Keşif

Arda Umurhan: "Geleneksel olan enstrümanın kendisi, ben değilim"

Arda Umurhan bir multi-enstrümantalist ve bir besteci. Bağlama ve saksafonla yarattığı duygu evreni hipnotize edici. 10 Nisan’da yayımladığı ilk teklisi 'full.space'i dinleyip bu genç müzisyenden etkilenmemek, onu merak etmemek mümkün değil.
Güney Tellioğlu - 13 Mayıs 2026
post image

Görsel dünyasını ressam bir anneden, işitsel hafızasını ise bağlama üstadı bir babadan miras alan multi-enstrümantalist ve besteci Arda Umurhan, müzik ve enstrümanlarla olan ilişkisini bir tercihten ziyade hayatın doğal bir akışı olarak görüyor. Sanatın tam kalbinde büyüyen Arda, Kalben, Emre Nalbantoğlu ve Melike Şahin gibi isimlerle aynı sahnede üretme fırsatı bulmanın yanı sıra solo yolculuğunun ilk adımını 10 Nisan’da ‘full.space’ ile attı. Performanslarında bağlama kullanan ve şelpe tekniğiyle hipnotik bir sound elde etmeyi başaran Arda, ‘full.space’in yapım sürecinde, “duygularını bir kılavuz gibi kullanarak o duygularla bütün bir hissiyat” oluşturduğunu ifade ediyor. Bağlama dışında saksafon ile de hem işitsel hem görsel bir dünya kuran, sosyal medyadaki performanslarıyla büyük övgü toplayan Arda ile enstrümanlarla kurduğu bu derin bağı ve solo kariyerine uzanan süreci konuştuk.

Öncelikle seni daha yakından tanımak isteriz. Kendini birkaç cümle ile anlat desek kuracağın ilk 3-4 cümle ne olur?

Ben Arda. Hayatımın büyük kısmı seslerle, enstrümanlarla ve bir şey hissettiren müzikler dinlemekle geçiyor. Öğrenmeye ve gelişmeye çabalıyorum. Şu an yaptığım her şey de biraz bunun sonucu.

“Bir noktadan sonra enstrüman sadece çaldığım değil kendimi ifade ettiğim bir alan haline geldi”

Müzisyen olmak senin için bir tercih miydi, yoksa başka türlü olamazdı zaten mi dersin?

Benim için müzik bir tercihten çok hayatın doğal akışı gibiydi. Babam bağlama hocası olduğu için evde sürekli bir enstrüman sesi ve çalışma süreci vardı. Bu da çok severek yaptığım bir şey değildi. Ne zaman kendi hissettiğim şeyleri çalmaya başladıysam o zaman müzikle ilişkimin hayatım boyunca benimle olacağına emin oldum. Çocukken disiplinli şekilde müzik çalışmayı çok sevdiğimi söyleyemem ama kendi kendimi geliştirmeye başladıkça müzikle kurduğum bağ da değişti. Bir noktadan sonra enstrüman sadece çaldığım değil kendimi ifade ettiğim bir alan haline geldi.

Annem ise resim öğretmeni. Sanatla iç içe bir ailede büyüdüm. Babam uzun süre hem bana hem arkadaşlarıma ders verdi. Aynı zamanda konser organizasyonları yaptığı için sahneyle de beni ilk tanıştıran kişi oydu. İşitsel dünyamda babamın, görsel dünyamda ise annemin etkisi çok büyük oldu diyebilirim.

“Arda Umurhan a.k.a. 🐙” – bu ahtapot nereden geliyor, ne ifade ediyor?

Ahtapotun benim için çok büyük sembolik bir anlamı yok aslında. Ama enstrüman çalarken elimin başka bir canlı gibi hareket ettiğini düşünmek hoşuma gidiyor. Elimdeki dövme de biraz bununla ilgili. Özellikle bağlama çalarken ahtapotun kollarının sapın üzerinde geziniyor gibi görünmesi hoşuma gidiyor. Sevdiğim bir hayvan sadece. Çok düşünülmüş bir fikirden çok, hissettiğim bir görüntü diyebilirim.

https://www.instagram.com/p/DU3bhqCCMcC

“Duygular, parçaları yazarken benim için biraz kılavuz gibi”

İlk teklin hayırlı olsun. 10 Nisan’da yayımladığın ‘full.space’ adıyla da hissettirdiği gibi alanı tamamen dolduran bir enstrüman hakimiyeti ve performansa sahip. Bu şarkı nasıl doğdu? Önce bir his mi vardı, yoksa bir ses mi?

