izlemedim ama gördüklerime göre beni içine soktukları ışıktan utandım. İki hafta ağladım ve hala bazen ağlıyorum! Kendi neşemi, içimdeki pevgiyi ve mutluluğu sürdürmek için kendi maneviyatımla elimden geleni yapıyorum. Her gün dans etmek bana neşe getiriyor! Mükemmel olmak için burada değilim. Mükemmel sıkıcıdır… İyilik yapmak için buradayım!”

 

Müzik dinlemekten neden keyif alırız?

bilim-arastirdi-neden-muzik-dinleriz

İnsana rasyonel bir biyolojik faydası bulunmadığı halde neden müzik dinlemekten keyif alıyoruz? 

Bilim insanların araştırmasına göre müzik dinlemek beynimizin devresini harekete geçiriyor. Yani yemek yemek ya da para kazanmak gibi bunu bir “ödül” olarak algılıyoruz.

Veya pandemi döneminde bizi mutlu edecek başka bir şey bulamıyoruz da diyebiliriz belki!

Peki müzik dinlemekten neden zevk alıyoruz? J Neuroscience’da yayınlanan yeni bir çalışmada bilim insanları, beyin sinyallerini inceleyerek insanların müzik dinlemekten neden keyif aldığını anlamaya çalıştılar.

Gerçekleştirilen nörogörüntüleme çalışmaları, beynin müziği; yiyecek, para ve alkol gibi diğer “ödül” olarak algılanan materyaller ile benzer şekilde işlediğini ortaya koydu.

Tabii dinlediğiniz müzik türünün ne olduğu da önemli. Kekilli’den “Bu Akşam Ölürüm” dinlerseniz bunu beyniniz ödül olarak algılamayacaktır tabii!

bilim arastirdi neden muzik dinleriz2

OLMAZ OLSUN BU KADAR DA RASYONELLİK

“Bu araştırma nasıl yapıldı ve kim bilir ben neredeydim” diyorsanız, olaylar şöyle gelişmiş: Araştırmacılar, beyin aktivitelerini fMRI ile ölçerken bir grup pop müziksevere pop şarkılar dinlettirmiş. Ekip, taramaya başlamadan önce beynin ödül devrelerini transkraniyal manyetik uyarım ile uyardı ya da bastırdı. Müzik dinleme eyleminden önce beynin ödül devresini uyarmak, katılımcıların müzik dinlerken aldıkları keyfi azalttı ya da artırdı.

Bilim insanlarının açıklamalarına göre duyulan keyifteki değişiklikler, beyindeki ödül devresinin en kritik bölgelerinden ödül çekirdeğinde gerçekleşen aktiviteler ile bağlantılıydı. Duydukları keyifte en fazla fark gösteren katılımcılar, işitsel ve ödül bölgeleri arasındaki senkronize aktivitelerde en fazla fark görülen kişilerdi. Araştırmacılara göre elde edilen sonuçlar, beynin işitsel bölümü ile ödül bölgesi arasındaki etkileşimin, müzik dinlerken aldığımız keyfi etkilediğini ortaya koydu.

Alın size bedavadan ödül, der gibi.

MUTLU EDEN SARKILAR

Hazal Kaya ve Zeynep Bastık düeti YouTube trendlerde

zeynep-bastik-hazal-kaya-exxen

Zeynep Bastık, Exxen’de yayınlanan programına oyuncu Hazal Kaya’yı konuk almıştı. Programdan yayınlanan ikinci video “Çalkala” da YouTube trendlere girdi. 

Yeni albümü Zeynodisco için geri sayımda olan Zeynep Bastık ve Bastık’ın Exxen’deki programına konuk olan Hazal Kaya büyük beğeni topladı. İkili, geçtiğimiz haftalarda Mor ve Ötesi’nin “Araf” şarkısını söylemiş ve alkış almıştı. Bastık ve Kaya, Seden Gürel’in 90’larda çok ünlü olan şarkısı “Çalkala”yı söyledikleri videoyla da ilgi görüyor. 24 Mart’ta yayınlanan video 3,5 milyonu aşkın bir görüntülenme elde etti.

Zeynep bastik banner

HAZAL KAYA BU PERFORMANS İÇİN DERS ALDI 

Hazal Kaya’nın bu performans için ders aldığı da sosyal medyadaki paylaşımlarından görülmüştü. Melike Şahin de ikilinin videosuna “Dünya tatlılık şampiyonası” yorumunu yaptı.

Zeynep Bastık’ın hazırlıklarını tamamlamak üzere olduğu ilk albümünden yeni şarkısı “Bana Sorma” da 2 Nisan’da (yarın) dinleyiciyle buluşacak.

Keşif: Eralp Çalık ve “Dünya Halim”i dinleyin

eralp-catik-kesif

Yaşasın dijital müzik dünyası sayesinde keşfedebildiğimiz yeni sesler! Bu seslerden biri de Eralp Çalık. 

Hisli şarkıların büyülü sesi Eralp Çalık’ın yeni şarkısı “Dünya Halim” yayınlandı.

Çalık şarkısını şöyle tanımlıyor: “Sürekli arzuladığımız ama kavuşmak dahi istemediğimiz şeylerin, kendi dünya hallerimizi aradığımız toprakların peşine düşüyoruz. Başımıza ne gelirse gelsin, yolun sonu hep kavuşmayı beklemeye çıkarıyor bizi. Bir sürü halimiz eşlik ediyor yolumuza. Ve güne; kimseye aldırmadan, kendimiz gibi olabildiğimiz, kendimiz gibi sevebildiğimiz ve her şeye rağmen umudu beslediğimiz topraklarda uyanmayı bekliyoruz aslında.” Ve Edip Cansever’den bir dizeyle gönderme yapıyor: “Özlem ki bir başkasının özlemine tutkunluksa / Bir yerde hepimiz aynı şeyi özlüyoruz.”

“KABUL GÖRMEK ASLINDA KENDİNİ KABUL ETMEKLE BAŞLIYOR”

Daha önce “Gün” ve “Gölge” adında iki single daha yayınlayan Eralp Çatık, ‘”Dünya Halim’in hikayesi kendimle konuşarak, bana beni anlatmaya çalışarak başladı. Kabul görmenin aslında kendini kabul etmekle başladığını fısıldadı bana” diyor.

Bağımsız yayımlanan şarkının sözleri ve müziği Eralp Çalık’a, düzenlemesi ise Efe Demiral’a ait. Davulda ve bas gitarda ise alternatif müzik piyasasında farklı projelerle pek çok kez karşımıza çıkan Berke Can Özcan ve Feryin Kaya var. Eralp Çalık yıl içerisinde şarkılarını ve hikayesini anlatmaya devam edecek.

Oscar and The Wolf’dan “James” geliyor

Oscar and the wolf
Fotoğraf: Marie Wynants

Indie pop’un en sevilen isimlerinden olan dünyaca ünlü müzik grubu Oscar and the Wolf, heyecanla beklenen yeni teklileri James’i yayınladı.

Türkiye’de GRGDN Müzik’in temsil ettiği [PIAS] etiketiyle yayınlanan James, Max Colombie’nin şimdiye kadar yazdığı şarkılardan çok daha farklı, keyifli ve kederli bir müzik deneyimi.

2014’te yayınladıkları ilk albümleri Entity ve ardından 2017’de çıkardıkları Infinity ile dünya çapında büyük başarı yakalayan Max Colombie önderliğindeki grubun bu yeni teklisi, ilhamını ilişkilerden, arkadaşlıklardan ve aşklardan alıyor. Ulaşmak istediği noktanın ışık ve karanlık arasındaki denge olduğunu söyleyen Colombie’nin modern R&B, elektro-pop, bağımsız rock tarzındaki şarkılarının kaynağını hüzün, mutluluk, aşk ve alacakaranlık temaları oluştururken James ile bunlara doğaüstü bir enerjiyi de ekliyor.

BİR YEĞENE VERİLEBİLECEK EN İYİ İKİNCİ HEDİYE 

Yeni şarkısında Fransız ve İtalyanların yaşayış tarzlarından, kıyafetlerinden, fotoğraflarından ve filmlerinden etkilendiğini söyleyen Max Colombie, bu dünyanın estetiğini şarkının atmosferine başarıyla taşıyor. “James”, altın renkli parıltılar, gerçekçi duygular ve romantik bir enerjiyle dolup taşan büyüleyici bir müzik şöleni.

Türkiye’de çok büyük bir hayran kitlesine sahip olan Belçikalı grup Oscar and the Wolf, geçtiğimiz yıllarda İstanbul, Bursa, Bodrum, İzmir gibi çeşitli şehirlerde çok sayıda performans sergilemiş; klavye ve DJ’liğini Türk asıllı müzisyen Ozan Bozdağ’ın üstlendiği grubun Türkiye’deki konser biletleri dakikalar içerisinde tükenmişti.

Sözlerinden müziğine, tüm şarkıyı rüyasında yazdığını söyleyen Colombie, “uyandığında James’in tastamam” olduğunu ekliyor. Şarkı ayrıca ismini, Max Colombie’nin şarkının kaydı için stüdyoya girdiği gün dünyaya gelen yeğeni James’ten alıyor.

Bir yeğen için playstation almaktan sonra gelen en iyi ikinci hediye olsa gerek!

Murda: “Ezhel olmasa bunların hiçbiri olmazdı”

ezhel ve murda

Murda, YouTube’da Purplehej kanalında Heja’nın konuğu oldu. Ünlü rapçi, Ezhel’e minnetlerini sundu.

Murda, Türkiye’deki rap macerasının Ezhel sayesinde olduğunu açık yüreklilikle anlattı. Ünlü rapçi, kendisi yıllardır Hollanda’da rap dünyasında olmasına rağmen onu yeni tanıyanlar hakkında hiç kötü düşünmediğini söyledi:

“Hayır aksine, çok anlayışlıyım o konuya karşı. Bu ülkede hip hop için yıllarını vermiş insanlar var. Benden daha çok yıllarını vermiş insanlar var. Türkiye’de hip hop’un büyümesine rolü benden daha çok olan insanlar var. Buna benim saygım sonsuz. İnsanların öyle düşünmesi garip değil. Ama benim de bir hikayem var. Biz en altlardan kendimizi yukarılara taşımaya çalıştık. Hayat işte, güneş birden açıverdi. 14 sene boyunca bu işin içindeyim ve bu işin 13 yıl boyunca bana geliri olmadı. Çok süründüm. Hip hop’a olan sevdam beni burda tuttu. “Rap mi onun yaptığı” diyenler olabilir. Sorun yok. Benden daha çok emek verenler var.”

murda

“EZHEL’DEN DAHA İYİ BİR ÖĞRETMEN OLAMAZDI”

“Ben bu piyasaya Ezhel’le birlikte girdim. Ezhel’den daha iyi bir öğretmen olamazdı benim için. Hani olur ya yeni bir okula başlarsın. Hiç arkadaşın yoktur. Öğretmen der ya “Sen onu biraz gezdir”. Onunla kaynaşmaya başlarsın. O arkadaşın sana anlatır nerede ne var. Sercan bana yön verdi. Çok büyük bir insan. Sahnesini tamamen açtı. Geri adım attı ve ‘Buyur, al’ dedi bana. Yani bunu kimse yapmaz, egosunu bir yana koyup… Bunu hep söylerim, o olmasaydı bunların hiçbiri olmazdı. Can dostum Ezhel’e buradan selamlar…”

Programın tamamını izlemek için;

Müzik dünyasının en havalı 9 trans müzisyeni

transgender-gunu-ozel-dosya

31 Mart Dünya Uluslararası Trans Görünürlüğü Günü kutlu olsun! Bugün, trans bireylerin karşılaştığı ayrımcılık konusunda farkındalık yaratmak için kutlanan özel bir gün.

Kanadalı dünyaca ünlü oyuncu Elliot Page’in yakın zamanda trans birey olduğunu açıklaması gündeme bomba gibi düştü. Ünlü oyuncu “Şu anda son derece mutlu hissetmeme rağmen ben de korkuyorum. Saldırganlıktan, nefretten, ‘şakalardan’ ve şiddetten korkuyorum” diyerek, bu konudaki sıkıntılara parmak basmıştı. Her insanın hissettiği gibi yaşamaya, mutlu olmaya hakkı vardır. Trans bireylerin toplumca yok sayılması, travmatize edilmesi kabul edilemez ve bu bir nefret suçudur. 

Trans bireylere karşı insanlık dışı hak ihlallerine ortak olmuyor ve Trans Görünürlüğü Günü’nü müzik dünyasının en havalı 9 trans bireyi ile kutluyoruz. Kalbinizde her renge, her sese yer açın ve koşulsuz sevginin en değerli parçamız olduğunu unutmayın. 

Kim Petras 

2009’da Kim Petras , Almanya’da hormon tedavisi gören en genç insanlardan biri olmak için savaşırken gazete manşetlerine çıktı . Petras daha sonra müziği üzerinde epeyce çalıştı ve YouTube’da paylaştı. 2017’de hit olan “I Don’t Want It At All” şarkısını çıkardı. O zamandan bu yana kısa sürede, Petras pek çok şarkı yayınladı. Petras’ın Spotify’da 2 milyondan fazla dinleyicisi ve 16 milyondan fazla stream’i var. Hit şarkılarından bazıları arasında “Heart to Break”, “Hillside Boys” ve “Malibu” yer alıyor. Petras , New York Times’a “İlk transseksüel genç idol olmayı hiç umursamıyorum” demiş ve eklemişti: “Sadece harika bir müzisyen olarak bilinmek istiyorum. Öte yandan, bu tamamen iğrenç olurdu.”

Sophie 

Şubat ayında 34 yaşındayken aramızdan ayrılan İskoç müzisyen Sophie, deneysel elektronik pop müzik dünyası için umut vaadeden bir sanatçıydı. Charlie XCX ve Madonna gibi isimlerle birlikte çalışmıştı. “It’s Ok to Cry” onun transseksüel bir birey olmasıyla alakalı duygusal bir şarkıydı ve bu şarkıyla geniş kitleler tarafından tanınmıştı. Genç sanatçı, ölümünden önce Paper dergisine şunları söylemişti: “Translık, bedeninizi ruhunuz ve ruhunuzla daha uyumlu hale getirmek için kontrolü ele alıyor, böylece ikisi birbiriyle savaşmıyor ve hayatta kalmak için mücadele etmiyor. Bu dünyada, cinsiyete dayalı belirli geleneksel rolleri yerine getirme zorunluluğunun toplumsal baskıları olmadan gerçek özünüzün nasıl olduğunu hissettiğinize yaklaşabilirsiniz.”

Skylar Kergil

Amerikalı bir aktivist, şarkıcı-söz yazarı ve YouTube ünlüsü olan Skylar Kergil, “Tell Me A Story” ve “Brothers” gibi şarkılarla folk müzikte iddiasını ortaya koyuyor. Lise yıllarında kadından erkeğe geçiş yapmaya başladığında, bunu YouTube’da yayınlamaya karar verdi. Yıllar boyunca 100 binden fazla abonesi oldu. Ve transseksüel bir aktivist olarak da nam saldı. (YouTube’da 12 yıl önce kaydettiği ilk videosu da bulunuyor.) Kergil, Huffington Post’a şunları söylemişti: “Vücudumla ilgili kontrol edemediğim şeylerin ve ayrıca bir gerçeğe dönüştürmek için çok çalıştığım şeylerin bu bütünlüğünü ve kabulünü hissediyorum. Nerede olduğum ve şimdi nereye gittiğimle ilgili umudum var.” 

