Yeni şarkıları “Bu Düzen Yıkılsın”la özlemimizi dindiren Türkçe metal ve rock müziğin en sağlam kalelerinden Pentagram, Dergy’nin konuğu oldu.

Sebla KOÇAN / sebla@neovision.com.tr

Tam 33 yıllık köklü bir ağaç gibi, Pentagram. 1987 yılında Hakan Utangaç (gitar) ve Cenk Ünnü (davul) tarafından kurulan Pentagram, aynı yıl Tarkan Gözübüyük’ün (bas gitar) katılmasıyla çekirdek kadrosunu oluşturmuştu. Yıllar içinde, kimler geldi kimler geçti Pentagram’dan… Demir Demirkan, Ogün Sanlısoy, Metin Türkcan, Gökalp Ergen, Murat İlkan bu köklü ağacın birer dalları oldular. Pentagram sayısız festivale katıldı; Judas Priest, Metallica, Slayer, Megadeth, Guns N’ Roses, Alice in Chains ve Rammstein gibi ekiplerle aynı sahneyi paylaştı. Yurt dışında Mezarkabul adıyla tanınan ekip, geçtiğimiz günlerde “Bu Düzen Yıkılsın” adını verdiği yeni şarkılarını yayınladı. Türkçe metal müziğin yaşayan efsanesi Pentagram, Dergy’nin sorularını yanıtladı.

“Bu Düzen Yıkılsın”la kulaklarımız şenlendi. Üzerinde yaşadığımız topraklarda özgür ve mutlu olduğumuz söylenemez. “Bu Düzen Yıkılsın” bize bir noktada ensemizi karartmamamızı söylüyor ve bizi barışa çağırıyor. Siz nasıl anlatırsınız bu şarkının hikâyesini, nasıl bir duyguyla kaleme aldınız bu şarkıyı?  

Tarkan Gözübüyük: Parçanın ortaya çıkmasında Çetin Altan’ın kaleme aldığı son köşe yazısının da etkisi oldu. Bu yüzden, enseyi karartmama tabiri çok isabetli. Cenk’in burada uyguladığı dokuz sekizlik ritim, şarkının iskeletini oluşturdu. Sonra sırasıyla Hakan’ın ritim gitarı, vokaller, enstrümantal bölümler ve gitar soloları eklenerek düzenleme tamamlandı. Şarkı ilk doğduğu zaman, marş havasında olduğu belliydi. Bu yüzden kalabalığın hep bir ağızdan eşlik edebilmesi ve büyük manaların basit sözlere sığması gerekiyordu. Sadece konserlerde değil, 1 Mayıs’ta meydanlarda da çalınsın, coşku ve cesareti temsil etsin diye hayal ettik. 

Cenk Ünnü: Çıkar meseleleri, seçilenlerin beceriksizliği ve hoşgörüsüzlüğü, kaostan kazananlar, haksızlıklar, ayrımcılıklar sonucunda bu topraklarda yaşayan inanlar hak ettikleri yaşamdan uzaklaşmış durumdalar. Bu durumun düzelmesi ve barış içinde bir yaşamı haykırıyor şarkımız… 

Ogün Sanlısoy: Ayrıca gerek şarkının görseli olan Dünya haritası ve Pentagram logosundan oluşan bayrak, gerekse şarkının başından başlayarak sonuna kadar eklenen enstrümanlar ve vokallerle yaşatılan kıtalararası bir gezinti hissi. Tüm coğrafyaları ve toplumları etkileyen benzer sorunlar… Ve sorunlardan arınmış güzel bir gelecek, huzur ve barış ortamı özlemi. Kimileri artık umutsuz ve çaresiz hissederken, hâlâ bir umut olduğuna inananlar da çok, dünyanın her yerinde çok. Dolayısıyla keşke dünyanın her yerinde çalınsa ve çalsak.

Pentagram dinleyicileri uzun zamandır yeni albümün heyecanı içinde bekleyişte. Ne kadar zaman kaldı, ne zaman dinleyeceğiz, bize biraz bilgi verebilir misiniz? 

Tarkan Gözübüyük: Bu yaz üç şarkı kaydettik. Bu Düzen Yıkılsın bunlardan biri. Diğer iki parça, önümüzdeki aylarda tek tek yayımlanacak. Her şey yolunda giderse, albümün kalanı 2021 yaz sonu yayımlanacak.

Hakan Utangaç: Kişisel olarak bu yeni düzende müzik sektörünün single, tekli şeklinde ilerlemesini yadırgayanlardanım. Yayınladığımız çalışmalar 10 – 12 şarkılık albümler şeklinde olurdu şimdiye kadar. Uzun vadeli bir döneme yayılması çok tercih ettiğim bir durum değil. Salgın döneminde olmamızın da büyük bir etkisi var tabii ki. Bir müzik albümünü, bir ya da iki sezonu bir gecede nefessiz izlediğimiz dizilere benzetebilirsiniz. Hatta tüm sezon gelsin öyle izleyeyim diye beklersiniz. Bence müzikseverler de Pentagram’ın tüm şarkılarının yayınlanmasını beklesinler. ;)) 

“Bu Düzen Yıkılsın”da Ezgi Aktan ve Ozan Tügen’in sesleriyle Neyzen Gökhan Özkök’ü de dinledik. Yeni albümde başka kimlerle birlikte çalıştınız? 

