Yeni albümleri Ben-Hür‘ü yakın zamanda yayınlayan Palmiyeler, denize kıyısı olan şarkılarına yenilerini eklemek için yola çıktı. Palmiyeler’i Dergy’e konuk ettik.

Sebla KOÇAN / [email protected]

2013 yılında kurulan Palmiyeler, ilk günden beri psych-surf-pop ve alternatif sahnenin en sevilen ekiplerinden oldu. Mertcan Mertbilek (ana vokal/gitar), Tarık Töre Elgay (bas), Rana Uludağ (bateri) ve Barış Konyalı’dan (klavye/gitar) oluşan Palmiyeler, II (Venus) ve Akdeniz albümleriyle Türkçe müzik tarihine not düşülecek şarkılar yaptı. 2020 boyunca yayınladıkları single’larıyla da listelerden düşmeyen ekip, son olarak iki yeni şarkıyla birlikte son iki yılda yayınladığı single’larını birleştirdiği Ben-Hür albümünü yayınladı. Palmiyeler, ABD’de birlikte turne yaptığı Mattson 2 ile Türkçe ve İngilizce şarkılar yapmayı planlıyor. Ayrıca, biriktirdikleri yeni şarkıları da yeni bir albümde toplayabileceklerini söylüyorlar. Palmiyeler’den Mertcan Mertbilek’e merak ettiklerimizi sorduk.

Ben-Hür’de yayınlanan iki yeni şarkı bizi sevindirdi. Dinleyicilerinize aynı zamanda yeni sürprizlerinizin olacağını da duyurdunuz. Neler planlıyorsunuz, biraz ipucu verir misiniz bize?
Teşekkürler! Ben-Hür albümü üzerinde neredeyse üç yıldır çalışıyorduk, diğer albümlerin aksine zamana yayarak bitirdiğimiz ve teklilere ağırlık verdiğimiz bir çalışma oldu. Bu süreçte başka şarkılar da birikti ve onlar üzerine de çalışmaya başladık. Kısa bir süre sonra yeni tekliler ve hatta belki yeni bir albüm daha yayımlamayı planlıyoruz. Süprizler şimdilik bunlardan ibaret.

Palmiyeler sound’u insanı tazeleyen, rahatlatan, stresten arındıran bir sound… İstanbul ise hem karanlık, hem vazgeçilmez bir şehir. Sizi nasıl besliyor İstanbul, neler hissettiriyor bu şehirde olmak?
İstanbul kültürel olarak vazgeçilmez bir şehir. Bizi en çok beslediği nokta şehrin sanatsal hareketliliği. Bu sebeple diğer şehirlerde yaşamak biraz daha zor olabilir.

Palmiyeler

Günlük yazar gibi akışkan, akıllara takılan, duru, hikayesi olan şarkı sözlerinizi çok seviyoruz. Şarkılarınızı yazarken kimleri okuyorsunuz, kimlerden ilham alıyorsunuz? Yazarken belli alışkanlıklarınız var mı?
Bazen gitar ya da klavye çalarken bazen de yaptığımız kayıtları dinlerken yazmaya çalışıyorum, kağıdın başına oturup yazmaktan daha kolay geliyor. Rastgele kelimeler üzerinden başladığımız da oluyor, hikaye daha sonra geliyor. Şarkı yazarken birisini okumuyorum, yazmak benim açımdan çoğu zaman tek seferlik hızlı bir süreç oluyor.

Albüm kapaklarınız, sahne dekorlarınız, tişört tasarımlarınız, afişleriniz, videolarınız çok özenli ve Palmiyeler’le bir bütünlük içinde… Tüm bu görsel çalışmalar bir kişinin mi elinden çıkıyor, bu süreç nasıl ilerliyor?
Görsel çalışmaları çoğunlukla ben ele alıyorum. Bu yükü bir tek Tarık ile paylaşıyorum, bazen kapak veya görsellerde üretime katılıyor ve iş bir ekip çalışmasına dönüşebiliyor.

Palmiyeler

“NEW YORK’TA PİZZALAR ÇOK BÜYÜKTÜ VE EPEY LEZZETLİYDİ”

Geçtiğimiz şubat ayında The Mattson 2’yla birlikte bir ABD turnesine çıktınız. Nasıl geçti bu turne, neler deneyimlediniz?
Müthiş bir deneyimdi. Turnenin ilk konseri Washington DC’deydi, hem The Mattson 2 ile sonunda buluşabildiğimiz, hem de güzel bir kalabalığa çaldığımız için mükemmel bir başlangıç oldu. Daha sonra New York’ta Rough Trade’de çaldık, zaten hayranı olduğumuz mekan o gece tamamen doluydu ve dinleyiciler müziğimize çok iyi tepkiler verdiler. Yabancı dinleyiciden büyük beğeni almanın yanı sıra şarkılarımıza eşlik eden bir kalabalığın olması da bizi çok sevindirdi. Ayrıca pizzalar da çok büyüktü ve epey lezzetliydi. Boston’da da aynı şekilde şarkılarımıza eşlik eden güzel bir kalabalık vardı. Philadelphia, Burlington ve Buffalo’da da birer konser verdikten sonra New York’a dönüp biraz dinlendik.