Shea Diamond 

Shea Diamond, cinsiyet değiştirme ameliyatı için paraya sahip olmak için bir marketi soyduğunu söyledikten sonra 2000’lerin başını hapishanede geçirdi. Hapiste geçirdiği yıllarda şarkı söyleme ve söz yazarlığı üzerine çalıştı, böylece nihayet dışarı çıktığında müzik sahnesine hazırdı. 2016 yılında, ne tür müzik yaratacağını tanımlayan ilk single’ı “I Am Her”ü yayınladı. İki yıl sonra, ilk EP’si olan Seen It All’u yayınladı. Diğer en iyi şarkıları arasında “American Pie” ve “Don’t Shoot” var. Sanatçı, Variety’e şunları söylemişti: “40 yaşında bir trans kadın olmak, o yaşa gelmek kimse tarafından pek duyulmuyor. Çünkü 25 yaşına gelmeden öldürülüyoruz. İnsanlar bir trans kadının hayatta kalması için gereken mücadeleyi görmek istemiyor. İnsanlar konfor alanından çıkmadan bir ‘drag queen’ görmeyi tercih edebiliyor. Trans deneyimi, bunu eğlence amacıyla yapmaz. Bu kişinin yaptığı her şey hayatta kalmak içindir. Hayatta kalmak dediğiniz şey neye benziyor? Görünüşe göre bana…” 

Lucas Silveira 

Lucas Silveira’nın kariyeri, 2004 yılında The Cliks adlı grubunu kurmasıyla başladı. Büyük ilgi uyandıran Müzikleri, LGBTİ dünyasının en ünlü dizilerinden “The L Word” de yer aldı. Sadece iki yıl sonra, büyük bir plak şirketiyle anlaşma imzalayan ilk transseksüel müzisyen olarak tarih yazdı. O zamandan beri Silveira ve grubu “Complicated”, “Dirty King” ve “Oh Yeah” gibi birçok popüler şarkı yayınladı. HuffPost’a şunları demişti, Silveira: “Bilinen bir figür olarak yapmak istediğim bir şey, benim gibi insanlara normalliğin bazı yönlerini göstermek.Biz çok, çok çeşitli bir topluluğuz. Mesela aynı deneyime sahip iki transseksüel insanla hiç tanışmadım.”

Ah-Mer-Ah-Su

Ah-Mer-Ah-Su 2018’de transseksüel, siyah ve kadın deneyimi hakkında hikayeler paylaştığı Star albümünü çıkardı. Bazı mecralar bu albümün transseksüellerin bir kutlaması olduğunu ve hatta Solange ve Janelle Monae’nin çalışmalarıyla karşılaştırıldığını bile yazdı. Ah-Mer-Ah-Su Billboard’a şunları söyledi: “Transseksüel insanlar sonsuza kadar müzik yapıyorlar ve bazılarımız fark ediliyor ve başarılı oluyoruz. Ama bence gerçek mesele, transların genellikle insanlıktan çıkarılması ve deneyimlerimizin ötekileştirilmesi. İktidardaki insanlar bizim mesajımızı daha geniş kitlelere yaymamayı seçiyor. LGBTQ sanatçılarının müziği özellikle LGBTQ insanlar içindir. İnsanlar, farklılıkları ne olursa olsun, başkalarının deneyimleriyle özdeşleşebileceklerini fark ettiklerinde, müzik endüstrisinde daha fazla çeşitliliğe sahip olacağız.” 

Teddy Geiger 

Teddy Geiger’ın kariyeri, 2000’li yılların başında, gençken “For You I Will (Confidence)” adlı single ile başladı. Ama ondan sonra, spot ışıklarının altından çekildi. Bunun yerine, One Direction, Shawn Mendes ve 5 Seconds of Summer gibi yıldızların en büyük single’larından bazılarını yazmaya odaklandı. Ancak 2017’de transseksüellik hikayesi manşet oldu. Geiger, New York Times’a “Artık her şey hakkında konuşmaya istekli olduğum için, insanlar bana karşı daha açıklar. Artık arkada “Don’t Go There” (Oraya gitme) diyen bu parçam yok. Eskiden şarkılar söyleyip düşünürdüm, sanki o şeylerden bahsediyormuşum gibi geliyor ve o şeylerden bahsetmek istemiyorum.” Geiger,  “Teddy <3” lakabı altında kendi müziklerinden bazılarını yayınladı. En popüler şarkılarından bazıları “I was in a Cult”, “Body and Soul” ve “Lilly Anna”…

Against Me!

Punk rock dünyasının en havalı gruplarından biri de Against Me!. Tom Gabel adıyla doğan vokalist ve gitarist Laura Jane Grace ise grubun kurucusu. 2012 yılında tüm dünyaya transseksüel olduğunu açıklayan Grace, 1997’de Against Me!’yi kurup sahne almaya başladığında erkekti. Hatta iki evlilik yaptı ve bir kızı oldu. Ancak çocukluğundan bu yana hayalini kurduğu şey kadın olmaktı. Rolling Stone’a şöyle konuşmuştu: “Şu ara geçişin en tuhaf dönemindeyim. Erkeğe benziyorum, erkek gibi hissediyorum ve bu korkunç. En sonunda dönüşeceğim ve bir kadın olarak sunacağım kendimi.” Against Me! Pek çok şarkısında transseksüellik konusunu işledi ve Grace bu konuda “Tranny: Confessions of Punk Rock’s Most Infamous Anarchist Sellout (Transseksüel: Punk Rock’ın En Ünsüz Anarşistinin İhanet İtirafları)” adında bir kitap da yazdı.

BONUS 

Bülent Ersoy 

Antony and the Johnsons solisti Antony Hegarty (şimdilerde adı Anohni olarak değişti)  2007 yılında İstanbul’da İstanbul Caz Festivali kapsamında verdiği konserde, Bülent Ersoy’a olan hayranlığını şöyle dile getirmişti: “Bülent Ersoy’un muhteşem bir şarkıcı olduğunu düşünüyorum. İçinizde onu tanıyan birisi varsa lütfen sevgilerimi iletsin. Gerçi kendisi çok alımlı biri; beni böyle görse pas vermeyecek belki ama olsun.” Hegarty o konserde, Türkiye’den çıkan transseksüel bir şarkıcının bu kadar ünlü olmasına inanamadığını belirtmişti. Ersoy, 1981 yılında Londra’da cinsiyet değiştirme operasyonu geçirmiş ve uzun bir süre magazin gündemini işgal etmişti. Ersoy, 12 Eylül darbesi sonrasında 1981’den 1988 yılına kadar yasaklı bir dönem geçirdi. Uzun zaman sahne alamadı, albüm yapamadı. Çünkü Türkiye, onu kadın olarak tanımıyordu. Bülent Ersoy’un kimliği 1988 yılında Turgut Özal tarafından tanındı. Ersoy sonrasında “Diva” lakabını aldı. 

Kaynaklar: Insider, Billboard 

Edis’in “Martılar”ı listelerde fırtına gibi esiyor

edis-martilar-liste-basarisi

Edis’in geçtiğimiz cuma günü yayınladığı yeni şarkısı “Martılar” listelerde uçuşa geçti. 

Edis’in bir grup arkadaşıyla birlikte aşırı derecede enerjik ve neşeli olduğu klibiyle de gündem olan “Martılar” listelerde şov yapıyor. “Martılar”, Apple Music Top 100’de 1 numara. Spotify Türkiye Top 50 listesinde de zirveyi kimseye bırakmayan Martılar, Spotify’da 2021’nin bir gün içinde en çok dinlenen şarkısı oldu. YouTube Türkiye trendlerinde 4 numaraya kadar çıkan şarkı, dünya trendlerinde de 34’üncülüğe yükseldi. ‘Shazam’lanan Türkçe şarkılar arasında yükselişe geçti. Fizy’de ise ‘En Çok Paylaşılan Şarkı’ oldu.

Morallerin yerle yeksan olduğu bugünlerde dinleyicilere neşe kaynağı olan Edis’in şarkısına sosyal medyada  “Dinleyince yazın sıcağı ve plaj kokusu geliyor. Ülkenin Edis’in böyle bir şarkı yapmasına ihtiyacı varmış” yorumları yapılıyor.

Tabii yazın plaja gidebilirsek.

Keşif: Ezgi Gergin’den “Herkes Yolunda”ya dikkat

ezgi-gergin-kesif-herkes-yolunda

Müzik dünyasının en yetenekli isimlerinden biri olan Ezgi Gergin, Tolga Görsev işbirliğindeki yeni single’ı “Herkes Yolunda” ile radarımızda.

5 yıldır müzik dünyasında Bengü, İrem Derici , Mustafa Sandal gibi isimlere sahnede back vokal olarak eşlik eden, Metin Özülkü orkestrasının başarılı vokallerinden biri olarak TRT ekranlarından da tanıdığımız Ezgi Gergin, yepyeni şarkısı “Herkes Yolunda” ile şimdi iddialı bir başlangıç yapıyor.

Kayıtlarına 2020 aralık ayında İstanbul, Tolga Görsev Music Production stüdyosunda başlanan “Herkes Younda”nın sözü Ezgi Gergin’e, müziği ise Tolga Görsev’e ait. Yine Tolga Görsev prodüktörlüğünde hayata geçen şarkı, farklı altyapısı, modern aranjesiyle dikkat çekerken, r&b, soul ve urban diyebileceğimiz günümüz dünya müziğine yön veren farklı tarzlara da adeta göz kırpıyor.

Daha önce 2019 yılında “Görmem Lazım” adlı şarkısı ve ilk çalışmasıyla deneysel bir tarz ve farklı bir tavır ortaya koyan genç sanatçının, 2021 imzalı bu yeni teklisi bilindik kalıpların çok dışına çıkarak, Türkiye’de farklı tarzlarda da bir pop müziğin olabileceğinin adeta kanıtı gibi.

“BU ŞARKI İYİ GELSİN, YILDIZIMIZ PARLASIN” 

Lise ve üniversite hayatını müzik üzerine inşa eden Ezgi, halen İstanbul’un farklı ve prestijli mekanlarında kendi ekibiyle sahne almakta, ayrıca 2021 yazı içinde güneydeki tatil beldelerinde keyifli ve özellikli, canlı performans mekanlarında sahne hazırlıklarına devam ediyor.

90’lardan günümüze uzanan geniş bir yelpazede, yerli ve yabancı pop müziğin en keyifli örneklerini sahnede dinleyicileriyle buluşturan Ezgi Gergin, yeni şarkılarını da dinleyicileriyle paylaşabilmek için yoğun stüdyo kayıt sürecine de bir taraftan devam ediyor.

Ezgi Gergin, şarkının yapım aşamasıyla ilgili olarak şunları söylüyor: “Pandeminin zorlu sürecinde, biz motivasyonumuzu kaybetmemek adına şarkının prodüksiyon yapım aşamasının her anına teslim olduk. Maksimum verim alabileceğimiz ve güzel günlerin yakında olduğunun bilincinde olarak, bu şarkıda, kendimizle beraber dinleyicilerimize de parlayabilecekleri bir alan yaratmayı hedefledik. Şarkımızın, tüm dinleyenlere iyi gelmesi ve onları iyileştirmesini diliyorum. Işığımız hep parlasın.”

Can Baydar: “Müzik şifadır ve birleştiricidir”

can-baydar-roportaj-dergy

Son şarkısı “Ateş”le alkışları hak eden Can Baydar, solo kariyerinde emin adımlarla ilerliyor. Baydar’ı Dergy sayfalarına konuk ettik. 

Sebla KOÇAN / sebla@dergy.com

Gece’nin solisti olarak hayatımıza giren Can Baydar bir süredir solo kariyerine devam ediyor. Bu konuda az ama öz üretim yapmanın peşinde. 2019 yılında “Ömür Dedikleri” ve “Yangın Yeri” single’larından sonra 2021’de yeni single “Ateş”“geldi. İlk solo albümünün yakında yayınlanacağını öğrendiğimiz müzisyen, bu kadar çok üretimin şarkılarda özensizliğe sebep olduğunu düşünüyor. Digital müzik platformlarının müziği özgürleştirdiğini de düşünmüyor. “Müzik piyasası zaten hiç bir zaman özgür olmadı” diye dile getiriyor fikrini. Müzik yapmaya hiç bir zaman karar vermediğini, bunun içgüdüsel olarak geliştiğini söyleyen Baydar, “Tüm bu deliliğe karşı beni anlamlı kılan, beni koruyan, bizi iyileştiren bir mucize oldu benim için müzik” diye de ekliyor. Can Baydar’ı Dergy’e konuk ettik.

“Ateş” bizim için aslında yakında çıkacak solo albümün habercisi… Biraz bu albümle ilgili ipuçları alabilir miyiz, ne zaman yayınlanacak? Düetler olacak mı? Şarkı yazma ve kaydetme süreci ne kadar sürdü?

Neredeyse pandemi sürecinin en başından beri stüdyoda çalışıyorum. Aslında bir kaç şarkı kaydetmek için başladığım çalışma, artık bir albüme evrildi. Yaşadığımız belirsiz pandemi sürecinde çalışmak ve üretmek bana iyi gelen tek şey oldu. Yüksek temolu indie rock’n’roll şarkılar üstünde çalışıyorum. Gitar müziğine sadık kalmaya devam edeceğim. Henüz tamamlanmayan şarkılar ve kim bilir belki düet belki başka bir şey olabilir… Bu belirsiz, sıkıntılı zamanların kötü enerjisinden uzaklaşmasını istiyorum dinleyicinin.

Yıllarca Gece’yle birlikte grup dinamiğine alışmış biri olarak, solo kariyerine odaklanırken zorluklar yaşadın mı? Solo olarak çalışıyor olmak grup çalışmasına göre daha avantajlı mıydı, dezavanotajları nelerdi sana göre?

Bir grupta müzik yapmak ve solo kariyer yapmak birbiriyle pek benzeşmiyor. Evet günün sonunda her şeye tek başına karar veriyor olmak bir zorluk fakat kimseyi bir şeye ikna etmeye çalışmamak da bir lüks. Benim böyle bir yenilenmeye ihtiyacım varmış aslında şimdi daha net görüyorum. Bu yeni dönem dinleyiciyle de daha filtresiz bir şekilde temas ettiğimizi düşünüyorum. Solo olarak her şey daha hızlı akabiliyor, sanırım bu açıdan zamanın ruhuyla örtüşüyor benim hayatımda. Grup dinamiklerinde bazı şeyler hep zaman alıyor.

Ankara her dönem çok fazla müzisyen çıkartıyor. Gece de 2000’ler döneminden bu yana sahnede oldu. Ankaralı olmak bir müzisyen olarak sana ne kattı? Geldiğin yer bakış açını değiştirdi mi, müzikal anlamda nasıl bir katkı sağladı?

