Özel Dosya

Oscar ödüllü bir müzik bağımlısı: Cillian Murphy

Cillian Murphy gibi gelmiş geçmiş en başarılı oyunculardan biri de olsan hayattaki en büyük tutkun yine müzik olabiliyor…
Ant Arın Şermet - 30 Mart 2026
post image

2010’ların en büyük televizyon olaylarından biriydi Peaky Blinders. Yıldızlar geçidinden hallice kadrosundan yıllar içinde kayıplar verse de kendilerine has bir yere sahipler. Bu yeri daha da güçlendirmek ve dizinin başarısına kat çıkmak isteyen Steven Knight, Shelby’lerin başı Thomas’ı 13 sene sonraya götürüyor Peaky Blinders: The Immortal Man’de. Cillian Murphy’nin canlandırdığı bu ikonik karakterden Polat Alemdar’ımsı bir profili nasıl çıkardığını anlamakta güçlük çekse de filmin en güçlü yanının şarkı seçimleri ve soundtrack’i olduğunu kolaylıkla söyleyebiliriz.

“Müzikten ilerleyebilsem oyunculuğu düşünmezdim”

Cillian Murphy’nin direkt parçası olduğu bu kısım, Oscar ödüllü oyuncunun müziğe olan derin tutkusunun da bir yansıması. Antony Genn ile Martin Slattery’nin üstlendiği soundtrack’i sonraki aşamaya taşıyan isim, Fontaines D.C.’nin frontman’i Grian Chatten oldu. Film projesi netleşince Chatten’ı ikna etmeyi kafaya koyan Cillian Murphy, 2024 yılında “Romance” albümünün lansman konserine gidip kulisinde Grian’ı ikna ediyor. Bir yandan oğlunu da böyle bir konsere götürerek havalı baba olmayı da başarıyor… Neyse, konumuza dönecek olursak Cillian Murphy’nin Grian Chatten ile olan bu anlaşmasıyla müziği, oyunculuğun dahi önüne koyduğunu söyleyebiliriz. Zamanında verdiği bir röportajda, “müzikten ilerleyebilsem oyunculuğu düşünmezdim” diyecek kadar da açık olduğunu hatırlatarak bu tutkunun temellerine inelim.

1990’ların ortasında oyunculuk kariyeri henüz başlamamışken, Cillian Murphy kendini öncelikle bir müzisyen olarak tanımlıyordu. Kardeşi Páidi Murphy ile birlikte kurduğu deneysel caz-fusion grubu Sons of Mr. Green Genes, adını Murphy’nin büyük hayranı olduğu Frank Zappa’nın aynı isimli şarkısından alıyordu. Murphy bu grupta hem şarkı söylüyor hem de gitar çalıyor, dönemin alternatif ve deneysel müzik sahnesinden beslenen uzun, doğaçlamaya açık şarkılar yazıyordu. Grup 1990’ların sonunda dönemin önemli caz plak şirketlerinden Acid Jazz Records tarafından beş albümlük bir kontrat teklifi bile almıştı.

Her şey kağıt üstünde harika dursa da Cillian Murphy’nin kardeşi Páidi hala okuldaydı ve reşit değildi. Bir yandan da Acid Jazz Records’un sunduğu şartlar hiç de kabul edilebilir ekonomik güvenceler sunmuyordu. Bu sebeple Sons of Mr. Green Genes’in cevabı olumsuz oldu. Murphy yıllar sonra bu kararın nedenlerini anlatırken, o dönem itiraf etmediği bir durumu da paylaşacaktı. Kendini profesyonel olacak ölçüde iyi bir müzisyen olarak görmediği için yeni bir yola girmesi gerektiğini fark etmişti. Bu yol sayesinde hepimiz onu tanıyoruz.

Oyunculuk kariyeriyle dünya çapında tanınan ve Oscar dahi kazanan Murphy, kariyerinin zirvesindeyken BBC Radio 6 Music için bir program dahi hazırladı. Bu programda çaldığı isimlere bakınca Murphy’nin farklı türlere ve dönemlere olan hakimiyeti dikkat çekiyor. Aphex Twin, David Byrne, John Coltrane, The Beatles, Kraftwerk, A Tribe Called Quest, Cat Power, David Bowie, Mac DeMarco ve nice ismi bu programa taşıyan sanatçının tüm zamanlardaki en sevdiği grup Radiohead. Müzikle ilgili gelen sorularda çoğunlukla ‘No Surprises’ ve ‘Daydreaming’e olan aşkından bahsederken Radiohead’i ağız dolusu öven Murphy için Frank Zappa’nın da ayrı bir yeri var.

https://www.instagram.com/reel/DVtiN8Qip49/?utm_source=ig_web_copy_link&igsh=NTc4MTIwNjQ2YQ==

Oğluyla birlikte en çok dinlediği grup: Geese

Oyunculuktan önceki kariyeri olan müzikteki grubunun adı, bir Frank Zappa şarkısı olan Sons of Mr. Green Genes’ten geliyordu. Bunun yanında her ölümlü gibi The Beatles da onun tarzını şekillendiren isimleren. Fontaines D.C.’ye olan hayranlığı artık profesyonel bir bağlantıya da sahip olduğu için detaylarına inmiyoruz. Murphy’nin favorilerinde ayrıca The Strokes, saykedelik sularda yüzen Fleetwood Mac albümleri, The 13th Floor Elevators gibi kült isimler de var. Ayrıca İrlanda’nın güncel isimlerini de yakından takip eden oyuncu, The Murder Capital, Kneecap, Lisa O’Neill ve Cardinals’a da her fırsatta övgüsünü sunuyor.

Bir yandan son 6 ayda dünyayı kasıp kavuran Geese’in adını birçok kişi ilk kez Cillian Murphy’den duydu. 2025’in Eylül ayında katıldığı bir programda, oğluyla birlikte en çok dinlediği grubun Geese olduğunu söylemiş ve Geese’in sıradaki büyük grup olmaya ne kadar yaklaştığını belirtmişti. Tahmini, sadece birkaç ay içinde gerçekleşecekti…

Murphy’nin günümüzdeki gruplara hakimiyeti elbette bu kadarla sınırlı değil. 2023’te çıkardığı “False Lankum” ile kıta çapında bir ilgi gören İrlandalı folk rock grubu Lankum, Peaky Blinders filminde de kendisine yer buldu. Lankum’un son yıllarda gördüğü ilgi ve tanınırlıkta da Murphy’nin azımsanmayacak bir payı var açtığı kapılarla.

Cillian Murphy müzikle bu kadar iç içe bir hayat yaşasa da onu tek bir klip haricinde hiçbir şarkıda görmek mümkün olmadı. İngiltere’nin en çığır açan elektronik müzik ikililerinden Orbital’in yarısı Paul Hartnoll’ın, konuğu bol projesi 8.58’in ‘The Clock’ şarkısının Luke Losey imzalı klibinde Cillian Murphy’i izledik. Murphy’nin bu şarkıyla bağı bu kadarla da kısıtlı değildi. Aynı zamanda şarkıda sesini de duyma şerefine nail olduk. İzlemediyseniz gözünüzden kaçmamasını umarak aşağıya bırakıyoruz.

İlgili Yazılar
Development by Bom Ajans