Türkçe rap sahnesinin sevilen isimlerinden XiR, son single’ı “Sallan”la YouTube’da 3 milyona yaklaşan bir izlenme elde etti. Başarılı MC, Dergy’nin sorularını yanıtladı.

Sebla KOÇAN / sebla@neovision.com.tr

Türkçe rap dünyasının en yetenekli isimlerinden biri XiR… Hem MC hem de prodüktör. 29 yaşındaki Ankara doğumlu sanatçı, aynı zamanda yerli rap dünyasının en önemli ekiplerinden İstanbul Trip’in de bir parçası. XiR, 2018 yılının sonunda XX albümü, 2019 yılında İstanbul Trip ile hazırladıkları 110 albümü ile karşımıza çıktı. XX albümünün başarılı teklileri “Angela Merkel” ve No.1 ile düet yaptıkları “Tsubasa”nın yanı sıra İstanbul Trip ile yayınladıkları albüm teklileri “Sıfır Sıkıntı” ve “Kural Ne Bilmiyorum” ile Türk Hip-Hop sahnesinde büyük yankı uyandırdılar. XiR’in son olarak Basemode Records etiketiyle yayınladığı “Sallan” ise YouTube 3 milyon’a yaklaşan bir izlenme elde etti. XiR’le merak ettiklerimizi konuştuk.

Son şarkınız “Sallan”la Youtube trendlere girdiniz. Öncelikle size bu muhteşem klibi sormak isteriz, nerede çekildi, nasıl böyle bir fikir geldi aklınıza? Videoda yer alan karakterler gerçek mi yoksa özellikle mi seçildi? 
Filmin çekildiği yer İstanbul Yenisahra Mahallesi. Klipteki herkes o mahallenin sakini ve orada bir roman düğünü eğlencesi var. Karakterlerin ve şarkının enerjisinin çok benzer olması ve yönetmen dostum Melih’in (Kun) ustalığı ile güzel bir sonuç çıktı. Bu klip için bambaşka planlarımız varken Şam’ın bir fikrinden yola çıkarak bu konsept üzerine odaklanıp Sallan’ın klibini bu şekilde tamamlamaya çalıştık.

İstanbul Trip oluşumunun bir parçasısınız. Neler kattı hayatınıza İstanbul Trip’te olmak, nasıl bir deneyimdi hip hop dünyasının en bilinen, en sevilen ekiplerinden birinde olmak? 
Hepimiz 10 seneyi aşkın süredir birbirimizi tanıyan arkadaşlarız. Istanbul Trip’in bize kattığı en güzel şey grupta herkesin kendine özgü bir karakteri ve farklı yetenekleri olduğu için birbirimizden çok şey öğrendik ve öğrenmeye devam ediyoruz. Sadece iyi rap yapmamız değil bugüne kadarki arkadaşlığımız bizi bir araya getiren etken oldu.

Rap müzikle ilk temasınız, ilk tanışmanız ne zamandı? Neden rap yapmak istediniz, içinizde bu ateşi yakan ilk an ne zamandı?
Küçüklüğümden beri çok fazla yabancı müzik dinlerim, sürekli MTV izlemem de buna vesile oldu. Rap’i de bu dönemde keşfettim ve ilk Türkçe Rap örneklerini dinledikten sonra bir arkadaşım ile beraber 13-14  yaşlarında ilk sözlerimizi yazıp bunu yapmaya karar verdik. Şanslıydım ki Hiphop’u ve rap yapmayı Karanfil Sokak’ta öğrendim. Üstüne söyleyecek müzik bulamazken bir arkadaşımdan içerisinde yüzlerde beat olan ilk altyapı CD’mi aldım, ilk freestyle kapışmalarımı da orada yaşadım.