Zamanının seküler Ankarasında büyüdü bu müzisyenlerin hepsi. İyi ve kötü yanları hayatlarına ve dolayısıyla müziklerine etki etti. Simdi dönüp baktığımda aslında hiçbir zaman toplumun geneliyle o kadar da bağlantılı bir ortamda büyümediğimi düşünüyorum.
“Ankara The Rock City \m/” 🙂 Her zaman dark rock’n’roll bir tarafı vardı ankaranın. Bence hala müziğimde, şarkı sözlerimde o karanlık tarafı hissedebilirsiniz. “Ateş” şarkısında diyorum ki “Kaçtı menzili eski günlerin oynat makinist siyah beyaz film gibi…” Kızılay’daki eski Büyülü Fener Sineması’nadır mesela bu dizeler. Yazarken hep o mekan vardı gözümün önünde. Ankara hep yenilikçiydi, bana da her zaman bunu hatırlatıyor Ankara’nın sektördeki yeri denince.

can baydar

“KENDİMİ BU MUCİZENİN BİR PARÇASI OLDUĞUM İÇİN ŞANSLI SAYIYORUM”

Türkiye’de müzisyen olmak, müzik yaparak yaşamını sürdürebilmek nasıl bir süreç? Bir de üstüne pandemi süreci geldi. Müzik yapmak özgürleştiriyor mu, iyileştiriyor mu? Dirayetini nasıl koruyorsun?

Haksızlıklara, olumsuzluklara karşı hepimiz elimizden ne geliyorsa yapmalıyız. Şartlar ne kadar zorlaşırsa zorlaşsın iyiyi, estetik olanı ve çağdaşı destekleyip, çoğaltmamız gerekiyor. Ben de bir müzisyen olarak kendi alanımda toplumsal hayata bu prensipleri katmaya çalışıyorum. Müzik şifadır. Her zaman birleştiricidir. Ben kendimi bu mucizenin, sihrin bir parçası olduğum şanslı sayıyorum. Pandemi süreci ve bunun zorlukları bir çok sektörü zor duruma soktu. En cok etkilenenlerin başında da bizim sektörümüz geliyor. Tüm olumsuzlukları ve unutulmuşluk hissini zaten her müzisyen dile getirdi. Yakın tarihimize dönüp bakarsanız Türkiye’de müzik yapmanın her dönem dünyanın en zor işi olduğunu göreceksiniz.

Müzik yapmaya, çalıp söylemeye, yazmaya çizmeye aslında ben karar vermedim gibi geliyor. Yani evet bakınca günün sonunda bu benim kararımdı. Fakat ben bu yola düşüne taşına, bir mantık zinciri kura kura girmedim. Bu bir içgüdüydü. Tüm bu deliliğe karşı beni anlamlı kılan, beni koruyan, bizi iyileştiren bir mucize oldu benim için müzik. Bu içgüdüsel çıkış noktası beni olumsuzluklara rağmen her zaman akışın içinde tuttu.

Aslında hem bir besteci hem de şarkı yazarı olarak da seni tanıyor, yıllardır pek çok şarkına kulak veriyoruz. Sade ve vurucu cümlelerle derdini anlatan bir müzisyen olarak hangi yazarları okuyorsun? Başucu kitapların neler, nasıl bir edebiyat etkiliyor seni?

Beni kitaplardan çok izlediğim filmler ya da dinlediğim müzikler etkiliyor son dönemlerde. Bunu söylediğime biraz üzülüyorum fakat okumak son zamanlarda benim için biraz çalışmak anlamına geliyor. Son dönemde zevkim için değil biraz kendi sözlüğümü oluşturmak, güncel ve bana yakın gelen üslupları içselleştirmek için okuyorum. Ferhan Şensoy, Zülfü Livaneli, Didem Madak, Can Yücel okuyorum.

“Üretmenin ve paylaşmanın da bir bağımlılığı var bence” diyorsun bir tweet’inde. Peki hiç tıkandığın, artık bir şeyler yazmak veya bestelemek istemediğin zamanlar oluyor mu? Tamamen durmak ya da bazı hisleri sindirmek için zamana bırakır mısın hiç kendini?

Grubum Gece’yle çalmayı bıraktığımız zaman 1 yıl kadar hiç bir şey yapmadım. 16 yaşından beri bir grubun içinde besteci ve şarkıcı olarak yer almıştım. İlk defa o dönem biraz durmak istedim. Her şeye demlenmesi için zaman zaman vermek gerekiyor. Müzikte de böyle. Yaşa, demle, yaz. İnsan ne düşündüğünü gerçekte sadece yazıya dökebildiğinde anlarmış. Sanırım ben de hayatı ve kendimi müzikle anlamaya çalışıyorum. Bu yüzden üretmek de biraz hayatın doğası gibi kendi akışında ve sonsuz.

Orta yaşa doğru ilerliyoruz, arkadaşlık kavramı, aşk, iş gibi major başlıklara bakışın değişti mi? 

Bunun cevabı çok uzun 🙂 Hatta cevabını bildiğimden de hiç emin değilim 🙂

Günümüzde dijital müzik platformlarının da varlığı sayesinde her hafta yeni bir şarkı yayınlayan müzisyen ve grupları gözlemliyoruz. Sen ise her hafta single yayınlamayı seçmedin. Müzik zaman ister diye mi düşündün, bu konuyu nasıl değerlendiriyorsun?

Dijital müzik platformlarının müziği özgürleştirdiğini düşünmüyorum. Ve fakat müzik piyasası zaten hiç bir zaman özgür olmadı. Kayıtların özensizleşmesi sanırım beni en çok rahatsız eden durum son zamanlarda. Bazı yayınlanmış albümlerin veya singleların demo gibi duyulması bu hızlı tüketim alışkanlığının sonucu.

can baydar2

KISA KISA

● Ne zaman TV karşısına geçsem hiç düşünmeden izlediğim dizi Sponge Bob 🙂
● Son zamanlarda takılı kaldığım albüm Vampire Weekend’den Father of the Bridge.
● Bugüne kadar izleyicisi olarak gidip en çok etkilendiğim konser Pentagtam. Yılı hatırlamıyorum ama ilk izlediğim metal konseriydi ağzım açık kalmıştı.
● Bana göre gelmiş geçmiş en etkileyici rockstar Paul Mc Cartney. Üstüne de gelmedi!
● Şarkı yapmak için en iyi zaman şarkı yazmayı beklemediğin andır, plansız olan.
● Hayatta en çok para harcadığım şey ayakkabılar ve müzik aletleri.

Perdenin Ardındakiler Sanrılar’ı yayınladı

https://www.dergy.com/perdenin-ardindakiler-roportaj-tecrube-ettigimiz-kadariyla-var-olabiliyoruz/

Türkiye’nin en çok dinlenen sanatçıları arasında yer alan Perdenin Ardındakiler, Sanrılar ismini verdikleri ilk albümlerini takipçileriyle buluşturdu.

Duygusal şarkılarıyla bizi hüzünlerden hüzünlere gark eden Perdenin Ardındakiler, 10 şarkıdan oluşan ilk albümlerinde daha önce yayınlanan tüm şarkılarında olduğu gibi duyguları ve anlatıları bir bütün halinde dinleyiciye sunuyor.

“Canımıza kastı mı var acaba” diye düşündüğümüz Perdenin Ardındakiler, yeni sesleri kendilerine özgü müzik stilleri ile birleştirerek dinleyicilere hem farklılığı hem de aynılığı bir ahenk içinde sunuyor.

İlk albümleri Sanrılar‘da neyse ki biraz daha yenilik ve hareket isteyen ikili, kendi tarzlarında ürettikleri şarkılarının yanı sıra tabii ki daha atmosferik, hareketli ve aynı zamanda karanlık şarkılar da sunuyor.

PERDENIN ARD BANNER

”NE HAYAL NE GERÇEK”

Perdenin Ardındakiler ikilisinden Doruk Ereşter, albümün ismine nasıl karar verdiklerini şu sözlerle anlatıyor: ” Zihnin anıları unutmaya başladıkça açılan boşlukları hayal gücüyle doldurduğunu keşfettim. Bir zaman sonra o anının ne kadar gerçek ne kadar hayal olduğunu unutmaya başlıyoruz. Adeta sanrılaşıyor, bulanıklaşıyor. Bu sebeple albümün ismini Sanrılar koyduk.”

Albümde yer alan 10 şarkının sözleri Doruk Ereşter’e, 9 şarkının müzikleri ve düzenlemeleri Direnç Kaçmaz’a ait. Uzaklara Savrulalım şarkısının müziği Direnç Kaçmaz & Mark Eliyahu imzası taşıyor.

Sanrılar albümünün ikinci video klibi Erman Özkargın yönetmenliğinde “Ben Artık Yokum” şarkısına çekildi. Albümün kapak çizimi ise Ece Gauer imzası taşıyor.

Keşif: Nube’un solo single’ı “Look Again”i dinleyin

nube-look-again-single

Nube’nin ilk solo single çalışması “Look Again” 26 Mart’ta tüm dijital platformlarda yerini aldı.

“Kafam kazan gibi oldu, sakinlik arıyorum, huzur istiyorum!” diyen veryansınlarımızı duymuşçasına hayatımıza giren Nube; trip hop, nu jazz, R&B Soul ve downtempo türündeki şarkısı “Look Again” ile selam veriyor.

Sakinlik hissinin hakim olduğu parçaya, sözler de karmaşık sorgulamaları ve fark edişleriyle eşlik ediyor. Yol boyunca arkamızda bıraktığımız ve yanımızda sürüklediğimiz her şey azalmanın hüznünü yüzümüze vursa da, kararlılığın cazibesi köklerimizi ele geçiriyor. “Look Again”; Nisan ayının sonlarına doğru tamamlanması için hazırlıkları devam eden animasyon klibiyle de ilgililerle buluşmayı bekliyor.

NUBE KİMDİR?

Begüm Yardımcı (Nube); müziğin pek çok farklı türünü içeren dinleyiciliğine, yıllar içerisinde performans ve üretimi de eklemiştir. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Felsefe bölümü mezunu olan Nube, aynı zamanda İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı’nda Opera / Şan eğitimi almıştır. Nube; Tembel Hayvan işbirliği ile 14 Ağustos 2020’de başkaldırmış kadınların çığlıklarına eklemlenmek adına yayınladıkları single “Ain’t Goes Down” da enstrümantal ve çok sesli vokallere yer vermiştir. 18 Eylül 2020’de sözleri ve vokalleri Nube’ye ait olan “Simplify” parçasını Noct ile beraber yayınlamışlardır. Nube, solo çalışmalarının yanı sıra Maymunla Diyalog grubuna klavye ve vokalleriyle de eşlik etmektedir.

BaBa Zula, Hayvan Gibi’yi plak formatında yayınladı

babazula-hayvan-gibi-plak-versiyon

BaBa Zula, Hayvan Gibi’nin çift plak versiyonunu da dinleyicilerle buluşturdu. Albüm tamamen canlı olarak kaydedilmişti. 

Hemen her yurtdışı etkinliğinde bayraklarımızı astıran, gönül tellerimizi titreten BaBa Zula, diskografilerinin 12. albümü ve tamamen canlı olan ilk albüm kaydı olan Hayvan Gibi’yi Gülbaba Records etiketiyle dijital platformlarda yayınlamıştı. Albümün çift plak versiyonu da yayınlandı.

Hayvan Gibi bir ‘konsept’ albüm. Her parça adını başka bir hayvandan alıyor ve grup için önemli hikayelere sahip. Bu hikayeler albümün içinde aynı zamanda yapımcı olan Murat Ertel tarafından kendi çizdiği hayvanlar ve el yazısı ile anlatılıyor. En önemli özelliği ise; ‘direct to disc’ yani plağa direkt kayıt teknolojisiyle bir tane bile kesme, biçme ve edit bile yapılmadan tek seferde kaydedilmesi.

60 ÜLKEDE BİNLERCE DİNLEYİCİYLE BULUŞTU

1996’da kurulan BaBa ZuLa, sayısız film müziğine imza attı ve Mad Professor, Tuncel Kurtiz, Serra Yılmaz ve Can’dan Jaki Liebezeit gibi çeşitli sanatçılarla işbirliği yaptı. Bugüne kadar 60 farklı ülkede binlerce müzikseverle buluştu.

Albümde kendi tasarladığı elektro sazı çalan Osman Murat Ertel’in başını çektiği ekip, Levent Akman (kaşık, ziller, makineler, elektronikler), Ümit Adakale (darbuka, davul, perküsyon) ve yine kendi enstrümanını tasarlayan Periklis Tsoukalas (elektrikli bariton ud, vokal)’den oluşuyor. 1960ların psikedelik müziği ve Anadolu rock tınılarına dub ve elektronik yaklaşımlar ekleyerek deneysel ve çağdaş bir çizgi getiriyor.

Demi Lovato The Art of Start Over’a geri sayımda

demi-lovato-the-art-of-start-over
Fotoğraf: instagram.com/ddlovato

Demi Lovato, 2 Nisan’da çıkacak olan yeni albümü The Art of Start Over‘ın çıkış şarkısı, “Dancing with the Devil”ı Island Records etiketiyle 25 Mart’ta yayımladı.

Bianca Deiandra Atterberry, John Ho, Mitchell Allan Scherr dahil olmak üzere yıldızlardan oluşan bir müzisyen grubu tarafından yazılan “Dancing with the Devil”, Lovato’nun 2018 yılında yaşadığı mücadeleyi anlatıyor.

ÇOK ZOR GÜNLER GEÇİRDİ

2018 yılında aşırı doz uyuşturucu nedeniyle hastaneye kaldırılan ünlü şarkıcı, o dönemde üç felç ve bir kalp krizi geçirmiş, beyninde hasar oluşmuştu.

Demi Lovato’nun “Dancing With The Devil” adlı YouTube belgeseli daha yayınlanmadan ses getirmiş, 23 Mart’ta yayınlanan belgeselde ünlü şarkıcının eski erkek arkadaşı tarafından tecavüze uğradığı itirafı ortaya çıkmıştı. Lovato, uyuşturucu satıcılarının cinsel saldırısına uğradığını da bu belgeselde açıklamıştı.

Sintra Beatz: “NFT yalnız müziği değil, tüm dünyayı değiştirecek”

sintra-beatz-nft-sarkisi2

Müzik dünyasında Sintra Beatz adıyla da tanınan müzisyen, bas gitarist ve prodüktör Ezgi Özkan, Türkiye’de ilk kez Non-Fungible Token yani NFT formatında bir şarkı yaptı.

“Werewolf” adını verdiği şarkıyı 19 Mart’ta YouTube’da yayınlayan Sintra Beatz’e NFT’ye dair bilinmeyenleri ve NFT’nin müzik dünyasının nasıl değiştireceğini sorduk.

Sizi Pin Up’un bas gitaristi olarak tanıdık. Şimdi Nil Karaibrahimgil’le çalıştığınızı biliyoruz. Biraz kendinizden ve müzik projeniz Sintra Beatz’den bahseder misiniz?

Sanata, bilime, teknolojiye aşık bir müzisyenim. En çok bilinen işlerim arasında Organize İşler 2 Burası İstanbul ve dillere pelesenk reklam jingle’ları bulunmakta. Sintra Beatz de global müzik dünyasının içinde, kendi etik değerleri olan, düzenli şekilde enstrümantal müzikler üreten bir prodüktör olarak tanımlayabiliriz.

Bir NFT çılgınlığı başladı. Herkes NFT’yi konuşuyor. Siz de Türkiye’nin ilk NFT formatında şarkısını yayınladınız. Non-Fungible Token yani NFT nedir? Bunu sizden dinleyebilir miyiz?

