
Bu sene muhtemelen kulaklığımızı takıp dinleyeceğimiz müzikten çok daha fazlasını ay boyunca şehrin farklı noktalarında canlı deneyimleyeceğiz. Uzun zamandır İstanbul’un geçireceği en yoğun konser ayı olduğunu rahatlıkla söyleyebileceğimiz temmuz ayında çıkacak ilgi uyandıran albümler de var tabii ki. Hatta her türden birçok isim bu sene temmuz ayını boş geçmeyecek. O isimler arasından ilgimizi en çok çekenleri derleyelim dedik. Ama bu temmuzu sıcaktan bayılayazmış halde klimanın karşısında yeni albümler dinleyerek geçirmektense müthiş konserleri izleyerek sokakta geçirmenizi öneririz. Görüşmek üzere, afiyetler!
İngiltere’nin ve özellikle Londra’nın alternatif müzik sahnesine yaptığı katkıyı dünyadaki başka bir yerden görmemiz pek olası değil. 2022’de kurulan art rock üçlüsü Mary in the Junkyard, merakla beklenen ilk albümünü 3 Temmuz’da AMF Records etiketiyle duyurdu. Bas gitarın fazlasıyla ön planda olduğu grubun şarkılarındaki tekinsizliği zirveye taşıyan albüm kapağına da bakınca Pitchfork, NME, Dork, Clash gibi sitelerden önce bizden keşfedin diyerek bu albümü listemize alıyoruz. Yeni ve alternatif seslere kulağınızı açtıysanız muhtemelen uzun zamandır radarınızdadır. Mary in the Junkyard’ı gelecek sene Mercury adayları arasında görürsek şaşırmayız.
Modern pop müziğe kattığı özel dokunuşlara kalp atmaktan yorulmak bilmediğimiz The National gitaristi Aaron Dessner, Gracie Abrams’ın 17 Temmuz’da yayınlayacağı “Daughter from Hell”de oldukça önemli role sahipti. Birçok şarkıyı Dessner ile birlikte yazan Abrams, The Secret of Us’ta belirlediği çıtayı geçmeye aday “Daughter from Hell”de. Albümden paylaşılan tek şarkı olan ‘Hit the Wall’a kulak verdiğimizde pop müziği elektronik dokularla bezeli indie sosuna bulamayı seçmiş. Bu formül… Bizde var. Sergen Yalçın ve Muçi’ye selamlar.
Leicester City ile beraber Leciester şehrinin gururu olan Kasabian, 17 Temmuz’da karşımıza çıkacak. Sergio Pizzorno’nun vokale geçmesine neden olan malum olaylardan sonra yaratıcı anlamda çok fazla eleştiriye maruz kalan grup, 2024’te yayınladıkları “Happenings” ile kısmen eski günlerini hatırlamıştı. ‘GREAT PRETENDER’ ve ‘Hippie Sunshine’ı duyma şansına eriştiğimiz “ACT III” ise bilinmezler içeriyor. Grubun 2000’lerin ortasından gelen enerjisi ve gitar sevdası devam ediyor. Ancak bir yandan da onları özel hale getiren birçok özelliğinde de zayıflama olduğunu belirtmemek albüm öncesi beklentiyi yanlış ayarlamaya neden olabilir. Muhtemelen ilk dönem albümlerini sevenleri kısmen hayal kırıklığına uğratan ama grubun sıkı dinleyicilerini memnun edecek.
İlk albümü “The Overload” ile 2022’ye damga vuran gruplardan birine dönüşmüştü Yard Act. Sonrasında atacakları adım oldukça merak edilse de 2024’te çıkan “Where’s My Utopia?” birçok açıdan farklı bir albümdü. Kendine özgü havasını korusa da post-punk’tan uzaklaşıp dance punk’a kaymaları grubun ilk albümüne göre en majör farkıydı. Çok fazla tekrara düşen albüm zaman içinde grubun ivmesini geriye götürünce atacakları üçüncü adımın önemi arttı. 17 Temmuz’da yayınlanacak “You’re Gonna Need a Little Music”in anlamı da değişti bu sebeple. Dinlediğimiz teklilere bakacak olursak iyi ya da kötü pek heyecanlandıran bir nüansa denk gelmediğimizi belirtmemiz gerekir. Yine de Yard Act’e olan sempatimiz sebebiyle 17 Temmuz’u heyecanla karışık bir merakla bekliyoruz.
2024 Charli xcx’in senesiydi. Hatta “Brat” öylesine büyük bir projeydi ki bir noktadan sonra albümü gölgede bıraktı. Sonraki 1.5 senede “Brat”in suyuna ekmeğini banmaktan çekinmeyen Charli xcx, dans müziğiyle işinin bittiğini söyleyerek tamamen farklı sularda yüzdüğünü hissettirdiği “Music, Fashion, Film”i duyurdu. Duyurmakla da kalmadı Martin Scorsese, John Cale ve Marc Jacobs’lı kapağıyla albümün adının hakkını da verdi. Peki, duyacağımız şarkılar ve tanıtım süreci nasıl olacak? “Brat”in yarattığı dalga Charli’yi bu albümde nereye sürükleyecek? 24 Temmuz gelmeden net bir şey söylemek çok zor. Yine de yılın en bahsedilen işlerinden biri olacağını söylememiz için müneccim olmamıza gerek yok.