Ana SayfaMüzikGod Is An Astronaut: “Yaratma ve canlı performans sergileme konusunda hâla derin...

God Is An Astronaut: “Yaratma ve canlı performans sergileme konusunda hâla derin bir tutkumuz var!”

2002 yılında İrlandada kurulup, yaptığı enstrümantal şarkılarla ününü tüm dünyaya duyuran God is an Astronaut ile grubun kurulduğundan beri hiç taviz vermediği müzikal tutumunu, yıllar içerisinde nelerin değişip nelerin aynı kaldığını ve verecekleri Türkiye konseri hakkında biraz konuştuk. Evrenler arası enstrümantal bir yolculuk yapmak isterseniz haydi gelin, God is an Astronaut röportajında buluşalım!

(Bu röportaj yayınlandığında aslında biz 7 Aralık’ta God is an Astronaut’u IF Beşiktaş sahnesinde izlemeye hazırlanıyorduk ancak grubun gitaristi Torsten ve basçısı Niels’in babaları ve God is an Astronaut’un tur menajeri olan Thomas Kinsella’nın hayatını kaybetmesi üzerine konser 18 Nisan 2024 tarihine ertelendi.)

Batıkan BAKSI / [email protected]

Neredeyse çeyrek asırdır birlikte müzik yapan bir grupsunuz. God is an Astronautun ilk kurulduğu zamana baktığınızda geçen 21 yılı grup açısından nasıl anlatırsınız? Neler değişti, neler aynı mesela?

Bizce en büyük farklılık internetin hayatımıza girişi oldu. İnternet henüz emekleme aşamasındayken, sanatçılara ve gruplara kendilerini tanıtmaları için yeni ve heyecan verici bir yol sundu; yaygın dağıtıma sahip büyük plak şirketlerinin uyguladığı geleneksel düzenden bir kopuştu bu. İnternet, müziği bağımsız olarak yayınlamak ve tanıtmak için bir anahtar sunarak kimin duyulup kimin duyulmayacağına ilişkin genel tutumu sarstı. Başlangıçta yasa dışı download, dünya çapındaki seçici müzik dinleyicileri arasında farkındalığın artmasında rol oynadı. Bu dinleyicilerden bazıları CD’ler, plaklar veya yasal indirmelerle sanatçıları destekledi. Ancak sanatçıların yalnızca müzik yayınlayarak geçimlerini sağlamaları için bu desteğin yeterli olmadığı da ortaya çıktı. Bu yüzden konserler, grupların finansal akışı için vazgeçilmez bir mecra haline geldi. Bu arada da endüstri, yasa dışı indirmelere “streaming” ile bir karşı hamle yaptı. Başlangıçta mantıklı olsa da, yayın platformları sanatçılara yapılan ödemeleri yıldan yıla kademeli olarak azalttı; bu, büyük plak şirketlerinin sanatçıların pahasına kâr elde ettiği internet öncesi dönemi anımsatıyor aslında. Bu yoğun akışta, artık mevcut takipçilere ulaşmak için bile sosyal medyada harcanan yüksek meblağlı reklam bütçelerinin gerekli olduğunu da gördük.

Turne yaparak geçimini sağlamak da zorluklarla karşı karşıya bizce. Artan seyahat masrafları, yakıt maliyetleri, konaklama, vize gereklilikleri, Brexit ile ilgili sorunlar ve ABD’de turne yapan Avrupalı sanatçılar için artan çalışma vizesi ücretleri nedeniyle konser turneleri daha da tehdit altında. Plak üretiminin artan maliyetleri, özellikle de gelecek vadeden sanatçıları etkiliyor, sektörün gerilemesine katkıda bulunuyor.

Enstrümantal müzik yapan bir grup olmak hele ki rock çizgisinde bir grupsanız görece zor bir durum. Buna rağmen bu türde oldukça rağbet gören bir grupsunuz. Bu tarz müzik yapmayı nasıl istikrarlı bir çizgiye oturtabildiniz?