NFT, kişinin blokzincirdeki dijital varlıklarıdır. Bu dijital varlıklar; sanal emlak, giyilebilir sanal kıyafetler, müzik, sanat, oyun vb. gibi soyut ve somut kategorilere ayrılır. Kısaca özetlersek de, NFT, kendisinden başka hiç bir karşılığı olmayan bir birimdir.

sintra beatz nft sarkisi
Fotoğraf: Cem Çelik

İnternetten kolayca indirilebilen bu tür dijital eserler nasıl olup da milyonlarca dolara alıcı bulabiliyor?

İnternetteki görseller ve müzikler bir NFT değil. NFT’yi NFT yapan şey varlığın blokzincirde olmasıdır. Hem koleksiyonerler için, eşsiz bir varlığa sahip olmak, hem de sanatçıların, önceden belirledikleri telifi sonsuza kadar kazanmaları hayli ilgi çekici.

Nereden aklınıza geldi bu işe girmek?

Müzisyenler için telif haklarını araştırıyordum. Beatstars’ın videolarına denk geldim. House of NFT’den Jesse Goplen tane tane anlatınca çok ilgimi çekti. Kendime en önemli soruyu sordum “Bu NFT’ler blokzincire girince ne oluyor?” işte bu sorunun cevabı beni fazlasıyla şaşırttı. Bu konuları daha da açmak isterim. Esra’nın Apollo şirketiyle birliktelik yaparak belki anlatabiliriz.

sintra beatz nft sarkisi3

“DEVRİMİ ROBOTLARDA ARARDIK AMA MEĞER DEVRİM GÖZÜMÜZÜN ÖNÜNDEYMİŞ”

NFT konusunda Allame ve yaptığı illüstrasyonu, sonra da Khontkar’ın Tek Tabanca artwork NFT’sini örnek verebiliriz. Sizden sonra Türkiye’de bu şekilde NFT formatında şarkı sunan başka isim oldu mu, rastladınız mı?

Hayır, müzik NFT’si kategorisinde Türkiye’den kimseye rastlamadım. 4 Şubat’ta WEREWOLF isimli single’ımı tüm dijital müzik platformlarına yükledim ve sonrasında yarattığım NFT’nin boyutu hayli bir büyük, 3D özel video’lar ve bir adet yüksek kalitede bir müzik videosu, eserin orijinal stüdyodan çıkmış master kayıdın farklı formatlarının da dahil olduğu, içinde gizli metin belgesi olan, bir çoklu-medya müzik NFT’si bu.

NFT sizce müzik dünyasında neyi değiştirecek?

NFT bence sadece müziği değil, dünyayı ve tüm sistemi değiştirecek, sansürsüz, merkeziyetsiz sanal gerçeklik sistemi olarak görüyorum. Biz devrimi robotlarda, büyük datalarda arardık ama meğer devrim gözümüzün önünde duran blokzincirin ta kendisiymiş. Yasak olan tek şey fikir hırsızlığı diyebilirim.

sintra-beatz-nft-sarkisi4

Logan Paul bu yolla 2 günde 5 milyon dolar, Beeple olarak tanınan Mike Winkelmann ise bir eseri ile 69,4 milyon dolar kazanmıştı. Sizce yerli üretimlerimiz de bu sayede benzer paralar kazanabilir mi?

Bu NFT’yi yaratan kişiye bağlı. Eğer çok bilinen çok yetenekli bir sanatçımızsa, birilerine bir şey ifade edebilir ama eğer repütasyonunuz daha oturmamışsa, gerçekçi olmak gerekirse bu miktarlar şimdilik pek mümkün değil.

Elon Musk’ın NFT hakkında yaptığı şarkıyı yine NFT olarak satışa çıkarması hakkında ne düşünüyorsunuz?

Eleştirmiyorum, blokzinciri, NFT’yi popüler yaparak sanatçıların önünü açmaya çalışıyor. Kendisine teşekkür ederiz.

Global müzik dünyası bir süredir NFT çılgınlığı içinde, sizin beğendiğiniz projeler var mı aralarında?

Benim, sınırlı sayıda üretilmiş müzik NFT’leri ilgimi çekiyor. Özellikle ilklerden oldukları için; Mike Shinoda (Linkin Park), 3LAU, Kings of Leon, ill Bill, Belladonna, 3rd Wrld, Biscodini Organ Trio, Robot Nature gibi grupların/sanatçıların yarattıkları müzik NFT’lerine bakılabilir.

VEYasin’in yeni şarkısı “Sardığımdan” yayınlandı

veyasin-sardigimdan-azizler-soundtrack-single

VEYasin’in geçtiğimiz ocak ayında Netflix’te prömiyer yapan Taylan Biraderler’in son filmi Azizler’de yer alan “Sardığımdan” şarkısı, Kamp Records etiketiyle tüm dijital platformlarda yayımlandı.

20 yıldan fazladır Mode XL ve Hey! Douglas başta olmak üzere pek çok projeyle sahne alan ve yetenekleri konusunda aslında gizliden gizliye süper kahraman olduğunu düşündüğümüz VEYasin, bu sefer ilk önce konserlerinde değil TV ekranlarında paylaştığı yeni şarkısı “Sardığımdan” ile karşımıza çıktı.

Bugüne kadar her yeni şarkısını ilk defa konserindeki kalabalığa sunan VEYasin, bu sefer tüm müziklerini üstlendiği Taylan Biraderler’in Netflix üzerinden yayımlanan son filmi “Azizler” ile TV ekranlarından dinleyicilere ulaştı.

Filmin 8 Ocak 2021’deki prömiyerinin ardından rap müzik dinleyicileri tarafından yoğun ilgi ile karşılanan “Sardığımdan”, aynı zamanda VEYasin’in 2021 yılında yayımlanacak yeni albümünün ilk single’ı olduğunu da söylemekten kıvanç duyalım!

Twitch üzerinden gerçekleştirdiği yayınları “Sahne Benim” isimli bir rap müzik yarışmasına dönüştüren VEYasin, geçtiğimiz günlerde yarışmanın ilk sezonunu da tamamladı. VEYasin, yeni single’ın ilk canlı performansını 27 Mart Cumartesi akşamı yine kendi Twitch kanalı üzerinden verecek.

VEYasin KİMDİR? 

Ankara’da break dance partilerine mixtape’ler hazırlayarak başladığı müzik yolculuğu; hip hop’tan elektroniğe, cazdan deneysele uzanan birçok farklı eser ile, yönetmenliğini kendisinin üstlendiği müzik kliplerinden Altın Kelebek, Kristal Elma ve Apple I Can gibi pek çok ödüllü dolu. Disketlerdeki sample programlarından günümüz ileri ses teknolojilerine uzanan müzik bilgisi ile birçok yerli-yabancı müzisyenin çekim noktası haline VEYasin, bulunduğu şehirlerin dokusuna izini bırakmaya devam ediyor. VEYasin, müzik üretme serüvenine kurucusu olduğu FFW Creative Audio ve Kamp Records çatısı altında devam ediyor.

Beklemeye değer bir single: Sonic Boom’dan “Ninja”

sonic-boom-ninja-single

Vokalde Elif Çağlar, tuşlu çalgılarda Çağrı Sertel, bas gitarda Alp Ersönmez ve davulda Volkan Öktem’den oluşan Sonic Boom’un ikinci teklisi “Ninja”, nu-DC Records etiketiyle, 2 Nisan Cuma günü tüm dijital platformlarda olacak. 

Takipçileri tarafından “şampiyonlar ligi” olarak tanımlanan grup, ikinci teklileri ‘Ninja’yı yayınlamak için sabırsızlanıyor.

“DANSIM GELDİ” DEDİRTEN SINGLE

“Ninja” single’ı zengin sound’uyla,Hip hop’tan Funk’a, R&B’den EDM’e birçok türe incelikli göndermelerde bulunuyor ve Sonic Boom dinleyicisinin konserlerindeki muhteşem dans figürlerinden ilham alıyor.

En güzel figürlerinizi sergilemenizi bekleyen ve sorgusuzca kendinizi müziğin akışına bırakmanızı isteyen ‘Ninja’, grubun ilk teklisinde olduğu gibi dans etmekten hoşlananları fazlasıyla memnun edecek.

Bu arada ekibin 2 Nisan Cuma günü 22.00’de dinleyicileriyle Instagram’da canlı yayında sohbet edeceğini de ekleyelim.

SONIC BOOM KİMDİR?

SONIC BOOM, müzikseverlerin yakından tanıdığı dört başarılı isim, Elif Çağlar (vokal), Çağrı Sertel (tuşlu çalgılar), Alp Ersönmez (bas gitar) ve Volkan Öktem’in (davul) bir araya gelmesiyle, 2019 yılında, kuruldu. 2020’ nin başlarında dinleyiciyle buluşan grup, konserlerinde bestelerin yanısıra, R&B, Hip-hop ve elektronik müzik hitlerini de özgün tarzıyla yeniden yorumlayarak çalıyor.

ELİF CAGLAR BANNER

Hayvansaray sınırları bu kez uzayda zorluyor

hayvansaray-hayvani-album

Hayvansaray’dan “hip-hop space fabl opera” türündeki Hayvani albümü Tamar Records etiketiyle ve GRGDN Müzik temsilciliğinde tüm dijital platformlarda yerini aldı.

Sincaba olan takıntılarıyla bildiğimiz deneysel alternatif müziğin köklü ekiplerinden Hayvansaray yeni albümleri Hayvani‘yle selam ediyor.

BURASI UZAYIN DİBİ Mİ DİYORLAR YOKSA?

Uzay-zaman, kuantum mekaniği, düalizm kavramlarının öne çıktığı mekanlarda gerçekliği sorgulamak zorunda kalan At Bey, Sincap, Albay Hayvansaray ve Tardi gibi karakterlerimiz 6 parçalık bu albümde bizi değişik ama bir o kadar da neşeli bir yolculuğa çıkarıyorlar.

Deniz Bolayır tarafından 2010 yılında dünyaya gelen Hayvansaray, farklı müzik türlerini birleştiren ve hikayelerindeki karakterleri hayvanların oluşturduğu bir projedir. 2020 yılında eski kayıtlarından ortaya çıkan Antika Kayıtlar ve At Gibiyim albümlerini yayınlayan Hayvansaray, son olarak Kuduz isimli bir tekli yayınlamıştı.

Edis- Martılar

Edis, yeni şarkısı “Martılar”ın söz ve müziği Emrah Karakuyu’ya, düzenlemesi ise Ozan Çolakoğlu’na ait parçası için, “Pandemi, karantina, virüs derken, sadece evlere değil, içimize de kapandık. Tam da bahar kapımızdayken, bu şarkı hem içimizi açacak hem de ruh halimizi düzeltecek” demişti.

“Martılar” YouTube trendlerde de 6 numara oldu.

İşte Martılar’ın sözleri…

Dinlettin boynu bükük şarkılar
Ses etmem, susarım anıların hatrına
Sen yoksan ölümden ne farkı var?
Gel etme, dön artık, üzülecek martılar

Kitabına uydur sen yine bana gel
Ben kölen olurum sen gitarıma tel (Ey)
İlaç ol yaralarıma, her acı geçer
Beyaz ol karalarıma, bu nasıl keder?

Niyetin çat çat çatlatmaksa
İnadına pat pat sallar kalça
Bi’ de peşimde gezinen alçaklar var
Deliricem sensiz akşamlarda

Böyle sevmeden anlamazlar
Görünce durmuyo’ kan damarda
Gelse kaderimi yazsa baştan
Biraz daha öpsem şu bal yanaktan

Dinlettin boynu bükük şarkılar
Ses etmem, susarım anıların hatrına
Sen yoksan ölümden ne farkı var?
Gel etme, dön artık, üzülecek martılar

Anlatsam ağlar şu duvarlar, kumar gibi aşk hiç şansım yok
Ne zaman uyansam, konuşsam, düşünsem yine sen oh, oh, oh
Anlatsam ağlar şu duvarlar, kumar gibi aşk hiç şansım yok
Ne zaman uyansam, konuşsam, düşünsem yine sen oh, oh, oh

Böyle sevmeden anlamazlar
Görünce durmuyo’ kan damarda
Gelse kaderimi yazsa baştan
Biraz daha öpsem şu bal yanaktan

Dinlettin boynu bükük şarkılar
Ses etmem, susarım anıların hatrına
Sen yoksan ölümden ne farkı var?
Gel etme, dön artık, üzülecek martılar

The Irish Spirit Jam Session sunar: “Jamming” nedir? Dünyaca ünlü 6 jam grubu

jam-session-nedir-jamming-neye-denir

“Jamming”in tam olarak ne anlama geldiğini merak ettiniz mi? İşte Bob Marley’in aynı adlı şarkısına da ilham veren, “Jamming”in kısa bir açıklaması ve müzik tarihinin en iyi “Jamming” grupları… 

“Jam” kelime anlamıyla birkaç müzisyenin teklifsizce bir araya gelip, doğaçlama olarak müzik yapmasına deniyor. Müzisyenler genellikle deneysel bir şekilde çalıyor, sahnede anı yakalıyor ve o anın ruhuna göre yeni bir şeyler üretiyorlar. Bu isim, 20. yüzyılın başlarında caz müzisyenlerinin bir araya gelip doğaçlama müzik yapmalarından esinlenilerek kullanılıyor. “Jam session” da kapsamlı bir hazırlık olmadan, prova almadan, müzisyenlerin belirli düzenlemeleri kullanmadan kendilerini akışa bırakmaları olarak tanımlanabilir. İşte bu doğaçlama kayıt oturumları, birer “jam session”dır. Peki dünyada en iyi “jamming” yapan gruplar hangileri derseniz, aramıza katılın… 

The Grateful Dead 

Dünyaca ünlü müzik dergisi Rolling Stone’a göre gelmiş geçmiş en iyi jamming grubu The Grateful Dead. Ekip, 1965 yılında Palo Alto, Kaliforniya’da kuruldu. Çoğu rock grubunun 25 dakika boyunca prova yaptığı konserlerde The Grateful Dead, hiç prova yapmadan yaklaşık 2 saat boyunca konser verebiliyordu. Grup öyle popülerdi ki, Suudi Arabistan Kralı Faysal bin Abdülaziz bile grubun hayranıydı! Öyle ki, 1975 yılında stüdyoda albüm kaydındalarken, Kral Faysal’ın ölüm haberini aldılar. Grubun söz yazarı Robert Hunter ona olan saygısını belirtmek için “Blues For Allah” adlı bir parça besteledi ve albümün adı da aynı parça oldu. Saykedelik rock grubu Grateful Dead’in gitaristi ve vokalisti Jerry Garcia 1995’te yaşama veda etmesine rağmen, grubun bu konudaki liderliği tartışma götürmez. 

Dave Matthews Band 

Dave Matthews Band, geleneksel jam gruplarının biraz dışında konumlanıyor. Zira MTV’de çok çaldılar ve 90’larda genç kızlar tarafından büyük bir hayranlıkla takip edildiler. Pek çok insan konserlerinde “Crash” ve “The Space Between” gibi şarkıları duymak için can atıyor. Yani pek de doğaçlama gözetmiyor, DMB izleyicisi… Fakat Dave Matthews Band, her gösterinin benzersiz olmasını istiyor. Bu yüzden grup aynı şarkıları her gece farklı şekilde çalmaya çalışıyor. Bu yüzden de çok çalışıyorlar ve jamming konusunda usta oldular. Son 20 yılda konserlerinden büyük gelir elde ettiklerini de not düşelim. 

