Teoman’ın yalnız rock tarihimize değil, Türkçe müzik dünyasına damga vuran pek çok şarkısı var. Ama ikinci albümünde yer alan “Oğul”un bambaşka bir hikâyesi var, aslına bakarsanız. 

1998 yılında ilk albümünün yakaladığı başarıdan sonra Teoman üretimlerine tam gaz devam ederken, şair Ahmet Erhan’ın dizelerine rastlar. Üzerinde iki yıl çalışarak unutulmaz bir şarkı haline getireceği “Oğul”un dizeleridir bunlar. 

Teoman bu şarkısının hikâyesini şöyle anlatıyor:

“Yıllar önce Express dergisinde; Haydar Ergülen kimi zaman şiiri odak alan, kimi zaman da bir temayı şiirle bezeyen çok güzel yazılar yazardı. Onlardan birinde rastlamıştım ‘Oğul’ şiirine Ahmet Erhan’ın. Şiire vuruldum ve sonrasında 1996 senesinin kışını ‘Oğul’ ile geçirdim. Türlü çilelerle telefonunu buldum ve heyecanla aradım Ahmet Erhan’ı, bestelediğim şiirini kaydederken izin istemek için. ‘Senindir şiirim’ dedi ve bir şeycik istedi sadece: ‘Albümünde şarkı sözü değil şiir yaz ‘Oğul’ için, eğer adımı yazacaksan.’”

teoman harbiye acikhava

ŞAİR ERHAN KONUŞMAK İÇİN TEOMAN’I İSTEDİ

Teoman bu görüşmeden sonra 10 yıl boyunca Erhan ile hiç yüz yüze gelmemiş. Sadece birkaç kez telefonda konuşmuş. Yıllar sonra ise Radikal gazetesinden bir teklif gelmiş, ünlü müzisyene. Şair Ahmet Erhan ile yapılacak bir röportaj teklifi. Çünkü Erhan, konuşmak istediği kişi olarak Teoman’ın adını söylemiş gazeteye. Teoman gazeteden gelen bu teklife çok heyecanlanmış ve teklifi kabul etmiş. 

Sözlerine şöyle devam ediyor usta müzisyen:

“Şiirlerinden çıkardığım ya da onunla ilgili bilmeden hayal ettiğim şeylerden sorular yaptım, ‘annesini, babasını, incir ağaçlarını, Galatasaray’ı ve arkadaş ölümlerini’ sordum ona. Bir de ‘yaprakların birer namlu olup içlerinden çıkan kurşunlarla birkaç saniye içinde ölmüş olan insanları’ ya da ‘düşen gövdenin elinden dışarı fırlamış kese kâğıtlarından yere saçılmış portakalları, okunmaktan çıktığı gün eskimiş kıvrık bir gazetenin üstüne damlayan kanları…’”

“HERKES BENİ ANNECİ SANAR AMA BEN BABACIYIMDIR”

Ve ikili bir araya gelir. 31 Mayıs 2007 tarihinde de Radikal’de bu röportaj yayınlanır. Teoman’ın Erhan’ın “Oğul” şiirini kaleme almasına vesile olan babası da konu edilir tabii: 

“Herkes beni ‘anneci’ sanır. Ben aslında ‘babacıyımdır” der şair. “Aydın bir insandı, Türkiye İşçi Partisi Aybar kanadından. Beni yetiştiren, beni edebiyata yönlendiren babam alkolden ölmeden önce içkiden nefret ederdim. 17 yaşındaydım ve onun ölümü her şeyi tersine çevirdi. Öldüğünde alkolik bayrağını aldığım gibi meyhaneye koştum. Şimdiki yaşım (49) o yıllarda o kadar büyük gelirdi ki bana. Ama şu an ölmeye niyetim yok. Babamın yaşı 51’i geçmeye çalışıyorum… ‘Babamın öldüğü yaş’a az kaldı yani! Yine de oğlum iyi bak, adama benzer baban kirlenmemek için kendini alkolde saklar…”

ahmet-erhan-620x375

Şair Ahmet Erhan’ı 2013 yılında 55 yaşında kaybettik.

Teoman’ın eskimeyen, hissini kaybetmeyen bestesiyle bugün de bize aynı yoğun duyguları yaşayan “Oğul”un sözleri, daha doğrusu şair Ahmet Erhan’ın şiiri şöyle:

Kurumuş kuyunun suyu, incirin sütü
Çoktan çekilmiş
Bir zamanlar dünya sandığım bahçeyi
Ayrık otları dikenler bürümüş
Bardaktaki su denizde kum kadar
Umarsızdım
Bir zamanlar dünya sandığım bahçeyi
Ayrık otları dikenler bürümüş…
Anne ben geldim, dizlerin duruyor mu
Başımı koyacak….
Anne ben geldim, ben oğlun hayırsızın….

 

Kaynak: Radikal gazetesi arşivi