Enstrümantal müzik yapmak bize her zaman doğal bir çalışmaymış gibi geldi. 90’lı yıllarda geleneksel şarkı yapısını kullanarak vokal de denedik ama bu bizim tarzımızda hiçbir zaman yankı bulmadı. İlk albümümüz “The End of the Beginning“i hazırladığımızda bu, sektörün beklentilerine uymak yerine, gerçekten iyi olduğumuz şeyleri yapmayı benimsediğimiz çok önemli bir gelişmeydi. Müziğimizi internette bağımsız olarak tanıtmayı seçmek, plak şirketleriyle satış odaklı bir konuşma yapmayı da ortadan kaldırdı ve çok sayıda dinleyiciye ulaşmamıza ve müzikal bakış açımızı destekleyenlerle bağlantı kurmamıza olanak sağladı. Yıllar geçtikçe, sürekli olarak yeni müzik üretme ve turneye çıkma konusundaki kararlılığımız değişmedi. Yaratma ve canlı performans sergileme konusunda hâla derin bir tutkumuz var ve grubumuzun izleyici kitlesinin sürekli büyümesine tanık olmaktan dolayı minnettarız.

TikToku aşırı yüzeysel buluyoruz!”

Müzik toplulukları zaman zaman grubun akışlarında güncelleme yapma ihtiyacı hissederler. Siz de yıllar içinde farklı jenerasyondan dinleyicilere sahip olmuş bir grup olarak müziğinizde, kullandığınız yöntemlerde ya da iletişim çalışmaları bakımından güncelleme ihtiyacı hissettiniz mi?

Çeşitli platformları sürekli olarak izliyoruz. Mesela YouTube‘a katıldık. MySpace‘in popüler olduğu dönemde biz de oradaydık, o azalınca Facebook‘a, Twitter‘a, Tumblr‘a ve sonunda Instagram‘a geçiş yaptık. Platformlar arasında şu anki favorimiz Bandcamp. Çok kurumsal değil ve daha çok sanatçı dostu bir topluluğa benziyor. Takdir ettiğimiz bir diğer platform ise canlı performanslar için grupları takip etmenin mükemmel bir yolu olan Bandsintown. Ancak TikTok‘tan pek hoşlanmıyoruz. Düşüncemize göre, seçici müzik dinleyicilerine pek hitap etmiyor. Ana akım pop müzik ve eğlenceli kısa videoların amacına hizmet etse de TikTok’u aşırı yüzeysel buluyoruz.

Farklı jenerasyonlardan bahsetmişken, X, Y ve Z jenerasyonlarının dinlediği şarkılar yapıyorsunuz ve bu nesillerin hepsini kapsayabiliyorsunuz. Konserlerde gördüğünüz kadarıyla şu an en ateşli dinleyicileriniz hangi nesilden?

İzleyicilerimizin çoğunluğu genellikle 21 ila 35 yaş aralığında. Ancak konserlerimizde 35-60 yaş arası daha yaşlı kesimden de tanıdık yüzlerle karşılaşıyoruz. Canlı performanslarımızda tutarlılığı korumak ve sürekli yeni müzikler yaratmak bizim için çok önemli. Bu yaklaşım, sadece mevcut hayran kitlemizin değil; yeni dinleyicilerin de şarkılarımızı keşfetmelerine ve onlarla bağlantı kurma fırsatına sahip olmamızı sağlıyor.

Geçtiğimiz yıl çıkan Somnia” albümünüz, alışık olduğumuz God is an Astronaut soundunu bize dolu dolu yaşatmıştı. Sizin canlı performanslarda da uyumlu bir grup olduğunuzu biliyoruz. Stüdyo albümlerinizi canlı olarak kaydetme fikrine nasıl bakıyorsunuz? Bir tür hücum kayıt gibi yani.

Somnia” aslında 20. yıl dönümümüz anısına, gece geç saatlerde dinlemek için hazırlanmış bir derlemeydi. Gelecekteki rotamızın bir önizlemesi olarak tasarlanmamıştı. Bunun yanı sıra birkaç canlı albüm kaydettik. 20. yıl kutlamaları kapsamında, “The End of the Beginning” adlı ilk albümümüzün canlı yorumunu da yayınladık ve sonuçtan oldukça memnunuz. Eş zamanlı olarak kayıt yapmak, süreci hızlandırsa da, prodüksiyon öncesi aşama daha kapsamlı ve hazırlık için çok sayıda prova yapmayı da gerektiriyor. Kayıttan önce şarkıları bir grup olarak canlı canlı icra etmeyi seviyoruz, hatta bu oluşacak herhangi bir sorunu çözmek için etkili bir araç. Bunun yanında şarkılarımızın çoğunu canlı olarak kaydederek hibrit bir yaklaşım benimsiyoruz.

Gücünün yettiği kadar öde yaklaşımını savunuyoruz!”

Siz aynı zamanda albümlerinizin Bandcamp üzerinden ücretsiz bir şekilde indirilmesine de izin veriyorsunuz. Bunun sebebini öğrenebilir miyiz? Endüstriye karşı bir duruş mu yoksa herkesin müziğinize özgürce ulaşmasını mı amaçlıyorsunuz?

