Alternatif rock müzikte neo-psikedelik suların son dönemdeki en popüler ekiplerinden Journers’a merak ettiklerimizi sorduk.

Sebla KOÇAN / [email protected]

Gitar, vokal, klavye ve prodüksiyonda Burak Yeşildurak, vokalde oyunculuğuyla da tanıdığımız Metin Akdülger ve gitarda Mehmet Can Erdek’ten oluşan Journers; “Döngüm”, “Aşk Canavarı”, “Sonsuzluk Neymiş Dostlar”, “İstiyorum Elbet” ve “Bırak Aksın”ın ardından yeni şarkıları “Yok Mu?”yu eylül sonunda yayınladı. Aslında 2003 yılında Burak ve Metin’in lise arkadaşlığıyla başlayan bu grup, uzun yıllar amatör olarak şarkı yapmaya devam etti. 2014’te “Pink Rabbit”le yeniden canlandılar. Ekip Mehmet Can’ın da dahil olmasıyla bu sefer tam anlamıyla gaza bastı ve birbiri ardına single’lar yayınlayarak dinleyicilerin dikkatini çekti. Journers, yeni şarkıları vesilesiyle Dergy’nin konuğu oldu.

“Sonsuzluk Neymiş Dostlar”ın hikayesinin anda kaybolmak, dostlarla olmakla ilgisi olduğunu söylemiştiniz. Birlikte çalmanın tek başına müzik yapmaktan farkı ne? Sürekli bir araya geldiğinizde sürtüşme olacak diye bir çekinceniz var mı mesela 🙂

Burak: Birlikte müzik yaparken grup üyelerinin anlaşabilen, eski dostlar olması çok avantajlı bir durum. Grup içinde ki herkes birbirini iyi tanıdığı için ortak bir dil geliştirmiş durumdayız ve bu üretim sürecimizi olumlu etkiliyor. Yüzeysel egoları iletişim dilimize sokmuyoruz, soksak bile herkesin birbirine karşı kredisi yüksek ve alt metinde yatan niyetlerimiz her zaman sevgi dolu olduğu için bu tür durumlar grup içinde hızlıca tolere ediliyor. Ayrıca biraz sürtüşme her zaman iyidir, farklı fikirler düşünceler bir sentez oluşturuyor ve Journers’ın müziği tam bu kesişimde var oluyor. Sürtüşme olmasa enerji de olmaz diye düşünmekteyiz. Önemli olan niyet diyoruz.

Metin: Bizimki bir dostlar meclisi, ortak dertlerimizi ve hayallerimizi müzikle birbirimize anlatmaya çalışıyoruz. Bazen dost meclisinde mey insanı keskinleştirir ve dostlar birbirini keser, kanatır. Bizim meyimiz müzik. Adabıyla oluşan dost meclislerinde dostlar birbirlerini keser kanatır ama yara açmaz. Kendi yaralarını şifa olmak için keser kanatırlar. Çok canları yanarsa meyden iki yudum alırlar, ama bu meclis sadece üçümüzden oluşmuyor, bizi dinleyenlerden de oluşuyor. Biz hep buradayız gelen giden dostlar değişiyor. Sonsuzluk neymiş dostlar?

Mehmet Can: Müziğin paylaştıkça güzelleştiğine inanıyorum; normalde evde müzik dinlerken veya dizi izlerken gitarım hep kucağımda oluyor. Yeni fikirler çıkıyor sürekli, o zaman hemen kaydediyorum, bizimkiler duymalı bunu, diyorum. Burak da aynı şekilde, Metin de, sürekli birbirimizle paylaşıyoruz. Müzik zaten farklı seslerin birbiriyle armonisi yani sürekli paylaşımlarımızı beğenmiyoruz, onaylamıyoruz ama bu farklılık müziğimizde ilerlememizi sağlıyor.

IMG 5284

“Döngüm”ün özgürleşmeye giden bir yol olduğunu söylediniz. Özgür bir ülkede yaşadığımızı söyleyemeyiz. Ve müzik belki de hayatımızda iyiye doğru giden tek şey. Müziğin gerçekten bir şeyleri değiştirebileceğine, insanlara umut verebileceğine inanıyor musunuz? Siz müzikle nasıl iyileşiyorsunuz?

