
İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın 1973 yılından bu yana gerçekleştirdiği ve en köklü etkinliği olan İstanbul Müzik Festivali, bu yıl 54’üncü yaşını kutluyor. Borusan Holding sponsorluğunda, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkılarıyla düzenlenen festival, 11-25 Haziran 2026 tarihleri arasında müzikseverlere, klasik müziğin en saygın isim ve topluluklarıyla dolu bir program sunacak. Bu yıl “Ânın İçinde” teması etrafında şekillenen festival, müziğin geçici ama etkisi kalıcı doğasından yola çıkıyor. Tıpkı hayat gibi, müzik de anın içinde doğuyor, dönüşüyor ve kayboluyor; her performans, yalnızca o ana özgü, biricik bir deneyim olarak var oluyor. Festival programı da bu yıl dinleyicileri bu geçiciliği fark etmeye, anın içinde kalmaya ve müziğin zamanla kurduğu bağı yeniden düşünmeye davet ediyor.
Nitekim basın toplantısındaki konuşmasında bu temanın hissiyatına değinen İstanbul Müzik Festivali Direktörü sevgili Efruz Çakırkaya, “İstanbul Müzik Festivali’ni 54. yılında, müziğin kalpleri aynı ânda, aynı ritimde buluşturan o eşsiz gücünü kutlamak üzere ‘Ânın İçinde’ teması altında sunacağız. Geçicilik hayatın temel hakikatidir. Her şey değişir, hiçbir şey sonsuza dek sürmez. Nesneler, ilişkiler, düşünceler ve duygular… Hepsi bir akışın parçasıdır. Bu anlayış farklı felsefi ve spiritüel geleneklerin kalbinde yer alır, bize yaşamın sürekli bir dönüşüm halinde olduğunu, tutunmaya çalıştığımız her şeyin bir gün elimizden kayıp gideceğini hatırlatır. Müzik bu gerçeğin en saf ifadesidir. Her performans yalnızca bir kez vardır, tekrarlandığında bile aynı duygusal izi bırakmaz. Tıpkı hayat gibi müzik de anın içinde doğar, büyür ve kaybolur. Bir konser bittiğinde o an geri getirilemez. İşte bu yüzden canlı bir performansa tanıklık etmek, tekrarı olmayan bir mucizeyi paylaşmaktır; yalnızca o mekândaki ruhların hafızasına mühürlenen eşsiz bir buluşmadır. 54. İstanbul Müzik Festivali’ni bu geçiciliği hatırlatan ve kutlayan bir deneyim olarak kurgulayacağız.” ifadeleriyle bunu en hoş hâliyle açıkladı.
Şimdiden başlamasını iple çektiğimiz festival, bu yıl da İstanbul’un iki yakasındaki en prestijli salonlarıyla çok özel mekânlarında gerçekleştirilecek 22 konserde dünyanın dört bir yanından seçkin orkestraları ve önemli solistleri ağırlayacak. Program kapsamında, İstanbul Müzik Festivali’nin Kaan Bulak’a sipariş ettiği yeni eseri ile Güney Koreli besteci Donghoon Shin’e ortak sipariş ile yazdırılan eserin dünya prömiyerleri gerçekleştirilirken bir başka anonim eserin ise Türkçe seslendirilişinin dünya prömiyeri festivalde yer alacak. Böylece festival toplam üç eserin dünya prömiyerine ev sahipliği yapacak. 54. İstanbul Müzik Festivali’nin bu yılki Onur Ödülü, geleneksel ile çağdaşı özgün bir dille buluşturan, eserleriyle bu toprakların tınısını büyük bir incelikle evrensele taşıyan bestecimiz Turgay Erdener’e sunulacak. Yaşam Boyu Başarı Ödülü ise müziği sadece teknik bir ustalık değil bir varoluş biçimi olarak gören ve iki yıl önce festivalde “Festival Strings Lucerne” ile aynı sahnede izlediğimiz efsanevi piyanist Maria João Pires’e verilecek.
Festivalin 22 konserlik programı içinde hiç kuşku yok ki her zevke hitap eden konserler mevcut fakat seçim yapma konusu da müzikseverler için çoğu zaman bir bulmacaya dönüşebiliyor. Ben de bu yazımda klasik olduğu kadar tarzıyla, programıyla, solistleriyle veya mekânının etkileyici ruhuyla harika hisler yaşatacak beş konseri derleyip seçim sürecinde kararsız kalanlar için bir rehber hazırladım. Şimdiden anın içinde kaldığınız ve müziğin zamanla kurduğu bağı yeniden düşündüğünüz keyifli bir festival dilerim.