Gücünün yettiği kadar öde yaklaşımını savunuyoruz. Amacımız, müziğimizi mümkün olduğu kadar çok dinleyiciye ulaştırarak, finansal kısıtlamaların müzikten keyif alınmasının önüne geçmemesini sağlamak aslında. Herkesin müzik satın almaya gücünün yetemeyeceğini veya bu konuda kararsız olabileceğini biliyoruz. Sadık takipçilerimiz genellikle bir albümün maliyetini aşan miktarlarda katkıda bulunarak bu yaklaşımımızı destekliyor.

Bir de görsel şovlarınız var tabii. Konserlerinizin olmazsa olmazı şarkılarınıza uygun olarak yayınladığınız görsel şovlar. Bu konseptleri yaratırken nelerden etkileniyorsunuz ve görselliğin müziğinize ne gibi bir etkisi olduğunu düşünüyorsunuz?

Yakın zamanda performanslarımıza görsel unsurları yeniden ekledik, ancak bu büyük ölçüde  sahne aldığımız mekana bağlı. Eğer mekanda video yansıtabileceğimiz bir alan varsa gösteriye görselleri de dahil ediyoruz. Geçtiğimiz on yıl boyunca öncelikli odak noktamız, iyi tasarlanmış bir ışık gösterisiyle tamamlanan güçlü bir grup performansı sunmak oldu. Bir video alanı olduğunda görsellerin etkisi daha belirgin oluyor ve çok daha etkileyici bir görüntü ortaya çıkıyor. Ancak mekanın sadece standart projektör ve beyaz perdeye sahip olması, ışıklarla hedeflediğimiz estetiği bozuyor genelde. Işık tasarımımızla silüet atmosferi yaratmayı amaçlıyoruz ve görsellerin siyah arka plan yerine beyaz perdeye yansıtılması haliyle genel etkiyi azaltıyor. Kullandığımız mevcut görseller de Chariot of the Black Moth‘un küratörlüğünde benzersiz ve duygusal içeriğe sahip, siyah beyaz çalışmalardan oluşuyor.

God Is An Astronaut 1 scaled

Türkiye, çalmaktan en çok keyif aldığımız izleyici kitlesine sahip…”

Dünyanın her yanında dinleyicileriniz sizden elbette yeni şarkılar ya da tam bir albüm bekliyordur. 2024 için bu tarz hazırlıklarınız var mı?

Yeni şarkılar oluşturma sürecindeyiz, ancak bu yılki kadro değişiklikleri nedeniyle odak noktamızın büyük bir kısmı canlı setimizi iyileştirmeye yönelik çalışmalardı. Bu da asıl programımızda hafif bir gecikmeye neden oldu. Neyse ki artık orijinal üç parçalı kadromuza geri döndük ve sahnedeki kimyamız daha da iyi. Yaklaşık yedi sağlam fikir ürettik, ancak nihai kararları vermeden önce birkaç tane daha şarkı yapmayı hedefliyoruz. Önümüzdeki yıl bir single ile 2025’in başlarında yeni bir albüm çıkarmayı düşünüyoruz. İstanbul’daki konserimizden sonra asıl odağımız yeni müzikler üretmek olacak.

2007 yılından beri Türkiyede tam 6 konser verdiniz ve bu konserlerin 2018deki etabında biletler 40 gün öncesinde bitmişti. God is an Astronautun kariyerinde Türkiyenin yerini nasıl görüyorsunuz?

Türkiye bizim için çok büyük önem taşıyor ve şüphesiz çalmaktan en çok keyif aldığımız izleyici kitlesine sahip. Müzik yolculuğumuzu tamamlamadan önce pek çok kez Türkiye’de çalmak için geri geleceğimize hiç şüphemiz yok.

Türkiyedeki dinleyicilerinize ve dergy.com okurlarına göndermek istediğiniz bir mesaj var mı?

Yıllar boyunca verdiğiniz destek için en kalbi şükranlarımızı sunarız; bu bizi gerçekten çok mutlu kılıyor. Bu röportajı okuyorsanız ve müziğimizi daha önce dinlemediyseniz, sizi de 18 Nisan’da İstanbul’da gerçekleşecek performansımıza katılmaya ve kendinizi bu deneyime kaptırmaya davet ediyoruz.

BENZER İÇERİKLER

EN ÇOK OKUNANLAR

ÖZEL DOSYALAR