
2025 yorucu ve talepkar bir seneydi her anlamda. Sokağa adım attığımız her an bunu hissettik. O zamanlarda kendimizi güvende hissedebildiğimiz anların büyük kısmında kulağımızdaki kulaklığın kurduğu dünyalar vardı. O sebeple yeni bir yıla adım atarken hak ettiğimiz tüm o güzel şeyleri isterken bir yandan da güvenli alanımız olan kulaklığımızdaki sesi çeşitli tutmaya çalışıyoruz. Bunun için de 2026’nın ilk mahsullerinin bir kısmı için şimdiden listemizi hazırladık. Dolu dolu bir müzik senesi olsun!
Londra’nın güneyi, kuzeyi fark etmiyor; her yerinden bir cevher çıkıyor. Dry Cleaning, pandeminin son demlerinde muhteşem çıkış albümleri “New Long Leg” ile hayatımıza girmiş ve 2023’te ilk kez İstanbul’da izlemiştik. Aradaki süre zarfında 1 albüm ve birden fazla EP çıkaran grup, spoken word tarzı vokali günümüzde en iyi kullananlardan. Hatta Florence Shaw’ın sesindeki tek düzelik, bir noktadan sonra Dry Cleaning şarkılarına ürperti katıyor. 9 Ocak’ta yayımlanacak “Secret Love”dan şu ana kadar paylaşılan 3 şarkı da bu alışkanlıklarını koruduğunu gösteriyor. Ancak özellikle albümün açılışında bulunan ‘Hit My Head All Day’, Joy Division ile Wire’ın ortak çalışmasıymış gibi 70’ler tınlıyor. Albümün havasına dair de mesaj veriyor. Özetlemek gerekirse, post-punk ve alternatif sesleri sevenler için 2026’nın radara takılacak ilk albümü Dry Cleaning’den gelecek muhtemelen.
Altın dönemini The Smiths’in efsanevi gitaristi Jonny Marr’ın gruba katıldığı 2008-2011 yılları arasında yaşayan İngiliz indie rock grubu The Cribs, aradan geçen 15 yılda o dönemdeki keskinliğine ulaşamasa da belli bir seviyenin üstünde albümler yapmaktan geri durmadı. 9 Ocak’ta dinleyiciyle buluşacak “Selling A Vibe”ı, yayımlanan teklilere göre değerlendireceksek ortalama üstü ama şaşırtmayan bir albüm olacağı ön görüsünde bulunabiliriz. Lakin 2000’lerin sound’unu ısrarla korumaları sayesinde ufak çaplı bir zaman yolculuğu yaşamamız da olası.
Metal müzik dünyasının en başarılı inat etmesi diyebileceğimiz Megadeth, 40 yılı aşkın kariyerini bitireceğini geçtiğimiz aylarda duyurdu. Bunun üstüne de veda albümünü 23 Ocak’ta yayımlayacağını paylaştı. Dave Mustaine’in hırsı ve öfkesi hala diri olsa da sağlığı Megadeth’in sonunu işaret ediyor maalesef. Kolundaki kronik problem yıllar içinde iyice kötüleştiği için hala iyi görünüyorken bırakmanın doğru olduğuna karar verdi. Ne diyebiliriz ki, Megadeth’in yaptığı her albüm, izlediğimiz her konseri ayrı değerli. 2024 ve 2025’ten sonra 2026’da bir kez daha İstanbul’da ağırlayacağımız grup için takvimlerimizde 23 Haziran’ı kapattık. Şunu da unutmadan söylemek lazım, albümün kapanış şarkısının ‘Ride the Lightning’ olması bir nevi Metallica’yla olan aşk-nefret döngüsünün tamamlanması anlamına gelecek.
21. yüzyılın en önemli sanatçılarından biri olan Lana Del Rey, hala tarihini açıklamasa da Ocak ayında “Stove” adını verdiği yeni albümünü yayımlayacak. Ne kapağı ne çıkış tarihi ne de şarkı listesi belli olmayan bir albümle ilgili konuşmak çok zor olsa da Lana Del Rey’in müzikal çizgisini ve tarzını bilmek, biraz daha eğitimli bir tahmin yapmamızı sağlıyor. Jack Antonoff, Drew Erickson, Luke Laird üçlüsünün prodüktörlüğü paylaştığı albümde yine Lana Del Rey’in şarkı sözlerinin şiirselliği ve vokallerindeki kırılganlığı duymamız çok olası. Bir terslik çıkmaz da planlandığı gibi Ocak’ta çıkarsa yılın ilk büyük albümü için çok da beklemiş olmamız gerekmeyecek.

Post-punk’a bol keseden elektronik ve R&B elementi katmaktan aldığı keyfi hayatta çok az şeyden alan Sleaford Mods, Abbey Road’da kaydettiği “The Demise of Planet X”te bildiğimiz tarzını korumuş gibi görünüyor. 16 Ocak’ta Rough Trade etiketiyle yayınlanacak albümde Gwendoline Christie, Big Special, Aldous Harding, Sue Tompkins, Liam Bailey ve Snowy’den oluşan konuk listesi, ortamı Beyaz Show kanepesine dönüştüreceğe benziyor. Bu arada Sleaford Mods için bu isim hiç de yabancı olduğu bir şey değil. 2021’de “Spare Ribs” albümünü çıkardıktan sonra yaptıkları bir canlı yayın etkinliğini ismi “The Demise of Planet X”ti. Albümün en dikkat çekmesi beklenen şarkısıysa Gwendoline Christie’nin kahkahasıyla açılıp Big Special ile ilerleyen ‘The Good Life’. “UK Grim” albümünden fırlamış gibi duran bu şarkı Sleaford Mods müziğinin vadettiği her şeyi 180 saniyeye sığdırıyor.