Buffalo’da kar fırtınasına yakalandığımız için Niagara Şelalesi’ni ziyaret edemedik. O biraz aklımızda kaldı. Tekrar Ne York’a döndüğümüzde bir kaç gün boyunca müze ve galerileri gezerek ufak da bir tatil yaptık. Turne boyunca hem Mattson kardeşler hem de mekanlarda çalışan insanlar bize karşı çok güler yüzlü ve ilgililerdi. Bir kaç gün sonra Covid-19 ABD’de de patladı ve biz Türkiye’ye döndükten bir kaç gün sonra sınırlar kapatıldı ve heryerde konserler iptal edilmeye başlandı. Sanıyorum gittiğimiz şehirlerdeki son konserlerden bazılarını çalmış olduk. Tekrar normale dönüldüğü zaman bir de batı yakası turnesi yapmayı çok istiyoruz. Umarım 2021 ya da 2022 yıllarında gerçekleştirme şansımız olur.

Dinleyicilerinizden “Bu sound’a İngilizce söz yazsanız dünyaca ünlü olursunuz” yorumları aldığınızı görüyoruz. Ne düşünüyorsunuz bu konuda?
Böyle bir şey olabilirdi. Türkiye’de üretilen bir çok iş için benzer şeyler söylenebilir. Hepimizin bildiği gibi burdan çıkan işler göz ardı edilebiliyor ya da maalesef önyargı ile yaklaşılıyor. İngilizce söz yazmayı çok düşünmedik, Türkçe daha iyi ifade edebildiğimiz için şarkılar hep öyle gelişti. ABD turnesinin ardından The Mattson 2 ile ortak şarkılar üzerinde çalışmaya başladık. Böyle bir projede hem Türkçe hem İngilizce sözler olabilir. Bu sayede belki ABD’de daha çok dinleyici edinebiliriz.

Palmiyeler

2013 yılı, pek çok alternatif grup için bir milat oldu. İlginç isimli gruplar, gülümseten şarkı sözleri ve şarkı isimleri hayatımıza girdi. Sizin dinlerken heyecanlandığınız, başarılı bulduğunuz ve takip ettiğiniz kimler var?
The Mattson 2, Ariel Pink, Babe Rainbow, Jakuzi, Kevin Morby, Shintaro Sakamato başarılı bulduğumuz ve takip ettiğimiz isimlerden ilk akla gelenler.

Pandemi döneminde konser konusu bir hayli soru işaretiyle dolu. Saatler yeniden düzenlendi, sosyal mesafeler nedeniyle seyirciler azaldı. Palmiyeler için yakınlarda bir sahne olacak mı, planlarınız arasında neler var?
Açıkçası ortalık bu kadar karışıkken yakınlarda izleyici ile buluşmayı maalesef düşünemiyoruz. Her şey daha keyifli bir hal alana kadar bir süre daha çalmayacağız. Belki canlı bir video ile buluşabiliriz.

Palmiyeler

PALMİYELER’LE KISA KISA

Tarık
● En son izlediğimde beni çok etkileyen film Knife+heart Özellikle de şu tanışma sahnesi.
● Eğer burada olmasaydım yaşamak isteyeceğim ülke İngiltere olurdu.
● Sahnede izlediğim anda beni de müzik yapmaya iten, hayranlık duyduğum o müzisyen Ariel Pink
● Son zamanlarda Deep Purple – Highway Star albümünü dinlemeden duramıyorum.
● Müzik dışındaki en büyük tutkum satranç.

Rana
● En son izlediğimde beni çok etkileyen film Pain & Glory. Özellikle de final sahnesi.
● Eğer burada olmasaydım yaşamak isteyeceğim ülke İspanya olurdu.
● Sahnede izlediğim anda beni de müzik yapmaya iten, hayranlık duyduğum o müzisyen Tony Allen.
● Son zamanlarda SAULT’ın Untitled (Rise) albümünü dinlemeden duramıyorum.
● Müzik dışındaki en büyük tutkum ekstrem sporlar ve doğada olmak.

Mertcan
● En son izlediğimde beni çok etkileyen film The Lighthouse Özellikle de şu sahnesi: diyebileceğim bir sahnesi yok ancak film beklediğimden daha iyi çıktı diyebilirim.
● Eğer burada olmasaydım yaşamak isteyeceğim ülke herhangi bir Akdeniz ülkesi olurdu.
● Sahnede izlediğim anda beni de müzik yapmaya iten, hayranlık duyduğum o müzisyen Jonathan Richman ve Ariel Pink
● Son zamanlarda Shintaro Sakamato’nun yeni EP’sini dinlemeden duramıyorum.
● Müzik dışındaki en büyük tutkum görsel sanatlar.

Barış
● En son izlediğimde beni çok etkileyen film That Thing You Do. Özellikle de şu sahnesi: The Wonders grubunun yeni davulcuyla ilk performansı
● Eğer burada olmasaydım yaşamak isteyeceğim ülke İngiltere olurdu.
● Sahnede izlediğim anda beni de müzik yapmaya iten, hayranlık duyduğum o müzisyen Devo
● Son zamanlarda Oingo Boingo – Only A Lad albümünü dinlemeden duramıyorum.
● Müzik dışındaki en büyük tutkum yemek yapmak.