Ana SayfaKeşifKeşif: Lavta: "Eğlenceli ve mutlu şarkılar yerini depresif olanlara bırakacak."

Keşif: Lavta: “Eğlenceli ve mutlu şarkılar yerini depresif olanlara bırakacak.”

Müziğe dair tutkularının peşinden giderek Türk alternatif rock sahnesine daha çok yeni adım atan Lavta’yı yakından tanıyoruz.  

Zeynep SİPAHİ / [email protected]

Bugün sizleri yepyeni bir grupla tanıştırmak istiyoruz. Bursa’da yaşayan dört çocukluk arkadaşının bir araya gelerek kurdukları Lavta, müzik yolculuğunun başında. Hayallerinin peşinden İstanbul’a gelen grup, ilk EP’leri “Efsun”u kasım ayında çıkarmaya hazırlanıyor. Bu EP’de yer alan ‘Ah Be Kardeşim’i ise geçen hafta hazırladılar. Vokalde Yusuf Avşar, gitarda Enes Kahraman, davulda Esat Mestan ve bas gitarda Ali Eren İpek‘ten oluşan Lavta‘nın müzik yolculuğunu onlardan dinledik.

Yepyeni bir grupsunuz. Öncelikle sizi daha yakından tanıyabilir miyiz? 

Esat Mestan: Çok değil, yaklaşık üç sene oldu müzik serüvenim başlayalı ama son bir senede yaşadıklarımızdan, hem enstrümantal hem de sektör bilgisi açısından süreç hakkında aslında hiçbir şey bilmediğimi fark ettim. Lavta olarak bir araya gelişimiz hepimizin birbirini geliştirmesine yol açtı; çünkü stüdyoda saatlerce, günlerce beraber kalıyoruz ve sürekli birbirimize bir şeyler katıyoruz. Benim gelişmemdeki en büyük etkense vokalimiz Yusuf’tur. 

Yusuf Avşar: Müziğe eski klasik gitarımı dört sene önce evde bulduğumda başladım. Gitarda kafamdan bir şeyler çıkartıp çalmaya çalışıyordum. Zaman içinde gitar ile başlayan müzik serüvenim kendi stüdyomuzu kurduğumuzda diğer enstrümanlara da ilgim ile biraz daha farklı bir seyre girdi. Ta ki akortlu şarkıları çalarken arada söylemeye başlayana kadar. Lavta’nın en başında ben gitaristtim ve vokal arıyorduk. Zaman içinde kendi kendimi geliştirdiğimin farkına vardım. Çevremdekiler ve grup arkadaşlarımın da yoğun baskısı ve isteği üzerine vokale geçtim. 

Enes Kahraman: Müziğe bas gitar ile üç sene önce başladım. Başlarda grubumuzu kurmak istediğimizde bas gitar çalıyordum ve gitaristimiz de Yusuf’tu. İlerleyen süreçte bas gitar ile kendimi ifade edemediğimi fark ettim ve solo gitara geçmek istedim. Yusuf vokal olunca ben de solo gitara geçtim. Son altı ayda ise öncesine oranla çok daha fazla yol kat ettiğimi düşünüyorum.

Ali Eren İpek: Müzik hikayem bir sene önce çocukluk arkadaşlarımın stüdyosunda başladı. Enes, Yusuf ve Esat prova yaparken onları izliyordum ve gitar almak istedim. Bir gün rüyamda bas gitar çaldığımı gördüm ve o gün karar verdim almaya. Bir hafta sonra Esat ile birlikte almaya gittik; akşamına ise bir anda gruba dahil oldum.

Bir araya gelmeniz ve müzikal yolculuğunuz nasıl başladı? 

Esat Mestan: Aslında hep bir aradaydık çocukluk arkadaşı olduğumuz için; aynı yerde doğduk, büyüdük. Ama kesinlikle müziğe bizi sevk eden Yusuf oldu. Zincirleme bir şekilde müziğe başladık ama bu grubun var olmasının en büyük nedeni, daha 15 yaşındayken kendimize ait, kira dahi ödemediğimiz bir stüdyoya sahip olmamızdı. Depo olarak kullanılan bir evi stüdyoya çevirdik ve üç hafta önceye kadar da üç sene boyunca oradaydık. Ne öğrendiysek ne yaptıysak hepsi orada gerçekleşti. Bu soruyu aslında o stüdyonun dili olsa da o cevaplasa 🙂 Kendi aramızda stüdyoya “Stüdyo Home” diye hitap ediyorduk; bu detayı da vermek istedim…

Bildiğim kadarıyla Bursa’da sahne alıyordunuz ve kısa bir süre önce İstanbul’a yerleştiniz. Buna bir tür hayallerinizin peşinden gitmek diyebilir miyiz?