Klasik müzik konseri algımızın sınırlarını esneten anlara her yıl farklı konseptlerle şahitlik ettiğimiz festival, bu yıl da dinleyicisine sürprizler yapacak. İtalya’nın uluslararası çapta en tanınmış çağdaş dans topluluğu Aterballetto, dünya çağdaş dans sahnesinin önde gelen koreograflarının imzasını taşıyan üçlü bir programla festivale konuk olan ekiplerden biri olacak. Yüksek standartlardaki yapımları ve performanslarının kusursuzluğuyla ünlü Aterballetto 50 yıla yakındır her sezon ülke genelinde ve dünyanın dört bir yanındaki festivallerde 150’den fazla temsil veriyor. Sadece sahneyi değil, kamusal alanlar ve sanal gerçeklik gibi farklı platformları kullanarak sanatın her türüyle etkileşim içinde gerçekleştirdiği projelerde toplumsal ve kültürel sınırları aşan topluluk, farklı stillere hâkim olağanüstü 16 solist dansçısıyla virtüözlük ve güzellik kurallarını yeniden tanımlıyor.
Topluluğun festivaldeki gösterisinde neredeyse tüm prestijli toplulukların repertuvarında eserleri mutlaka yer alan bol ödüllü Fransız koreograf Angelin Preljocaj, Beethoven’ın Ayışığı Sonatı’nın eşlik ettiği lirik ve empresyonist bir düet olan Reconciliatio’da (Uzlaşma) dansın sözle anlatılamayanı ifade edebilme gücünü harekete geçirecek. Cüretkâr ve özgün vizyonu bir nesil dans sanatçısına ilham kaynağı olmuş Kanadalı koreograf Crystal Pite, Solo Echo’da (Yalnız Yankı) Brahms’ın iki viyolonsel sonatı ile Mark Strand’ın Kış için Dizeler şiirinden hareketle kaybediş ve kabulleniş temalarını, duyarlı olduğu kadar çarpıcı bir biçimde işleyecek. Akşamın finalinde ise enerjik ve eğlenceli Rhapsody in Blue (Mavi Rapsodi), bizlere her şeyin mümkün olduğu, sürprizlerle dolu bir dünyanın kapısını aralayacak. Kendi estetik çizgilerini geliştiren Iratxe Ansa-Igor Bacovich ikilisi, Gershwin’in sevilen eseri üzerine yarattıkları koreografide Aterballetto’nun 16 dansçısının da teknik ve ifade güçlerini sergilemelerine imkân tanıyacak.
Ülkemizin iki genç yeteneği, Düsseldorf Tonhalle Orkestrası’nın birinci solo viyolonselcisi Dorukhan Doruk ile 2022 Uluslararası Vendome Piyano Yarışması birincisi Korkmaz Can Sağlam’ın güçlü yorumlarından Brahms ve Beethoven sonatları ile tam bir müzik ve dans şölenine dönüşecek bu programı listenize eklemenizi öneririm. Etkinlik, 12 Haziran Cuma ve 13 Haziran Cumartesi saat 20.00’de Atatürk Kültür Merkezi Tiyatro Salonu’nda gerçekleştirilecek.
Neden Kaçmaz? Türler arasındaki hassas uyumla bir araya gelen müzik ve koreografinin birlikteliğinden doğan coşkuya ortak olmak için kaçırılmamalı.

Festivalde bazı konserler vardır ki sahneye çıkan her sanatçısıyla göz kamaştırır. Olağanüstü vokal kontrolü, duru tonu ve dengeli, soğukkanlı, zekice yorumu ile eleştirmenlerin “zarafet timsali” saydıkları ödüllü kontrtenor Iestyn Davies ile dünyanın en sevilen ve en saygın orkestralarından Berlin Filarmoni Orkestrası’nın dört üyesinden oluşan Berlin Solistleri konseri de onlardan biri. Berlin Filarmoni Orkestrası’nın başkemancısı Noah Bendix-Balgley, birinci keman grubu üyesi Hande Küden, viyola grup şefi Diyang Mei ve viyolonsel grubu üyesi Knut Weber’in sahnede olacağı bu özel konserin şiirsel programı, yüzyıllar içinde sesin, aşkın ve kaybın izini sürecek. Donghoon Shin’in İstanbul Müzik Festivali, Wigmore Hall ve Chamber Music Northwest ortak siparişi yeni eserinin dünya prömiyerinin de yapılacağı bu konser, festivalin en özel akşamlarından birini deneyimle fırsatı sunacak.
