Üniversite yıllarında verdiği bir konser yüzünden hakkında soruşturma açılmış ama o yılmamış. Rap sanatçısı Xoulga, inandığı yoldan yürümesinin hikâyesini Dergy’e anlattı.

Xoulga, 17 Temmuz 1992’de Samsun’da doğdu. Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Müzik Öğretmenliği bölümünü kazandı. 2008 yılının başlarında kendi home stüdyosunda demo kayıtlarını kaydeden Xoulga, erken yaşta şehrinin yerel radyolarında çalmaya ve şehrin Hip-Hop kültüründeki gelişimine katkıda bulunmaya başladı. 100’e yakın demo şarkı kaydetti. Amasya, Bafra, Trabzon gibi çevre il ve ilçelerde konserler verdi. 2017 yılında kendi üniversitesinde verdiği lansman konserinde protest şarkıları ve şarkı sözleri nedeniyle okulu tarafından uzaklaştırma cezası aldı ve hakkında soruşturma başlatıldı. Xoulga bu durumu yenilgi olarak görmedi, aksine müzik kariyerini bir üst noktaya taşıma kararı aldı. Lise yıllarından beri birlikte çalıştığı ve yakın arkadaşı olan Oğulcan Berber ile birlikte ilk single’ı “BROOKLYN B*KU”nu 26 Haziran’da yayımladı. Şu an Samsun’da müzik kariyerine devam eden Xoulga, çeşitli sanat okullarında piyano, şan ve yan flüt eğitmenliği yapıyor. Ayrıca Güzel Sanatlar müzik bölümüne hazırlık ve okul öncesi müzik eğitimi dersleri de veriyor. Xoulga müzikal bilgi birikimi dışında, Hip-Hop kültürüne olan ilgisi, katkısı ve tutkusuyla da dikkatleri üzerine çekmeyi başarıyor.

Xoulga olarak müzikteki amacınız nedir?
Öncelikli amacım, Rap’in müzikal zenginlik içermediği görüşüne karşı çıkabilecek eserler üretmeye çalışmak diyebilirim. Rap müziği melodik ve armonik zenginlikle ve tatlı sert protest liriklerle dinleyicilerime sunmak ve
onların kulaklarına hitap etmek öncelikli hedefim.

Rap müzikte doğrultusunda ilerlediğiniz bir felsefeniz var mı?
Felsefem yalnızca sevgi. Sevgi odaklı yapılan, üretilen her işin ruhunda sihrin ve aynı zamanda büyük manevi zenginliklerin varolabileceğini düşünüyorum. İdol olarak gördüğüm Rap sanatçılarının hepsi de müzikal zenginliklerini protest ve karakterli liriklerle buluşturmayı başarabilen sanatçılardır.. Bknz: Kendrick Lamar, DR.Dre, Tupac Shakur, Biggie Smalls, Eminem, Snoop Dogg, Kanye West, Anderson Paak ve Joey Bada$$.

xoulga artist foto 1 2

Son şarkınız “Stay in Peace”in hikayesini anlatır mısınız?
‘’STAY IN PEACE’’ benim için; içselliğimi samimi bir şekilde yansıtabildiğim, naifliğimi, kendimce derin olan protestliğimi ve sertliğimi kafiyelerimde dile getirmeyi başardığım, tatmin edici, gerçekçi, geçmişi ve geleceği içinde barındıran bir şarkı oldu. ‘’STAY IN PEACE’’ ile müzikal ve edebi kimliğimi/yönümü birleştirerek ortaya koyduğumu düşünüyorum. Şarkının chill sound’u, cool ritim yapısı içerisinde liriklerin tatlı sert ithaflar içermesi ve bu durumun müzikal forma uygun olması şarkının en sevdiğim özelliklerden bir tanesidir. Sevdiğim bir diğer özelliği ise; şarkı sözlerimin klipte canlandırdığım ve içimde de yaşattığım 5 farklı karakterimi ortaya koymama imkan sağlaması oldu.

Klip nasıl çekildi?
Klipte 5 sahne var ve her sahneyi  bir günde tamamladık. 5 gün içerisinde çekimler bitti, hemen kurgu ve renge geçildi. Yaklaşık 3 gün kurgu ve renk aşaması sürdü. Toplamda 7 gün içerisinde klibi tamamladık diyebilirim. Klip 10 kişilik bir prodüksiyon ekibinin desteğiyle çekildi.

En çok hangi sahnede zorlandınız?
Sanırım en zorlandığımız sahneler havuz ve kumsal sahnesi oldu. Havuz sahnesini çektiğimizde ciddi bir soğuk vardı ve havuzun içerisi su ile doluydu. 1 saat kadar soğuk su dolu havuzun içerisinde ayaklarımız ıslak çekimleri tamamladık. Cidden zordu. Bir diğer zor sahne ise kumsal sahnesiydi. Rüzgara maruz kaldığım için kumlar gözlerime giriyordu ve senaryo gereği şarkıyı söylerken gözlerimi kırpmamam gerekiyordu. Fazlaca uğraştık ama istediğimiz sahneyi zor da olsa yakalamayı başardık. Araçlar kiralandı, çekim öncesinde mekanlara gidilerek prova çekimleri gerçekleştirildi.

Xoulga

Klibi nerede çektiniz?
Samsun’un Atakum, Engiz, Pelitköy, Baruthane bölgelerinde klip çekimlerimizi gerçekleştirdik.  Ve her sahnesinden aşırı keyif aldığımız bir iş ortaya koyduk ki en önemli kısım da bu. Eğlenerek, yorularak ve emek vererek hep birlikte harika bir iş ortaya çıkarttığımızı düşünüyorum. Ekibe bu konuda ayrıca teşekkür etmek istiyorum.