Hakan Utangaç: Planlı değil bu misafirler, gezegenlerin dizilişi belirliyor. Hangisi yakınımızdan geçiyorsa.

Tarkan Gözübüyük: Bu tür buluşmaları önceden planlamıyoruz. Yapım sürecinde yolumuzun kesiştiği dostlarımıza bağlı olarak ve şarkıların da ihtiyacına göre kendiliğinden şekilleniyor. Albümün geri kalanında yer alacak olan misafirler, bize de sürpriz olacak. 

“BAZILARIMIZ İÇİN MÜZİK YAPMAKTAN DAHA İYİ BİR YOL YOK”

Son dönemde bir ara uykuya dalan Türkçe rock dünyasında gözle görülür bir hareketlenme başladı. Özellikle alternatif ve rap dünyasının yükselişinden sonra bunu bekliyorduk aslında. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz bu durumu, rock dünyasında beğendiğiniz yeni sesler var mı? 

Cenk Ünnü: Rap ve alternatif müzikte bir yükseliş ve yeni isimlerin ortaya çıkmasından bahsedebiliriz son 3-4 senedir. Ama rock müzik yapan iyi gruplar var ülkemizde ve eminim onlar da bu durgun süreçte yeni çalışmalar hazırlıyorlardır.

Tarkan Gözübüyük: Dünya genelinde, her dönem farklı müzik ve düşünce tarzları popüler oluyor. Bu iniş çıkışlara pek takılmadan, sevdiğimiz ve alışık olduğumuz çizgide müzik yapıyoruz. 1990 ile 2010 arası çok çeşitli yabancı grubun gelmesi, yerel müzisyenlerin ufkunu açtı. Çıkan yerli grupları sayamaz olmuştuk. Sonrasında siyasi çalkantılar nedeniyle Türkiye’nin dış dünyayla ilişkisi zayıfladı. Uluslararası girişimler kesildi ve müzik ortamı daraldı. O dönem çıkan gruplar da artık genç sayılmazlar. Yeni ekiplerden ilk aklıma gelenler Ringo Jets ve Frozen Clouds. 

Ogün Sanlısoy: Müzik yapmak ve müzik ile kendini ifade etmekten daha iyi bir çözüm ve yol yok bazılarımız için. Zor günler yaşandı ve yaşanıyor halen, ekonomik ve ruhsal olarak herkes yorgun. Fakat müzik yapmaya, müzik üretmeye devam eden güzel insanlar var ne mutlu… Daha da olsa, daha da olacak.

Hakan Utangaç: Şu sıralar bir müzik grubundansa daha çok bireysel çıkışlar görüyorum. Herkes tek başına teknolojinin sunduğu imkanlar doğrultusunda oturduğu yerden beyaz ışığa bakarak ya bir enstrüman çalıyor ya da şarkı söylüyor. Bu ne kadar sürer bilemiyorum, yaptığımız müzik bireylerin fiziksel olarak bir araya gelmesiyle gücünü ortaya koyan bir tür. Kan, ter ve gözyaşı. Kimyası budur; rock, metal her neyse. Yolda telefona rap kaydeden gençler görüyorum. 

Dinleme alışkanlıklarımızın da değişmesiyle, çok fazla üretim yapıldığına tanık oluyoruz. Bazen her hafta aynı sanatçının yeni bir şarkısına denk geliyoruz, mesela. Bir yanda da “İyi şarkı zaman ister” diyen müzisyenler var. Siz neler düşünüyorsunuz bu konuda? 

Tarkan Gözübüyük: Bir şarkının ortaya çıkması bazen anlık olabilir, bazen üstünde haftalarca çalışmak gerekir. Bunun bir standardı olamıyor. Sonuçta kaç şarkıyı, ne kadar sürede yaptığınız fark etmiyor. Müzik eserlerini nicelikleriyle ölçmek yersiz.    

Ogün Sanlısoy: Nasıl olursa olsun, ne tarz olursa olsun bir şarkının veya bir albümüm oluşması, yazılması, kaydedilmesi ve paylaşılmasına kadar geçen aşamalar kolay şeyler değil, insanlar gecelerini gündüzlerine katıp, zor şartlarda yapıyorlar bu işleri. Üretim bu kadar düşmüşken, hala üreten sanatçılar olması çok önemli.

Cenk Ünnü: Yapılan üretimler içinde hepsinin değerli ve sanatsal olduğunu söylemek çok güç. Arkasında duracağımız ve çalmaktan haz duyacağımız şarkılar yapmak bu işin parçası olmalı.