Teşekkür ederim. ‘full.space’ bağlamada bestelediğim ilk parçalardan biri. Genelde bestelerimi tek bir duygu üzerinden kurmuyorum. Hayatımın belli dönemlerinde yaşadığım farklı duyguların birleşimi ile oluşuyorlar. Duygular, parçaları yazarken benim için biraz kılavuz gibi. Parçayı yaparken beni yönlendiriyorlar. Sonunda da puzzle’ın parçaları gibi birleşip bütün bir hissiyat oluşturuyorlar. ‘full.space’ de benim için biraz böyle bir yerden çıktı.

Performanslarında bağlama kullanıyorsun ve üzerine şelpe tekniğini öyle bir harmanlıyorsun ki, bunu “hipnotik” olarak tanımlayabiliriz. Geleneksel Anadolu tekniklerini modern, hatta yer yer fütüristik bir sound’a evrilttiğin süreçte bağlamayı bu şekilde kullanabileceğini nasıl keşfettin?

Bu benim için bir keşif değildi, enstrümanların gelenekselliği benim için çok bir şey ifade etmiyor. Notalar bir dil olduğu için kendimi -istediğim enstrümana yeteri kadar çalışarak- geliştirip duymak istediğim müziği yapabilirim ve bunu herkes yapabilir. Aslında bağlama dinlemeyi seven biri değildim. Herkesin çaldığı popüler bağlama eserleri benim için başka müzisyenlerin duygu durumunu anlamak ve etüt yapmaktan ibaret. Geleneksel olan enstrümanın kendisi, ben değilim.

“Saksafon bağırarak, bağlama ise susarak bir şeyler anlatmak gibi”

Bir multi-enstrümantalist ve besteci olarak bağlama dışında saksafon çaldığını da biliyoruz. Biri nefesle, diğeri ise temasla yaşıyor. İki enstrüman sana farklı şeyler mi söyletiyor? İfade biçimi bakımından sence farklılaşıyorlar mı? Üçüncü olarak da klavye var tabii. Onunla ilişkin nasıl? Senin için farklı bir yerde mi?

Hepsi bana anda çok farklı duygular yaşatıyor. Bazılarında aynı duygular ile çalsam da farklı ezgiler çıkıyor ortaya. Ve tabii ki saksafon üflemeli ve fiziksel efor gerektiren bir enstrüman olduğu için sahnede saksafon çalarken kendimi daha fazla kaptırıyorum. Saksafon bağırarak, bağlama ise susarak bir şeyler anlatmak gibi. Klavye konusunda bir iddiam yok ama armoni bilgimi klavyede kullanmak kendi müziklerime çok fazla şey katıyor. Henüz bunlar yayınlanmadı ancak ileride paylaşacağım.

Arda Umurhan 2026

“Dünyada ‘Arda Umurhan’ olarak var olmak benim için önemli”

Solo kariyerinin öncesinde seni Emre Nalbantoğlu’nun ekibinden tanıyoruz. Son dönemde Melike Şahin, Kalben gibi sanatçıların da sahnesine konuk oldun. Peki, 28 Kasım’daki ilk solo konserine uzanan o yolda, “kendi hikayeni anlatma”ya ne zaman ve nasıl karar verdin?

Son dönemde çok sevdiğim sanatçılarla aynı sahneyi paylaşma fırsatı buldum. Serenad Bağcan, Melike Şahin ve Kalben’in beni davet etmesi benim için çok değerliydi. Başka insanlarla müzik yapmak beni çok geliştiren bir şey ama en başından beri kendi hikâyemi anlatma isteğim de vardı. Dünyada “Arda Umurhan” olarak var olmak benim için önemli. Solo konser kararı da biraz bunu görmek içindi aslında. Sahnedeyken tek başıma nasıl hissettiğimi ve müziğimin insanlarla nasıl bir bağ kurduğunu görmek istedim.

Seninle ilgili yorumların pek çoğunda, performans videolarındaki ifaden, mimiklerin, müziğin yükseldiği yerdeki yükselişlerin ve aslında enstrüman ve notalarla o anda yaşadığın etkileşime dair övgüler yer alıyor. Sen neler hissediyorsun icra esnasında? ‘full.space’in sende yarattığı baskın his ne?

