
Netflix Türkiye’nin yeni yapımı “Biz Kimden Kaçıyorduk Anne?” filminin başrolünde Melisa Sözen’i izleyeceğiz.
Netflix Türkiye bildiğiniz üzere geçtiğimiz günlerde adeta yıldızlar geçidine ev sahipliği yaptığı yeni sezonunun tanıtım lansmanını gerçekleştirmişti. Yeni yapımlar arasında en çok merak uyandıranlardan bir tanesi ise Türk edebiyatının değerli yazarlarından Perihan Mağden‘in “Biz Kimden Kaçıyorduk Anne?” adlı kitabından beyazperdeye uyarlanan film.
Yönetmenliğini Umut Aral‘ın üstlendiği ve senaryosunu ise Ertan Kurtulan‘ın kaleme aldığı, kitapla aynı ismi taşıyan filmin başrolünde ise Melisa Sözen yer alıyor. Film, bir anneyle kızının travmatik ilişkisini konu ediniyor. Annenin kötü diye tanımladığı kişilerden kendisine ve kızına zarar gelmemesi adına otelden otele savrulmalarını izliyor olacağız.
Türkiye’de oyunculuk denildiğinde akla gelen ilk isimlerden biri, kuşkusuz Melisa Sözen’dir. Onu bazen hüzünlü bir Anadolu kadını, bazen sert bir ajan, bazen de psikolojik travmalarla boğuşan bir genç kız olarak izledik. Ancak her rolünde değişmeyen tek bir şey vardı: Karakterin ruhuna sızan o derin ve etkileyici bakışlar. Bugün Türk sinemasının “prestij” isimlerinden biri kabul edilen Melisa Sözen, popülerlikten ziyade nitelikli projelerin peşinde koşan bir “karakter avcısı” olarak tanınıyor.

6 Temmuz 1985 tarihinde İstanbul’da doğan Melisa Sözen, sanatın içine doğan şanslı yeteneklerden biriydi. Henüz çocuk yaşlarda sahnede olmanın hayalini kurmaya başlamıştı. Bu hayalini gerçekleştirmek için ilk profesyonel adımını Pera Güzel Sanatlar Lisesi Tiyatro Bölümü’ne girerek attı. Bu lise yılları, onun disiplinli oyunculuk anlayışının temellerinin atıldığı yerdi.
Henüz 14 yaşındayken, usta isimlerin yer aldığı “Yedi Kocalı Hürmüz” müzikalinde sahne alması, onun için bir “ateşten gömlek” niteliğindeydi. Bu deneyim, ona sahne tozunu erkenden yutturdu ve profesyonel setlere giden yolu açtı. Genç yaşta gelen bu farkındalık, onun kariyerini her zaman “sanat odaklı” inşa etmesini sağladı.
Melisa Sözen’in televizyon izleyicisiyle gerçek anlamda kucaklaşması, Türk dizi tarihinin kült yapımlarından biri olan “Çemberimde Gül Oya” ile oldu. Çağan Irmak’ın yönettiği bu projede canlandırdığı Feriha karakteri, 1980 öncesi Türkiye’sinin siyasi atmosferinde aşkı ve aidiyeti arayan bir genç kızdı. Sözen, bu roldeki samimiyetiyle bir anda dikkatleri üzerine çekti.
Ardından gelen “Bir Bulut Olsam” dizisi, onun kariyerinde bir başka mihenk taşıdır. Meral Okay’ın kaleminden çıkan bu etkileyici hikâyede canlandırdığı Narin Bulut karakteriyle, Doğu Anadolu’daki zorlu yaşam koşulları ve karşılıksız bir aşkın pençesindeki kadının dramını ustalıkla yansıttı. Bu dizi, Melisa Sözen’in sadece “güzel bir yüz” değil, aynı zamanda çok katmanlı karakterleri taşıyabilen bir “oyuncu” olduğunu tüm Türkiye’ye kanıtladı.
Melisa Sözen’in adını dünya sinema tarihine altın harflerle yazdıran olay ise usta yönetmen Nuri Bilge Ceylan ile çalışması oldu. 2014 yılında vizyona giren ve Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye (Palme d’Or) kazanan “Kış Uykusu” filminde canlandırdığı Nihal karakteri, Sözen’in oyunculuğunun zirve noktalarından biri kabul edilir.
Nihal, Kapadokya’nın karlar altındaki yalnızlığında, yaşça kendisinden büyük kocası Aydın (Haluk Bilginer) ile fikri ve duygusal bir çatışma yaşayan, hayalleri olan ama sıkışmış bir kadındır. Sözen’in bu filmdeki “bağış toplama” sahnesindeki veya kocasıyla girdiği uzun diyaloglardaki performansı, dünya sinema eleştirmenlerinden tam not almıştır. Bu filmle birlikte Sözen, sadece yerel bir yıldız olmaktan çıkıp, uluslararası festivallerin aranan bir yüzü haline gelmiştir.

Son yıllarda Türk televizyon tarihinin en çok konuşulan performanslarından biri yine Melisa Sözen’e aitti. “Kırmızı Oda” dizisinde canlandırdığı Alya karakteri, izleyiciyi haftalarca ekrana kilitledi. Gerçek bir hayat hikayesinden uyarlanan Alya karakteri; çocukluk travmalarıyla boğuşan, bakımsız, korkmuş ve dış dünyaya kapalı bir kadındı.
Sözen’in bu rol için geçirdiği fiziksel ve ruhsal değişim muazzamdı. Alya’nın o ürkek yürüyüşünden, kambur duruşuna, konuşma tarzındaki kekemelikten, içindeki o küçük kız çocuğunu açığa çıkardığı anlara kadar sergilediği performans, bir “oyunculuk masterclass’ı” olarak nitelendirildi. Alya karakteriyle toplumdaki çocukluk travmalarına ve ruh sağlığının önemine dair devasa bir farkındalık yarattı.
Melisa Sözen, sınırları aşan kariyerine Fransa’nın en başarılı casusluk dizilerinden biri olan “Le Bureau des Légendes” ile devam etti. Bu dizide bir Kürt savaşçıya hayat veren Sözen, karakterin ideolojik derinliğini ve savaşçı kimliğini başarıyla yansıttı. Farklı dillerde oynayabilme yeteneği ve evrensel yüz hatları, onu yurt dışındaki prodüksiyonlar için de cazip bir isim kılıyor. Son olarak Netflix’te yayınlanan “Biz Kimden Kaçıyorduk Anne?” dizisindeki gizemli ve korumacı anne rolüyle, dijital platformlarda da ne kadar etkili olduğunu bir kez daha gösterdi.
Her ne kadar ekranlarda çok görünse de, Melisa Sözen için tiyatro sahnesi her zaman “ev” olmuştur. “Dünyada Karşılaşmış Gibi” ve “Aile Yalanları” gibi oyunlarda sergilediği performanslarla tiyatroseverleri kendine hayran bırakmaya devam ediyor. Sahne üzerindeki o çıplak enerjisi, onun oyunculuk disiplininin en saf hali olarak görülüyor.
Melisa Sözen, kariyeri boyunca sayısız prestijli ödüle layık görüldü. SİYAD (Sinema Yazarları Derneği) tarafından “En İyi Kadın Oyuncu” ödülüne defalarca aday gösterildi ve kazandı. Sinemadaki başarısı, onun sanatsal duruşunun bir takdiridir.