Merkezine Orfeus mitini alan program, Monteverdi ve Gluck’un operalarıyla erken barok ve erken klasik örneklerden Rilke’nin Orpheus’a Soneler’i üzerine Donghoon Shin’in kontrtenor ve yaylı çalgılar dörtlüsü için yazılmış ender eserlerden biri olan yeni bestesiyle günümüze uzanıyor. Dört yüzyıla yayılan bu müzikal ve düşünsel yolculuk, Matthew Arnold’ın balayı sırasında kaleme aldığı ancak inanç kaybı ve varoluşsal belirsizlikle yoğrulmuş Dover Sahili şiiri üzerine Barber’ın bestesi ile taçlanacak. Ardından Mendelssohn’un henüz 18 yaşındayken yazdığı, gençlik tutkusu ve yoğun duygusallığıyla öne çıkan La minör Yaylı Çalgılar Dörtlüsü eseri, konseri Orfeus mitinin Romantik içe dönüşle kesiştiği noktada tamamlayacak. 14 Haziran Pazar saat 20.00’de Süreyya Operası’nda gerçekleştirilecek konser gününde kimselere söz vermeyin.
Neden Kaçmaz?
Üç Gramophone, bir Grammy ve bir İngiliz Eleştirmenler Birliği ödülünün yanı sıra Britanya İmparatorluğu Liyakat Nişanı sahibi Iestyn Davies ile Berlin Filarmoni Orkestrası’nın dört kıymetli solistinin şehrimize gelmesi dahi konseri kaçırmamak için tek başına yeterli.

Geniş repertuvarı ve farklı stillere hâkimiyetiyle öne çıkan Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası (BİFO), sezon konserlerinin yanı sıra festivaldeki her konserinde gönlümüzdeki yerini daha farklı bir boyuta taşıyor. Sinema tarihine damga vuran unutulmaz filmlerin ve bu filmleri ölümsüz kılan müziklerin bestecisi Ennio Morricone’nin en ikonik eserlerinin seslendirileceği BİFO: Morricone – Sinemanın Sesi konserinde, Dirk Brossé yönetimindeki orkestra, seçkin müzisyenlerle güçlerini birleştirerek sinema ve müzik tutkunlarına unutamayacağı bir akşam yaşatacak.
Konserde, Kübra Şenyaylar tarafından 2022’de kurulan Koro İstanbul’un katkıları, genç soprano Nazlıcan Karakaş’ın etkileyici yorumu, Morricone ve Hans Zimmer projeleriyle tanınan flütçü Veronika Vitazkova, farklı türler arasında ustalıkla dolaşan Pierre Planas, Nurkan Renda ve Tunca Olcayto’nun eşlikleriyle, Morricone’nin müzik evreni sahnede yeniden hayat bulacak. İzleyiciyi seyirci olmaktan çıkarıp ânın içine çeken benzersiz bir anlatıcı olan Morricone’nin en ikonik eserlerinin seslendirileceği bu konserde Brossé yönetimindeki BİFO, seçkin müzisyenlerle güçlerini birleştirerek bizleri o büyülü anların içine dahil edecek. 16 Haziran Salı saat 20.00’de Atatürk Kültür Merkezi Türk Telekom Opera Salonu’ndaki konser için şimdiden biletlerinizi almanızı öneririm.
Neden Kaçmaz?
“Sinemanın sesini tanımlayan sanatçı” olarak anılan Ennio Morricone’nun özgün bestelerinin canlı icra edildiği bir konsere bir daha ne zaman denk gelebiliriz ki?