“ESKİDEN TÜRKÇE RAP’TE HERKES DAHA ÖZGÜRDÜ”

Hem MC’siniz hem de prodüktörlük yapıyorsunuz. En çok hangisinden keyif alıyorsunuz? İkisi birbirini besliyor mu, bölmüyor mu sizi? 
Çocukluğumda Blue Jean dergisinden çıkan bir programı kurcalamam sayesinde altyapı ve müzik yapma konusunda içimde bir heyecan uyandı ve daha sonra ilk sözlerimi yazmaya başladıktan yaklaşık 1 sene sonra imkanların azlığından kaynaklı, üstüne söz yazacak altyapı bulma sıkıntısından dolayı bir müzik programı indirip ne olup ne bittiğini öğrenmeye çalıştım. Daha sonra yabancı kaynaklardan da araştırarak programı kullanmayı öğrendim çünkü çevremde bilen veya öğretebilecek de çok fazla insan yoktu.

İkisi de benim için ayrı yolculuk çünkü sadece hip hop beat’leri üzerinde çalışmıyorum. Müzik teknolojilerine olan ilgimden dolayı sound konusunda takıntılı olduğumu söyleyebilirim. Kafamda ileriye yönelik hayatımın bir döneminde sahne üzerinde ikisini birleştirebileceğim bir resim var ve dünyanın farklı yerlerinde de icra edip dünyanın her yerindeki insanlarla bu müzikal paylaşımı yapıp kendime de bir şeyler katmak istiyorum.

Türkçe rap dünyasında artık gündem olan her şey bir anda müzik dünyasının gündemi olabiliyor. Rap altın çağını yaşıyor ama sanki tansiyon hep yüksek. Eskiden de böyle miydi, yoksa bu rap sanatçılarının söylemek istediklerini daha özgür, daha direkt söylemelerinden mi kaynaklanıyor? 
Eski Türkçe rap çalışmalarına bakacak olursanız aslında herkes daha özgürdü şarkılarında. Neredeyse tüm dostlarımın mahkemeler ve adli süreçlerle uğraştığı bu dönemde kimse kendini özgür hissetmiyor. Tansiyonun heap yüksek olmasının sebebi ise toplumumuzun kaostan beslenen bi hale gelmiş olmasıdır. Herkes adına konuşmuyorum ancak bazılarının da sürekli bundan beslenerek hareket etmesini ticari kaygılara bağlıyorum. Çünkü her rapçinin anlatacak başka şeyleri de olduğuna inanıyorum.

Dışarıdan bakınca rapçiler birbirine düşmanmış, sürekli kavga varmış gibi görünüyor ama aslında rap müzik içinde dayanışma duygusunu en sağlam barındıran müzik türlerinden biri… Arkadaşlık sizin için ne kadar önemli? Hayatınızda nasıl bir yeri var? 
İstanbul Trip bu Karaköy Trap!

https://www.youtube.com/watch?v=5Ci2kwIob6c&ab_channel=BasemodeRecords

Moraliniz bozulduğunda, yaptığınız hiçbir şey sizi tatmin etmediğinde, durmanız gerektiğinizi düşündüğünüz zamanlarda kendinize söylediğiniz altın bir öğüdünüz var mı? 
“Is there a heaven for a Gangsta?” 😉 *

“Sallan”dan sonraki adımınız ne olacak? Yeni bir single daha mı, yoksa yakın zaman içinde bir EP ya da albüm kaydetmek gibi bir planınız var mı? 
Hem yeni tekliler, Istanbul Trip projeleri ve diğer ortak çalışmalar ve M.A.R.S. albümümün hazırlıkları devam ediyor. Zulada kalmış parçalarımı en iyi şekilde ve doğru zamanda hazırlayıp dinleyicilere sunmak istiyorum. Yoğun bir yayın takvimi bekliyor diyebilirim.

(*) Master P’nin 2005 tarihli The Best of Master P albümünde yer alan bir şarkısı, “Is there a heaven for a Gangsta?”. “Bir gangster için cennet var mı?” anlamına geliyor.