Parçaları çalarken onları yazdığım dönemde hissettiğim duygular çoğu zaman geri geliyor. O duyguları yaşarkenki anlara geri gidiyorum ve mimiklerim kontrolümde olan şeyler değil. Bu kadar kontrollü olsam o parçaları hissettiğim gibi çalamam ve kimseye bir şeyler hissettiremem.

Playlistler de hakkımızda çok şey söyler. Seninkini de oldukça merak ediyoruz. Playlist’inde bir yanda Anadolu ozanları, diğer yanda bu hipnotik sound’u besleyen isimler yan yana mı duruyor? Favorilerini bizimle paylaşır mısın? 

Anadolu ozanları hiç yok 🙂 Bu bilmediğimden veya saygı duymadığımdan kaynaklanmıyor. Sadece günlük hayatımda çok çeşitli müzikler dinliyorum. Plini ve Moses Yoofee Trio gibi new jazz/fusion jazz müziklerinden rap müziğe (bana duygu hissettiren No.1 gibi iyi söz yazarları), rock ve elektronik müziğe kadar uzanıyor çalma listelerim. Genellikle daha melankolik ve armonik minor içeren parçalara daha çok yükseliyorum. Ama Manifest grubu ve yarattığı enerjinin de şu anki enerjime katkısı var. Reggae ve zaman zaman diğer alternatif türleri dinleyerek de keyifli zamanlar geçiriyorum.

Başka hangi sanat dallarından etkilenirsin?

İşine bağlı ve işini duygularla yapan sanatçıları her türlü sanat dalında beğenirim. Derin duygular içeren resimlere bakıp onları anlamaya çalışmaktan keyif alıyorum. Çizgi film çok severim. Animasyonlar ilgimi çekiyor. Daha çok görsel sanat dalları diyebilirim.

Geleneği bir “sınır değil, başlangıç noktası” olarak tanımlıyorsun. Genç bir müzisyen olarak kendi kuşağınla ilgili önyargılardan sıyrılıp özgünlüğünü ortaya koyuyorsun ve oldukça zor bir şey başarıyorsun. Sen o sınırı geçerken neyi göze aldın?

Aile evinden küçük yaşta ayrıldım. Büyüdüğüm şehirden ayrıldım. Sokak yaşamında büyük tecrübeler kazandım. Bunların doğal sonucu da ülkemizdeki çoğu vatandaşın yaşadığı gibi parasızlık oldu. Ve sevdiğim şeyleri yapıyor olmanın bu bedellerden daha önemli olduğunu ve bunun bir süreç olduğunu her zaman biliyordum. Sevdiğim işi yaptıkça parasızlık önemini yitirdi. Sevdiğim işi kendim olarak icra edemeyeceğim ancak maddi olarak bana katkısı olabilecek birçok işin içinde de bulunmamayı tercih ediyorum.

En büyük hayalin ne? Gelecekte yapmak istediklerinden biraz bahsedebilir misin?

Büyük bir hayalim yok, çalışmaya devam ettikçe ve kendimi geliştirdikçe sürecin beni güzel yerlere getirebileceğini biliyorum. Hayaller süreç içerisinde şekilleniyor. Minimum beklentiyle hayatıma devam ediyorum.

“Yapay zekanın canlı performanslar çerçevesinde gerçek icracıların yerine geçemeyeceğini biliyorum”

Bugünün en çok tartışılan konularından bir tanesi yapay zeka ve müzik konusu. full.space ise bizce yapay zekanın neden asla “gerçek” otantik müziğin önüne geçemeyeceğinin bir kanıtı. Senin bu konudaki fikirlerini de duymak isteriz. 

full.space’in buna dair bir kanıt olduğunu düşünmüyorum. Yapay zeka bize çıktı olarak bir WAV dosyası verebilir ancak canlı performanslar çerçevesinde gerçek icracıların yerine geçemeyeceğini biliyorum. Yapay zeka ve müziğin geldiği nokta karşı konulamaz bir seviyede. Bu teknolojilerin doğru insanların elinde doğru kullanıldığı zaman fikir veren, yol gösteren, hızlandıran ve kafa açan birçok yanı olduğunu düşünüyorum. Bunun bir amaç değil araç olduğunu unutmamak gerek. Hala sindiremediğim bazı kullanım şekilleri var ve bu kimin elinde nasıl kullanıldığı ile ilgili. 

full.space Arda Umurhan




İlgili Yazılar
Development by Bom Ajans