Türkçe pop müziğin genç yeteneklerinden Ertunç’la, yeni şarkısı “Derin Uykum” vesilesiyle sohbet ettik.

Sebla KOÇAN / sebla@neovision.com.tr

Sezen Aksu, Orhan Gencebay, Tarkan dinlenen bir evde, müziğin içinde büyüdü Ertunç Tuncer. Meşhur O Ses Türkiye’ye katıldı, performanslarıyla göz doldurdu. “Baba Candır” ve “Karanlıktaki Melekler” gibi dizilerde rol aldı. “Adam Olmazsın”, “Dans Et Benimle” single’larından sonra yeni şarkısı “Derin Uykum”u geçtiğimiz günlerde yayınladı. 28 yaşındaki genç müzisyenin en büyük hayali, Madison Square Garden’da bir konser vermek. Çocukluğundan beri idolü olarak gördüğü Coldplay solisti Chris Martin’le çalışmak istediğini söylüyor. “Çünkü” diyor, “Müziği yazdığı şarkılarda ve sahnede yaşıyor…” Pop müziğin taze kanı Ertunç’la merak ettiklerimizi konuştuk.

1992 Ankara doğumlusunuz. Ankara’da ne kadar yaşadınız, nasıl bir ailede büyüdünüz? Duvarlarınızda kimlerin posteri olurdu, evin içinde neler dinlenirdi? Müzikle ilk temasınız nasıl oldu? 
Aslında Ankara da doğdum fakat daha 40 günlükken babamın tayini dolayısıyla Çanakkale’ye yerleştik. Ankara’ya Hacettepe Üniversitesi’ni kazanınca tekrar döndüm. Müziğin içinde büyüdüm. Ablamlarla aynı odada olduğum için Ricky Martin posterleri vardi duvarda. Ben de onların üzerine komik şeyler çizerdim. Evde genellikle; Sezen Aksu, Ajda Pekkan, Tarkan, babam vasıtasıyla Orhan Gencebay ve Buzuki dinlenirdi. 

Hem oyunculuk hem de müzik kariyeri yapmaya nasıl karar verdiniz? Her ikisine de aynı anda vakit ayırabilecek misiniz mesela? Bu ikisi dışında ilgilendiğiniz başka neler var hayatınızda? 
Zaten müzikle yaşıyordum fakat ailem okul hayatıma devam etmemi istedi. ama müzik tutkum daha ağır bastı ve devam ettirdim. Küçüklükten kendi başıma minik hikayeler kuruyordum ve oyuncaklarla birlikte yaşardım. Küçük ablam tiyatroya başladığında onunla skeçler oynardık ve ilerleyen süreçte O Ses Türkiye yarışması oldu. Sonrasında gelen tekliflerle birlikte aldığım eğitimlerle oyunculuk kariyerimi de sürdürdüm. Son dönemde, yapımcılık ve yayıncılık alanında yatırımlarda bulundum. Tüm bunların yanında gazetede yazıyorum. İlerleyen süreçte farklı alanlarda da yatırım yapmak istiyorum. 

“Derin Uykum” daha çok yeni yayınlandı. YouTube’da oldukça iyi yorumlar alan bir şarkı oldu. Nedir bu şarkının hikâyesi? Size neler yazdırır, en çok hangi zamanlarda üretirsiniz? 
“Derin Uykum”un hikayesi, sevdiğim kadının kollarında huzurlu bir uyku çekme fikrinden ortaya çıktı. Bu tarz hikayeler her zaman oluşmuyor ama kuvvetli duygularla besleyince kendiliğinden oluşuyor. Yaşıma rağmen yaşadıklarımın yoğun ve dolu olmasıyla birlikte ortaya çıkıyor. 

Pop müziğin diğer janralara göre bugünlerde daha geri planda kaldığı, rap ve alternatifin yükselişi nedeniyle eski görkemli günlerinden uzaklaştığı konuşuluyor. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? 
Son zamanlarda çok özensiz işlerin ortaya çıkmasıyla ve süreklilik olsun diye bu işlerin barındırılması ve izin verilmesi sonucunda olması gerekenden farklı yerlere sürüklendi. Ülkenin refah seviyesi kötüye gitti. Rap müzik, insanların yaşadıkları acı ve baskıların şiire dökülmüş ritmik hali… Bu yüzden şu anda daha baskın olarak Rap ve alternatif müzik dinleniyor. 

