Müzik

DKTT ve Seda Erciyes'ten işbirliği: "Yüksek"

Yerli sahnenin üretken ve bağımsız ekibi Dolu Kadehi Ters Tut (DKTT) R&B müziğin önde gelen temsilcilerinden Seda Erciyes ile yeni single’ları “Yüksek” için ilk kez bir araya geldi. Söz-müziği müzisyenlerin kendilerine ait olan parçanın vokal ve geri vokallerinde Uğurhan Özay ve Seda Erciyes yer alıyor. Prodüksiyonu ve mix-mastering’i Mürsel Oğulcan Ava tarafından yapılan single’ın trompetleri […]
Yönetici - 9 Aralık 2021
post image

Yerli sahnenin üretken ve bağımsız ekibi Dolu Kadehi Ters Tut (DKTT) R&B müziğin önde gelen temsilcilerinden Seda Erciyes ile yeni single’ları “Yüksek” için ilk kez bir araya geldi.

Söz-müziği müzisyenlerin kendilerine ait olan parçanın vokal ve geri vokallerinde Uğurhan Özay ve Seda Erciyes yer alıyor. Prodüksiyonu ve mix-mastering’i Mürsel Oğulcan Ava tarafından yapılan single’ın trompetleri Dilan Balkay’a ait.

Kapak fotoğrafı oastabis’in, tipografi ise Taha Usta’nın elinden. Şarkı 10 Aralık Cuma günü klibiyle YouTube’da ve diğer tüm dijital platformlarda yayında olacak.

Bağımsız müziğin zirve yolculuğu: Dolu Kadehi Ters Tut

Türkiye’de müzik sektörü büyük yapım şirketlerinin tekelinden çıkıp dijitalin özgür dünyasına taşınırken, bu değişimin en başarılı bayrak taşıyıcılarından biri kuşkusuz Dolu Kadehi Ters Tut oldu. İsimlerini Ömer Hayyam’ın bir rübasinden alan grup, “bağımsız (indie) müzik sadece küçük kitlelere hitap eder” algısını yıkarak milyonlarca dinleyiciye ulaştı. Kendi mutfaklarında ürettikleri şarkılarla Türkiye’nin en büyük arenalarını dolduran bu ikilinin hikayesi, azmin ve özgünlüğün birleştiği bir başarı öyküsüdür.

Kuruluş: Bir ev stüdyosundan sahnelere

Dolu Kadehi Ters Tut (kısaca DKTT), 2014 yılında Uğurhan Özay (vokal) ve Mürsel Oğulcan Ava (gitar-prodüksiyon) tarafından kuruldu. Grubun en dikkat çekici özelliği, ilk günden itibaren her şeyi kendi başlarına yapma kararlılıklarıydı. Şarkıların sözlerini yazıyor, besteliyor, ev ortamında kaydediyor ve kliplerini dahi kendi imkanlarıyla çekiyorlardı.

2015 yılında yayımladıkları ilk albümleri “Polonya’nın Başı Belada”, grubun akustik ve samimi sound’unun ilk örneğiydi. O dönemde henüz geniş kitleler tarafından tanınmasalar da, internetin derinliklerinde hızla yayılan bir “kült” hayran kitlesi edinmeye başlamışlardı.

Müzikal kimlik: Türler arası bir dans

DKTT’nin müziğini tek bir kalıba sokmak oldukça zordur. Onlar kendilerini bir janrla sınırlamak yerine; funk, rock, pop ve alternatif tınıları modern bir anlatımla birleştirirler.

Söz Yazımı: Uğurhan Özay’ın kalemi, günlük hayatın sıradan dertlerini, aşkın karmaşasını ve gençliğin varoluşsal sancılarını oldukça dürüst ve ironik bir dille anlatır. Şarkı sözlerinde hem bir hüzün hem de “hayatla dalga geçen” bir tavır vardır.

Prodüktörlük: Oğulcan Ava’nın mutfaktaki ustalığı, grubun sound’unu her albümde bir adım ileriye taşıdı. Özellikle 80’lerin synth-pop tınılarını modern indie-rock ile harmanlamaları, onlara karakteristik bir hava kattı.

dolu kadehi ters tut

Kırılma noktaları ve albüm yolculuğu

Grubun popülerlik basamaklarını hızla tırmanmasını sağlayan birkaç kritik dönemeç vardır:

“Dünyanın En İyi Albümü” (2017): Bu albümle birlikte grup, yer altından çıkıp ana akım alternatif müziğin en önemli isimlerinden biri haline geldi. “Annabella” ve “Yapma N’olursun” gibi şarkılar, grubun melodik gücünü kanıtladı.

