İnceleme

Palamut Zamanı: Kadın kadının yurdudur

Çağan Irmak’ın yazıp yönettiği ilk tiyatro oyunu Palamut Zamanı, Ayda Aksel ile Alina Boz’u aynı sahnede buluşturuyor. Topluma nüfuz eden linç kültürüne ve kadınların kadınlıkları üzerinden yargılanmasına bir başkaldırı niteliğindeki oyun, bireysel hikâyeler üzerinden toplumun bakış açısını sorguluyor.
Aysu Uzer - 14 Ocak 2026
post image

Çağan Irmak’ı neredeyse her sahnede hissedebileceğiniz Palamut Zamanı’nda, hayatın; hayal kırıklıkları, kayıpları ve kaybedişleri bir mükâfatmış gibi en zor mücadelelerin ardından altın tepside bize sunuşu ve elbette her şeye rağmen dönen dünya, yaşama tutunan güçlü karakterler, gözyaşlarıyla bezenmiş tebessümler ve bazen de ağız dolusu kahkahalar ile oyunun her bir dakikasına özenle işlenmiş. Duayen oyuncu Ayda Aksel’in dakikalarca ayakta alkışlanan performansı, Gamze Kuş’un aile evine dönüş hissi veren sıcacık dekoru ve Çiğdem Erken’in müzikleri eşliğinde yolları kesişen iki farklı kadının öyküsünün anlatıldığı oyun, aslında kadın olmanın en güçlü özelliğine odaklanıyor: “Kadın kadının yurdudur.”

Genç kuşağın ünlü oyuncularından Alina Boz’un canlandırdığı Burcu Beklan, yaşadığı kriz anında, menajeri Oylum Hanım tarafından tüm gözlerden uzak bir yere saklama düşüncesiyle Neriman Hanım’ın evine götürülür. Bulunan çözüm yalnızca yakınlarda sakin bir yaşam süren Neriman Hanım’ın evi olmakla kalmaz, aynı zamanda onun fazlasıyla nüktedan sohbeti, görmüş geçirmişliğiyle Burcu’ya öğüt verebilecek en doğru kişi oluşu ve renkli karakteri ile taçlanan hikâyesi eşliğinde çok geçmeden Neriman Hanımın kendisi, bizzat çözüme dönüşür. Farklı kuşaklar ve farklı öykülerden gelen iki kadının yaşamının bu evde kesişmesi, senelerin değiştiremediği eril toplumun kadına bakışı, ahlâkın en yanlış yerlerde aranması, nefret söylemleri, toplumun patolojisini besleyen magazin programları ve linç kültürü eşliğinde birbirlerinde gördükleri acıların ortaklığını pekiştirir. Neriman gibi Burcu da kurdukları bağlar sayesinde en ağır acılara tatlı bir gülücükle bakabilmesini sağlayacak gücü kısa sürede kazanır. Böylece iki kadının birbirinin yurdu olduğu yeni bir dünya şekillenir.

Neriman Hanım, özlediğimiz geçmiş günlerin nostaljik hikâyesindeki sıcacık karakter, arama motoruna “Feleğin çemberinden geçmiş ne demek?” diye yazdığınızda karşınıza portresi eşliğinde profili çıkacak denli de görmüş geçirmiş. Hayatta ne olursa olsun yaşama sevincini yitirmemiş, yıllar önce kaybettiği eşiyle sohbet etmeyi bırakmamış, şu hayatta yalnızım demeyerek evinin önüne gelen kedileri köpekleri beslemeyi ihmâl etmemiş, sevginin de aşkın da tadını çıkarmış…

Karakteri ilk gördüğümüzde nasıl mesafelenip oyunun akıbeti hakkında kuşkuya kapılıyorsak kimin ne dediğine kulak asıp canını sıkmaktansa pencereyi açıp sokağa doğru haykıran, lafı gediğine koyan ve neşesi hiç bitmeyen hâlini tanıdıkça da o denli seviyoruz. İlk yarım saat geride kalırken Aksel’in fevkalâde performansı ve Irmak’ın kıvrak kalemi ile kuşkulu bir seyre başladığım karaktere bir telefon edebilsem atlar yanına giderim diye düşünüyorum hatta keşke masaya bir tabak da benim için ekleseler…

ayda aksel palamut zamanı

Sinemaya bir saygı duruşu

Çağan Irmak, sinemaya bir saygı duruşunda bulunmayı da ihmâl etmiyor, daha doğrusu yerli sinema emekçilerine. Sinemaya giriş yaptığı günlerde, daha ilk işinde Türkan’la karşılaşmasını hâlâ içli içli anlatıyor Neriman… Sonra darbe dönemini, televizyonun evlere girişinin sinema salonlarına etkisini, Yeşilçam’ın eski günlerini ve seks filmleri furyasının ortasına nasıl düştüğünü… Leyla Yatıran ismiyle oynadığı rolleri, hemen hepsini en sahici hâli ile nasıl oynadığını söylemeyi es geçmiyor. “Rol kesmezmiş” hiç. Irmak’ın, oyun hakkında verdiği bir röportajında, “Sinema ustalıkla yalan söyleme sanatıdır” demesinin aksine Neriman Hanım’ın metot oyunculuğu öğrendiği konservatuardan daha yeni çıkmışçasına “sahici olma” meselesine yoğunlaşması, genç bir oyuncuya verilecek en önemli öğüt oluyor.