“MAHKEME SÜRECİ KENDİME OLAN İNANCIMI ARTTIRDI”

Hayatınızdaki dönüm noktası neydi, ne zamandı?
Dönüm noktam üniversitede verdiğim lansman konserim oldu diyebilirim.. Yazdığım protest sözlerden dolayı okuldan uzaklaştırıldım ve Cumhuriyet Başsavcılığında hakkımda soruşturma başlatıldı. 

Tam olarak ne oldu, nasıl sonuçlandı, bize anlatabilir misiniz?
Sözleriyle, müzikleriyle, sahne sanatlarıyla, kostümleriyle, prodüksiyon ekibiyle kısacası her şeyiyle bana ait olmasını istediğim bir konser düzenleme kararı aldım ve bu kararla birlikte üniversitemin etkinlikten sorumlu bölüm başkan yardımcısının odasına gittim ve projemi anlatıp gerekli izinleri aldım. Konserden bir hafta önce içerisinde şarkı sözlerimin de bulunduğu kataloğu konser içeriğinden haberdar olmaları için tüm öğretmenlerin odasına bizzat götürüp teslim ettim.

Konser muhteşem geçti fakat bir hafta sonra okulda gizli örgütlenme gerçekleştirdiğim için hakkımda soruşturma başlatıldığını öğrendim. “Gizli örgütlenme” dedikleri şey konser provalarımızdı. Hakkımda okuldan uzaklaştırma kararı verildi ve soruşturma dönemin bölüm başkanının şikayetiyle Cumhuriyet Başsavcılığı’na taşındı.

Neyse ki mahkemeden beraat kararıyla çıktım. Benim için zor zamanlar olması gereken o zamanlarda kendimle ve yaptığım işlerle daha fazla gurur duydum. Benim için bu olay ayrıca bir dönüm noktasıydı diyebilirim. Ve işte şu an daha da sağlam bir şekilde karşınızdayım..

Bu olay sizi nasıl etkiledi?
Bu bana ideolojik ve sanatsal anlamda doğru yolda ilerlediğimi gösterdi. Kendime olan saygı ve inancımı arttırdı ve dolayısıyla Hip-Hop’a her zamankinden daha sıkı sarılıp müzikal kariyerimi bir üst seviyeye taşımama kıvılcım oldu diyebilirim. En önemli hedefim Rap müziği, müzik olarak düşünmeyen bazı müzik teorisyenleri, eleştirmenleri ayrıca dinleyicilerine Rap Müziğin müzikal ve armonik zenginlik içerebileceğini eserlerimle göstermeyi hedefliyorum. Bunun dışında Türkiye’de gençlerimiz için bir Hip-Hop Akademisi açmak ve kültüre ait sanat dallarıyla ilgili öğrenciler yetiştirmeyi hedefliyorum. Umarım gerçekleştirebilirim.

“Stay in Peace” şarkısında da “Tanrılara Söv” diye sert ve çarpıtılabilecek bir söz kullanmışsınız. Bu cümlede insanlara anlatmak istediğiniz tam olarak nedir?
Öncelikle şunu söylemeliyim ki sözlerimi yazarken endişeye ve kaygıya asla yer vermem. Bu kırmızı çizgimdir. Çünkü ürettiğim sanat eserim benim özgür olabildiğimi hissettiğim nadir alanlardandır. Bunun için insanın cesarete ihtiyacı olduğunuda düşünmüyorum. Sadece lirikal anlamda değil her anlamda sanatçının sanatını kaygı ve endişe üzerine kurmasını ben pek doğru bulmuyorum. Benim anlatımımdan ziyade “Tanrılara Söv” cümlesinden insanların ne anladığı benim için daha önemli. Sanat da bu değil midir zaten? Soruyu sorarsınız ve cevabı dinleyen verir.

Ben bu cümlede dinleyicimin zihnine bir soru işareti bırakmayı amaçladım ve bu sorunun cevabı tamamen kendi zihinlerinin içinde. Yani ne anlarlarsa onu anlatmışımdır. Bendeki anlamına gelecek olursak eğer, “Tanrılara Söv” cümlesindeki “Tanrılar” bizi yönetenler ve esiri olduğumuz sistemin tepesindeki insanların ta kendileri. Tanrı’yı oynayan herkese aslında bu sözüm. İnanç açısından değerlendirmek yanlış olur anlayacağınız. Tanrılara söv, Tanrı’yı oynayanlara, seni kul haline getirenlere seni isteğin dışında yönetenlere söv. Benim anlatmak istediğim tam olarak bu. Ayrıca “American Gods” dizisini önermek istiyorum bizi okuyacak arkadaşlara ve sevgili dinleyicilerime…

Müzik öğretmeni olduğunuzu biliyoruz, ikisi bir arada zor olmuyor mu? Öğretmenlikten keyif alıyor musunuz?
Zor değil desem yalan söylemiş olurum.  Fakat zaman planlamamı iyi yaptığım için çok fazla bölünmüyorum. Ciddi bir çalışma programım var ve her şeyin saati belirli takvimimde. Elbette yoruluyorum ancak sevdiğim işleri yaptığım için bu tatlı bir yorgunluk haline dönüşüyor ve keyifli bir hal alıyor.

Diğer soruya cevap verecek olursam mesleğimle ilgili aşırı şanslı ve mutluyum. Piyano, yan flüt, şan ve okul öncesi müzik öğretmenliği yapıyorum. Öğrencilerime dokunmak, onların tertemiz ve parlak zihinlerine yön vermek müthiş bir his ve duygu. Yaşam kaynağım diyebilirim bu açıdan öğretmenlik mesleğine. Ölene kadar bu işin içerisinde büyük bir keyifle var olacağımı söyleyebilirim.