Burak: Genel olarak bakarsak dünya çok da özgür bir yer değil. Bizim özgürlüğümüz tüm sanatsal üretim yapan insanlarda olduğu gibi kafamızın içinde, düşüncelerimizde. Ben buraya özgürlük odası diyorum, esas stüdyomuz burası bizim. Özel ve dışardan ulaşılamaz bir yer. Bu nedenle yaptığımız şarkıları filtresiz duyuyorsunuz, canımızın istediği gibi içsel özgürlüğümüzü notalara döküyoruz. Müzik insanlığın ortak bir dili fakat özgürlük ile doğrudan bir ilgisi yok. Özgürlük kendi içimizde çözebileceğimiz bir mesele. İçsel özgürlük, korkulardan arınmışlık diyorum.

Metin: Karamsar oluyor insan bazen kendini kısıtlanmış hissettiği zaman. Özgürlük deyince benim aklıma ferah geniş bir gökyüzünün altında şifa ve sevgi ile gülümsemek geliyor. Bu benim kafamdaki bir imaj ve bundan uzaklaştığım zaman gözlerimi kapatıp bu imaja ulaşmaya çalışıyorum. Bazen hayat insanın aklını karartıyor ve gözleri kapatmak yetmiyor, işte o zamanlarda müziğin elinden tutmaya ihtiyaç duyuyorum. O zaman kafamdaki özgürlüğe ulaşabiliyorum. Hele ki bunu sevdiğim insanlarla yapıyorsam onların kafalarındaki imaj da ekleniyor buna. Özgür, kocaman, sıcak bir anı yaratıyoruz. Bu anılar insanların gerçekliklerine dönüşürse müzik çok şeyi değiştirmiş olur. Ben yürekten inanıyorum buna.

Mehmet Can: İnsanların özel anlarını müziklerle bağlaştırdığını düşünüyorum ben; mutlu olduğumuzda, üzüldüğümüzde, yalnız kaldığımızda veya kalabalıkta beynimizde fon müziği çaldığını düşünüyorum. Aslında dışarıda müzik çalmasa da, içimizde fon müziği ile yaşadımızı düşünüyorum. (En azından benim öyle…) Bu nedenle müziğin her şeyi değiştirebiliceğine inanıyorum.

“ÇOCUKLUK ARKADAŞIYIZ, BİRLİKTE EĞLENMEYİ BİLİYORUZ, HEPSİ BU”

Bursa’dan çocukluk arkadaşı olan bir ekipsiniz. Uzun yıllar birlikteydiniz; yeniden toplanma, şarkı üretme ve yayınlama aşamasına geldiğinizde, bunun doğru zaman olduğunu nasıl anladınız? Neydi sizi yeniden üretmek için tetikleyen şey?

Burak: Metin’le oluşturduğumuz ortak bir dilimiz var. Birlikte uzun süre vakit geçirince üretme arzumuz tetikleniyor ve o içsel özgürlüğümüzün olduğu yeri bir birine bağlayıp, keyif almayı biliyoruz. Bu noktada yeteneklerimiz doğrultusunda ilk şarkımız olan “Döngüm”ü ürettik ve insanlar tarafında keyifle karşılandı. Bizi üretmeye iten de bu ilgi oldu. Daha sonra Mehmet Can, nam-ı diğer “Solo Adam” grubumuza katıldı. Mehmet Can’ın katılımı ile birlikte özgürlük odamız büyüdü. Hepimiz çocukluk arkadaşıyız ve birlikte eğlenmeyi biliyoruz. Aslında işin özeti bu.