Metin Erksan’ın unutulmaz filmi “Sevmek Zamanı”na minicik bir göz kırpan metinde, çilingir olan müstakbel eşinin dükkânına girip kendi posteriyle karşılaştığında kendisini “dekolte film aktristi” olarak tanıtmaktan biraz çekinse de hemen oracıkta alıyor cevabını: “Duvardaki yedeğinizi boş verin siz, aslınızla tanışmamı lütfeder misiniz?”

Sahnede olmanın her imkânını sonuna kadar kullanmaya çalışan Irmak, farklı zamanlarda ve farklı mekânlarda gerçekleşen olayları seyirciye gösterirken konforlu ve anlaşılır bir metot seçmiş, sahneye eklenmiş beyaz perdeler ile zamanı ve gerçeği estetik biçimde kırmanın yolunu bulmuş. Uzun zamandır bir tiyatro oyununda izlediğim en işlevli multimedya kullanımına sahip oyunda Neriman’ın geçmiş yaşamını, eski film afişlerini ve hayatının büyük aşkını beyaz perdeden izliyoruz. Burcu’nun kaotik rüyalarında kabuslardan arınıp yaşama tutunma kararı aldığı sahnelerde gerçek ile rüyânın sınırlarını da ışık kullanımı bulanıklaştırıyor. Böylece seyirci aynı anda birden fazla hikâyeye dosdoğru tanık olabiliyor.

Alina boz palamut zamanı

“Ben senin dizilerindeki gibi aynı şeyi kırk defa söyleyemem kızım…”

Alina Boz’un canlandırdığı Burcu, oynadığı dizilerdeki karakterlere bürünmeye o kadar alışmış ki Neriman’a aynı soruyu arka arkaya istemsizce soruyor. Lafını hiç esirgemeyen, hatta belki patavatsızlığın sınırlarında ustalıkla gezinip geri dönen Neriman da hemen yapıştırıyor cevabını: “Ben senin dizilerindeki gibi aynı şeyi kırk defa söyleyemem kızım…”

Çağan Irmak’ın yazdığı metin, ağırlığını, seyircinin yüzüne yerleşen tebessümle hafifletmekle kalmıyor, hiç beklenmedik anlarda salonu kahkahalara boğuyor. Ustalıkla hesaplanmış ritim hayranlığımı kazanırken bazı hazin kelime şakaları kulaklarımı tırmalıyor. Neriman’ın dur duraksız monologlarının yanında belki altı o kadar çizilmiyor ve göze batmıyor. Ancak özellikle son yıllarda, tiyatro oyunlarında seyircinin anlık tepkisini direkt vermesini sağlayacak -bu anlamı ve katkısı olmayan- kelime şakalarının günden güne arttığını çok üzülerek gözlemliyorum. Öyle ki, bir Antik Yunan tragedyasına adapte edilmiş argo ile seyircinin canlandırılmasını çabalayan oyunlar da gördüm, Haluk Bilginer’in en ağır tiradının sonuna zoraki eklenen Can Yücel benzeri söylemler ile salonun kahkahalarla yankılandığını da. Özellikle hiç olmayacak yerlere yerleştirilen bu argo ve küfür kullanımına dikkat çekme amacım, alttan alta tüm izleyicilerin bu etkiye aynı reaksiyonu vereceğine inanılması. Verdiğim örnekler dahilinde yaratıcıların zihinlerindeki bu ön koşul fevkalade üzücü. “Palamut Zamanı” da aslında bu kelime oyunlu şakacıklara hiç ihtiyaç duymayacak kadar güçlü bir mizah ile örülmüş hem olaylarda hem anlatılarla bezenmiş olduğu için bu kartı oynamaya ihtiyaç duymasını oldukça hazin buldum. Zira kulaklarımızı tırmalayan bir argo olmadan da Neriman bizi saatlerce güldürebilecek kadar renkli bir kadın.

palamut zamanı oyuncular

Çağan Irmak’ın 2025’in son aylarında perde açan bu yeni ve biricik tiyatro denemesini, hepimiz için zor başlayan ve daha da zor devam edeceğini şimdiden ispatlayan 2026’nın karanlık ve kaotik gündeminden kaçmak için sıcacık bir kucak olarak görebilirsiniz. İnsanların birbirinin derdine derman olduğu, özlediğimiz o eski günlere nostaljik bir tanıklık için Neriman ile ilk fırsatta tanışmanızı öneririm. Kasım ayında perde açan oyun sezon boyunca Zorlu PSM’de izlenebilir.

İyi seyirler!

İlgili Yazılar
Development by Bom Ajans