U2 

2010 yılında İstanbul’da da seyretme şansı bulduğumuz İrlandalı efsane grup U2 da en iyi jamming yapan ekiplerden biri. 30 yılı aşkın müzik kariyerlerinde, 145 milyonun üzerinde albüm satışıyla dünyanın birçok yerinde sadık bir dinleyici kitlesine sahip İrlandalı topluluk, 22 ödül ile en çok Grammy alan topluluk rekorunu da elinde bulunduruyor. U2’nun 1984 yılında yayınladığı The Unforgettable Fire albümünde yer alan “Bad” şarkısı da aslında böyle bir doğaçlama anında ortaya çıkmış. David Howell Evans, nam-ı diğer The Edge; “Bad”in gitar riff’lerini İrlanda, County Meath’deki Slane Kalesi’nde bir jam session esnasında ortaya çıkarmış. U2’nun 1985’te Live Aid performansında “Bad”in 12 dakika süren jamming’i de asla unutulmayan anlardan biri. 

The Cranberries 

Dünyaca ünlü İrlandalı topluluk Cranberries de konserlerinde en iyi jamming yapan ekiplerden biriydi, ancak onları listemize konuk etme sebebimiz ayrı. Cranberries’i dünya çapında büyük bir rock grubu haline getiren şarkıları 1994 yılında yayınladıkları No Need to Argue albümlerinde yer alan “Zombie” oldu şüphesiz. Cranberries’in “Zombie”yle elde ettiği büyük başarı pek çok ülkede ve Billboard listelerinde de açıkça görüldü. “Zombie” ile Cranberries günümüzde YouTube’da milyar barajını aşan ilk İrlandalı grup oldu. Bu şarkı, pek çok grubun sahnede jamming yaparken en çok coverladığı şarkılardan biri. Yakın zamanda Miley Cyrus’un da “Zombie”yi coverladığını hatırlatalım. Ve, Cranberries’in eşsiz vokali, 2018 yılında aramızdan ayrılan Dolores O’Riordan’ı özlemle analım. 

The Allman Brothers 

Allman Brothers Duane ve Gregg kardeşler tarafından 1969 yılında kurulan bir blues, caz ve country grubu. Ekibin konserlerindeki tüm ana fikirleri ise enstrümantal müzik ve jam sessions üzerine kurulu. Grubun lideri Duane 1971 yılında bir trafik kazasında hayatını kaybetti. Ancak grup 43 yıl daha devam etti. “Whipping Post” ve “Mountain Jam” gibi şarkıların doğaçlama versiyonları eleştirmenler tarafından ayakta alkışlandı. Her yıl binlerce izleyici, The Allman Brothers’ın jam session’larını izlemek için konserlere akın etti. Grubun diğer üyesi Gregg Allman da 2017 yılında yaşama veda etti. 

Phish 

Pek çok müzik eleştirmeni, Phish için şöyle diyor: “Sözlükteki jam grubu tanımının karşılığı bu grup”. ABD’li progresif rock grubu Phish, müzikal emprovizasyonları ve sınırsız jamming yetenekleriyle pek çok rakibinden ayrılıyor. Öyle ki, grubun sadece kendilerinin çaldıkları 3 günlük bir festivalleri bile var! Phish fanları yani “Phan”lar, eski kayıtları dinliyor ve ekibin muhtemel konserleri hakkında kulis yapmaya bayılıyor. Grup; funk, rock, country, caz, blues ve pop esintili şarkılarıyla ve özellikle 90’larda çıktıkları turnelerle “jam grupları” kategorisinin tartışmasız en iyi toplulukları arasında gösteriliyorlar. 

jam session gorsel

Peki yerli “jamming” yapan gruplarımız yok mu? Elbette var! Müzik, sohbet ve eğlence yeniden bu civarlarda. Jam Session, bu sene mekanlar arası yolculuk konseptiyle, The Irish Spirit YouTube hesabında. Programın tamamını öğrenmek için The Irish Spirit Instagram hesabını takip edebilirsin. Aramıza katıl. Ruhunu dinle! 

Jam Session 2021 Poster 1

Kaynaklar: Rolling Stone, Wikipedia 

Geeva Flava’dan standartların üstünde bir klip: “Guardian II”

geeva-flava-guardian

Geeva Flava’nın yeni albümü Hadal Zone’nun üçüncü teklisi GUARDIAN II, Aga B ve Ethnique Punch vokalleriyle yayınlandı.

Hayatta bazen güzel şeyler de oluyor.

Kendilerini “evrensel hikaye anlatıcıları” olarak tanımlayan müzik grubu Geeva Flava’nın su altı temalı 10 şarkılık Hadal Zone albümünün üçüncü teklisi GUARDIAN II, 26 Mart’ta dinleyicilerle buluştu.

Albümün hikayesinin çekirdeğinde yer alan GUARDIAN II, Aga B ve Ethnique Punch’ın vokalleriyle Türkçe Rap evrenine dokunarak albümün anlatısına yeni bir boyut kazandırıyor.

Geeva Flava’nın müzikal kimliğinin ilk defa Rap müzik ile doğrudan buluştuğu parçaya, içinde gotik ve grotesk ögeler barındıran bir de klip eşlik ediyor.

GEEVA FLAVA KİMDİR? 

Aybars Gülümser, Burak Erensoy, Arda Semercioğlu ve Atakan Türkan‘dan oluşan ve 2013 yılında kurulan Geeva Flava; kendine özgü tarzıyla caz, rock, halk müziği ve progresif türlerini harmanlayarak benimsediği çalışmalarına 2016 yılında yayınladığı kendi ismini taşıyan albümle başladı. Ardından 2017’de mekanların hikayesini müzikle anlattığı canlı kayıt projesi “Sürmekan” kapsamında Dereboyu ve Humble Jungle şarkılarını yayınlayan Geeva Flava, bu projenin devamında deneysel yolculuğuna devam ettiği müzikal fasiküller olan “Botanik #1” ve “Kinetik #2” isminde iki kısa çaları sırasıyla 2018 ve 2019 yıllarında takipçileriyle buluşturdu. 2019 yılında Tavşantepe Metrosu adlı parçalarına çektikleri klibi, 2020 yılında ise müzikal spektrumuna elektronik öğeleri kattığı “Telve” isimli teklisini yayınladı. Aynı yıl pandemiyle beraber çalışmalarını yoğunlaştırarak Hadal Zone isimli yeni albümünün çalışmalarını tamamladı. 10 parçadan oluşan albümle beraber çıkacak aynı isimdeki çizgi roman da projede yer alıyor. Geeva Flava 2021 yılının başında yeni EP projesi için bir araya geldi ve çalışmalarını sürdürmekte.

Geeva Flava ayrıca PSM Caz Festivali, IKSV Caz Festivali, Parklarda Caz, ODTÜ Alternatif Müzik Festivali, Offtown Festivali, Bilgi Yeni Müzik Festivali gibi pek çok festivalde sahne aldı; Zorlu PSM Touché, Salon IKSV, Arkaoda, Dam, Peyote, Bronx Pi, Mask, Fenerbahçe Parkı gibi sahnelerde performans gösterdi.

 

Kupa Onlusu’ndan “Karambole Yaşıyorum” yayında

kupa-onlusu-karambole-yasiyorum

Bir “aile grubu” olarak Balıkesir’de kurulan Kupa Onlusu, BBI Music Co. etiketiyle ”Karambole Yaşıyorum” adlı ilk akustik teklisini yayınladı.

İşte ağacın yaşken ne de güzel eğilebileceğinin nefis bir örneği.

2020’de kurulan Kupa Onlusu, 18 yaşındaki Alaz Dedeoğlu ve 13 yaşındaki Ekin Dedeoğlu kardeşlerden oluşan Balıkesirli bir synth-pop grubu. Sözlerini baba Alpaslan Dedeoğlu’nun yazdığı grubun bestelerini Alaz, vokallerini ise Ekin yapıyor.

Geçtiğimiz yıl paylaştığı dört teklinin ardından grup, 29 Ocak tarihinde çıkardığı “Aynalardan Çıkıyorsun” adlı teklisinin ardından 26 Mart’ta yayınladığı ”Karambole Yaşıyorum” teklisi ile 2021 yılındaki üretimlerini BBI Music Co. aracılığıyla düzenli olarak yayınlamaya devam ediyor.

Parçanın müziğini ve kayıtlarını Alaz Dedeoğlu yaparken, vokalde kardeşi Ekin Dedeoğlu, sözlerde ise baba Alpaslan Dedeoğlu isimlerini görüyoruz. Bu parçada daha akustik ve sade bir tarzı benimseyen grup, bu parça sonrasında tekrardan alıştığımız synth sound’una dönerek üretimlerini yayınlamak için hazırlıklara devam ediyor.

Ruhunu Dinle: Jam Session Dijital Konserleri Başlıyor!

jam-session-2021

Düşüncelerimizle baş başa kaldığımız ve sosyal hayattan uzaklaştığımız upuzun bir yıl geride kalırken, şimdi ruhumuzu dinleme zamanı!

Başladığı günden beri sahneler arası bir müzik yolculuğuna dönüşerek bizi aktif ve hareketli kılan, sevdiğimiz sahnelerde sevdiğimiz müzisyenlere buluşturan Jam Session konserleri, dijital platformdaki performanslarla geri dönüyor.

Jam Session 2021 Poster

Konser salonlarının ve müzikli mekanların kapalı kaldığı dönemde en çok nerede bulunmayı özlediniz? Beyoğlu’nda bir konser çıkışı kalabalığın arasına karışmayı mı, Moda’nın samimi mekanlarındaki bir performansın ardından soluğu sokaklardaki ayak üstü bir sohbette almayı mı? Seçim yapmak zorunda değilsiniz. Çünkü artık hayatımızın önemli bir parçası hâline gelmiş çevrim içi konser ve etkinliklerin birçoğundan farklı olarak Jam Session konserlerindeki her bir performans farklı bir mekandan evimize konuk oluyor. “Müzik, sohbet ve eğlence yeniden bu civarlarda” diyen Jam Session konserleri, sadece iki yakayı bir araya getiren performanslarıyla değil, samimi sohbetleriyle de dikkat çekiyor ve performansların yanı sıra iki söyleşiyi de YouTube’dan yayınlıyor.

İSTANBUL’UN İKİ YAKASI BİR ARAYA GELİYOR

Jam Session’ın alıştığımız ruhuna uygun olarak İstanbul’un iki yakasını bir araya getirecek serinin videoları Salon İKSV, Arka Oda, Bina, Kulp, Blok Mekan, Efendi ve Hunhar‘da kaydedilecek. 30 Mart’ta başlayacak ve neredeyse her gün yeni bir video ile devam edecek seri, her nerede olursanız olun sizi ruhunuzu dinlemeye davet ediyor.

bea
Büyük Ev Ablukada konseri 30 Mart’ta.

Jam Session dijital konserleri, 30 Mart’ta Büyük Ev Ablukada performansı ile başlayacak. Sahnedeki enerjileriyle, farklı platformlarda dinleyicileriyle kurdukları samimi ilişkiyle, kendilerine özgü stilleri ve kimi zaman tuhaf ama daima içten şarkılarıyla yıllardır en sevdiğimiz gruplardan biri olan Büyük Ev Ablukada, evlerimize Salon İKSV’den konuk olacak. Ardından, hayatımıza ve çalma listelerimize uzun yıllar önce 123’ün solisti olarak girmiş Dilara Sakpınar’ın solo projesi Lara Di Lara, zarif vokallerini ve yepyeni hikayelerini Blok Mekan‘dan aktaracak. Sakin, coşkulu ve tekinsiz tınılarıyla dikkat çeken bir kent ozanı olan Can Güngör ise, 1 Nisan’da bize kentin dışından, kendi dağ kulübesinden seslenecek.

evde ekibi
Sedef Sebüktekin, Canozan, Nova Norda ve Birkan Nasuhoğlu’ndan oluşan Evde ekibiyle söyleşi ve konser 2 Nisan’da.

Nisan ayında Jam Session konserleri, müziğin farklı sularında gezinirken trompet odaklı rock müziğini merkezde tutan Barış Demirel ve konuğu Da Poet (2 Nisan, Bina), hem performans hem de söyleşileriyle gecemizi renklendirip, bize Bina‘da başlayıp Arka Oda‘da devam eden Kadıköy gecelerini hatırlatacak, Birkan Nasuhoğlu, Nova Norda, Canozan ve Sedef Sebüktekin’den oluşan Evde ekibi (3 Nisan), adeta bir ritüel havasında geçen konserleri ve hipnotik müzikleriyle bize Arka Oda‘dan seslenecek İnsanlar (4 Nisan) ve ambient ve elektroniği bir araya getiren Kerem Sedef ve Suat Yılmaz ikilisinin projesi KeuS (6 Nisan, Kulp) ile devam edecek.

lalalar jam
Lalalar 10 Nisan’da The Irisih Spirit YouTube kanalında.

Seri, kendi hikayelerini ortak duygularla harmanlayan ve kendini sakin şarkılarla anlatan Nilipek (31 Mart, Blok Mekan) ve saykedelik ve Anadolu referanslı melodileri ve elektronik beat’leri sayesinde evinizde de olsanız dans etmeden duramayacağınız müzikleriyle Lalalar (10 Nisan, Salon İKSV) ile son bulacak.

Jam Session konserleri, iki hafta boyunca sanal da olsa bizi sevdiğimiz mekanlara yeniden sokacağı, ekranlarımızdan da olsa bizi sevdiğimiz sanatçılarla buluşturacağı için heyecanlıyız. Üstelik bu proje, bir yıldır kapalı olan mekanları ve bir yıldır dinleyicileriyle buluşmakta zorlanan sanatçıları destekleyeceği için de çok mutluyuz. Siz de ruhunuzu dinleyin, bu mekanlar arası yolculuğa katılın ve 28 Mart’tan itibaren her gün The Irish Spirit YouTube hesabında farklı seslere, farklı yorumlara ve farklı ruhlara kulak verin!

Sözlerinde çay geçen, tavşan kanı kıvamında en demli 10 şarkı

cayli-sarkilar
Fotoğraf: Hasan Albani

Kimi zaman sabah kahvaltısının yanında bizi uyandıran, kimi zamansa akşamüstü sohbetine kıvam veren, kültürümüzün en önemli parçalarından çay, elbette şarkılarımızda da hayat buluyor.

Bazen film gibi akan bir senaryonun üzerinde masada duruyor, bazen başrolde olup üzerinde dumanlar tütüyor. Tavşan kanı mı seversiniz, paşa çayı mı bunu bilmiyoruz ama içinde çayın sıcacık tadını hissettiren bu şarkıları seveceğinizden eminiz. 

Allame, Aga B- Çay Koy 

Rap müziğe hakkını teslim eden isimlerden Allame, geçtiğimiz yıl yayınladığı yeni albümü Huzur’da, Aga B’yle “Çay Koy” adında bir düete imza attı. Çayın başrolde olduğu bu parçada, “Hadi sen boş durma da, bize bir çay koy, yapacak çok işimiz var” ana fikri göze çarpıyor. Dinlemesi çok zevkli bir işbirliği.