Metin: Doğru zaman bu diye bir şey düşünmedik aslında, biz zaten yapıyorduk çok uzun zamandır ama hayat yolculuğumuz bizi daha sık bir araya getirince müziğimiz büyümeye başladı. Bir süre sonra Yeşil’in evine ve terasına sığmamaya başladı ve dışarı taştı. Kendiliğinde oldu bu da, iyi ki de olmuş. Mehmet Can’ı tuttu getirdi bize, belki yeni dostlar da getirir. Onlar da katıldıkça ve müziğimiz büyüdükçe bizim de içimizdeki ışık ve heyecan büyüyor. Uzayda başlayan varoluş gibi genişleyerek devam ediyoruz sanırım.

Mehmet Can: Hepimiz sanatsal konularda zaten üretiyorduk; yollarımız birleştiğinde yeniden başlamadık aslına bakarsanız. Journers ile yolum lisede kesişti, o zaman üçümüz de bilmiyorduk aslında. Araya üniversite hayatı, farklı şehirler girince sadece tekrar kesişmemiz uzadı. Şimdi farklı insanlarla kesişmeye devam ediyorum, bakalım yol bizi nereye götürecek…

17ab5584 b0bf 49d7 a0fa 39206f7ee8cc

Şu ana kadar yayınlanmış 6 şarkınız var. İki animasyon video haricinde, sizi görebildiğimiz bir videonuz yok. Bu bilinçli bir tercih mi? Biraz da saklı mı kalmak istediniz? Bundan sonrası için de bu ana fikirde mi ilerleyeceksiniz? 

Burak: Biz her şeyi kendi içinde çözen bir grubuz. Müzisyeniz, miks, mastering teknisyeniyiz, menajeriz, tasarımcıyız vb… Gördüğünüz tüm içerikler; videolardan müziklere, Instagram filtrelerinden, paylaşımlara, kapak tasarımlarından, plak şirketine kadar kendi içimizde çözüyoruz. Ve müzisyenlik dışında yaptığımız mesleklerimiz var. Bu yüzden video klip hazırlama işi de bizde ve hepsine yetişmekte zorlanıyoruz. Bir yandan canlı çalmak için hazırlık yapıyoruz bir yandan beste çalışmaları derken video klip düşünmeye zaman kalmıyor. Video klip için 2 boyutlu animasyon üstünden bir dil oluşturduk ve insanlar bunu sevdi. Müzikle daha profesyonel uğraştığımız zaman klip için zaman ve kaynak yaratabileceğiz. Şu an elimizden bu kadarı geliyor.

Metin: Biz kendi imkanlarıyla var olan ve genişleyen br müzik grubuyuz. Kendi yatırımımızı kendimize yapıyoruz, bir şirket ya da marka ile henüz bir iş birliğimiz olmadı. Bu biz hem özgür hem de özgün kılıyor. Bunun bu şekilde olmasından mutluyuz, doğada özgürce büyüyen br hayvan gibiyiz. Bu bizim varoluşumuzun bir parçası, biraz buyruk dinlemeyen vahşi tipleriz aslında. Canımız isterse ve imkan yaratabilirsek daha çok video da yapabiliriz tabii ki. Saklı kalmak gibi bir amacımız yok doğamız öyle.

Mehmet Can: Kendi imkanlarımızla, fikirlerimizle yürüyoruz şu an için ve üretim sürecimiz pandemi dönemine geldiği için animasyon olarak çıkardık. Biz bize olmanın özgürlüğü de hoşumuza gidiyor açıkçası o nedenle de nasıl bir yolda oluruz bilemiyorum..

Single’larınızın artwork’leri muazzam. Tek bir kişiye mi emanet ediyorsunuz, kim yapıyor, ne kadarına karışıyorsunuz? Bu işleri satın alabileceğimiz (poster veya tişört gibi) bir alternatifimiz olacak mı? 

Burak: Ben tasarımcı olduğum için kapak tasarım işi bende. Sanat yönetmenimiz Osman Oğuz Öğün ve tüm grup üyeleri olarak yapılan taslak üstüne fikir atıp, sonunda kapak tasarımını tamamlıyoruz. Tişört, bandana gibi kapaklarımızı basıp önce bizim giymek istediğimiz bir hayalimiz var. Biraz daha ilerde deneyebileceğimiz keyifli bir şey.

