Ana SayfaMüzikJonathan Glazer’ın film tadındaki video klipleri

Jonathan Glazer’ın film tadındaki video klipleri

Son filmi “The Zone of Interest”le 2023’e damga vuran ve En İyi Film için Oscar adaylığı kazanan Jonathan Glazer’ın müzik dünyasına kattığı eşsiz ve tekinsiz kliplerle hafızamızı tazeliyoruz.

Ant Arın ŞERMET

11 Mart’ta gerçekleşecek 96. Oscar’larda son filmi “The Zone of Interest”le En İyi Film başta olmak üzere 5 dalda aday olan İngiliz yönetmen Jonathan Glazer’la tanışmamız aslında milenyumdan önceye dayanıyor. Müzikte İngiltere’nin dört bir köşesinden başyapıt üzerine başyapıt, tür üzerine tür yağarken henüz 30’larına yeni adım atmış olan Glazer, plak şirketleri ve gruplar tarafından sevilen bir yönetmen olmayı başarmıştı bile. Milenyumla birlikte rotasını istisnai durumlar haricinde tamamen sinemaya çeviren İngiliz yönetmeni -24 senede 4 uzun metrajlı film- az ama öz üretim yapıyor olarak tanımlamak mümkün. 2000’de çıkan ilk uzun metrajı “Sexy Beast”ten son filmi “The Zone of Interest”e kadar, insanın acizliğini ve güvenilmezliğini anlatmaktan sıkılmazken, bahsedilen karakterlerin, kötülerin de aslında amiyane tabirle ‘dümdüz’ ve ‘basit’ kimseler olduğunu tüm çıplaklığıyla gösterdi. Sırf bu sebeple bile 1943’te geçen ve bir Nazi subayının hayatının sıradanlığını anlatarak absürtlüğü kuran son filmiyle kötülüğün ne kadar sıradan bir şey olduğunu, unutmasak da hatırımızda tutmanın yaşama karşı daha tedbirli yaklaşmamızı sağlayacağını işaret etti. Ama tüm bu yolculuğun başlangıcı için İngiltere’ye ve 1990’lara gidiyoruz…

EC90BB58 EF5A 4D8C AB28 87A69B387869

Massive Attack – ‘Karmacoma’

Glazer’ın sinema kariyerinde ne kadar tekinsiz bir yönetmen olacağına dair en net örneklerden biri olarak değerlendirebiliriz ‘Karmacoma’yı. İnsan bedeninin, varlığının dışına çıkarılarak anlamsızlaşmasına eklenen yoğun ışık kullanımı şarkının gücüyle birleşince ortaya çıkan video klip muhteşem bir kısa filme dönüşüyor. Ayrıca Kubrick’in “The Shining” filmiyle olan benzerliği de yönetmenin zihnine yaklaşmamıza olanak veriyor. Ayrıca selam gönderdiği “Twin Peaks”, “Pulp Fiction”, “Eraserhead” gibi filmler de dikkat çekiyor.

Jamiroquai – ‘Virtual Insanity’

2013 yılında gerçekleşen son Rock’n Coke’u unutulmazlar arasına katan başlıca gruplardan Jamiroquai’ın belki de en büyük hiti olan ‘Virtual Insanity’de de Glazer’ın zekasına hayran kalıyoruz. Yine tek nokta perspektifini başrole koyan Glazer, gri bir odada hissizleşmiş, canlılığını kaybetmiş bir portre oluşturuyor gibi yapsa da tıpkı grup gibi izleyici ters köşe bırakıyor. Jay Kay’in klibe damga vuran danslarıyla bu hissiz ortamın griliği azalıp ve nefes aldığını hissedebiliyoruz.

Blur – ‘The Universal’

Blur külliyatının kendi içinde ayrışarak başyapıtlarından birine dönüşen ‘The Universal’ için Jonathan Glazer’ın yönetmen koltuğunda olması kainatın en doksanlar anlarından biri olsa gerek. Yer yer “The Clockwork Orange” yer yer de ”They Live” filmini anımsatan referanslar ve gözleri kör edebilecek kadar aydınlık bu klibin karanlığı, Blur’ün hikayesiyle birleşince geriye hayran olmamaktan başka bir çare kalmıyor. Ki neredeyse 20 yıl sonra çıkacak ve renk bakımından tamamen zıttı olsa da Glazer’ın sinema kariyerinin birçok otorite tarafından en önemli işlerinden biri sayılan “Under The Skin”le olan bağı da düşündürüyor izleyicisine.

Radiohead – ‘Street Spirit (Fade Out)’

Daha ilk albümüyle müzik dünyasına damga vuran Radiohead’in ikinci albümü “The Bends”in kapanış şarkısı olan ‘Street Spirit(Fade Out)’ sayesinde grupla ilk kez çalışan Glazer’ın diğer çalışmalarıyla yakınsayan yerleri olsa da kamerayı ve figürleri -grup elemanları- kullanarak hikayeyi anlatma tercihi başarılı bir klip yönetmeni adayından çok daha fazlasına sahip olduğunun ilk göstergelerindendi. Glazer’ın Radiohead’le kurduğu uyum, grubun sonraki albümü “OK Computer”ın eşsiz şarkılarından ‘Karma Police’in video klibiyle devam etti.

UNKLE ft. Thom Yorke – ‘Rabbit In Your Headlights’

Köprü Üstü Aşıkları’ndan, Kötü Kan’a, Fransa sinemasının en özgün, en özgür oyuncularından Denis Lavant’ın başrolünü üstlendiği bu klip, James Lavalle’in UNKLE projesinin en bilinen iki şarkısından birine dönüşürken Thom Yorke’un gelecek on yıllarda nasıl bir müziğe yöneleceğinin fragmanını sunuyordu. Londra’da bir tünelde, yaşarken, yaşama tutkusunu kaybetmiş bir adamın kendi kendine konuşarak ya da daha iyi tanımlamak gerekirse kendi kendine öfkesini kusarak yürüdüğü bu klip şarkıyla birleşince bizleri de gözüne ışık tutulan tavşana çevirmekten geri durmuyor.

 

Nick Cave & the Bad Seeds – ‘Into My Arms’

Nick Cave’in ruhani dünyasına uzaktan, siyah beyaz bir evrenden, tarafsız bir göz olarak yaklaşmaya çalışan Glazer, video klip yönetmenliği kariyerinin belki de en insanla temas eden işine de imza atıyordu 1997’de. Mihail Bulgakov’un “Ancak iş gözlere gelince ister uzak olsun ister yakın, yanılmazsın. Ah, gözler çok şey anlatır. Tıpkı barometre gibi. Kimi taş yürekli, kimi ortada hiçbir neden yokken çizmesinin burnunu senin kaburgalarına geçirecek, kimi her önüne gelenden korkar; sana hepsini anlatır” satırları da bu kliple birlikte akla gelebilecek bir paralelliğe sahip. ‘Into My Arms’ı yıllar geçip de tekrar tekrar izleyip dinledikçe hem Glazer’a hem Nick Cave’e hem de Bulgakov’a gözlerin çok şey anlattığını hatırlattıkları için teşekkür ederken yakalıyorum kendimi.

 

 

BENZER İÇERİKLER

EN ÇOK OKUNANLAR

ÖZEL DOSYALAR