Çay koy
Boş yapma çay koy
Bi’ yanında ben, diğerinde Aga Cyborg
Kıyamet yakın hâlâ elinde iPhone

Tarkan- Çay Simit 

2017 güzel bir seneydi zira Tarkan’ın son albümü 10 o yıl yayınlanmıştı. Biliyoruz ki az ama öz albüm yapan Tarkan, hemen her şarkıya kendi ruhundan üfleyerek tüm şarkılarını unutulmaz yapar. 10’da yer alan bir Gülşah Tütüncü şarkısı olan “Çay Simit”, çayın en yakın arkadaşının, amiyane tabiriyle “oynaşının” da adını veriyor: Simit! Ah, bir vapurda olsak da bu şarkı çalarken demli çayımız elimizde, martılara simit atsak! 

Çayla simit gibiyiz
Gülle dikeniz ikimiz
Etle tırnak gibiyiz
Biz ayrılamayız ki

Yüzyüzeyken Konuşuruz- Konuşulacak Şeyler 

Bilin bakalım Üçüncü Yeniler ekolünden çayı en çok kim seviyor? 2020’yi tek şarkıyla kapatan Yüzyüzeyken Konuşuruz’un daha aktif dönemlerinde kaydettiği çaylı şarkılar içinde “Konuşulacak Şeyler” ve “Ateş Edecek Misin?” yer alıyor. Hatta ikinci şarkı çoğu kez “Çayı Sen Demleyecek Misin?” adıyla da internette geziyor. Biz yine de seçimimizi tıpkı bir şiir gibi akıp giden “Konuşulacak Şeyler”den yana kullanalım. Zira denize kıyısı olmayan insanları kimse sevmez… 

Tartışmaya açık bıraktım çayın altını
Hangi rafa koymuştum servis takımını bilemedim
Denize kıyısı olmayan insanları
Hiç sevemedim

Ezginin Günlüğü- Sevmek Kolay 

Tam anlamıyla akşam çayını hatırlatan, insana “Sütlü de içebiliriz ama gene de Türk çayı gibisi yok” dedirten bir Ezginin Günlüğü eseri, “Sevmek Kolay”. Köklü ekibin “Eksik Bir Şey Mi Var” parçasını da unuttuk sanmayın. “Bak çayım sigaram, her şeyim tamam/ Kalksam duraktan dolmuş gibi/ Arka koltukta unutulmuş gibi/ Terliklerimle gelsem sana/ Sonunda aşkı bulmuş gibi” diyen bu basit, yalın ve içten şarkıyı da çok seviyoruz. Ama birini seçeceksek, oyumuzu “Sevmek Kolay”a veriyoruz. 

Bir sıcak söz, bir demlik çay
İşte sevmek bu kadar kolay 

Nazan Öncel- Geceler Kara Tren 

Türk pop müziğin en büyük değerlerinden biri, Nazan Öncel. İnsanı sarsan, tokatlayan, ağlatan, güldüren ne varsa Öncel’in şarkılarında var. Tıpkı bir film gibi akıp giden şarkılarında çay da önemli bir rol oynuyor desek yeridir. “Bekledim çay bahçesinde, bekledim öylesine…” dediği “Aşıklar Parkı” gibi mesela. Gözünüzde canlanıyor değil mi? Öncel’i bu yazımızda en sevdiğimiz eserlerinden “Geceler Kara Tren” ile konuk ediyoruz. 

Günlerdir kapımı, kimseler çalmıyor
Göğsümden içeri, yokluğun sızıyor
Bir demlik çayım var
Tütünüm de geçiyor

Kolpa- Evet Aynen 

Kolpa’nın 2018 yılında yayınladığı “Evet Aynen” single’ı, kapağında da taşıdığı çay görseliyle bizi şöyle teselli ediyor: “Hayatta başınıza istemediğiniz şeyler gelebilir ama üzülmeye değmez, çok üzülüyorsak bile bir çay koyar, acımızı hafifletiriz.” Sahiden de öyledir, bir çay koymak derdimizi alır, bizi toparlar, bildiğimiz güvenli bir limanın kollarına bırakır. 

Bak gör üç beş gün bile sürmez
Aşk üzüldüğüne değmez
Gün gelir elbet yine güleriz
Evet aynen evet aynen
Baktık olmadı çay içeriz

Moğollar- Çaya Kaç Şeker 

Hani şu meşhur “Çay var içersen, ben var seversen” cümlesini biliyorsunuzdur. Kime ait olduğunu bilinmiyor ama Moğollar’ın 2009 yılında Umut Yolunu Bulur albümünde yer alan bu şarkı, bu cümleyi getiriyor akıllara. Yalnızlığın dikenli yollarını kendi usülünde çok güzel anlatıyor. “Hayatınızda çaya kaç şeker alacağınızı soran biri varsa kıymetini bilin” diyor, özetle. Tabii, çayı şekersiz içiyorsanız o başka! 

Yoksa, zor değil, hiç zor değil,
Demli çayı bardakta karıştırıp, bir başına yudumlamak doyasıya.

Ama; “Çaya kaç şeker alırsın?”
Diye bir ses sormalı ya ara sıra…

Adamlar- Kendime Çaylar 

Geride bıraktığınız bir torba dolusu anınız mı var? Merak etmeyin, hepimizde var. Eski isimleri Halimden Konan Anlar, ama şimdi bildiğimiz isimleriyle Adamlar’ın en kendine dönük şarkısı “Kendime Çaylar”. Bu şarkıda bir çay sohbeti yok, aslına bakarsanız. Tam da tersine, mutlu olmak için asfalttan bile boy veren çiçeğe gülümseyen bir şarkı var. Yani sizi mutsuz eden bazı şeylerden kurtulduysanız, kendinize de demleyebilirsiniz o çayları… İşte Adamlar’ı bu yüzden çok seviyoruz.   

Dışarda çok ses var içerde uzay 
Kendime çaylar demliyorum 
Arkada kaldı gömdüğüm hikayeler 
Çiçek asfalttan çıkar, yüzüm güler 
Çiçek asfalttan çıkar gün döner

Göksel- Bi’ Seni Konuşurum 

Göksel’in dinledikçe beyin hücrelerinize zamk gibi yapışan, dilinize dolanan, üç beş gün boyunca sakız gibi çiğnediğiniz şarkısı “Bi’ Seni Konuşurum”, girişindeki tatlı hikâyesiyle ince belli bardakta içilen tavşan kanı bir çayı canlandırıyor hafızalarımızda. Göksel’in 2005 yılında yayınlanan en başarılı albümlerinden Arka Bahçem’de yer alan bu şarkı da, henüz yeni aşık olmuş ve sevdiceğinden başka söz bilmeyen bir kadının çay eşliğinde söylediği bir şarkı. 

Akşam üstü uğradım sahildeki kahveye 
Oturup arkadaşların yanına, 
Sıcak bir çay söyledim 
İnce belli bardakta 

Sertab Erener- Yolun Başı 

Herkes ince bellide çay içecek diye bir kaide yok. Bazen de karakterimizi yansıtan bardaklarda yaşayabiliriz çay keyfimizi. Sertab Erener’in yaşanan bir ayrılık sonrasını seslere döktüğü “Yolun Başı” şarkısı kendi adını taşıyan 1999 tarihli albümünde yer alan şarkılardan biri. Eski sevgilinin kokusu, giydikleri, sevdiği şarkı ve çay içtiği bardağın yavaş yavaş toparlandığı ve ortadan kaldırıldığı bu şarkı da, kalbimizi ikiye bölmeyi başarıyor. 

Önce resimleri duvardan kaldırdım 
Çay içtiğin bardağı rafa sakladım 
Giydiğin ne varsa bir bir katladım 
Bir damla yaş düştü, çok ağlamadım 

Kapak fotoğrafı: Hasan Albari

Ressira “Yeşerttin”le arz-ı endam ediyor

ressira-yeserttin-single

Uzun yıllardır şarkılar rap ve hiphop kültüründe eserler üreten Ressira’nın yeni teklisi ‘‘Yeşerttin” PDND Müzik etiketiyle tüm dijital platformlarda yerini aldı.

“Şartlar Eşit Değil”, “Bahtım Kara” ve “Feeling” gibi şarkılarıyla dikkat çeken Ressira, adeta “Beni sizler delirttiniz” dediği ilginç klibi “Yeşerttin”le arz-ı endam ediyor. Sözleri Ressira’ya ait olan şarkının müziği ve klibin yönetmeni de Yeis Sensura.

Müzik kariyerine erken yaşta başlayan ve ilk kaydını 16 yaşında alan Ressira, uzun süre demo şarkılar yaptı.

19 yaşına geldiğinde ise Sehabe ve Yeis Sensura’nın içinde bulunduğu “On2” bünyesine dahil oldu ve profesyonel çalışmalarını hızlandırdı. Sanatçı, özgün kalemi ve hisli vokal tekniğiyle fark yaratmaya devam ediyor.

Işıl Kahraman’dan “Ne Öyleyim Ne Böyleyim”

isil-kahraman-single

İstanbul’un önemli caz kulüplerinden Divine Brasserie Jazz Club’ın kurucusu olan Işıl Kahraman’ın ilk teklisi ‘Ne Öyleyim Ne Böyleyim’ Garaj Müzik etiketiyle tüm dijital platformlarda yayımlandı.

Pop caz tarzındaki ‘Ne Öyleyim Ne Böyleyim’in sözü ve müziği Işıl Kahraman’a düzenlemesi Erkan Zeki Ar’a ait. Piyanoda Baturay Yarkın, Kontrabas’da Eren Turgut, Davul’da Necmi Taşkıran, Gitar’da Erkan Zeki Ar’ın yer aldığı şarkının kayıtları Pür stüdyosunda gerçekleşti. ‘Ne Öyleyim Ne Böyleyim’in mix ve mastering’i Erkan Zeki Ar tarafından yapıldı.

Kendi şarkılarını yazıp söyleyen Işıl Kahraman’ın denemelerini ve şiirlerini derlediği ‘Malum Günlükler’ isimli bir blogu da bulunuyor.

“O YAZILAR BANA MÜZİKLERİYLE GELDİLER”

“Galiba söylenecekler bir araya gelip biriktiklerinde, beklemektense, ulaşmayı seçtiklerinde yerlerine, yol vermek, ses vermek, onlara nefes vermek için gidilecek yol, seçenek değil mecburiyet olarak hissettirdi kendini bana… Hayatın içinden geçerken, yıllar boyu süzülenler, eleğime takılıp bana şiirler, yazılar olarak gelince içlerindeki müziği de duymazdan gelemedim, oturup kendi lisanımca tercüme edeyim dedim naçizane. Böylece besteler sesime, sesim de benden, ben gibi olanlara, benden farklı olanlara doğru yola çıktı…

“Ne Öyleyim Ne Böyleyim”in hissiyatı özelinde bir iki şey söylemem gerekirse; ‘Alnımızda etiketlerle yaşayıp da hem kendimizin hem karşımızdakinin hakikatinden habersiz olduğumuz bu ‘Gerçeklik Sonrası Dönem’de en azından kendimize dürüst olmaya çalışırsak o zaman yola revan olmak mümkun olur gibi geliyor bana… Ve o zaman ne için burada bulunduğumuzu anlamaya bir adım daha yaklaşmış oluruz belki de. Umduğum o ki şarkılar duyabilenleriyle buluştuklarında, onlar da kendilerini evlerine varmış bulurlar ve dahası sevginin tam kalbinde yerlerini alırlar.”

Matt Simons’tan bir kimlik krizi hikâyesi

matt-simons-identity-crisis

Amerikalı müzisyen Matt Simons, 2020’de yayınladığı Better Tomorrow ile büyük bir başarı yakalamasının ardından Identity Crisis ile geri döndü.

Türkiye’de GRGDN Müzik’in temsil ettiği [PIAS] etiketiyle yayınlanan Identity Crisis, sanatçının kariyerinde bir dönüm noktası yaratacak heyecan dolu bir çıkış.

Pek çok krizi aynı anda yaşayabildiğimiz ülkemiz topraklarında fazladan bir de kimlik krizi olsa rahatlıkla başa çıkabileceğimiz şarkı, 2021’de devamı gelecek single’ların ilki.

Simons’ın Identity Crisis’da uzun zamandır birlikte çalıştığı Sean Myer ve Caroline Pennell ile yeniden bir araya gelerek yepyeni bir iş birliğine imza attı.

TÜRK EKİPTEN ÇIKAN ANİMASYON KLİBE DİKİZ

Yayınladığı bu yeni şarkı ile Simons, kariyerinde keşfedilmeyi bekleyen bambaşka bir sayfanın kapılarını aralıyor. Sanatçının duygusal ve savunmasız taraflarını saklamaktan korkmayarak açıkça sergilediği bu şarkı, herkesin kendinden bir şeyler bulabileceği kadar gerçek ve samimi.

Yapımını İstanbul kökenli Kozmonot Animation Studio’nun üstlendiği ve yönetmenliğini Tolga Yıldız’ın yaptığı şarkıya ait video klip de bir o kadar çarpıcı ve ilgi çekici. Identity Crisis üzerinde çalışmanın çok eğlenceli olduğunu söyleyen Yıldız, bunun sebebinin şarkının fazlasıyla akılda kalıcı ve oldukça iyi olmasından kaynaklandığını da ekliyor.

2012’de ilk albümü Pieces’ı yayınlamasından bu yana Kaliforniya’da başlayan kariyerini denizaşırı ülkelere taşıyarak geniş çaplı bir kitleye ulaşan Simons, bir önceki single’ı Better Tomorrow ile Avrupa müzik listelerinde ilk sıralarda yer almıştı. 2015’te yayınladığı Catch & Release ile de büyük başarı yakalayan ve toplamda 1 milyarlık dinleyici kitlesine ulaşan Amerikalı müzisyen, yalnızca Spotify’da 5 milyon aylık dinleyiciye sahip.

üzerinde duran şarkı bir yandan da bir insanın romantik ilişkilerinden ne ölçüde etkilenebileceğini ve kendini nasıl kaybedebileceğini ortaya koyuyor. Matt Simons; Identity Crisis ile köklerinden kopmadan, değişimin getirdiği yeni çağdaş etkiler ve yepyeni duygularla çok daha büyük işlere imza atmaya doğru ilerliyor.

Cemal Can “Kahraman”la trendlerin zirvesinde

cemal-can-kahraman-youtube-trendlerde-zirvede

Survivor yarışmasıyla hayatımıza giren Cemal Can Canseven, “Kahraman”la müzik dünyasına hızlı bir giriş yaptı. Cemal Can, YouTube trendlerde 1 numara oldu. 

Pop müziğin beklediği taze kan nihayet ilk şarkısıyla karşımızda: Cemal Can’dan “Kahraman”! Türkçe pop’un devler ligi de bu şarkıda Cemal Can’a eşlik etti. Söz ve bestesi Sinan Akçıl’a, düzenlemesi Mustafa Ceceli’ye ait olan “Kahraman” DMC etiketiyle bugün yayınlandı.

Fenomen Danla Biliç’in de çok yakın arkadaşı olan Cemal Can’ın Gülşen Aybaba yönetmenliğindeki klibi de 1 milyon izlenmeyi geçti.

