Özel Dosya

Daha 17: Ekranı kasıp kavuran kardeş özlemi

“Seni seviyorum. Gerçekten seviyorum ama sana tahammül edemiyorum.” Succession’da Shiv Roy; abisi Kendall’a böyle dediğinde kardeşi olanlara çok tanıdık gelen bir duyguyu da özetliyordu aslında…
post image

Bu yaz pek çok yetenekli ve parlak genci buluşturan ekranın yüz akı dizilerinden Daha 17’de de Bodrum’a kardeşini aramak için gelen Aras’ın (Çağan Efe Ak), kendisinin tamamen zıddı Teoman’la yaşadıkları da onda aynı anda iki karşıt duyguyu uyandırıyor. Pırıl pırıl, gencecik başrol oyuncularıyla, çok sevilen ve yakıştırılan partnerlikleriyle Daha 17’yi izlemek bu yaz başımıza gelen en güzel şeylerden biri.

Yazın TV ekranlarında “tutan” bir dizi izlemeyeli epey olmuştu diyebiliriz sanırım. Daha 17, daha ilk bölümünden hem gençleri hem de yetişkinleri ekrana bağlamasını bildi. Başrol oyuncularının tutan kimyaları, sahne arkasında da hissedilen samimiyetleri ve elbette potansiyel çiftlerin hayranlar arasında yarattığı dalga gitgide büyüyerek Daha 17’yi bir fenomene dönüştürdü. Bazen tutkulu seyircilerini kızdıracak hamleler yapsa da hikâyesi çok sevilen dizi hem aldığı reytingler hem de sosyal medya izlenmeleriyle sadece yazın değil, sezonun da iddialı işleri arasında yer almaya hazırlanıyor.

Hayranların dilinden düşmeyen çiftler

İlk bölümü YouTube’da 40 milyon izlendi. Hakkında her gün sayısız içerik yapılıyor. Hayranları #TeoDen ve #ArLey çiftlerini birbirlerine çok yakıştırıyor. Hatta işi bir adım daha ileri götürüp gerçek hayatta da birlikte olduklarına inanıyor / inanmak istiyor. Kardeşlik hikâyesi de çok sevilen dizideki birbirine zıt kardeşler teması çok güzel ve ince işleniyor. Gökhan Korkusuz ve Redife Zerener ile ekibi tarafından yazılan dizi için ikili, daha önce yaptıkları bir röportajda hikâyelerini “Ailesini arayan bir çocuktan daha güçlü hiç kimse yoktur” cümlesinden yola çıkarak temellendirdiklerini söylüyorlar. Dizide önemli bir yer tutan “karga” figürünün Habil Kabil’den tutun da tarihteki birçok hikâyede çok derin anlamlar taşıması boşuna seçilmediğinin en büyük örneği. Bir bölümü 2,5 saat süren bir dizi için elbette her detayda çok dikkatli olmak kolay değil, hatta mümkün değil; ancak Daha 17’nin birçok noktada özenli olduğunu söyleyebiliriz. Arada mantık hataları hayranları kızdırsa da dizinin kredisi sıkı takipçilerinde oldukça yüksek.

Dört genç oyuncu, dört farklı hikâye

Gelelim ayrı ayrı çok sevilen dört genç başrolün oyunculuklarına… Sosyal medyanın, özellikle de X’i domine eden ve genelde de epey genç pek çok hayranın taraf oluşturma çabalarına karşın ben dört oyuncuyu da ayrı ayrı çok parlak ve rollerinin hakkından gelir buluyorum. Aras karakterine hayat veren Çağan Efe Ak; genç yaşına rağmen edindiği tecrübesi ve karakterini anlayabilme becerisi ile muazzam bir Aras portresi sunuyor. Çağatay Ulusoy’a tip olarak çok benzetilse de yeteneği de ondan aşağı kalır değil. Yaşadığı acıyı her şeyi hafife alarak ve alayla içine gömen Teoman’a ise Ata Yaşat gitgide daha çok ısındı ve hem görünümünün hem de sempatikliğinin de desteğiyle çok sevilen bir TV yüzü oldu. Daha 17’nin bir diğer başrolü Ceren Ayruk’u bir önceki projesinden daha farklı bir karakter olan Leyla olarak izlemek çok keyifli ve bana kalırsa bir önceki rolünden epey ayrışan bambaşka bir performans sunuyor. Sınıfın asi ama güçlü kızı Deniz’de de Helin Elveren, oynadığı her anı gerçek kılan bir yeteneğe sahip. Dizi çifti olarak da hem Aras ile Leyla (#Arley) hem de Teoman ile Deniz (#Teoden) gerçekten de çok ama çok yakışıyorlar ve belki de bu sebepten fanlarının gözünde onlar zaten gerçek hayatta da beraber. Unutmadan; Nesrin Cavadzade, Dilara Aksüyek, Armağan Oğuz ve Melis Babadağ gibi tecrübeli oyuncular da üstlerine düşeni fazlasıyla yapıyorlar.

Gençlik dizisi bağımlısı olmak

Ez cümle; müzik seçiminden, karakter yazımına, en karanlık anlarda bile çok karanlık hissettirmeyen ve umudu hep diri tutan dünyasına dek sayabileceğim daha pek çok faktör yüzünden ben de bu yaşımda bir gençlik dizisi bağımlısı oldum ve utanmıyorum. Umarım yeni sezonda da birbirini ve işlerini çok seven bu gençleri keyifle izleriz… Pastel Film’e ve Kanal D’ye de böyle bir hikâyeye kefil olduğu için teşekkür ederiz…

İlgili Yazılar
Development by Bom Ajans