Alternatif sahnenin en çalışkan, en üretken isimlerinden biri, Yiğit Seferoğlu. Son dönem listelerde gördüğümüz şarkıların pek çoğu onun işbirliği yaptığı isimlerden oluşuyor. Genç müzisyene yeteneğinin sırrını sorduk.

Sebla KOÇAN / [email protected]

Yiğit Seferoğlu ismi yeni müzik takipçilerinin artık çok iyi bildiği bir isim. Her alanda şarkı üretebilen, çok yönlü genç bir sanatçı, Seferoğlu. Dinleyicisini her seferinde şaşırtmayı gayet iyi başarıyor. Eskişehir’de yaşayan sanatçıya yeteneğinin sırrını, yaşadığı en acayip konser deneyimini ve elbette karantinada kaldığımız bugünlerde evde nasıl bir ruh halinde olduğunu sorduk. O da sorularımızı içtenlikle yanıtladı.

Son dönem yerli alternatif sahnenin gördüğü en çalışkan isimlerden birisiniz. Bütün bu şarkılar zaten çıkınınızda var mıydı, yoksa gerçekten hemen her gün bir şeyler üretebiliyor musunuz?

Aslında hayır. Armonik yapıları jazz’dan; ritim, groove anlayışı, yalınlık ve sertliği hip hop’tan;  duyguların saflığı ve ifade biçimlerini indie müzikten ve bir çok şeyi bir çok farklı müzikten alıp, oradan beslenip ortaya orijinal ve size ait bir şeyler çıkartmak mümkün. Keza yapmak istediğim ve yaptığımı düşündüğüm de böyle bir iş.

 

2016’dan bu yana her sene bir albüm yayınladınız. Hiç üretim sıkıntısı çekmiyor musunuz? “Herhangi bir şey yapmayacağım, dinleneceğim” demiyor musunuz ya da?

Hayır demiyorum. Stüdyom benim oyun alanım. Aslında müzikler dinleyip, gaza gelip müzikler üretiyorum ve hiçbir kaygı taşımıyorum açıkçası. Hem işim hem de aşık olduğum şey. En büyük hobim prodüktör videoları, müzisyen belgeselleri izlemek zaten. Kaçtığım bir şey değil müzik. Kaçtığım yer.

yigit seferoglu kopyası

Çocukken, izlediğinizde/dinlediğinizde aklınızı başınızdan alan şarkı hangisiydi? Size “Ben de sahnelerde olacağım” dedirten, kalbinizde bir şeyleri ‘klik’ ettiren o ilk şarkı yani…

Alakasız gelebilir ama Emperor isminde bir black metal grubunun “Emperial Live Ceremony” sini izlediğimde ilk defa bunu hissetmiştim . Sahneye çıkıp scream vokallerle kahkaha atmak istiyorum demiştim tabii o zaman ergenlikle 🙂

 

“ANKARA’DA DOĞDUM AMA ESKİŞEHİR’DE DE BİR AİLEM OLDU”

Aga B, Allame, Canozan, Fırat Ağacık, Abkountry, Ahmet Üstüner ve daha pek çok isimle işbirlikleri yaptınız, yapmaya da devam ediyorsunuz. “Keşke şu isimle de çalışsam” dediğiniz başka kimler kaldı geriye?

Saydığınız isimlerin hepsi çok güzel müzisyenler, çok güzel insanlar. Onlarla çalışmak inanılmaz keyifliydi benim için. Yine aynı isimlerle tekrar çalışmanın haricinde uçuk kaçık isimler sayabilirim Tom Yorke , David Bowie (R.I.P.), Tyler The Creator, Billie Eilish.. vb  gibi ama daha çok bu topraklardan isimler saymak isterim. Buralarda bu kadar mükemmel müzikler üretilirken hep de gözü uzaklara dikmeye gerek yok. Ezhel, Baneva, Kamufle, Gaye Su Akyol, Tuğçe Şenoğul, Brek… Aklıma ilk gelenleri saydım aynı dönemde müzik yaptığım insanlardan. Ama çok fazla var.

WhatsApp Image 2020 04 03 at 00.18.08

Şarkılarınızın ön plana çıkan bir diğer özelliği de sözleri. Dinlerken yormayan, ama pek çoğu slogan da olabilecek nitelikte sözler dinliyoruz sizden. İlham kaynaklarınız kimler? Kimleri okursunuz, kimleri dinlersiniz?