Şarkının back vokallerinde de Sıla’nın ekibinden tanıdığımız Sibel Gürsoy, Dünya Kızılçay ve Tuba Önal’ın olduğunu da ekleyelim.

cemal can canseven
Fotoğraf: instagram.com/cemalcancanseven

DAHA ÖNCE DJ’LİK YAPIYORDU

Oyunculuk ve şarkıcılık yapmak istediğini söyleyen Cemal Can, ilk olarak Aleyna Tilki’yle Exxen’de yayınlanan “İşte Bu Benim Masalım” dizisinde rol almıştı. Genç yıldız daha önce DJ’lik de yapıyordu.

Survivor partisi ve O Ses Türkiye yarışmasında da sahne alan Cemal Can, sahnedeki hakimiyetini de ele güne göstermişti.

Şanışer’den yeni single: “Peşimde Kara Geceler”

saniser-pesimde-kara-geceler-single

Şanışer’in son şarkısı “Peşimde Kara Geceler” sanatçının son albümü Umut‘u müjdeliyor. 

Beklemekten kök saldığımız albümlerden biri de usta rap sanatçısı Şanışer’in Umut albümü. Ne zaman yayınlanacağı hala büyük bir gizem perdesi arkasında saklanan albümün ilk klibi “Peşimde Kara Geceler” yayınlandı.

İzlerken tırsmaktan kendinizi alıkoyamayacağınız klibin makyajı Kübra Karaçay’ın maharetli ellerinden destek almış.

Şanışer de “Peşimde Kara Geceler”in söz ve müziğini yazmış olması yetmezmiş gibi klibin yönetmenliğini üstlenip, kurgu ve renk konusunda da hünerlerini sergilemiş.

Prodüktörlüğünü Murat Acar ve Mantra’nın üstlendiği “Peşimde Kara Geceler” YouTube trendlerde de 12 numarayı gördü.

saniser kapak
Fotoğraf: instagram.com/sarp.palaur

ŞANIŞER: “SAVAŞ VE DEPRESYON BİRBİRİNİ TETİKLİYOR”

Şanışer geçtiğimiz günlerde Duvar’a verdiği röportajda “Savaş ve depresyon birbirini tetikliyor benim hayatımda sürekli. Hayatımı manalı kıldığını düşündüğüm umut ve savaş, başarılı olamadığımı hissettiğim anlarda depresyonu getiriyor. O depresyondan çıkmak içinse umudu ve savaşmayı kullanıyorum tekrar. Yalnızlıksa bambaşka bir mevzu. Benim için dünyadaki en acı ama en şairane şey, hepimizin yalnız olduğu fikri. Kolektif hareketlerde bulunsak bile yalnızız bence. Sen ne yaparsan yap kimse senden içeri giremez gibi geliyor bana. Bunu harikulade hüzünlü, fakat bir o kadar da büyülü buluyorum” diyerek albümü Umut’un ana fikrini açık etmişti.

Edis yeni single’ı “Martılar”ı bugün yayınladı

edis-martilar-yeni-single

Edis, “Bahar kapımızda, içinizi açın!” diyerek yeni single’ı “Martılar”ı dijital platformlarda yayınladı.

Bize “Edis sen ne yapmak, nereye varmak istemektesin?” sorusunu sorduran yeni şarkısı “Martılar”ı yayınlayan Edis, şarkının bugün çıkacağını birkaç gün öncesinde duyurmuştu.

Edis, söz ve müziği Emrah Karakuyu’ya, düzenlemesi ise Ozan Çolakoğlu’na ait parçası için, “Pandemi, karantina, virüs derken, sadece evlere değil, içimize de kapandık. Tam da bahar kapımızdayken, bu şarkı hem içimizi açacak hem de ruh halimizi düzeltecek” dedi.

Her ne kadar bugünlerde havanın durumu pek de “bahar kapımızda” olarak açıklanmasa da, bu “Martılar” dinleyip evde çılgınlar gibi dans etmeye engel değil.

Edis, “Martılar”ın videosunu çok yakında yayınlayacak.

Melek Mosso yeni EP’sinin çıkış şarkısı “Kızgınım”ı yayınladı

melek-mosso-kizginim-single

Melek Mosso “Bir ayrılık hikâyesi anlattım” dediği yeni EP’si Sonrası Kalır‘la yürekleri dağlamaya, ciğerleri sökmeye geliyor.

Melek Mosso, Edip Cansever’den ilham aldığı Sonrası Kalır‘ın ilk single’ı “Kızgınım”ı da yayınladı. 3 şarkıdan oluşan EP, adını Cansever’in aynı adlı şiirinden ve şiirin ”Ne kalır benden geriye, benden sonrası kalır. Asıl bu kalır” dizelerinden alıyor.

“Kızgınım” piyano ve gitarın dansıyla başlayıp, legato yaylılarla devam eden hüzünlü bir şarkı. Güçlü bir bass ve ritimle kendi hüznünden güç alıyor. Ara melodinin sonunda gizli saklı duyduğumuz ud, sonda kendini net bir şekilde göstererek şarkıya alaturka bir hava katıyor.

melek mosso

3 HAFTALIK BİR AYRILIK ACISI YAŞAYACAĞIZ 

Diğer şarkılar ‘Ağlarsam’ ve ‘Gel Desem de Gelme’ ile arka arkaya 3 hafta boyunca bizi yepyeni şarkılarla buluşturacak olan Melek Mosso, bu şarkılara birbirine bağlı hikayelerle çektiği kliplerle de dikkat çekiyor. Kısa film tadında çekilen, sürpriz konuk oyuncuların rol aldığı kliplerin yönetmenliğini Selin Özdemir yaptı.

İlk olarak kendi tarzıyla yeniden yorumladığı cover şarkılarla ismini duyduğumuz Melek Mosso, sonrasında yayınladığı özgün şarkılar ve albümlerle sektördeki uzun soluklu yolculuğuna devam ediyor.

Grogi ve Fate Fat’ten yeni klip geldi, kaçmaz: “Asgari”

grogi-asgari-klibini-yayinladi

Grogi, yayınladığı Ready To Vibe Pt.1 EP’sinden Fate Fat işbirliği “Asgari”nin klibini yayınladı. 

Albümde bulunan 7 şarkının 7’sine de klip çekmek gibi hayli uğraştıracak bir işin içine girdiği için pişman olmadığını gözlemlediğimiz Grogi, bu kez Fate Fat düeti olan “Asgari”nin klibini dinleyicisiyle buluşturdu.

Basemode Records Sony Music etiketiyle yayınlanan, sözleri Grogi ve Fate Fat’e ait olan ve prodüktörlüğünde Furkan Karakılıç, mix ve masteringinde Can Paşa imzasının dikkat çektiği şarkının oyun tadındaki klibi de şarkı gibi ilgiyi üzerinde toplayacak.

GROGİ BANNER

“ASGARİ ÜCRET GİBİSİN, SENLE GEÇİNEMEM HAYIR!”

Asgari’de ikili, güncel konuları mizahi ve alaycı bir tavırla kaleme alıyor. Şarkıda olduğu gibi, video klipte de eğlenceli sözler eğlenceli sahnelerde tamamlanmış.

“Asgari ücret gibisin, senle geçinemem hayır!” diyen bir şarkıdan başka ne beklenebilirdi ki!

Epicsode Production tarafından çekilen ve Berk Bolat’ın kurgu ve Vfx’leri ile tamamlanan Asgari klibi, bugün sanatçının youtube kanalında yayında.

Şenceylik “Çok Eski Şarkı”yla selam ediyor

senceylik-cok-eski-bir-sarki-single

Eda Sena Şenceylan nam-ı diğer Şenceylik, “Çok Eski Şarkı” adını verdiği single’ının akustik versiyonunu yayınladı. 

Alternatif sahnede varolmasından büyük kıvanç duyduğumuz Şenceylik, “Çok Eski Şarkı”yı unutmak isteyip de unutamayanlara (muhtemelen epeyce büyük olduğunu düşündüğümüz bir çoğunluğa) armağan ediyor.

Çıkış parçası “Islık” ve çok ses getiren Canozan düeti “Seni Gördüm Rüyamda” ile dinleyici kitlesini büyüten Şenceylik, listelerde yer edinen “Kırıldı Vazo”yu takiben çıkan “Göklere” ile kendine özgü bir şarkı yazarlığı resmetmişti. Şenceylik, şimdi de çok sevilen parçası “Çok Eski Şarkı”yı akustik versiyonuyla birlikte dinleyicileriyle buluşturuyor.

ANAFİKİR: BOZUK PLAK GİBİ HEP AYNI ŞARKIYI ÇALMA! 

Söz ve müziği Eda Sena Şenceylan (Şenceylik)’e ait parçanın her iki versiyonunun da prodüktörlüğünü, Vera grubunun vokalisti ve şarkı yazarı, prodüktör Arel Koray Nalbant üstlenirken; mastering Güven Ersoysal (Babajim Stüdyoları) tarafından gerçekleştirildi. Single kapağı ise Deniz Akgündüz imzalı.

“Çok Eski Şarkı” ile Şenceylik, unutmak istemediği için unutamayanların kapısını çalıyor. İmkansız aşkın ayrılığını bozuk plak gibi ömrüne takanların ağıdını yakan “Çok Eski Şarkı”, alternatif bir sound ile unutamamanın acıtan hazzını romantize ediyor.

SENCEYLIK BANNER 1

Anadolu felsefesinin müzikal yansıması: Nasip Kısmet

nasip-kismet-ilk-eplerini-yayinladi

Seksendört grubunun kurucularından Arif Ocak Erdem’in hayata geçirdiği çok yönlü bir proje olan Nasip Kısmet, kendi adını taşıyan ilk EP’sini Ferment Records etiketiyle yayınladı.

Otantik bir dünya müziği projesi olan Nasip Kısmet, müziğini şöyle tanımlıyor: “Örneğin kadim bir halk melodisi, bir akor progresyonuyla psikedelik bir patlamaya dönüşüp ardından Türk ve Macar müzisyenlerin usta dokunuşlarıyla sakin bir caz-füzyon esintisine doğru dinginleşebiliyor.”

Çok anlamlı gelmediyse şu kelimeleri aklınızda tutabilirsiniz: İnişli-çıkışlı, çok yönlü, otantik.

Vokal ve gitarda Arif Erdem Ocak, saksafon ve klarnette Dániel Mester, bas gitarda Márton Eged ve davulda Cem Aksel’den oluşan Nasip Kısmet’in EP’sini dinlemek için sizi şöyle alalım:

NASİP KISMET KİMDİR? 

Nasip Kısmet, 2000’lerin ikinci yarısında büyük başarı elde eden Seksendört grubunun kurucu ve şarkı yazarlarından, Ankara doğumlu Arif Erdem Ocak’ın zihninden çıkmış uluslararası bir proje. 2010’larda Budapeşte’ye taşındıktan sonra şahsına münhasır gitar tekniği ve vocal tarzıyla Türk Halk Müziğinin kadim örneklerinden modern türkülerine kadar geniş bir yelpazeyi yorumlayan Arif, kısa zamanda kentin müzik sahnesinde kendine özel bir yer buldu ve bunu Nasip Kısmet ile zenginleştirerek yaymak istedi. Çoğu yerel müzisyenlerle birlikte gerçekleşen canlı performansları büyük ilgi gören Nasip Kısmet, bu konserlerin repertuvarından birkaç klasiği kaydetmek amacıyla davulda Cem Aksel, saksafon ve klarnette Dániel Mester ve bas gitarda Márton Eged ile birlikte stüdyoya girdi ve grubun kendi adını taşıyan üç şarkılık kısaçaları ortaya çıkmış oldu. Konserlerde gruba davulda Dávid Szegő ve perküsyonda Tomi Smuk’un, yardımcı vokallerde de Derya Ocak’ın katılımıyla 2020 yazında Mom-Kult, Szimpla Kert, Ellatohaz ve Opus Jazz Club gibi Budapeşte’nin önde gelen mekanlarında kalabalık konserler veren Nasip Kısmet, sene sonuna doğru çıkması planlanan ilk albümünün kayıtları için önümüzdeki haftalarda tekrar stüdyoya giriyor.

YÖKŞ: “Kafamızın dikine gidip, istediklerimizi üretiyoruz”

yoks-yeni-ep-roportaj-dergy-kapak

Yok Öyle Kararlı Şeyler, yeni EP’leri dumanı üzerindeki Olasılıklar’la Dergy’nin sayfalarına konuk oldu. 

Sebla KOÇAN / sebla@dergy.com

Alternatif rock evreninin en sağlam ekiplerinden Yok Öyle Kararlı Şeyler, yeni EP’leri Olasılıklar‘ı Sony Müzik Türkiye etiketiyle yayınladı. Ekibin kimi üyeleri değişmiş. YÖKŞ artık Vokalde Erdem Topsakal, elektrik gitarda Çağrı Özer ve Arda Erboz, bas gitarda Cem Konuk ve davulda Emre Uyar’dan oluşuyor. Bu değişim de grubun sound’una kesinlikle olumlu yönde yansımış. Elimizde 2021 boyunca dinleyeceğimiz oldukça iyi bir EP var. Ve şarkı sözleri anında dile dolanıyor. EP’nin en dikkat çeken şarkılarından “Kendimden Utanmadan” Ziya Paşa’nın meşhur manzumesinden ilham alarak yazılmış, mesela. Kendi adlarına, müziklerinde artık istedikleri gibi davrandıklarını söylüyor, ekip. “Özgürlük, sadece güzel bir ütopya. Düşüncelere ve müziğe bile sansür uygulatabilen bir ülkede yaşıyoruz. Müzik de yıllar içinde bundan nasibini aldı. İşte tam da bu yüzden kafamızın dikine gidip, ne duymayı ve söylemeyi seviyorsak ısrarla onu üretmeye çalışıyoruz” diyorlar. Yok Öyle Kararlı Şeyler, Dergy’nin konuğu oldu.

Arda Erboz, Cem Konuk ve Emre Uyar grubun yeni üyeleri oldu ve size katıldı. Ekibe taze kan girmesi nasıl oldu, birlikte neler deneyimlediniz?

Yökş için üretime devam edebilmek için değişim kaçınılmazdı. Eski ekibin bir kısmının İstanbul dışında olması bir araya gelmemizi ve planlı programlı çalışmamızı aksatıyordu. Zaten onlar sadece bu grubun bir üyesi değil, bizim kıymetli dostlarımız. Onların da fikrini alarak ekibin tazelenmesinin hepimiz için çok daha iyi olacağına hemfikir olduk. Arda, Cem ve Emre gibi vizyonlu ve tecrübeli müzisyenlerin Yökş’e dahil olması büyük şans. Bu değişimin tavrımızdan tutun, sözlerimize ve müziğimize de olgunluk derecesinde yansıdığı inancındayız.

YÖKŞ olarak Olasılıklar’la birlikte farklı bir mottoyla geri döndünüz, “Kaygılarımızdan arındık, artık ne istediğimizi ve ne istemediğimizi biliyoruz” diyorsunuz. Belki de hayatta ne istemediğimizi bilmek hepsinden önemli sahiden… Bu EP’nin hazırlık aşamasında ne istemediğinizi fark ettiniz?