“Karanlık” (2019): DKTT’nin en olgun ve karanlık işlerinden biri kabul edilir. Albümdeki funk altyapıları ve derinlikli sözler, grubun sadece “eğlenceli” bir grup olmadığını, aynı zamanda müzikal derinliğe sahip olduklarını gösterdi. “Gitme” ve “Karanlık” gibi parçalar hit haline geldi.

DKTT (2021): Pandemi döneminde yayımlanan bu albüm, grubun kendi ismini taşımasıyla bir “yeniden doğuş” niteliğindeydi. “Hiç İyi Değilim” ve “Zor” gibi parçalar, o dönemin ruh halini tam on ikiden vurdu.

    Seda Erciyes kimdir?

    Türkiye’de müzik türleri arasındaki keskin çizgiler son yıllarda yerini melez ve çok sesli bir yapıya bırakırken, bu değişimin en estetik temsilcilerinden biri kuşkusuz Seda Erciyes oldu. Özellikle R&B ve Neo-Soul tınılarını Türkçe sözlerle bu denli akıcı ve “havalı” bir şekilde birleştiren isimlerin azlığı, onu müzik dünyasında çok özel bir konuma yerleştirdi. Sadece bir şarkıcı değil, aynı zamanda bir vizyoner olan Seda Erciyes, “müziğin sadece duyulan değil, hissedilen bir şey olduğu” gerçeğini her notasında dinleyiciye hatırlatıyor.

    seda erciyes

    Kariyerin temelleri: Teknikten duyguya

    Seda Erciyes’in müzik yolculuğu, sadece yetenek üzerine değil, aynı zamanda sağlam bir teknik temel üzerine kurulu. Mühendislik eğitimi alan Erciyes, bu disiplinli arka planını müziğinin prodüksiyon süreçlerine ve vizyonuna da yansıtıyor. Ancak onun müziği, teknik bir kusursuzluktan çok daha fazlasını; ham bir tutkuyu ve özgürlüğü barındırıyor.

    Müzik piyasasına adım attığı ilk dönemlerde, özellikle vokaliyle dikkatleri üzerine çekti. Standart pop kalıplarının dışına çıkan, caz tınılarından beslenen ve hip-hop kültürüyle flört eden vokal tekniği, onu daha ilk şarkısından itibaren “takip edilmesi gerekenler” listesine soktu.

    Müzikal kimlik: R&B’nin yerli ve modern yorumu

    Seda Erciyes denince akla gelen ilk tanım “Türkçe R&B” oluyor. Ancak onun müziği, bu türün sadece Amerika’daki örneklerinin bir kopyası değil. Erciyes, küresel R&B standartlarını alıp, bu toprakların melankolisi ve diliyle yeniden harmanlıyor.

    Vokal Esnekliği: Seda’nın sesi, en düşük perdelerden en yüksek vokallere kadar ipeksi bir geçişe sahip. Şarkılarında kullandığı “ad-lib”ler ve vokal oyunları, parçalarına derinlik katan en büyük unsurlar.

    Duruş ve Estetik: Erciyes, kliplerinden sahne performanslarına kadar her detayda yüksek bir görsel estetik sunuyor. Bu durum, onun müziğini sadece kulakla değil, gözle de takip edilen bütüncül bir sanat projesi haline getiriyor.

    Kırılma noktaları: “10:50″den “Yabani”ye

    Seda Erciyes’in kariyerinde bazı parçalar var ki, onlar hem sanatçının hem de dinleyicinin hafızasında birer dönüm noktası oluşturdu.

    “10:50”: Bu şarkı, Seda Erciyes’in müzikal imzası niteliğindedir. Akıcı ritmi ve akılda kalıcı melodisiyle R&B müziğin Türkçe ile ne kadar barışık olabileceğini herkese gösterdi.

    “Uçak”: Melankoliyi ve özgürlük hissini bir araya getiren bu parça, Erciyes’in söz yazarlığındaki gücünü de ortaya koydu. Şarkıdaki atmosferik yapı, dinleyiciyi adeta bir yolculuğa çıkarıyor.

    “Yabani” ve “Belly”: Bu gibi daha güncel ve enerjik parçalar, onun trap tınılarıyla ne kadar uyumlu çalışabildiğini ve dans edilebilir müzik yapma konusundaki başarısını kanıtladı.

      İlgili Yazılar
      Development by Bom Ajans