Özel Dosya

Yaşayan son ruhlar için: Gorillaz 14-16 Temmuz konserleri

Gorillaz’ın çeyrek asırdan fazladır beklenen ilk İstanbul konserleri gerçekleşti. Peki, neler mi yaşandı? Yazıya alalım sizi.
Ant Arın Şermet - 21 Temmuz 2026
post image

Kurulmasının üzerinden yarım asırdan fazla zaman geçen Gorillaz, Türkiye topraklarına ilk kez 14 ve 16 Temmuz’da verdiği konserlerde attı. 1997’de Jamie Hewlett ile Damon Albarn’ın paylaştığı evde ortaya çıkan görselliğin ön planda olduğu hikaye anlatıcılığı fikri, milenyum sonrasına birçok açıdan damga vurdu. ‘Clint Eastwood’ ve ‘Feel Good Inc.’ gibi milyar dinlemeyi aşan şarkıların ötesinde Gorillaz hiçbir zaman müzik odaklı bir grup olmadı. İki akşam yaşadığımız konser deneyimi, bunu en yakından anlama fırsatı sundu biz dünyalılara. Damon Albarn ile Jamie Hewlett’in doğum günlerinin arasında 2 hafta olması yetmezmiş gibi, babalarını kaybettikleri tarihlerin arasında da sadece 2 hafta vardı. Bu travmatik deneyimin ve yas paydaşlığının sonucunda çıktıkları Hindistan yolculuğunun karşılığı olan “The Mountain” albümünün turnesi, onları görmemizi sağladı. Bu yüzden iki akşamdan aklımızda kalanlara, farklılıklara ve öne çıkanlara geçebiliriz. Rotamız Parkorman!

Gorillaz, İstanbul
Fotoğraf: Arda Aytan

“Damon Albarn’ın neredeyse her şarkıda sahneden inip seyircilerle hemhal olması, konserin duygusunu güçlendirdi”

Sosyal medyada ve genel olarak dinleyiciler arasında da tartışılan bir durumdu ilk konserin sold out olmasından sonra yeni konser tarihinin, orijinal günden önceye denk gelmesi. Ancak burada muhtemelen birçok müziksever grupların turne takvimlerindeki kaotik sıkışıklığı ve taşıma süreçlerinin zorluğunu göz ardı etmiş. Hele ki Gorillaz büyüklüğünde bir projeyse söz konusu. Buna rağmen 14 Temmuz konserinin ilk notasından vedasına kadar gelen seyirci tek bir an bile enerjiyi düşürmedi. Yeni albüme adını veren ‘The Mountain’, iki gecenin de açılışı olurken, Jamie Hewlett’in görsel taraftaki döktürmesiyle konser bir film izleme havasına da dönüştü. Özellikle Damon Albarn’ın her şarkıda farklı bir moda geçişi ve neredeyse her şarkıda sahneden inip seyircilerle hemhal olması, konserin duygusunu güçlendirdi. Konserin ilk yarısında özellikle ‘Last Living Souls’ ve ‘Rhinestone Eyes’, dinleyiciyi alıp başka dünyalara götürdü. Arada seyirciyle konuşmayı ve motivasyon vermeye dur demeyen Damon Albarn, ikinci güne göre daha sakin olsa da yine de bol bol hareket etti. Bir de ‘Fire Flies’ı çalmasıyla, grubun daha sıkı dinleyicilerin gönlünü hoş etti. Arada yeni albümün gözbebeği şarkılarından ‘Orange County’de Kara Jackson’ın eşlik etmesiyle melankoli ve yas duygusunu damarlarımızda hissederken bir yandan ‘Damascus’ ile aşiret düğünündeymişçesine halay çekesimiz geldi. Her ne kadar Omar Souleyman vize problemleri sebebiyle ne ilk gün ne de ikinci gün Damon Albarn’a eşlik edemese de.

İlk günün, ikinci güne en akılda kalan anlarından biri ‘The Shadowy Light’ sonrası genç bir arkadaşımızın doğum gününü Damon ve tüm kalabalığın kutlamasıydı. Tam o kutlama yapılırken bir anda ‘Feel Good Inc.’ın başlamasıyla ne olduğumuzu anlayamadık tabii ve kapanıştaki ‘Clint Eastwood’ öncesinde Jamie Hewlett sahneye çıkıp seyirciyi selamladı. İkinci gün de aynısını yapmasını beklesek de maalesef bu müthiş grubun görsel taraftaki beynini sadece bir akşamlığına görebilme şansına eriştik.

Gorillaz konseri
Fotoğraf: Salih Üstündağ

“Damon Albarn, son yıllarda en neşeli performanslarından birini sundu 10 binden fazla Gorillaz hayranına”

16 Temmuz akşamında Parkorman’da izlediğimiz Damon Albarn, son yıllarda görüp görebileceğimiz en neşeli, keyifli ve mutlu performanslarından birini sundu 10 binden fazla Gorillaz hayranına. İlk akşamın setlist’inde olup ikinci gece duyamadığım tek şarkı ‘Fire Flies’ olurken, ikinci gün çaldıkları yeni şarkılar… Kolonya getirin, tansiyonumuz düşüyor hatırlarken bile. “Demon Days” albümünün en özel şarkılarından ‘El Manana’yı mı istersiniz yoksa “The Mountain”in kapanışında yer alan melankoli harikası ‘The Sad God’ mı? Ya da ben garanticiyim bir klasik alayım derseniz ‘Kids With Guns’ verebiliriz.

Ancak gecenin en özel ve birçok insanın tüylerini diken diken eden anı Damon Albarn’ın piyanonun başına geçmesiyle yaşandı. 2010 tarihli “Plastic Beach” albümünde yer alan gizli hazinelerden ‘Cloud of Unknowing’i bizlere armağan etmeden hemen önce Blur günlerini hatırlayıp ‘Out of Time’dan bir kuple çaldı. O esnada gözü dolan, tüyleri diken diken olan, çığlık çığlığa sevincini yaşayan birçok insan gördü bu gözler… İlk gecenin de öne çıkanları arasında yer alan ‘Charger’ ve ‘Stylo’, 16’sında da dikkatimizi çaldı. Elbette ‘Melancholy Hill’ öncesindeki kesiti izledikten sonra şarkının başlaması da iki gecenin de unutulmazlarındandı. Ek olarak ‘Kids With Guns’ın son kısmında grubun geri vokallerinden Michelle Ndegwa, adeta kafa sesi dersi verdi hepimize.

Birkaç dakika süren bu vokal şovu bittiğinde alkışlar, hayranlıkla yankılandı. Daha da fazla ballandırarak anlatıp sizin nefret objeniz olmak istemeyiz, ancak Pozitif Vibrations kapsamında bu konserin gerçekleşmesini sağlayanların emeği de takdire şayan. Charmenko ve Pozitif ekibine Gorillaz’ı bizimle buluşturdukları için teşekkürler. İki gecenin setlist’ini görmek isterseniz önce buraya sonra da şuraya tıklamanızı öneririz. Tekrar gel Damon. Hatta mümkünse bu sefer Blur’ü de kapıp gel.

Gorillaz konseri 2026
Fotoğraf: Mikail Yılmaz

İlgili Yazılar
Development by Bom Ajans