Metin: Yeşil tasarımcımız, o da başına buyruk ve vahşi biridir ve kendi alanı o biraz. Bize de çokça danışır ama son kararı beraber vermeye çalışırız. Bu işler zaman içerisinde çoğaltmak ve varyasyonlarla insanlara sunmak çok istiyoruz.

Mehmet Can: Tasarımlar Burak’ta (Yeşil Adam). Kafasındaki fikirler bize aktarır çizer ve demo hallerini gönder. Bizde fikirlerimiz söyleriz ve son halini Burak yayınlar.. Kullanılabilir veya giyilebilir ürün çıkarmak bizim de hayalimiz, bakalım…

journers kapaklar

“BİR ALBÜM ANLAŞMAMIZ VE POPÜLARİTE KAYGIMIZ YOK”

Neo- psikedelik tınılar son dönemde alternatif müzik içinde sıkça karşımıza çıkan öğeler. Baba Zula, Gaye Su Akyol, Lalalar, Altın Gün gibi pek çok örnekle karşılaşıyoruz. Bu örnekler yurtdışında da büyük başarılar kazandı, göğsümüzü kabarttı. Size ülkemiz sınırları dışından gelen tepkiler var mı, yurtdışına da açılmak gibi bir niyetiniz var mı?

Burak: Saydığınız isimlerin hepsine saygı duymakla beraber bir çoğunu da yoğun olarak dinlemekteyiz. Yurt dışından bizi dinleyenler var hatta “Döngüm” şarkımız Spotify’ın editör listesi olan Neo Psychedelic Rock listesinde. Dünya çapında bir lste bu. Bu bize gurur veriyor. Yurt dışında konser vermek isteriz, sevdiğimiz müzisyenlerle beraber olmak, onlarla çalmak, eğlenmek aşırı derecede keyif verir bize. Onun dışında Avrupa fatihi Journers olma hayalimiz yok.

Metin: Ülke sınırları dışına ulaştık aslında, artık günümüzde internet üzerinden başka kültürel sınırlar var ve bunları biraz aştığımızı görüyoruz. Tab fiziksel olarak yurt dışında bulunmak, gidip oralarda konser vermek muazzam bir tecrübe olur, çok isteriz. Zaman içersinde içinden geçtiğimiz süreçlerin de göstereceği yolla birlikte oluşturacağımız yolumuz yurt dışından da geçerse ne güzel olur. Karmaşık br cümle oldu ama yolumuz düşerse neden olmasın diyeyim basitçe.

Mehmet Can: Müzik zaten evrensel bir paylaşım aracı o nedenle yurt dışına açılmak kelimesini doğru bulmuyorum. Evet Türkçe müzik yapıyoruz ama digital platformlar sayesinde zaten yurt dışından dinleniyoruz ve “Sözleri anlamıyoruz ama müziğinizi çok seviyoruz” şeklinde yorumlar alıyoruz. Önemli olan paylaşım, duygu aktarımı… Hangi pasaportun olduğu önemli değil bizim için.

972d9e48 0a79 499e a32c 7c0039d43b69

Gençliğinizde dinlediğiniz pek çok plağın bugünkü müziğinizi şekillendirdiğini biliyoruz. Peki hiç ters köşe müzik zevkleriniz var mı, mesela bol autotune’lu rap şarkıları veya elektronik gibi? Biraz da “dirty pleasure” olabilecek neler var dinledikleriniz içinde?

Burak: Ben özellikle Psychedelc Trance (Goa), flamenko, Orta Asya türküleri gibi alakasız müzik türlerini yoğun olarak dinliyorum.

Metin: Hemen her tür müziğin sevdiğim örnekleri var. Handel’den, Ahmet Aslan’a, Grup Vitamin’den, Arel Pink’e. Hiçbirine “dirty” demek istemiyorum, hepsini seviyorum. Bir ara saatlerimi Kadir Rizeli dinleyerek geçirirdim mesela, arkasından da AC/DC açıp kalan saatleri öyle geçirirdim. Bu karmaşa kirli gelebilir belki.

