Elektronik sahnenin deyim yerindeyse insanı hipnotize eden tınılarını yaratan müzisyen Başak Günak, nam-ı diğer Ah! Kosmos’u Dergy’e konuk ettik. 

Sebla KOÇAN / [email protected]

Çok yönlü sanatçı Başak Günak, ya da onu sahnede tanıdığımız mahlasıyla Ah! Kosmos İstanbul’da doğmuş ve Berlin’de yaşayan bir müzisyen. Şarkıları hem zamansız hem de ruhani bir hisle örülmüş. Gözlerinizi kapattığınızda hemen her yere doğru bir yolculuğa çıkıyorsunuz, onu dinlerken. Sadece bu değil, onu canlı canlı izlemek de başlıbaşına büyüleyen bir deneyim. Şimdiye kadar aralarında Sonar Festival Barcelona, Venedik ElectroFestival, Tokyo Electronic Music of Arts Festival, Meet D3 Festival Dubai, CitySonic Festival Mons, Brüksel Piknik Elektronik ve Budapeşte Punkurica Festival gibi pek çok sahnede çaldı, Ah! Kosmos. Hem beste yapıyor hem de dans, tiyatro, film, gösteri sanatları gibi pek çok disiplin için müzik yapıyor. En son geçtiğimiz sene Arter’de bir ses enstelasyonu sergiledi. Multidisipliner sanatçıyı Dergy sayfalarında ağırladık.

Avangard ve kasvetli post-rock diye tanımlanmış müziğiniz. Siz müziğinizi tanımlamayı veya kategorize etmeyi seviyor musunuz?

Ben genre’larla tanımlamayı tercih etmiyorum. Özellikle üretim aşamasında müziğin, sesin ne tarafa doğru evrileceğini kısıtlamamak bana çok iyi geliyor.

Sizi ne zaman canlı izlesem, bir noktada kayboluyorum. Sanki tuhaf bir ritüelin bir parçasıymışım gibi, hiç ilgim yok sandığım bir yere aitmişim gibi hissediyorum diyebilirim. Bu benim dinleyiciniz olarak ilk hislerim, siz sahnede canlı olarak çalarken neler hissediyorsunuz? Nasıl duygu geçişleri yaşıyorsunuz?

Sahnede çalmak benim için ritüel. Bunun size de geçtiğini duymak çok güzel. Özellikle her şarkıda o şarkının ruhunu tekrar hatırlamayı, şarkıya ait hikayeyi, hissi iç alanıma ve mekana davet etmeyi deneyimliyorum. Bu tekrar karşılaşma anları da her seferinde çok farklı rezone edebiliyor.

Melike Şahin, Mabel Matiz, Elif Çağlar ve Özgür Yılmaz gibi pek çok isimle birlikte işbirlikleri yapıyor, ortak şarkılar ortaya çıkarıyorsunuz. Birlikte çalışmayı çok istediğiniz başka kimler var?

Çağdaş dans alanında çalışma hayali kurduğum koreograflar var. İsimleri şimdilik totem niyetine bende saklı tutayım. Bunun yanı sıra yakın dönemde uzun metraj bir filme müzik yapmayı istiyorum.

Özgür Yılmaz’la olan ortaklığınıza odaklanacak olursak, uzun yıllardır pek çok şarkıyı birlikte yaptınız. Bu işbirliği nasıl oldu, yollarınız nasıl kesişti, birlikte çalışırken nasıl bir enerji yakalıyorsunuz, anlatabilir misiniz?

