Yeni şarkıları “Olsan Yanımda”yı geçtiğimiz günlerde yayınlayan, alternatif sahnenin en sevilen ekiplerinden Şekersiz’i Dergy’e konuk ettik.
Sebla KOÇAN / [email protected]
“Sevmenin içten hallerini anlatırken, yaşanmamışların nedenini sorgular. Çoğu zaman derinlerdeki duygusal bağlarla ilgilense de bazen güne mutlu başlayabilir. Zaten hayat da tam böyle bir şeydir.” İşte kendilerini tam da bu cümlelerle anlatıyor, Şekersiz. Vokalde Yunus Emre, davulda Kazım Armağan, gitarda Kubilay Demir ve bas gitarda Eray Bala’dan oluşan ekip 2017 yılından bu yana kalplerimize ok gibi sapladıkları şarkılarıyla kendilerinden söz ettiriyor. “En Güzel Yaşımdı”, “Birini Bul Sakın Üşüme”, “Yanımda Gülmedin O Kadar” gibi şarkılarıyla alternatif sahnede başarıdan başarıya koşuyorlar. YouTube ve Spotify’da milyonları gören rakamlarla dinleniyorlar. Son single’ları “Olsan Yanımda” geçtiğimiz hafta yayınlandı. Şekersiz ekibini Dergy sayfalarında ağırladık.
2021 boyunca 7 şarkılık bir seri yapacağınızı söylemiştiniz yakın zamanda. “Birini Bul Sakın Üşüme”den sonra “Olsan Yanımda” geldi. 2021’de tüm bu şarkıların olduğu bir albüm yayınlayacaksınız değil mi? Tüm şarkılar belli bir konsept içinde mi olacak? Neden albümü en başından yayınlama kararı vermediniz ve single olarak tek tek yayınlama yolunu seçtiniz?
Yunus Emre: Evet hepsinin bir duygu bütünlüğünde olduğu 7 parçalık bu serinin ilk iki şarkısını dinledik şu zamana kadar. Sene içerisinde geri kalan eserleri de belli aralıklarla yayınlamayı düşünüyoruz. Belki son “release” 2022’nin ilk aylarına da kalabilir çok sıkıştırmak istemezsek. Açıkcası dikkat dağınıklığının çok yoğun olduğu bu dönemde şarkıları tek tek yayınlamak bize de dinleyiciye de daha uygun olan yöntem…
Şekersiz ekibi olarak 2015’ten bu yana birliktesiniz. Bir topluluk olarak birlikte karar alıyor, müzik yapıyor olmak zorluyor mu sizi? Grup olmanın avantajları neler sizce?
Yunus Emre: Grup olmak doğru çalışma sistemini bulduğunuzda çok avantajlı bir işbirliği bence. İnsanlar bir kişi ismi yerine, bir grubu çok daha hızlı sahipleniyor. Ben de bu durumdan çok memnumum. Yani bu grup hepimizin. Dinleyenleriyle, dinletenleriyle.
“En Güzel Yaşımdı” için tam bir 20’li yaşlar challenge şarkısı değil mi demiştiniz, Twitter’da. 20’li yaşlarınızın başında neredeydiniz, ne yapıyordunuz? Kimleri dinliyordunuz, nasıl müzikler şekillendiriyordu sizi?
Kazım: Evet ‘’En Güzel Yaşımdı’’ yaşı ne olursa olsun herkesin kendi anısını taşıyan, yansıtan bir parçamız oldu. 20’li yaşlar başında İzmir’den üniversite için Kocaeli’ye gelmiştim, öğrenciydim. Ben genelde alternatif rock dinleyen, seven birisiyim ve o süreçte Teoman’ın müziği bırakmadan önceki tüm albümleri, Mor ve Ötesi, Redd, Duman, Gece’yi dinlediğimi söyleyebilirim. Alternatif müziğin o serseri ruhunu seviyorum açıkçası 🙂 Haliyle birçok grubu ve sanatçıyı dinledikçe bir harman oluşuyor. Bu yönde kendi tarzımı ve yönümü Şekersiz’e uygun tatlı/sert bir şekilde tuşe ve groove ile şekillendirdim diyebilirim.