Öncelikle çok teşekkür ederim. “İlham kaynağım şudur” diyebileceğim radikal bir cevabım yok aslında bu soruya ama kısa aralıklarla çok fazla şeyden etkileniyorum. Hem hayatımda hem de müzikal olarak
her şey ilham kaynağı olabilir bir şeyler üretmek için, nasıl baktığınıza bağlı. Ama bir öneri yapmam ya da ne okuduğunu ve ne dinlediğimi söylemem gerekirse son zamanlarda; Beam dinliyorum yeni keşfim…
daha doğrusu Pangea Beatz (Pango)’nun önerisi. Çokça Earthgang dinliyorum, SiR, JİD, dvsn gibi daha çok R&B, hip hop işler. En son okuduğum kitap ise “Tatar Çölü” idi Dino Buzatti ‘nin kitabı. Muhteşem!

 

Ankara doğumlusunuz, halen Ankara’da mı yaşıyorsunuz?

Ben Ankara doğumluyum evet. Ailem Ankarada hâlâ, fakat ben Eskişehir’de yaşıyorum. Okul vesilesiyle geldim ama fazlaca benimsedim. Burada da bir aile kurdum ve burası da benim bir evim diyebilirim Eskişehir için.
Ankara’nın yeri de çok başka tabii ki bende. Çok başka olarak da kalacak. Orada da kendi ailem dışında da bir ailemiz var. Adı da var “Debboy”:).

yiğit ve ahmet

“İLK KONSERDE ‘KİM LAN BU İNSANLAR?’ DEMİŞTİM”

Aslında sizi ilk sahnelerde gördüğümüz proje Hay Bin Kunduz’du. Bu grup sürecek mi, yoksa solo çalışmalarınıza mı devam edeceksiniz?

Hay Bin Kunduz sürmeyecek gibi duruyor şu an için. Ne olacağı belli olmaz tabii ama, Kıvanç (Kürkçü) kendi mesleğine yöneldi oyunculuk yapıyor şu anda. Şehirler de ayrılınca bir araya gelmek zorlaşıyor.

 

90’larda doğdunuz, 2000’lerde büyüdünüz. Şanslı bir nesil olduğunuzu düşünür müsünüz? Eğer elinizde olsa hangi yıllarda yaşamak ve şarkılar söylemek isterdiniz?

Ben yaşadığım dönemi sevenlerdenim açıkçası. Geçmişe dönük eserlere, sanatçılara büyük bir sevgim olsa da… Bu dönemi benimsemiş ve “Evet ben bu dönemin sanatçısıyım” demiş bir durumdayım.

yigit seferoglu

Karantina günlükleri tuttuğumuz, her gün moralimizi bozan haberler aldığımız karanlık bir dönemdeyiz. Sizin için nasıl geçiyor bu dönem?

Umutsuzluk çok faydasız ve karşılıksız bir ruh hali. Yani umutsuzluğa kapılmanın hiç bir faydası yok. Ya da bir şeylere negatif bakmanın… Bence bu sürecin enteresan bi şekilde pozitif tarafları da var. Mesela hayatımızla ilgili düşünmeye çok bulamadığımız “zaman”ı bulduk. Hayatın ne kadar geçici olduğunu, ne kadar yüzeysel ve basit şeyler için büyük boyutlarda stres canavarları yarattığımızı gördük. Ve o canavarların içimizi nasıl gereksizce yiyerek bitirdiğini… Buna dur demişizdir bence.

Ekran Resmi 2020 04 03 12.31.48

Bu dönemde en çok konserlerinizi özlemişsinizdir diye tahmin ediyoruz, bugüne kadar en unutamadığınız konseriniz hangisiydi?

En kolay gibi görünen ama en zor olan soru bu bence. Bilmem ki! Hepsi güzel, hepsi bir anı… Ama her şeyde olduğu gibi ilk olan daha bi garip oluyor, daha bi akla kazınıyor. Hay Bin Kunduz ile ilk konser
enteresandı. Tanımadığımız bir sürü insan vardı. Baya da doluydu. Kıvanç’a “Kim lan bunlar? Yanlış mı geldiler acaba?” dediğimi hatırlıyorum…