
Bir seneyi daha bitirmeye yaklaştığımızı hissettiğimiz aylar gelmeye başladı. Yazın bitmesi ve hayatın eski rutinine dönmesi, bu hissin en güçlü hatırlatıcılarından biri olsa da diğer noktada ardı arkası gelmeyen yeni albüm haberleri yatıyor. Yılın en yoğun yeni albüm haberleri yaz sonu ve Eylül başında geliyor ki sene bitmeden plak şirketleriyle gruplar son kurşunlarını sıkıp sonraki senenin festival kadrolarını oluşturmaya başlıyor. Ağustos ayında gerçek anlamda yeni albüme doymuşken Eylül hem içinde barındırdığı hem de duyuru yoğunluğuyla müzik dünyasının en yoğun dönemi olacak. Bu süre zarfında farklı türlerde olsa da yakın dönemlerin gruplarından beş tanesini seçip pusula olmaya çalıştık. Ekim’de görüşürüz!
2000’lerin ortasında İngiltere adeta gitar müziğinin hayat damarıydı. O dönemde çıkan grupların çok büyük çoğunluğu hâlâ ciddi dinleyici kitlesine sahip olsa da her biri aynı görkemini uzun yıllara yayamadı. Bloc Party, bunun istisnası olan gruplardan biriydi. Kele Okereke’nin sesinin özgünlüğü kadar hikâye anlatırken seçtiği kelimeler, duyguları tanımlarken ele aldığı nüanslar, Bloc Party’yi başka bir yere taşıdı. Elbette onların kariyer zirvesi de 2000’lerin ortası olsa da her zaman heyecan yaratmayı başardılar. Bu heyecanın en yeni ayağı olan “Anatomy of a Brief Romance” ise 11 Eylül’de çıkacak. ‘Lovebombs’ ve ‘Pigwig’ gibi şarkılarla grubun ilk albümlerini hatırlasak da yenilikten de uzak olmadıklarını fark ettiğimiz ‘Now We Can’t Be Friends’ gibi bir şarkı albümde yer alıyor. Muhtemelen yılın en iyi albümleri arasında adını geçireceğimiz bir albümle tanışmaya son birkaç hafta…
Darkwave’in müdürü Boy Harsher, sonbaharın gelmesiyle birlikte karanlıktan çıkıp insan içine karışmaya hazırlanıyor. Türün modern dönemdeki en önemli birkaç temsilcisinden birine dönüşen ve dünya çapında başarıları bulunan grup, 18 Eylül’de çıkaracağı “GET MEAN” ile ‘nerede kalmıştık?’ demek üzere. Şu ana kadar yayınlanan üç şarkıyı dinlediğimizde ‘Hard Beat’, gerçekten adının hakkını verircesine bir noktaya ulaşıyor. İki ülkede toplam sekiz şehirde kaydedilen albüm, Boy Harsher’ı Boy Harsher yapan karanlığı sunarken bir yandan da gizli kalan arzularımızı tetikleyerek bizi harekete geçirmeye çalışacak. 18 Eylül ve sonrasında albümü dinlerken gizli arzularınızla mücadele edebilmeniz dileğiyle…
Dans etmeyi sevmeyen insanları bile dans ettirebilmesiyle tanınan afrocaz grubu Ezra Collective, 2020’lerin en başarılı topluluklarından. 2023’te Mercury’i kazanmalarıyla yaşadıkları inanılmaz yükselişin ekmeğini yemektense, üretmeyi ve sahneye çıkmayı tercih eden grup, Partisan Records etiketi taşıyacak “Here Because of Hope”u 11 Eylül’de çıkaracak. 2024’te yayınladıkları “Dance, No One’s Watching”e göre hem işitsel hem de görsel farklılıkları olan albümle beraber Ezra Collective’in yeni bir döneme başlayacağını tahmin etmek güç değil.
Son 10 yılda İrlanda’dan çıkan punk, post-punk, noise, alternative grupları incelediğimizde Gilla Band’in paltosundan çıktıklarını söylememiz gerekiyor. Belki Fontaines D.C., The Murder Capital, Gurriers gibi gruplar kadar İrlanda ve İngiltere dışında ilgi görmeseler de bu sahneye hâkim olan herkes onların kapladığı hacmin farkında. Son olarak 2022’de yeni albüm yayınlayan ve o günden beri gölgelerde yaşamaya devam eden eksantrik dörtlü, 25 Eylül’de “Pugnello” adını verdikleri noise harikasıyla geri dönecekler. Kulaklıkla en yüksek seste dinlemenizi önermeyiz. Olur da Türkiye’ye gelirlerse kulağınızı korumayı unutmayın. Ses yüksekliğini tahmin etmek için ‘Placeholder’a kulak vermeniz iyi olur.
Nothing But Thieves, ortaya çıktığı günden bu yana sürekli hareket halindeydi. Arka arkaya üst düzey albümler, gitar temelini synth’le harmanlama, Conor Mason’ın kusursuz sesi ve vokal repertuarının genişliği derken 10 yıldan fazladır hepimizin gözünü diktiği bir grup konumundalar. 25 Eylül’de çıkacak “Stray Dogs”, son iki albümündeki synth ağırlıklı müziği kenara atıp tamamen özüne dönerek cayır cayır gitar dinleyeceğimiz, enerjik olduğu kadar melankolik bir albüm. Bu noktada grubun kurucu gitaristi Dominic Craik’in albümün prodüktörlüğünü tek başına üstlenmesi, gruba bambaşka bir özgürlük katmış. Önceki albümlerde ortak prodüktörlükler yaptıktan sonra artık direksiyonu eline alan Craik, Nothing But Thieves’in geleceğine dair de tahmin yürütmemizi sağlıyor. Doya doya dinlenecek albümlerden. Şimdiden afiyet olsun.