
Britpop gruplarını ele aldığımızda, her birini diğerinden ayıran spesifik bir özellik olduğunu fark ediyoruz. Jarvis Cocker sayesinde Pulp, içe dönük, biri kendisine selam verdiğinde yüzü kızaran ve romantik ilişkilerden çekinen insanların hislerine 45 yıldır tercümanlık yapıyor. Bunu yaparken de beylik laflar etmiyor, hayal satmıyor. Müzik dünyasının görüp görebileceği en içten, en dürüst ve en filtresiz hikâye anlatıcılığını hayata geçiriyor. Böylesi değerli bir grubun 2001 ile 2025 arasında albüm yapmamış olmasıysa Jarvis Cocker’ın melankolik ve kırılgan yapısının bir karşılığı olarak tarihteki yerini alıyor. Ki bu 24 yıllık süre zarfında Pulp iki kez müziğe döndü ancak bu geri dönüşlerin hiçbiri gerçek bir dönüş değildi. Ta ki 2 Mart 2023’te grubun bas gitaristi Steve Mackey’nin hayatını kaybetmesinin getirdiği yüzleşmeye kadar.
Mackey, grubun sadece bas gitaristi değildi. Aynı zamanda Jarvis Cocker’ın en yakın arkadaşlarından biriydi. Bir yandan da Jarvis ne kadar içe kapanık ve nemrut biriyse, Steve Mackey o kadar dışa dönük ve hayatı yaşamayı seven biriydi. Mackey gibi bir dostu kaybetmenin getirdiği gerçeklerle yüzleşme hâli önce 24 yıllık albüm hasretini bitirdi, ardından da MUBI yapımcılığında 25 Eylül itibarıyla izleyiciyle buluşan “Pulp: What Do You Do for an Encore?”u ortaya çıkardı.
Filmin detaylarına geçmeden önce şunu söylemek lazım: Bu bir konser filmi değil. Bu, Jarvis’in anlatıcılığındaki bir hikâyeye, yer yer müzik arası verilen bir dinleme seansı. Bu dinleme seansında “şekilsizler” ve “sıradan biri olmak isteyenler” için koltuklar her zaman hazır.
“Sing” animasyonlarının yönetmeni olarak tanıdığımız Garth Jennings, bu hikâyenin yönetmeni olarak karşımıza çıkıyor ve müzik dünyasıyla olan yakınlığını ölümsüzleştiriyor. Jarvis’in Sheffield’da başlayan hikâyesinde Pulp çok eski bir hayal. Daha ilkokula gittiği yıllarda defterine aldığı notlar, bir gün kuracağı grubun adının “Pulp” olacağını belli ediyor. Birkaç yıl içinde Echo & the Bunnymen’e duyduğu hayranlık sayesinde dış görünüşü Ian McCulloch’un Temu hâline dönüşünce, bu esinlenmeyi işitsel tarafa da taşıyor.
Filmin en tatlı kısımlarından biri, Pulp’ın kurulduğu günden bu yana grupta yer alan tüm üyelerin anıldığı bölüm. Grup, John Peel ile yolunun kesiştiği noktaya geldiğinde kendimizi bir kitap okuyor gibi hissetmeye başlıyoruz. Tüm bunlar olurken “Spike Island” ve “Disco 2000” gibi Pulp hitlerini duymak da deneyimi güçlendiriyor. Yönetmenin ekstra hiçbir şey denemeyip elindeki materyali parlatmak için yaptığı minimal dokunuşlar, izleme keyfini de taçlandırıyor.
Pulp’ın ütüden hallice kameralarla çekilmiş ilk konser kayıtlarının hemen ardından Londra’daki 20 bin kişi kapasiteli O2 Arena’da kapalı gişe verdiği konsere geçiş, grup üyelerini de şaşırtmış olsa gerek. Çünkü Jarvis, film boyunca konsere gelen dinleyicilere içinde bulundukları anın tadını çıkarmaları gerektiğini söylüyor. Pulp diskografisinin farklı köşelerinden şarkılar gelmeye devam ederken 2025’te çıkan “More” albümünün liste başarısı da sahnede kutlanıyor ve bir nevi konserin ilk yarısına “Grown Ups” ile veda ediyoruz. “More” albümünün en melankolik şarkılarından biri olan “Grown Ups”, grubun hâletiruhiyesiyle birleşince parçalı bir katarsis anı sunuyor.

