Ana SayfaMüzikSpor dünyasının kapısını aralayan şarkılar

Spor dünyasının kapısını aralayan şarkılar

Farklı spor dallarından bahseden, referanslar veren şarkılarla sporla müziği tek bir potada eritiyoruz.

Ant Arın ŞERMET

Bir şarkı bazen bir sporcudan, bazen bir spor organizasyonundan, bazen de sadece bir spor anından bahsedebilir. Sporun formatı gereği hikayeleştirmeye en açık konulardan biri olmasıysa anlatıcının çoğu zaman işini kolaylaştırır. Kimi zamansa o hikayenin içinde kaybolur. Coen kardeşler imzalı “Barton Fink” filmini hatırlarsanız, John Turturro’nun oynadığı Barton karakterinden bir güreş filmi yazması istenmiştir. Barton kendi buhranları arasında kaybolurken yazması gereken spor hikayesini gerçekleştiremez. Neyse.  Evet, kazanmak ya da kaybetmek önemli değil; önemli olan orada olmak diye yaklaşmak da mümkün. Ancak profesyonel sporculara böyle bir cümle kursanız size verecekleri cevap ters bir bakıştan fazlası olmaz. Dinlerken hem müziğin güzelliğine hem de spor hikayelerinin içinde kaybolabileceğimiz bazı şarkılarla buluşalım.

Miles Kane – ‘Baggio’

Miles Kane’in solo kariyerinin 5. albümü olan “One Man Band” geçtiğimiz yaz mevsiminde çıkıp yılın en keyifli kayıtlarından biriydi. Albümün ikinci teklisi olan ‘Baggio’ ise Last.fm verilerime göre çıktığı günden bu yana uzak ara en çok dinlediğim şarkı olmuş… Futbolu seven ’86 doğumlu biri olan Miles Kane’in Roberto Baggio’ya hayran olmaması imkansız. 1994 Dünya Kupası’nda İtalya’yı finale kadar tek başına getiren Baggio’nun finalde son penaltıyı kaçırıp şampiyonluğu Brezilya’ya kaptırmasından etkilenmemek nasıl mümkün olsun. Ki hikayenin ve görüntünün gücü sebebiyle unutulsa da Baggio o gün, o penaltıyı ağlarla buluştursa İtalya şampiyon olmayacaktı. Son penaltıyı Brezilya atacaktı… Ama tabii olan oldu. Belki de iyi ki oldu ve bu şarkıyı dinleyebildik. Miles Kane, Roberto Baggio’yu, “O penaltı kaçtığından beri hayatta en hayran olduğum insan” diye tanımlamış. Şarkının çıkmasının ardından çocukluk kahramanıyla tanışmak için yaptığı yolculuktan bahseden bu videoyu izlemelisiniz. Baggio’yla tanıştıktan sonra annesini arayıp “Anne, onunla tanıştım. İnanamıyorum, odamda posterleri olan Baggio’yla tanıştım” dediği anları gördükten sonra 8 yaşına geri döndüğüne emin olmak hiç de güç değil…

 

Childish Gambino – ‘I. The Worst Guys’

Donald Glover’ın müzik dünyasına kalıcı olarak damga vurmasını sağlayan “Because the Internet”in dikkat çeken şarkılarından biri olan ‘The Worst Guys’, kimliksiz birinin, sporu bir kimlik edinme aracı olarak görmesini konu ediyor. Glover’ın yeni ünlenen ve güç zehirlenmesi yaşayan hayali bir rapçiden bahsettiği şarkıda NBA takımlarından Los Angeles Clippers bu kimlik arayışının merkezinde yer alıyor. Lakin Clippers maçını saha içi koltuktan izlemenin ne kadar cool durduğunu söyleyen Donald Glover, Los Angeles şehrinin asıl takımının Lakers olduğunu biliyor ve bu durum şarkıdaki ironiyi güçlendiriyor.

Red Hot Chili Peppers – ‘Magic Johnson’

‘Magic Johnson’, grubun eski gitaristi Hillel Slovak’ın aşırı dozdan ölümü sebebiyle RHCP’nin en alengirli dönemlerinden biri olan 1989’da çıkan “Mother’s Milk”in ara şarkılarından biri olsa da eğlenceli, yüksek tempo davulları ve Frusciante’nin erken dönem gitarlarıyla dinleme keyfi yıllara yayılan şarkılardan biri oldu. Flea’nın ne kadar büyük bir Los Angeles Lakers taraftarı olduğunu da düşününce bu şarkının yapılmaması haber değeri taşırdı. Flea’nın Lakers taraftarlığına dair son bir şey söylemek gerekirse, Kobe Bryant’ın kariyerinin son maçında ABD ulusal marşını çalmıştı…

Bob Dylan – ‘Hurricane’

Bu listedeki en bilinen ve müzik tarihine geçmiş şarkının ‘Hurricane’ olduğunu gönül rahatlığıyla dile getirmek mümkün. Dylan’ın 1976 tarihli kült albümü “Desire”da açılış şarkısı olarak yer alan bu parça 2014’te kaybettiğimiz efsane boksör Rubin “Hurricane” Carter’dan bahsetmekte. Hurricane, ABD’de ırkçılığın arşa çıktığı yıllarda mücadele etmiş siyahi bir boksördü. İşlemediği bir cinayetten hapse atılmış ve kariyerinin zirvesindeyken özgürlüğünden uzak kalmıştı. Bu acımasızlığın hikayesini Bob Dylan’dan dinlemekse kelimenin tam anlamıyla eşsiz bir deneyim.

 

Foals – ‘The French Open’

Foals’un ne kadar maharetli bir grup olduğunun ilk izlerini taşıyan çıkış albümleri “Antidotes”un, atmosfer seslerine eklenen harika gitar tonuyla öne çıkan parçalarından ‘The French Open’. Dört grand slam’den toprakta oynanan tek slam olan Roland Garros olarak da bildiğimiz Fransa Açık’tan bahseden bu şarkıyı dinledikçe insanın eline raket alıp servis atmayı öğrenesi geliyor. Ayrıca Fransa Açık’ta toplam 14 şampiyonluğu bulunan Rafael Nadal, bu şarkı çıktığında 3 kere Paris’ten mutlu ayrılmıştı… Cidden yıllar…

Kraftwerk – “Tour de France”

Bu dosyada bahsi geçenlerin sadece şarkı olmasına özen göstersem de Kraftwerk’in “Tour de France”ı köşeden göz kırpınca bonus olarak eklemekten başka çarem yoktu. Kişisel olarak izlemekten en keyif aldığım spor olan ve 2016’dan beri hiç kaçırmadığım Fransa Bisiklet Turu’na özel hazırlanan ve insana pelotonda yer aldığını hissettiren bu albüm grubun baş altı hazinelerinden biri. Kraftwerk’in alametifarikası olan, konsept olarak seçtikleri ses dünyasını, dinleyicisinin iliklerine kadar hissettirdikleri albümdeki şarkı isimleri ve loop’a alınan sözleri de bisiklet 101’le bisiklet 201 arasında bir yerde. Klasik olacak ama ‘Tour de France (Etape 1)’i dinledikten sonra bisiklet sürmeyi bilmeseniz bile bisiklete binme isteği hasıl oluyor insana…

BENZER İÇERİKLER

EN ÇOK OKUNANLAR

ÖZEL DOSYALAR