Özgür’le 2017 yılından beri sahneyi paylaşıyoruz. Yollarımızı Ulaş Şalgam birleştirdi. Yıllar içerisinde güzel bir iletişim kurduk. Onunla ortak çalışmak çok hafif ve rahat bir enerjide oluyor. Özgür’le buluşup emprovize çalmak birlikte yeni şarkılar üretmemize vesile oldu. Örneğin “Wide” şarkımız bir emprovize session sonrası ortaya çıkmış, sonrasında sert bir evrim geçirerek ortaya çıkan bir şarkı.

ah-kosmos-dergycem gultepe
Fotoğraf: Cem Gültepe

Hem beste yapıyor hem de “sound art” alanında da işler ortaya koyuyorsunuz. Çağdaş dans, tiyatro, performans, enstelasyon gibi pek çok disiplinde de çalışmalarınız var. Tüm bu işleri yaparken nasıl bir disiplinle çalışıyorsunuz? Mesela günlük tutuyor musunuz ya da sevdiğiniz filmlerden sonra size ilham veren şeyler hakkında notlar alıyor musunuz?

Üretim halini sürerli ve canlı tutmak olmak ciddi bir disiplin ve motivasyon gerektiriyor. Düzenli olarak iç alanıma dair çalışma yapmayı önemli buluyorum. Farklı disiplinlerle çalışmak perspektif değiştirmeme yardımcı oluyor. Yeni ve heyecanlandıran bir iş izledikten sonra notlar alıyorum. Günlük olarak da hislerime, yapmak istediklerime dair günlük tutuyorum. Özellikle evde, stüdyoda her yere dağılan parça parça notlarım var. Her yere sürekli analog ve dijital notlar almayı seviyorum. Hayalleri yazmak da çok iyi geliyor.

Hayatınızda hiç tıkanırım, artık üretemem diye bir kaygınız, korkunuz oldu mu? Kilitlendiğinizi düşündüğünüz ya da karanlık bir döneme girdiğinizde çıkış noktasını bulmak için kendinize söylediğiniz altın bir öğüt var mı?

Üretim sürecimi aktif tuttuğum ve başka disiplinlerle de çok ortaklaştığım için üretemem kaygım şuna kadar olmadı. Tiyatro, dans, edebiyat, görsel sanatlardan çok besleniyorum. Üretemem kaygım olmasa da ürettiğimi yayınlama problemi yaşadığım dönemler oluyor. İkinci albümün öncesinde ve 2019 yılında böyle yoğun yayınlama kaygısı hissettiğim anlar oldu. Karanlık dönemlere de dönem dönem uğrayıp çıkıyorum 🙂 O anlarda o duyguları “dalgalar” olarak hayal etmek bana iyi geliyor.

ah-kosmos-dergy-Stefania Zanetti
Fotoğraf: Stefania Zanetti

İyi bir şarkı yapmanın bir matematiği var mıdır sizce? Bunun için saf, ham duygularla mı kaydedilmesi gerekir yoksa iyi bir teknik ve kurgu olduktan sonra her şey daha mı kolay olur?

Benim için yayınladığım şarkının hayatım içinde bir yansıma olması önemli. Geriye dönüp baktığımda iç dünyamda derin bir kazı yaptığım anlarda çıkan şarkıları yayınlayabildiğimi fark ediyorum. İlk canvasta olmasa bile bir noktada derin bir trans anının izinin şarkıya değmesini değerli buluyorum. Teknik bence yıllar içerisinde gelişiyor, değişiyor ve onu iç alandaki hissi dışarı çıkarmayı kolaylaştıran bir mekanizma olarak görmeyi ve zamanla ısrarla gelişmeye açık bir alan olarak algılamayı kabul ediyorum.

Müzikal kariyerinize dönüp baktığınızda pişmanlık duyduğunuz, “Keşke bu işi yapmasaydım” dediğiniz bir şey var mı?
Geçmişte içinde bulunduğum her iş, her ortak üretim benim için kıymetli.

ah-kosmos-dergy-rop

KISA KISA

● Dünya üzerinde henüz görmediğim ama en çok görmek istediğim yer Kyoto.
● En son Ocean Vuong – On Earth We’re Briefly Gorgeous kitabını okudum.
● Ne zaman izlesem kalbime dokunan o film Stranger Than Paradise.
● Müzik dışındaki en büyük tutkum yemek tarifleri denemek.
● Hayatım boyunca asla unutamayacağım performansım Barbican Hall (UK) konseri.