Konserin ve filmin ilk yarısının tamamen iyi hissettirmek üzerine kurulduğunu söyleyip ikinci yarıda işlerin değiştiğini belirterek yolumuza devam etmemiz lazım. Grup, Steve Mackey’in ölümünün ardından yaşadığı yası “Something Changed” üzerinden dinleyicisiyle paylaşıyor. Jarvis önce yıllardır beraber müzik yaptığı arkadaşlarını tanıtıyor, ardından akustik bir şekilde Pulp diskografisinin en melankolik şarkılarından birini seslendiriyor. Filmin konser deneyimini güçlendiren tarafıysa şarkı boyunca Steve Mackey’ye dair kayıtların paylaşılması oluyor. Şarkının yas hâli, Mackey’nin insan canlısı havasıyla değişirken, Pulp müziğinin de bir özetini sunuyor. Ağlanacak her şeyde gülümseten bir an, gülümseten her şeyin içindeyse gelecekte ağlatacak bir anı var.
Filmin en dramatik kısmını geçtikten sonra Pulp’ın hikâyesinin kırılma noktasına geliyoruz. 1995’te çıkan “Different Class” sayesinde yakaladıkları başarı, birçok grubun hayal dahi edemeyeceği kadar büyüktü. Hayatı boyunca başarılı bir pop grubunun parçası olmayı hayal eden Jarvis ve arkadaşları, en büyük hayallerinin tutsağı olacaklardı. Herkes onlardan neşeli, sarkastik, başarısız romantik hikâyeler ve gündelik hayatlardan oluşan hitlerle dolu bir albüm beklerken onların cevabı “This Is Hardcore” oldu. 1998’de çıkan bu albüm, Pulp’ın en karanlık tarafıydı. Pop yıldızı olma hayalinin yarattığı zihinsel çöküş ve mutlak mutsuzluk, grubun içten içe çürümesine neden olmuştu. “This Is Hardcore” da bu çözülmenin başyapıt niteliğindeki bir karşılığıydı.
Albüme adını veren şarkının ardından Jarvis’in anlatıcılığında grup sona, yani “Common People”a yaklaşıyor. “Bu şarkıyı çalmadan gideceğiz, haberiniz olsun” diyerek seyirciyle oynamaya başlayan Jarvis, “Bunu gerçekten yapabilseydim nasıl büyük bir hayal kırıklığı yaşardınız, değil mi?” diyor ve 31 yıldır Pulp denince akla gelen o ikonik giriş duyulmaya başlıyor.
“Common People”, gerçek bir hit olmasının ötesinde aslında bir anti-hit şarkıydı. Yunanistan’dan gelen genç bir turistin İngilizler gibi yaşama isteğinin içe kapanık ve asosyal bir erkeğin gözünden anlatımıydı. Üstelik ne Oasis ne de Blur gibi dinleyiciyi yakalamaya çalışıyordu. Neyse oydu, dümdüzdü. Ama o dümdüzlük sayesinde Pulp, 24 yıl boyunca müzik yapmasa dahi hâlâ aynı büyüklüğünü koruyor.

Jarvis Cocker, filmde de gösterilen “This Is Hardcore” sonrası 1998’de verdiği röportajda 20 yıl sonra müzik yapmaya devam etmeyeceğini söylerken “Zaten 15 yıldır müzik yapıyoruz” demişti. Ancak o günden bu yana tam 28 yıl geçti. “Pulp: What Do You Do for an Encore?”un verdiği mesaja ve son şarkı olarak seçilen “A Sunset”ın son dörtlüğüne baktığımızda, Jarvis’in yaşadığı sürece sahnede olmaya ve garip danslarıyla bizlere ilham vermeye devam edeceğini anlıyoruz.
“Yes, I’d like to teach the world to sing
But I, I do not have a voice
And I’d like to buy the world some time
Some time, some time
And a choice”