Kendinize “Arkadaşlarına uzman psikolog ayarında tavsiyeler verip, kendi hayatında işleri yoluna koyamayanların dinlediği müzik grubu” dediğiniz için sormak istiyoruz: Hiç mi gülmüyor yüzünüz? 🙂 Şakası bir yana, çok içli, kalplerimize işleyen şarkılar yapıyorsunuz. Gündelik hayatlarınızda nasıl insanlarsınız? Yalnızca şarkılarda mı çıkıyor ayın karanlık yüzü ortaya?
Yunus Emre: Hahaha biraz öyle evet ama genel olarak depresif insanlar değiliz 🙂 Hüznün insanı motive eden bir tarafı var. Bundan haz alıyoruz. Biz de, dinleyicilerimiz de. Ben şarkı yazarı olarak şarkılarda hikayeler anlatmayı seviyorum. Biraz benden, biraz senden, biraz ondan. Sonra biraz yine ondan.
Hemen her dinleyiciniz “Bir Şekersiz konseri olsa da gitsek” diyor. Konserleri çok özledik ve bu yaz için umutlarımızı kaybetmedik. Zorlu süreçlerden geçiyoruz, sizin için nasıl geçiyor salgın dönemi? Kendinizi değişmiş, dönüşmüş hissediyor musunuz?
Kubilay: İlk zamanlar herkeste olduğu gibi monoton ve durağan geçse de sonrasında duruma bir şekilde adapte olduk. Bu süreç, normal ve sıradan gördüklerimizin aslında ne kadar değerli olduğunu bize sonuna kadar gösterdi. Gruba gelecek olursak, üretim konusunda fena geçmedi diyebiliriz. Sene içerisinde çıkarmayı planladığımız bazı şarkıların kayıtlarını bitirdik. Kayıtlar için stüdyoya girip çalabiliyor olsak da, tek temennimiz bu süreçten bir an önce kurtulup dinleyicilerimizle buluşmak.
Spotify’da ve YouTube’da muazzam izlenme ve dinlenme rakamlarınız var. Sizce başarılı olmak ne demek? Kendinizi başarılı olarak görüyor musunuz? Tam olarak ne yaparsanız “Evet başardık” diyeceksiniz?
Eray: Hayatımın yaklaşık 12 senesi müzik ile geçti ve bu süreçte birçok deneyim kazandım. Her kazandığım deneyim beni farklı yollara soktu ve farklı kültürlerle tanıştırdı. Aynı zamanda geçen süreç içerisinde kendimce hayallerim ve beklentilerim oldu. Bunları gerçekleştirebildiğim her an benim adıma başarı olarak nitelendirilebilecek türden olaylardı. Aslında Şekersiz’ e girişim ve düzenli bir grup arayışımı bu vesile ile sonlandırışım da başarılarımdan biridir. Şimdi ki hayallerimi grubum ile beraber kurmaktayım ve müzik adına ortaya ürün koydukça bunların her birini başarı olarak görmekteyim. Tam olarak hiçbir zaman başardık diyemem kendi adıma. Çünkü her bir başarı da akabinde farklı beklentiler ile arzuları doğuruyor ve olanı da artırıyor. Bu da “İşte şimdi tamamdır!” sözünü benim kafamdan uzaklaştırıp yeni bir başarı öyküsü yazabilmem için beni bir amaca yönlendiriyor.
Bazı müzisyenler ham duygularla, daha oynanmamış haliyle şarkı yapmayı tercih eder. Size göre iyi bir şarkı yapmanın bir matematiği var mı?
Yunus Emre: Kesinlikle bir matematik yok. Ortada sadece bir duygu var ve bunun sese nasıl dönüşeceği şarkıdan şarkıya değişiyor. Bu bilinmezliğin hayranıyım zaten aranjelerde.
Yunus Emre:
Kubilay Demir
Kazım Armağan
Eray Bala