
Sezen Aksu’nun şarkıları, 11 Ekim 2025’te Beşiktaş Tüpraş Stadyumu Güney Tribün’de 48 kişilik senfoni orkestrası ve sürpriz sanatçıların yorumlarıyla seslendirilecek. “Haydi Sezen’e Gidiyoruz!-Senfonik” konserinin orkestrasını, Berklee College of Music’te çift ana dal yaparak onur derecesiyle mezun olan ve 2024’te Netflix’in Wednesday dizisindeki “Paint It Black” düzenlemesiyle Grammy’ye aday gösterilen besteci ve orkestra şefi Esin Aydıngöz yönetecek; senfonik düzenlemeler Emil Erten ve Deniz Güngören’e ait olacak.
Etkinlikte alınan her bilet TEMA Vakfı aracılığıyla bir fidana dönüşecek. Ayrıca 11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü kapsamında, konser alanındaki TOÇEV standında satışa çıkacak Sezen Aksu bebekleri kız çocuklarının eğitimine destek sağlayacak.
Esin Aydıngöz, Türkiye’de film, dizi ve sahne müzikleri alanında ürettiği özgün bestelerle tanınan; aynı zamanda orkestra şefi kimliğiyle çağdaş müzik sahnesinde önemli bir yer edinen bestecidir. Batı müziği geleneğini modern anlatım biçimleriyle birleştiren Aydıngöz, özellikle dramatik anlatımı güçlendiren müzik diliyle son yıllarda adından sıkça söz ettirmektedir. Çalışmaları, müziğin yalnızca eşlik eden bir unsur değil, anlatının asli parçalarından biri olabileceğini gösterir.
Esin Aydıngöz’ün müzik yolculuğu akademik temellere dayanır. Küçük yaşlardan itibaren müzik eğitimi alan Aydıngöz, bestecilik ve orkestra şefliği alanlarında kendini geliştirmiş; klasik müzik disiplinini çağdaş üretimlerle harmanlayan bir anlayış benimsemiştir. Eğitim sürecinde edindiği teknik donanım, onun çok sesli yazım konusundaki yetkinliğini ve orkestral düşünme becerisini belirgin biçimde şekillendirmiştir. Bu akademik altyapı, Aydıngöz’ün hem sahne müziklerinde hem de görsel anlatıya yönelik bestelerinde disiplinli ama esnek bir müzikal yapı kurmasını sağlar.
Esin Aydıngöz’ün bestecilik anlayışı, hikâye odaklı bir yaklaşım üzerine kuruludur. Müzik, onun üretimlerinde duyguyu yönlendiren, karakterlerin iç dünyasını görünür kılan bir araç olarak işlev görür. Minimalist pasajlardan yoğun orkestral bölümlere uzanan geniş bir anlatım skalasına sahiptir.
Bestelerinde klasik orkestra enstrümantasyonunu modern ses tasarımıyla bir araya getiren Aydıngöz, dramatik gerilimi incelikle kuran yapılar üretir. Bu yönüyle müziği, izleyici ya da dinleyici üzerinde fark edilmeden etki yaratan ama anlatıyı derinleştiren bir rol üstlenir.

Esin Aydıngöz, özellikle film ve dizi müzikleri alanındaki çalışmalarıyla geniş kitleler tarafından tanınmıştır. Görsel anlatıyla güçlü bir bağ kuran besteleri, sahnelerin duygusal yoğunluğunu artırırken hikâyenin ritmini de belirler. Dram, gerilim ve psikolojik derinlik içeren yapımlarda sergilediği müzikal yaklaşım, onun bu alandaki en güçlü yönlerinden biridir.
Bunun yanı sıra sahne projeleri ve konser formatında seslendirilen eserleriyle de aktif bir üretim süreci yürütmektedir. Orkestra için yazdığı eserler hem teknik açıdan hem de anlatım gücü bakımından dikkat çekici bir bütünlük taşır.
Esin Aydıngöz’ün müzikal kimliğinin önemli bir diğer parçası da orkestra şefliğidir. Şef olarak sahnedeki duruşu, müziğe hâkimiyeti ve müzisyenlerle kurduğu iletişim, onun besteciliğini tamamlayan bir unsur olarak öne çıkar. Eserlerini bizzat yönetmesi, besteci–icracı ilişkisini daha organik bir noktaya taşır.
Orkestra şefliği yaklaşımında teknik kontrol kadar duygusal akışa da önem veren Aydıngöz, müziğin canlı icra sırasında dönüşmesine alan tanıyan bir anlayış benimser.

Esin Aydıngöz, Türkiye’de çağdaş klasik müzik ile popüler görsel anlatı arasında köprü kuran isimlerden biridir. Akademik kökenli bir besteci olmasına rağmen, müziğini dar bir çevreye hapsetmeyen yaklaşımı; onu farklı disiplinlerle çalışan yaratıcı bir figür hâline getirir.
Özellikle kadın bestecilerin görünürlüğünün giderek arttığı bir dönemde, Aydıngöz’ün üretimleri; hem temsil hem de nitelik açısından önemli bir yer tutar.
Esin Aydıngöz, bestecilik ve orkestra şefliğini bir arada yürüten çok yönlü müzikal kimliğiyle Türkiye’nin çağdaş müzik sahnesinde dikkat çeken isimlerden biridir. Görsel anlatıyı besleyen güçlü besteleri, sahnedeki hâkimiyeti ve disiplinli üretim anlayışıyla; müziğin anlatıcı gücünü merkezine alan bir çizgi izlemektedir. Önümüzdeki yıllarda, hem ulusal hem de uluslararası projelerde adından daha sık söz ettirmesi beklenen sanatçılar arasında yer almaktadır.