Enerjik sahneleriyle hafızalardan silinmeyen pek çok konsere imza atmış olan reggae grubu Sattas’tan solist Orçun Sünear Dergy’nin konuğu oldu. 

Sebla KOÇAN / [email protected]

Ülkemizin reggae denince akla gelen ilk ekibi, medar-ı iftiharımız Sattas’a nihayet yıllardan sonra bir Sezen Aksu şarkısı olan “Şarkı Söylemek Lazım”la yakın zamanda rastladık. Anladık ki, köklü ekibi çok özlemişiz… 2004 yılında kurulan ve o zamandan beri sahnelerde olan bu ekip yeni bir şeyler yapınca heyecanlandık haliyle. Grubun solisti Orçun “Leo” Sünear 2022 yılında yeni bir Sattas albümünün geleceğini müjdeleyince de içimiz rahatladı haliyle. Dergy sayfalarında konuk ettiğimiz Sünear, Sattas’ın “Beyoğlu’nu Geri Alıyoruz” hareketine de destek verdiğini söylüyor. Hatta “Beyoğlu zaten bizim” diyor, “Tek yapmamız gereken inatla gitmek, daha da fazla gitmek.”

“Şarkı Söylemek Lazım”la uzun bir aradan sonra yine sizi dinlioruz. Gerçekten de yükümüzü hafifletiyoruz şarkı söylerek ama ülkemiz sınırları içinde bu işi yapmak kolay değil, hele ki pandemi koşullarında! Türkiye’de müzisyen olmak konusunda neler söylemek istersiniz? 

Biz teşekkür ederiz. Türkiye’de müzisyen olmakla ilgili bir şey artık söyleyemiyorum. Türkiye’de birey olmakla ilgili sıkıntılar var. Biz sadece pandemi koşullarında değil tüm olaylarda çok etkilenen bir meslek grubuyuz. O yüzden açıkçası çok bir şey yapamadık bu konuda. Hayatını sonlandırdı bazı arkadaşlarımız. Korkunç bir süreç bu. Sosyal bir devlet değiliz. Bu iş artık Don Kişotluk açıkçası ama ben kendi adıma çok mutlu olduğumu söyleyebilirim. 

Reggae’nin Türkiye’de hep az dinlenen bir müzik türü olduğu iddia edilir. Siz bu görüşe katılıyor musunuz? Sattas dinleyicisini nasıl tanımlarsınız, dinleyicinizle aranız nasıldır? 

Reggae dünya genelinde Avrupa’da da ABD’de çok dinleniyor. Türkiye’de çok değil fakat şunu anladık ki reggae tandanslı her müziğe göz kırpabiiyoruz. Sahnede olmak çok güzel. Açıkçası biraz olsun ülkemizde reggae’yi anlatabildiğimizi düşünüyorum. Biz reggae’den de ziyade artık müzik yapmanın arkasındayız. 

Sattas konserlerini çok özledik. 1 Ekim’de Ankara’da Coffee Festival’de çaldınız. Sahnede başınıza gelen en acayip şey neydi? 

Seneler önce ilk Babylon konserimizde, Bob Marley doğumgünü gecesiydi, “Eskitilmiş” şarkısını tüm salonun söylemeye başlaması unutulmaz bir andı. Çaktırmadan ağlamıştım. Ama o kadar çok anı var ki daha önce bizde, saksafon çalan Emir’in limon kabuğuna basıp düşmesi, onu kaldırmaya çalışan eski trompetçimiz Fehmi ve Seçkin’in önce denemesi sonra başaramayıp vazgeçmesi falan sahnede bizi darmadağın etmişti. 

Sattas 1

Sattas’ı gönlümüzde farklı yapan şey muhtemelen reggae’yi bizden melodilerle harmanlamanız. Yani işin içine kimi zaman alaturkanın girmesi, Türkçe sözler olması sizin müziğinize bambaşka bir ruh üflediğiniz anlamına geliyor. Yeni şarkılar yapıyor musunuz, önümüzdeki dönem için ne gibi yenilikler var kafanızda? 

Yeni şarkılar yapıyoruz evet. 2012 de bir albüm yaptık ve çok tembelleştik. 2022’de söz verdik tüm ekip olarak. Artık yeni albüm geliyor.

Sahnede olmak istediğinizi anladığınız, mikrofonla hep temas etmek istediğinizi fark ettiğiniz o ilk kırılma anı nasıldı, ne zamandı hatırlıyor musunuz? Bize biraz anlatır mısınız o içinizde bir şeylerin “klik” ettiği anı? 

Çok güzel ama zor bir soru. Sanırım Nayah’ta çıkacaktık, içimden “Ne olur deprem olsun iptal olsun” diyordum. Rahmetli dostum Yakup ve kardeşi Habi’nin o gece bana etkisini hiç unutmayacağım. Alkışlar başlayınca çok doğu bir yerdeyim demiştim. Benim için bu an ilk konserimdi. 

Sattas

Twitter’da paylaştığınız “Beyoğlu’nu Geri Alıyoruz” metnini görünce sormadan edemedim. 90’lardaki, 2000’lerdeki Beyoğlu deyince sizin aklınıza neler geliyor? En çok neleri özlüyorsunuz o dönemlerden, şimdi bu konuda ne yapılması gerekiyor sizce? Sahiden de geri alabilir miyiz Beyoğlu’nu? 

Beyoğlu zaten bizim. Beyoğlu’nda hala ayakta kalan pek çok mekan var. İnatla iş yapmaya bizlere kapılarını açmaya devam ediyorlar. Buraları daha fazla ziyaret edeceğiz. İnanın o zaman yenileri açılacak. Ben doğma büyüme Beşiktaş’lıyım. Beşiktaş sınırlarını aşıyor artık. Kadıköy de öyle. 90’lar 2000’ler de de adım başı mekan vardı, şuraya mı girsek, buraya mı girsek derdik. Hayran olduğumuz müzisyenleri görürdük eskiden. Şimdi bunu tekrar yapabilmeliyiz. Ben elimden geldiğince bunu yapmaya çalışıyorum. Yoksa savaşa gidiyoruz diye bir şey yok. 

sattas sarki soylemek sezenaksu

Yaş aldıkça dert ettiğiniz şeyler değişti mi? Daha da önemlisi, pandemi döneminden sonra kendinizde ne gibi değişiklikler fark ettiniz, kendi içinizde bir dönüşüm yaşadınız mı? 

Ne yani yaşlanıyorsun mu demek istiyorsunuz? Şaka bir yana, tabii ki olgunlaşıyoruz. Artık kafaya  takmıyoruz bazı şeyleri, bazı gerçekler değişiyor. Umursamazlık değil ama daha dikkatli içip yiyoruz mesela. Hayatımda önemli değişiklikler oldu. Son 1,5 sene gerçekten film olabilirdi ama kimsenin izlemesini istemem! Ben yaş almanın pozitif tarafına bakmaya çalışıyorum. Genç ve kuvvetli bir ekip var artık Sattas’ta. Herkes ne istediğini çok iyi biliyor. 

KISA KISA 

  • Müzik yapıyor olmanın insana kattığı en iyi şey esas kimlik bence. 
  • 2021 senesini tarif etmek için bir kelime seçsem, bu kelime kayıp olurdu.
  • Ters köşe bir müzik zevkim var, o da death ve trash metal. 
  • Hastası olduğum soundtrack (film) Eleni Karaindrou’nun Ulysses’ Gaze