Geçmiş tecrübelerimizden öğrendik ki, kaygıyla ve beklentiyle üretim yapmak hepimizi olumsuz etkiliyor. Biz de tüm soru işaretlerimizden arınıp, başkaları duyunca memnun olsun diye değil, kendimiz dinlediğimizde gurur duyup keyif alalım diye şarkılar yazıp kaydettik. EP’nin hazırlık aşamasında tamamen kendi iç görülerimize güvenerek, kulağımızı dışarıya kapatarak çalıştık. Sonuçta grupça sahnede çalarken de, yolculuk esnasında kulaklıkla dinlerken de keyif alacağımız bir iş çıktı ortaya.

Yeni sound’unuzda elektronik altyapılar da duyuyoruz, synth kökenli detaylar da. Ama bu çok temelinde gerçekten de elle tutulur bir rock kısaçaları. Son birkaç yıldır rock yeniden canlanmaya başladı, sanki uyandığı uykudan uyanmış gibi. Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda?

Açıkçası hangi müzik türünün daha popüler olduğuna çok kafa yormuyoruz. Popüler kültür bir çok sebeple, sıklıkla yön değiştirebilen bir konsept. Müzik türü kısıtlamalarına takılmadan, gerçekten duymak istediğimiz sesleri çıkartmaya çalıştığımız, kendimizi ve duygularımızı en iyi şekilde yansıtabilecek şarkılar yapmaya odaklanmış haldeyiz.

Yoks B1
Grup 2021 içinde 4 yeni şarkı daha yayınlamayı planlıyor.

Olasılıklar’ın kayıt süreci nasıl geçti? Salgın döneminde yayınlanmış olması sizleri etkiledi mi, bir araya gelmek ve üretmek zor oldu mu?

Tabii ki etkiledi. Gruptaki değişiklikler pandemiden hemen önce yapılmıştı. Stüdyoya bile girememiş ve yeni tanışmış bir ekiple yeni şarkı yazmaya başlamak çok ilginç bir deneyimdi. Bir araya gelme şansımız olmadığı için, kayıt öncesinde yaptığımız neredeyse tüm hazırlıklar görüntülü konuşmalar üzerinden yapıldı. Bulduğumuz fikirleri grupça stüdyoda çalarak değil de, kendi dünyalarımıza kapanıp öncelikle kişisel olarak geliştirmemiz gerekti. Bu bir bakıma işin detay seviyesini arttırmakla birlikte, tamamlanma sürecini bir hayli uzattı.

“150 YILDIR YÖNETENLE YÖNETİLENİN İLİŞKİSİ DEĞİŞMEDİ BİZCE”

“Hayatta her şeyle tek başımıza mücadele ediyoruz aslında” diyorsunuz. Ama bir yandan da 2011’den bu yana -büyük çoğunluk- birlikte çalıyorsunuz, yani aslında sıkıntıların bir kısmına da birlikte göğüs geriyorsunuz. Bu durumun avantajları neler sizce?

Grup olmanın hem artıları hem de eksileri olduğu söylenir. Hatta, “Her grup dağılmanın eşiğinde kariyerini sürdürür” diyordu The Eagles bir belgeselde. Pandemi gibi olağanüstü bir süreçte her ne kadar evlerimize çekilip, bireysel olarak içimize kapansak da aslında grup olarak çalışmanın faydalarını da görmüş olduk. Yalnız olmadığımızı, zor günlerde birbirimize destek olabileceğimizi ve kolektif bir üretim biçimiyle müziğimizi düşlediğimiz seviyelerin üstüne çıkarabileceğimizi bir kez daha anlamış olduk.

Bu kez Olasılıklar gibi daha anlamlı, insanın kulağına tam anlamıyla oturan, ilk dinleyişte insanı yakalayan (Kendimden Utanmadan da aynı şekilde) şarkılarınız var. Şarkıların oluşum sürecini anlatır mısınız biraz bize, neler sizi tetikledi, ne kadar zaman aldı kaydetmesi?

Olasılıklar’ın taslağı önceden hazırlanmıştı, diğerleri Erdem’in demoları halindeydi. Prodüksiyonu Arda devraldı ve Çağrı’yla ikisi ilk düzenlemeleri yaptılar. Kayıtlara kadar yapılan görüntülü konuşmalarla partisyonlar son hallerini aldı. O aralar her hafta yeni bir yasak, yeni bir kural gelip duruyordu ve biz de programlarımızı bunlara göre şekillendirmek zorunda kalıyorduk. Kasım 2020’de kayıtlara başladık, ancak zaman kısıtlamaları yüzünden bu süreç yaklaşık 6 hafta sürdü.

Olasılıklar’ın sözlerinde hiçbir istediği yolunda gitmeyen ve ne yaparsa yapsın şu kısacık hayat mücadelesinde gölgesiyle tek başına kaldığını kabul etmek zorunda olan bir karakter var.

Kendinden Utanmadan’ın nakarat sözlerinde geçen “Sen zâtını bu âleme elzem mi sanırsın? Sen herkesi kör, âlemi sersem mi sanırsın?” dizeleri Ziya Paşa’nın meşhur manzumesi Terkib-i Bend VIII’den. Bu şiir yönetenle yönetilen ilişkisinin aradaki 150 yıla rağmen pek değişmediğini hatırlatıyor bize. Kalan sözleri de bu perspektiften yazarak şarkıyı tamamladık.

Yökş Cover

Üzerinde yaşadığımız topraklar ne yazık ki bize umut ve özgürlük vaadetmiyor. Pandemi döneminde de özellikle müzisyenlerin ne kadar zor şartlar yaşadıklarını görerek bir kez daha bunu görmüş olduk. Müzik yapmak sizi özgürleştiriyor mu, iyileştiriyor mu? Dirayetinizi nasıl koruyorsunuz?

Burada ne yazık ki özgürlük, sadece güzel bir ütopya. Düşüncelere ve müziğe bile sansür uygulatabilen bir ülkede yaşıyoruz. Müzik de yıllar içinde bundan nasibini aldı tabii. İşte tam da bu yüzden kafamızın dikine gidip, ne duymayı ve söylemeyi seviyorsak ısrarla onu üretmeye çalışıyoruz.

Olasılıklar’ın devam EP’si gelecek mi, ya da 2021 içinde yeni bir albüm planlıyor musunuz? Neler var aklınızda bu yıl içinde yayınlamayı düşündüğünüz?

Olasılıklar EP’si üzerine çalışırken bitirdiğimiz 4 şarkımız daha var. Şu an onlar üzerinde çalışıyoruz. Tarih veremesek de, bu yıl içinde bu 4 şarkının da yayınlanacağını söyleyebiliriz sanırım.

KISA KISA

● Her yaptıklarını hayranlıkla dinlediğim grup …………… Umarım bir gün aynı sahneyi paylaşırız.
Erdem: Radiohead
Arda: Queens of the Stone Age
Çağrı: Karnivool
Cem: Alice in Chains
Emre: Tower of Power

● Bana göre en iyi araba kullanma / yolculuk yapma şarkısı …………………
Erdem: Outkast – SpottieOttieDopaliscious
Arda: Queens of the Stone Age – Songs for the Deaf albümü
Çağrı: Polynation – Why You
Cem: Pearl Jam – State of Love and Trust
Emre: Coldplay – Don’t Panic

● Ne zaman TV karşısına geçsem düşünmeden izlediğim dizi ………………..
Erdem: Friends
Arda: Parks and Recreation
Emre: Seinfeld

● Son dönemde izlediğim ve beni çok etkileyen film …………….. Hele ki şu
sahnesi: ………………….
Erdem: Ah Gözel İstanbul – kayıkla keşif sahneleri oldukça etkileyiciydi.
Çağrı: The Perks of Being a Wallflower; tedaviden sonra ana karakterin arkadaşları ile tekrar buluşup, nihayet hayat ile ilgili olumlamalara girebildiği son sahne.
Emre: What Dreams May Come; cehenneme gittiği zaman insanların suratına basarak geçtiği sahne muazzam etkilemişti beni.

● Son dönemde takılı kaldığım albüm ………….’ın …………… albümü.
Erdem: Riff Cohen – A La Menthe
Arda: Eleven – Eleven
Çağrı: Thom Yorke – Suspiria
Cem: Curtis Mayfield – Superfly
Emre: Hiatus Kaiyote – Choose Your Weapon

● Günün en sevdiğim saati …………… İşte o zaman üretkenliğim tavan yapıyor.
Erdem: Yazın öğleden önceleri.
Arda: Gün batımı ile gün doğumu arasındaki saatler.
Çağrı: Gece 3 gibi.
Cem: Çok değişiyor.
Emre: 23:00-02:00

Yirmi7’den ilk albüm: Ay Düşmüş Elektrik Tellerine

yirmi7-yeni-album

Rock grubu yirmi7, Türkçe şarkılardan oluşan ilk albüm çalışması Ay Düşmüş Elektrik Tellerine‘yi Arpej Yapım etiketiyle yayınlıyor.

Bir ara sürekli dinlediğimiz “Muhtemel Aşk” şarkısını hatırladınız mı? İşte o grubun albümü çıkıyor.

Albümle aynı adı taşıyan çıkış şarkısı da dahil toplam 9 Türkçe ve 1 İngilizce şarkıdan oluşan albümün kayıt, düzenleme ve söz müziği; yirmi7 grubunun kurucusu ve solisti Okan Şarlı’ya ait. Kayıt aşaması yaklaşık 2 yıl süren albümün mix ve mastering’ini ünlü prodüktör Tarkan Gözübüyük Babajim stüdyolarında tamamladı.

2007 yılında Okan Şarlı tarafından Los Angeles’ta kurulan yirmi7; “Muhtemel Aşk” ve “Sokak Lambası” şarkılarıyla büyük bir hayran kitlesine sahip oldu. yirmi7 grubu Türkiye’yi, Türk müziğini ve Türk gruplarını farklı kültürden insanlarla buluşturmuş ve ülkesini Amerika’da da en iyi şekilde temsil etmeyi başardı.

Grup müzik çalışmalarına ve konserlerine İstanbul, Türkiye ve Los Angeles, Amerika’da devam ediyor.

YİRMİ7 KİMDİR? 

yirmi7 Okan Şarlı’nın yazıp, bestelediği İngilizce ve Türkçe şarkılar ile Los Angeles başta olmak üzere Amerika’nın birçok eyaletinde 100’den fazla konser vermeyi başardı. Hard Rock Cafe, House of Blues, Whisky a Go Go gibi dünyaca ünlü mekânlarda sahne alan ilk Türk rock grubu ünvanını aldı.
 Grubun solisti ve kurucusu Okan Şarlı’nın şarkı söyleme sesini kaybetmesi ve uzun tedavi sürecinden sonra 27 yaşında tekrar şarkı söylemeye başlamasından dolayı yirmi7 ismiyle müzik yapmaya karar veren ekip, “27’nin bir bitiş değil, yeni bir başlangıcın simgesi” olduğuna inanıyor.

Ayrıca bu ismi alarak, 27 yaşında hayatlarını kaybeden efsanevi rock yıldızları ‘Jim Morrison, Kurt Cobain, Jimi Hendrix’ gibi isimlerin anısını da yaşattılar.

Amerika’da çıkardıkları ilk single olan ‘Second Mind’ şarkısı James Franco ve Heather Graham’ın başrollerinde oynadığı ‘About Cherry’ filminde yeraldı. İkinci single’ları ‘No Chemical Love’  ile Los Angeles’ta Best of Indie Rock dalında ‘Artist in Music Awards’ ödülünü almayı başardılar ve ‘Love is the Game’ ‘Valley of Fire’ ve ‘Dream Catcher’ ile müzik kariyerlerine devam ettiler.

Dünyaca ünlü ‘Burning Man’ festivaline özel ‘All in One’ şarkısını yazıp, besteleyen Okan Şarlı; Twenty7 olarak Burning Man festivalinde 60 bin kişinin karşısında sahne aldı. Bu performanslarıyla ‘Mükemmellik, İlham ve Güzellik’ ödülünü alan grup bu başarıyı herkesin diline marş olan Muhtemel Aşk şarkıları ile Türkiye’ye taşımıştır.

Spotify’a yüksek kalitede ses özelliği geliyor

spotify-hifi-geliyor

Spotify, üst düzey bir abonelik sistemiyle High Fidelity/ HI-FI yani yüksek ve kayıpsız kalitede ses özelliğini devreye sokacağını açıkladı.

Şimdi Tidal düşünsün!

Yüksek kaliteli müzik deneyiminde norma abonelik ücretlerinin üstünde ekstra bir ücret ödenmesi gerekecek.

Geçtiğimiz yıldan bu yana yüzde 29’luk bir büyüme gerçekleştiren Spotify’ın sadık müşteri kitlesini diğer platformlara kaptırmama adına bu denli değişiklik planladığı belirtiliyor.

BAKALIM SPOTIFY NE KADAR OLACAK? 

Amazon Music ve Tidal’ın ardından bu üyeliği aktif etmeye karar veren Spotify: “CD kalitesinde kayıpsız müzik” mottosuyla çıkış yapacak.

Spotify’ın üst düzey abonelik sistemindeki fiyatların makul olmayacağı da bir öngörü. Zira Tidal HI-FI için aylık 20 dolar, Amazon Music ise 15 dolar ücret alıyor.

Semih Önyer caz evreninden sesleniyor: “Birth”

semih-onyer-caz-haber

Semih Önyer’in SARP ismini taşıyan albümünün ilk şarkısı “Birth”, OnAir Sahne tarafından yayımlandı.

Caz sanatçısı, kompozitör, piyanist ve en beğendiğimiz sıfatıyla taze baba Semih Önyer, oğlu Sarp’ın doğumuna ithaf ettiği “Birth” eserini yayınladı.

Pandemi nedeniyle stüdyosunu eve taşımış Önyer. Şöyle diyor:

“Pandemi herkesi evde tutmaya başlamıştı, ilk dalga çok karmaşıktı. Kimse neyin ne olduğunu bilmediği için ben de evde çalışma kararına uydurdum kendimi. Bir yandan çok şanslıydım çünkü Ocak ayında oğlum Sarp dünyaya geldi.

Hepimizi evlere hapseden bu dönemde ben oğlumla yan yana tüm zamanımızı beraber geçirdik. Doğumda şahit olduğum tarif edilemez büyük bir şeydi. Kendiliğinden beni tetikledi ki Birth’ü yazmışım.”

Ve sanatçı, oğluna ithaf ettiği albümü SARP‘a geri sayımda.

Ne babalar var!

SEMİH ÖNYER KİMDİR?

Dokuz Eylül Üniversitesi’nde Kompozisyon ve Orkestra Şefliği eğitimi ve Miam İTÜ Konservatuvar Kompozisyon yüksek lisansı ile müzik kariyerini eğitimi ile destekleyen müzisyenlerimizden Semih Önyer, edindiği deneyimleriyle 2006 yılından beri özel öğrenciler yetiştiriyor. Kompozitör ve piyanist olması yanında, caz ve klasik müzik öğretilerinin tamamında profesyonel bir özel eğitimci de olan Semih Önyer, birikimlerini sunmak, farklı branşlarda da özel yetenekler yetiştirmek üzere KREAS’ı sanatın her dalı ile ilgilenenlerin hizmetine sundu.

Özel Dosyalar