Esat Mestan: Evet, kısa bir süre önce İstanbul’a yerleştik. Aslında bunun iki sebebi var. İlki; müzik sektörünün kalbi İstanbul’da atıyor. Network’ümüzü olabildiğince genişletmek istiyoruz yakında sahnelere başlayacağımız için. İkinci sebebi ise eğitim durumu. Üniversite için buraya zaten gelecektik. 

Burada nasıl bir ortamla karşılaşmayı hayal ediyordunuz ve ilk gözlemleriniz neler?

Ali Eren İpek: Aslında kafamızda kurduğumuz aynı ortamla karşılaştık. Belki de alıştık da denilebilir, çünkü bu sene neredeyse her hafta İstanbul’a gidip geldik. Ciddi anlamda artık farklı bir şehirden ziyade sanki burada yaşıyormuşuz da geri dönmüşüz gibi bir hissiyat yaratmaya başladı. Ama tabii ki çok kalabalık ve çok trafik olması sıkıntılı… Bir o kadar da inanılmaz bir metropol İstanbul. 

Grubunuz adını bir müzik enstrümanından alıyor. “Lavta” adını seçmeye nasıl karar verdiniz?

Enes Kahraman: Grubumuzun aslında önceki adı Efsun‘du. Telif hakları sebebiyle değiştirmek zorunda kalmıştık ve asla yeni bir isme hazır değildik. Çıkış şarkımız Rüzgar’ın yayını daha fazla ertelenmesin diye bir an önce yeni isim düşünmeye başladık. Fotoğraf çekimi günü yemek molası verdiğimizde herkes aklına gelenleri söylerken, Esat bir anda “Lavta” dedi. Öncelikle nasıl bir anlamı var bizim için ondan bahsedeyim… Lavta genelde Barok müzik türünde kullanılan bir çalgı. Barok müziğinde yansıtılan duygu ve bestelerin genel olarak kendi yaptığımız, en azından şu sürece kadar yayınını yaptığımız şarkılar için uyumlu olduğunu düşündük ve Lavta‘da karar kıldık. O gün birbirimize söz verdik; ilk albüm veya EP’nin adını eski ismimiz anısına “Efsun” yapmaya dair; öyle de oldu… 

‘Ah Be Kardeşim’i kısa bir süre önce yayınladınız. Ayrılık sonrası ruh hallerine değinen bu şarkısının hikayesini sizden dinleyebilir miyiz? 

Yusuf Avşar: Bu şarkıyı yazarken aklımda ayrılık sonrasında aşık bir adamın yaşadığı zorluklar ve sonrasındaki değişme isteği vardı. Lavta‘nın tarzına yakışan şekilde; aslında üzücü olan bir durumu enerjik ve hareketli bir altyapı ile derleyerek yansıtmak istedik.

Kasım ayında ilk EP’niz “Efsun”u yayınlayacaksınız. Bizleri nasıl bir EP bekliyor bahsedebilir misiniz? 

Enes Kahraman: Öncelikle ilk EP için hepimizde ayrı bir heyecan var. “Şarkılar bir an önce çıksa da, bakalım en çok hangisi beğenilecek” merakı, içimizi yiyip bitiriyor 🙂 Bu EP’de konusu aşk olmayan bir şarkımız bulunuyor ve bu şarkı da sıradaki yayınımız olacak; yani eylülde çıkıyor. Müzik türü olarak ise kesinlikle şu tür, bu tür diyemem, çünkü içerisinde çok ama çok farklı türde şarkılar bulunuyor. Bu EP bizim için bir geçişti. Kasım’dan sonraki yeni süreçte ise biraz daha farklı bir Lavta ile karşılaşacaksınız. Eğlenceli ve mutlu şarkılar sanırım yavaş yavaş yerini biraz daha depresif şarkılara bırakıyor diyelim gerisini zaten ileride göreceksiniz. 🙂

BENZER İÇERİKLER

EN ÇOK OKUNANLAR

ÖZEL DOSYALAR