Festivalin her yıl konser içerikleri ve sanatçıları kadar mekânlarını da merak eden bir müziksever olarak bu konseri öneri listeme eklemesem eksik kalırdı. Haliç kıyısında hem doğayla hem şehir hayatıyla iç içe bir Mevlevi âlemi olarak şekillenen Bahariye Mevlevihanesi, yalnızca bir ibadet mekânı değil; müzikle, sohbetle ve gündelik hayatın incelikleriyle örülü canlı bir kültür alanıydı. Şeyh Hüseyin Fahreddin Dede Efendi’nin manevi derinliği yüksek, hoşgörülü irfan anlayışını yaşatan bu özgün atmosfer dergâhın iç dünyasını diğer mevlevihanelerden ayırır, mehtaplı akşamlarda sahilden geçen sandallara kadar uzanan nağmeler çevresini kuşatırdı. Bugün bu mekânda yankılanan sesler bize hem bir geleneği hatırlatıyor hem de geçmişe bugünden bir pencere aralıyor.
Festivalin Ânın İçinde teması etrafında kurgulanan Nefesin İzinde başlıklı bu özel konser, ilk bölümünde 17’nci, 18’inci ve 19’uncu yüzyıllardan Itrî, Dede Efendi, III. Selim, Vardakosta Ahmed Ağa ve Bahariye Mevlevihanesi’nde kudümzenbaşılık yapmış Zekâî Dede gibi Mevlevi kültüründe iz bırakmış bestekârların eserleriyle mekânın tarihi ve manevi belleğini tazeleyecek. İkinci bölümde 20. yüzyıldan seçilen şarkılar, “ân” kavramını merkeze alan güfteleriyle bugüne ulaşacak. Programın son bölümünde ise dini müziğimizin zengin dünyası Mevlevi ayini, tevşih, nefes ve ilahiler aracılığıyla nefesin hem bedende hem manada izini sürecek.
Konser, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın çeşitli Türk müziği topluluklarında görevli değerli sanatçılardan Özata Ayan, Tuncay Tuncay, Muhammed Ceylan, İremnur Yaşar, Mevlüt Gökhan Başin, Ahmet Yağmur Kucur, Selin Yücesoy Altınbilek, İrem Şamlı Seymenoğlu ve Murat Avşar ile İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı Ses Eğitimi Bölümü’nde araştırma görevlisi hanende Sait Berker Seymenoğlu’nun derin bilgileri, zengin sahne üstü deneyimleri ve usta yorumlarıyla tam bir müzik ziyafeti sunacak. Mevlevi müzik geleneğini tarihsel bir perspektifle ele alacak konser, 20 Haziran Cumartesi saat 20.00’de düzenlenecek.
Neden Kaçmaz?
Festivalin temasının Bahariye Mevlevihanesi’nin eşsiz atmosferiyle bütünleştiği bir yaz akşamında “Ânın İçinde” hemhâl olmak için kaçırılmamalı.

Zengin tarihi ve titizlikle koruduğu özgün geleneğiyle dünyanın en saygın orkestralarından Viyana Senfoni, festivalin bu yılında daimî şefi Petr Popelka yönetiminde müzikseverlerin huzuruna iki konserle çıkacak. 125’inci yıl coşkusunu festivaldeki iki konseriyle bizlere yaşatacak olan orkestra, ikinci akşamdaki konserinde yorumlarının derinliği ve özgünlüğü, teknik virtüözlüğü ve sahne karizmasıyla tüm dünyada müzikseverlerin gönlünde yer edinen viyolonselci Kian Soltani’ye eşlik edecek. Dvořák’a adanan bu konserde Romantik dönemin en renkli senfonik eserlerinden, bestecinin Amerika’dayken memleketine bir aşk mektubu gibi yazdığı ve “Yeni Dünyadan” alt başlığını verdiği 9. Senfoni’si ile solo partisinin lirikliği ve orkestra partisinin zenginliğiyle konçerto repertuvarının en sevilen eserlerinden Si minör Viyolonsel Konçertosu seslendirilecek. 24 Haziran Çarşamba saat 20.00’de Atatürk Kültür Merkezi Türk Telekom Opera Salonu’nda gerçekleştirilecek konseri kaçırmak istemeyenler o akşam için başka bir plan düşünmesin.
Neden Kaçmaz?
125 yıldır klasik müzik dünyasını şekillendirip geliştiren; klasik müzik kültürünün geçmişi, bugünü ve geleceği arasında eşsiz bir köprü oluşturan Viyana Senfoni Orkestrası’nın büyüleyici performansına tanıklık etmek fazlasıyla yeterli.
11-25 Haziran 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek 54. İstanbul Müzik Festivali’ne dair merak ettiğiniz diğer tüm ayrıntılara festivalin web sitesi üzerinden ulaşabilirsiniz.