Haberler

Yepyeni bir dizi geliyor: "The Idol"

HBO'nun yeni dizisi "The Idol"ın ilk tanıtım videosu yayınlandı ve heyecanımız bir kat daha arttı. 
Zeynep - 18 Temmuz 2022
post image

HBO’nun yeni dizisi “The Idol”ın ilk tanıtım videosu yayınlandı ve heyecanımız bir kat daha arttı. 

Euphoria kadar bizi ekran başına kilitleyecek yeni bir yapım yolda. Yönetmenliğini ve senaristliğini Euphoria‘dan tanıdığımız Sam Levinson‘un üstlendiği “The Idol”, gerek konusu gerekse oyuncu kadrosuyla şimdiden merak uyandırmaya başladı.

Öncelikle şunu söyleyelim, dizinin başrollerinde Johnny Depp‘in kızı Lily-Rose Depp ve şarkıcı The Weeknd yer alıyor. Dizinin konusu ise günümüzün kişisel gelişim çılgınlığını kendisine temel alıyor. Yükselen bir pop yıldızı olarak izleyeceğimiz Lily-Rose Depp‘in canlandırdığı Jocelyn karakteri ile The Weeknd‘in hayat verdiği kişisel gelişim gurusu ve modern zaman tarikat lideri arasındaki karmaşık ilişkiye odaklanan dizi, hem günümüz dünyasına bir eleştiri niteliğinde hem de müzik dünyasının zorlu şartlarına ayna tutuyor.

The Idol: Şöhretin bedeli mi yoksa estetize edilmiş bir kaos mu?

Müzik endüstrisinin parıltılı ışıkları, her zaman gerçeği aydınlatmaz; bazen en derin karanlıkları gizlemek için kullanılır. The Idol, izleyiciyi tam da bu yapay ışıkların ortasına, bir pop yıldızının kırılgan zihnine ve onu çevreleyen akbabaların dünyasına fırlatıyor. Dizi, yayına girmeden önce yaşadığı set krizleri ve yönetmen değişiklikleriyle zaten bir “skandal” etiketi almıştı; ancak ekran yolculuğu, bu tartışmaları daha da derinleştirdi.

Hikayenin ekseni: Jocelyn ve Tedros

Dizinin merkezinde, annesinin ölümünün ardından bir sinir krizi geçiren ve kariyerini yeniden ayağa kaldırmaya çalışan genç pop ikonu Jocelyn (Lily-Rose Depp) yer alıyor. Jocelyn, “seksi, tehlikeli ve her şeye hazır” bir imajla geri dönmeye çalışırken, hayatına gizemli bir gece kulübü sahibi ve modern bir tarikat lideri olan Tedros (Abel Tesfaye) girer.

Tedros, Jocelyn’in yaratıcılığını “serbest bırakma” vaadiyle onun hayatının her alanına sızmaya başlar. Hikaye, bu noktadan sonra bir müzik dramasından ziyade, psikolojik bir tahakküm ve güç savaşına evrilir. Tedros’un manipülatif tavırları ile Jocelyn’in bu sömürüye olan garip arzusu, dizinin en huzursuz edici ve en çok eleştirilen dinamiğini oluşturur.

the idol

Görsel dil: Kusursuz bir günah şehri

Dizinin hakkının teslim edilmesi gereken en güçlü yanı, şüphesiz sinematografisidir. Sam Levinson, Euphoria’dan alışık olduğumuz o rüya gibi, ağır çekimlerle dolu ve her karesi bir moda dergisinden fırlamış gibi duran görselliği burada daha karanlık bir düzleme taşır.

Lüksün Melankolisi: Jocelyn’in dev malikanesi, içindeki boşluğu simgeleyen bir hapishane gibi resmedilir.

Işık ve Gölge Oyunları: Sahne ışıkları ile Tedros’un karanlık dünyası arasındaki zıtlık, karakterlerin ruh halini yansıtan bir görsel şölene dönüşür.

Ancak bu görsel mükemmeliyet, çoğu eleştirmene göre hikayenin zayıflığını örtmek için kullanılan bir “makyaj” olmaktan öteye gidememiştir.

Karakter performansları ve tartışmalar

Lily-Rose Depp: Jocelyn rolünde cesur bir performans sergiliyor. Karakterinin yaşadığı boşluğu, savunmasızlığı ve zaman zaman sergilediği gizli gücü başarıyla yansıtıyor. Bir pop yıldızının maruz kaldığı baskıyı iliklerinize kadar hissettiriyor.

Abel “The Weeknd” Tesfaye: Tedros karakteriyle izleyiciyi kutuplaştırdı. Kasti olarak itici ve tekinsiz yaratılan bu karakter, Weeknd’in müzik videolarındaki karizmatik personasının çok dışında, hırpani ve korkutucu bir tipoloji sunuyor.

Dizinin en büyük eleştiri odağı, kadın bedenini ve cinselliği işleme biçimi oldu. Birçok izleyici, dizinin “sektör eleştirisi” yapmak isterken, bizzat eleştirdiği o nesneleştirme tuzağına düştüğünü ve “erkek bakış açısını” (male gaze) estetize ettiğini savundu.

Müzik: Dizinin gerçek yıldızı

Bir müzik dizisinden bekleneceği üzere, The Idol’ın soundtrack albümü şahane bir işçilik sunuyor. Mike Dean’in prodüktörlüğü ve The Weeknd’in vokalleriyle zenginleşen şarkılar, dizinin atmosferini ayakta tutan en önemli kolonlar. “World Class Sinner/I’m Just a Sinner” veya “Family” gibi parçalar, kurgusal pop dünyasının ne kadar kaliteli (ve bazen ne kadar boş) tınlayabileceğini gösteriyor.

İlgili Yazılar
Development by Bom Ajans