
Athena’nın solisti Gökhan Özoğuz’un hem yapımcılığını hem de başrolünü üstlendiği “Kendi Yolumda” filminin soundtrack albümü 9 Haziran’da çıkıyor. Albümde yer alan ‘Dam Üstüne Çul Serer’ şarkısı ise bugün yayınlandı.
Ömer Faruk Sorak’ın yönetmenliğini üstlendiği filmde yer alan müzikler yoğun istek üzerine müzikseverler ile buluşuyor. 9 Haziran’dan itibaren de ‘Haklıyız Kazanacağız’, ‘Aldırma Gönül’, Mikail Aslan ile ‘Mel Şi’ ve Mustafa İpekçioğlu ile Gökhan Özoğuz’un yorumladığı sevilen anonim deyiş ‘Şu Benim Divane Gönlüm’ adlı eserler ve yine filmde yer alan tüm tema müzikleri dinleyici ile buluşacak.
Film aynı zamanda 9 Haziran’da, albümün tamamıyla beraber eş zamanlı olarak Prime Video’da sinemaseverlerle buluşacak…
Athena grubunun karizmatik solisti Gökhan Özoğuz’un hem yapımcılığını üstlendiği hem de başrolünde olduğu Kendi Yolumda, sinemaseverlere oldukça özgün bir anlatı sunuyor. Yönetmen koltuğunda Kaybedenler Kulübü ve Devrim Arabaları gibi kült işlerin mimarı Ömer Faruk Sorak’ın oturması, filmin daha ilk saniyelerinden itibaren karakter odaklı ve duygusal derinliği olan bir iş olacağının sinyallerini veriyor.
Filmin hikayesi, Gökhan Özoğuz’un Adana’da gittiği bir tamirhanede, orada çalışan genç tamirci çırağı Ömer Ali ile tanışmasıyla başlar. Ömer Ali, kendi bestelerini yapan ama çevresel şartlar nedeniyle hayallerinden çok uzak kalmış bir gençtir. Gökhan’ın ona verdiği “kendi yolunda gitme” tavsiyesi, aslında Gökhan’ın kendi geçmişine dair devasa bir hayalin kapısını aralar.
Film, burada dördüncü duvarı yıkarak bizi Gökhan’ın zihnindeki bir “paralel evrene” götürür: “Peki ya Gökhan Özoğuz, Türkiye’nin en ünlü rock yıldızı değil de, Adana’da bir tamirhanede çalışan bir çırak olsaydı?” Bu soru, filmi düz bir otobiyografi olmaktan çıkarıp, sınıfsal farklılıkları, şans faktörünü ve yeteneğin engellerle mücadelesini sorgulayan bir sosyal dramaya dönüştürür.

Filmin en büyük başarılarından biri, Adana’yı bir dekor olarak değil, hikayenin bir parçası olarak kullanmasıdır. Adana’nın o sıcak, samimi ama bir o kadar da sert sokak kültürü, Athena’nın punk ve ska tınılarıyla birleştiğinde ortaya muazzam bir enerji çıkıyor. Tamirhane ortamı, oradaki usta-çırak ilişkisi ve mahalle dayanışması; izleyiciye nostaljik bir Yeşilçam tadı verirken, Gökhan’ın asi ruhuyla bu doku modernleşiyor.
Bir sanatçının kendi ismiyle, ancak bambaşka bir kimlikle kamera karşısına geçmesi riskli bir tercihtir. Fakat Gökhan Özoğuz, o bildiğimiz sahne enerjisini, tamirci çırağı Gökhan’ın mahcubiyeti ve hırsıyla birleştirerek çok doğal bir performans sergiliyor. Yan rollerde ona eşlik eden Gökçe Bahadır, Tamer Levent ve özellikle tamirci çırağı Ömer Ali rolündeki Ferit Aktuğ, filmin gerçekçilik dozunu yukarılara taşıyor.
Kendi Yolumda, sadece Athena hayranları için değil, hayatında bir kez bile olsa “Başka bir hayatım olabilir miydi?” diye düşünen herkes için yapılmış bir film. Toplumsal baskıların, ekonomik zorlukların ve “yapamazsın” diyen seslerin arasında, bireyin kendi özünü koruma çabasını anlatıyor.
Dram ve komediyi çok dengeli bir şekilde harmanlayan yapım, izleyiciyi hem güldürüyor hem de boğazında bir yumru bırakıyor. Özellikle final sahnesiyle, kaderin ve tercihlerimizin hayatımızı nasıl şekillendirdiğine dair uzun süre unutulmayacak bir ders veriyor. Sinemadan çıktığınızda (veya ekran başından kalktığınızda), kulaklığınızda Athena çalarken kendi yolunuzu sorgularken buluyorsunuz kendinizi.