Mehmet Can: Benim için Laço Tayfa diyebilirim; çok değerli müzisyenlerin olduğu, bilinen Türk ezgilerini çalan bir grup. Özellikle dinlerken equalzer’dan bass’ları açarım, grubu bilenler neden böyle yaptığımı anlayacaklardır.

Son dönemde “çağın gerektirdiği” hız dünyasına uymak için pek çok müzisyen, grup her hafta şarkı yayınlama alışkanlığı kazandı. Bazı müzisyenler ise bunu reddediyor ve “iyi şarkı zaman gerektirir” diyorlar. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? 

Burak: İyi şarkı tabii ki her şeyde olduğu gibi emek ve zaman gerektirir. Biz müzik sektörü içinde doğrudan olmadığımız için kafamıza göre takılıyoruz. Ne zaman eserse diyelim. Br albüm anlaşmamız veya popülarite kaygımız yok. Tabii ki daha çok insana ulaşmak istiyoruz fakat bu şarkı üretmemizdeki ana etken değil.

Metin: Herkesin kendini ifade etme şekli farklıdır, bazısı çok düşünmeden konuşur döke saça, bazısı oturur saatlerce düşünür iki cümle eder. Ama dinleyen hangisini anlıyorsa onun yanına oturur. Müzik de biraz böyle sanırım. Biz bazen çok düşünüp konuşuyoruz, bazen de düşünmek istemiyoruz. Dengeli olduğu zaman kendimizi daha iyi hissediyoruz. Gerektiğinde geveze gerektiğinde ketum oluyoruz.

Mehmet Can: Bz önce hikayenin peşinde gidiyoruz, her şarkımızın bir öyküsü var. Her ay şarkı çıkarmamız gerekiyor gibi kaygımız yok. Sadece şarkı yapımına başlandıysa dinleyenlerle paylaşıp fikirlerin öğrenmek için sabırsızlanıyoruz.

KISA KISA…

  • Asla dinleyemeyeceğim müzik türü …………… Kesinlikle katlanamıyorum.
    Burak : Hoşuma giderse müzik ayırt etmem.
    Metin: Yok öyle bir şey benim için.
    Mehmet Can: Yok, özellikle playlist’lerden müzik dinlemeye çalışıyorum yeni melodiler keşfetmek için.
  • En son izlediğimde beni en çok etkileyen film ………………. oldu.
    Burak: Nefesini Tut
    Metin: Youth (Paolo Sorrentno)
    Mehmet Can: Bu sorunun yanıtı benim için hiçbir zaman değişmez: The Dark Knight
  • Eğer Türkiye’de yaşamasaydım, yaşamak isteyeceğim ülke …………. olurdu.
    Burak: Hollanda
    Metin: Hayaller Diyarı… (Kumsalda dengeli bir iklimi olan, sakin ve güzel br doğa içinde özgürce şifalanacağımız, sevdiklerimle dolu hayalimdeki evimin bulunduğu özgürlükler diyarı.)
    Mehmet Can: Norveç
  • Beni müzik yapmak için motive eden, idolüm diyebileceğim isim …………….’dır.
    Metin: Tek bir isim seçmek zorundaysam Barış Manço diyebilirim.
    Burak: Ben kişiden ziyade müziğe kapılıyorum, o yüzden zevkle dinlediğim tüm sanatçılar ben motive eder.
    Mehmet Can: David Gilmour
  • Moralim bozuk, canım sıkkın olduğunda ………… yaparak kendimi toparlarım.
    Burak: İlk olarak arkadaşlarla buluşurum. Yalnızsam müzik yaparım. Metin: Üreterek, yazarak ve paylaşarak.
    Mehmet Can: Kulaklığımı takıp yürümek..
  • Journers için en büyük hayalim şu: ……………………..
    Burak: Sevdiğimiz müzisyenlerle aynı sahneyi paylaşmak, onlarla müzik yapmak.
    Metin: Özgürce, maddi manevi kaygılarımızın az olacağı dolu dolu bir dünya turnesi yapmak.
    Mehmet Can: Konser sırasında şarkımızın bir kısmını seyirciyle birlikte söylemek.