Türkçe rock müziğin zirve dönemi için 2000’ler diyebiliriz, rock festivalleri, birbirinden başarılı albümler… Özlüyor musunuz yurt içinde yapılan festival dönemlerini? En unutamadığınız festival sahneniz hangisiydi? 

Tarkan Gözübüyük: Özlüyoruz. Salgın bir an evvel bitsin ve konserler, festivaller tekrar başlasın istiyoruz. Odtü Bahar Şenlikleri, H2000, Rockistanbul, Barışarock, Rockstation, Zeytinli, Rock the Nations, Rock’n Coke ve Sonisphere; unutulmaz etkinliklerden bazıları.    

Hakan Utangaç: Yine bu soruya Kan, Ter ve gözyaşı bu işin kimyasıdır dediğim cevaba istinaden konser ve festivalleri gün, hatta saatler geçtikçe daha çok özlüyoruz. Büyük, küçük festival konser fark etmez bir aradayken müzik çok daha anlamlı. Yurt dışı ise biraz daha farklı, yok yok biraz değil çok farklı. Bostancı konserleri unutulmazlarımızdan. 

Ogün Sanlısoy: Özlüyoruz tabii. Nasıl ve ne zaman olacak bilmiyoruz ama konserleri bekliyoruz.

Cenk Ünnü: Rock festivalleri daha çok seyirci ile buluşup onlara seslenmek adına çok önemli. Yurt dışındaki festivaller içinde Almanya da ki Wacken festivalinde yer almamız çok özeldi. Türkiye’deki festivaller içinde de pek çok yabancı grup ile sahne alma fırsatımız oldu. Bunlar içinde 2014’deki İTÜ Arena sahnesinde Metallica ile yer almamız unutulmazdı.

Sosyal medya kullanımının artmasıyla birlikte linç kültürü de yaygınlaştı. “Bu Düzen Yıkılsın”ın başına da geldi benzer bir şey yakın zamanda. Kantarın dozu kaçtığında, kötü eleştirilere denk geldiğinizde ne yapıyorsunuz, nasıl bir hissiyat oluşuyor grup içinde? 

Tarkan Gözübüyük: İlk albümden beri tekrarlanan bir durum. Trail Blazer, Anatolia, Unspoken, Bir ve MMXII albümleri de sırasıyla önce ‘skandal’, sonra ‘vasat’, sonra da ‘efsane’ olarak yorumlandı. Umarım sonuç yine böyle olur. Olumsuz tepkiler elbette insanı üzüyor. Ama dinleyicilerin ilgisi ve gruba verdikleri önem çok değerli. Beklentilerin yüksek olması bir açıdan bizi gururlandırıyor. 

Cenk Ünnü: Her yeni albüm yaptığımızda çeşitli mecralarda bu tip eleştirilerle karşılaşmıştık. Ama sonucunda konserlerde her şarkıyı hep bir ağızdan söyledik 🙂

Hakan Utangaç: Sanıyorum ki kimse bir şeyin farkında değil. Bu hep oluyordu zaten. İlk albüm çıktığından İtibaren bütün albümlerde aynı şeyleri yaşadık. Ağlarsa anam ağlar gerisi Sosyal ağlar. Günün birinde Manyetik kutuplar tersine dönerse ki bu her an olabilir, suya yazı yazmak deyimi zayıf kalır kanımca.;)) Buradan ne hissettiğimiz de anlaşılır herhalde. Biz işimize bakacağız, her zaman olduğu gibi.

Oldukça sıkıntılı bir yıl geçirdik, geçiriyoruz. Önce pandemi, yakın zamanda da İzmir depremi derken, çok tatsız zamanlar geçiriyoruz. Sizin için nasıl geçti 2020 şimdiye kadar, gelecek için ümitli misiniz? 

Tarkan Gözübüyük: Hepimiz için zor bir dönem oldu. Ortak akılda buluşup birlikte adımlar atmak, yaraları sarıp geleceğe dönük düşünmek önemli. Ne olursa olsun, yaşamaya mecbursun.

Hakan Utangaç: Sanki daha önce sıkıntılı yıllar geçirmemişiz gibi hep ümitle baktık ileriye şu zamana kadar. Büyük sessizlik de bozulursa yani dünya dışı yaşam da buralara uğrarsa tadından yenmez. Gakat her zaman olduğu gibi biz işimize bakacağız.2019 un sonunda bir video yayınlamıştık, konser görüntülerinden derlenen, sonunda da “2019 böyle geçti, peki ya ikibin yir mi?” diyerek bitirmiştik. Yimedi. Sevgiler.

Cenk Ünnü: Gerçekten 2020 nin insanlığa pek te hayırlı gelmediğini söyleyebiliriz. Ben bu röportajı yaparken bile iki sevdiğim müzisyenin ölüm haberini aldım (Ken Hensley, Timur Selçuk) … Pandemi, depremler, seller, ölümler pek çok insanın ve meslek gruplarının (biz müzisyenler de dahil) ekonomik olarak zor günler geçirmesine sebep oldu. Bu kara bulutların dağılmasını ve 2021’in herkesi mutlu etmesini dilerim.