“O Ses Türkiye”ye katıldınız ve hem jüri hem de seyirci karşısında pek çok şarkı seslendirdiniz. Nasıl bir deneyimdi bu size göre? Hayatınızda neleri değiştirdi, size neler kattı? 
O dönemde 3 farklı müzik grubunda  bulunuyordum. Ekip arkadaşlarımın yarışmaya girmem yönünde teşvikleri ve O Ses seçmeleri için Çanakkale’ye geldiklerini gördüm. İçeri girdiğimde ekibin toplandığını gördüm. Şarkı söylememi istedikleri için birkaç şarkı söyledim, beğendiler ve beni İstanbul’daki seçmelere davet ettiler. İlk seferde çok heyecanlı olduğum için yeterli performansı sergileyemedim ama yarışmanın ikinci sezonunda çağırdıklarında üç jüriyi birden döndürdüm performansımla… Ve Murat Boz’un ekibinde yarı finale kadar ilerledim ve bu noktada elendim. Bu yarışma sonrasında müzik kariyerimde tek başıma ilerlemem gerektiğini düşünerek bu noktada çalışmalarımı yürüttüm.

“KENDİMİ MADISON SQUARE GARDEN’DA BÜYÜK BİR KONSER VERİRKEN HAYAL EDİYORUM”

Türkçe pop müzik, sınırları çok genişletilebilecek bir alan. Siz ilerleyen dönemlerde nasıl şarkılar yapmak, kimlerle çalışmak istiyorsunuz? İdolünüz var mı, “Onunla çalışmak için neler vermezdim” diyeceğiniz kimler var müzik dünyasında? 
Çocukluğumdan beri idolüm olan Coldplay in solisti Chris Martin’le çalışmayı çok isterim. Çünkü müziği yazdığı şarkılarda ve sahnede yaşıyor. Müziği daha modernleştirecek bir sounda getirmeye çalışıyoruz. Aslında Pop müziğin de içinde bulunan tarzları, indie, alternatif, pop-rock soundlarını harmanlayarak yeni bir sound yapmak gayesindeyim. 

Hayranlarınızla aranız nasıl? İlginç yorumlar alıyor musunuz, başınıza tuhaf şeyler geliyor mu? Sizin için özel bir anı var mı unutamadığınız? 
Sakarya’daki bir konserime Gaziantep’ten gelip; saatlerce bekleyip, konser sonrasında sarılıp ağlayan bir hayranım vardı. Böylesine bir sevgi yaşatmak ve yaşamak yaptığınız işin değer bulduğunu görmek çok özel bir his. 

Kendinizi 5 yıl sonra nasıl bir sahnede, nasıl bir yerde hayal ediyorsunuz? Hayallerin sınırı olmaz, bize biraz düşündüğünüzde sizi gülümseten bir sahnenin/müzik ortamının resmini anlatabilir misiniz? 
Madison Square Garden’da büyük bir konser verirken hayal ediyorum. Konserde kendi yazdığım yerli-yabancı şarkılarımı hep bir ağızdan söylerken… Ardından kuliste tüm ekibim ve sevdiğim dostlarımla birlikte başarının verdiği mutlulukla… 

KISA KISA 

  • Modayla aram çok iyi. Kendime en çok yakıştırdığım şey gömlek. 
  • En son döne döne sürekli dinlediğim şarkı RY X’in tüm şarkıları.
  • Ne zaman ekran karşısına geçsem, izlemeden duramadığım dizi Peaky Blinders.
  • Günün en sevdiğim saati 16:00 
  • Kendimde en sinir olduğum huyum öfkeli ve sinirli olmam. 
  • Telefonumda numarası olan en ünlü insan cevapsız 🙂 
  • En sık kullandığım sosyal medya Instagram.