Ana SayfaMüzikGurbetten taşınan musiki: Almanya’da Türkçe Rap’in doğuşu

Gurbetten taşınan musiki: Almanya’da Türkçe Rap’in doğuşu

Bir yerde alt kültür, kendi komününü oluşturup orada kendine has bir yaşam sürdürmeye başladıysa peşinden kendi sanatını oluşturması da kaçınılmaz bir durum. Nasıl ki İngiltere’nin fabrika semtlerinin çocukları heavy metal’i ortaya çıkardıysa, gurbetçileriyle meşhur Almanya’daki Türk misafir işçilerinin çocukları da Türkçe rap’i doğurdu. Bu çılgınlık öyle büyüdü ki artık biz televizyon, radyo, sosyal medyada rap’ten başka bir şey konuşamaz olduk. Peki ya 80’lerin sonlarında yanmaya başlayan ateş, nasıl oldu da böyle bir yangına dönüştü? Almanya’da Türkçe rap nasıl meydana geldi? Bugün rotamızı Almanya’ya, Türkçe sözlü rap’in doğduğu yere çeviriyoruz!

Batıkan BAKSI / [email protected]

Müzik türlerinin tarihlerine baktığımızda, her zaman ana akımda görebileceğimiz ve popüler kültüre hizmet eden pop gibi türlerin dışında kalan çoğu müziğin mutlaka alt kültür etkileşimleri sayesinde çıktığına rastlıyoruz. Blues, caz, rockn roll, rock, heavy metal, rap ve daha fazlası, yıllar içinde toplum tarafından ötekileştirilmiş ve görmezden gelinmiş kitlelerin müziği olarak gelişmiş, nihayetinde popüler akımlarla da kaynaşarak popüler kültürün bir parçası olmuş. Başta bir grup ve zümrenin dertlerini, ezilmişliklerini, isyanını duyurmaya çalıştığı türler yavaş yavaş özünü kaybetmekle karşı karşıya kalmış. Yoksa ünlü giyim zincirlerinin yaz / kış kreasyonlarında Metallica ya da AC/DC logolu tişörtler görebilir miydik?

Dönem dönem yükselişe geçen ve isyankar gençlerin çığlığı haline gelen bu alt kültür müziklerinin dönüşümüne belli periyotlarla da şahit oluyoruz. 60’lardan neredeyse 2000’lere kadar en revaçta olan rock ve metal müziğin popülaritesi yerini rap müziğe bırakırken, Türkiye de bu popülerlikten nasibini aldı ve bizler artık her hafta çıkan sayısız rap şarkısının arabalarda, televizyonlarda, dijital kanallarda ve sosyal medyada çaldığını gördük. Öyle ki artık popüler kültüre rap müzik yön veriyor, endüstri bu müzikten besleniyordu. Türkçe rap de tıpkı Türkçe rock gibi, ötekilerin müziğiydi ve bu noktaya gelmek için çok mücadele verdi. Ancak Türkçe rap’in Türkçe rock’tan çok farklı bir yönü vardı: Rap, Türkiye’ye yaklaşık 1700 km öteden, Almanya’dan gelmişti. Peki Almanya’da Türkçe rap nasıl bu kadar gelişti? Bunun cevabına çok kısa da olsa hep birlikte bir bakalım mı?

ABD askerleri, Almanya’ya rap’i taşıyor!

Müzik, Amerikan menşeili olunca tabii ki Almanya’daki rap müziğin başlangıcı da ABD’liler sayesinde olacaktı. Almanya’nın ortadan ikiye Berlin Duvarı ile bölünmesinden dolayı Batı Berlin’i koruma görevini üstlenen Amerikan askerlerinin kendi kültürlerini de yaşatacak bir eğlence ürünü aramasından dolayı Almanya’da da rap çalan kulüpler boy göstermeye başlamıştı. Nasıl ki mübadele döneminde işgal kuvvetleri Türkiye’de caz müziğin yayılmasına sebep olduysa, Almanya’da da buna benzer bir durumdan bahsetmek mümkündü. Bu bahsettiğim rap çalan kulüpler, Almanya’daki Türklerin de ziyaret ettiği ve geri çevrilmediği yerlerdi. Böylece ABD’lilerle Türk asıllı gurbetçilerin etkileşime de girmesine sebep olmuştu. Bu etkileşim, Almanya’nın gettolarında yaşayan tüm “öteki” kimliğini taşıyanların rap kültürünü yeşertmesine de imkan tanıyordu.

Fabrika işçilerinin çocukları, sokakla tanışıyor…

Almanya’da bir gün ülkelerine döneceklerinin hayaliyle gece gündüz demeden fabrikada çalışan Türk gastarbeiter’lar, artık Almanya’nın göçmen nüfusunun da büyük bir bölümünü oluşturuyordu. Ancak iş tempoları o kadar yüksekti ki, özellikle çift mesai çalışan ebeveynler çocuklarıyla yeterince vakit geçiremiyordu. Haliyle ailelerinin ilgisinden uzakta kalan fabrika işçilerinin çocukları, Almanya’daki diğer işçi çocuklarıyla sokakta bir araya gelerek hem yalnız hissetmiyorlar hem de olası ırkçı tepkilere karşı kolektif bir duruş sergiliyorlardı. Zaten gettonun içinde yayılmakta olan rap’in ateşi bu toplulukları da sarmaya başlamıştı. Rap, ikinci kuşak göçmenler için sadece bir müzik türü değil aynı zamanda graffiti yönünden resime, breakdance yönünden de dansa yönlendiren bir yaşam biçimi haline gelmişti. Ve bu yaşam biçimi artık göçmen çocuklarının kendilerini en etkili şekilde savunabildiği bir araçtı. Zaten Türkiye’de “Almancı”, Almanya’da göçmen görüldükleri için arafta yaşayan bu gençlerin başka da şansı yoktu.

Ortaya çıkan ilk parçalar İngilizce’ydi!

Almanya’nın gettoları, rap yaparken Amerika’daki gettolarla bir bağ kurmayı hedefliyordu. Böylece ortaya global bir çalışma çıkabilirdi. Bu sebeple Almanya’daki gençlerin de rap konusundaki emeklemeleri Amerikanvari bir üretimden yola çıkmıştı. Başta İngilizce sözlerle söylenen şarkılar, 90’ların ilk yıllarından itibaren profesyonelleşmenin de etkisiyle Almanca ve ardından gettolarda yaşayan farklı milletten gençlerin kendi dillerinde yazmaya başladığı sözlerle uluslararası bir hâl almaya başladı. Tabii ki bunların arasında Türkçe şarkılar da vardı ki zaten bizim meselemiz de tam olarak burada başlıyordu.

Islamic Force ile Türkçe rap fişeği ateşleniyor!

Burası her ne kadar tartışmalı olsa da (en azından grubun tarihçesinde ilk Türkçe rap örneklerinin Islamic Force ile verildiği belirtiliyor) Türkçe rap’in ilk denemeleri Islamic Force ile başladı demek yalan olmaz. İçinde yalnızca Türk göçmenlerin bulunmadığı ve 1986 yılında Boe B. ve Maxim tarafından kurulan Islamic Force; DJ Derezon, Nellie, Kille Hakan, DJ Tan ve DJ Cutem T gibi isimlerden oluşuyordu. Grup, üyeleri için o kadar önemliydi ki Killa Hakan, Boe B için “onu tanımasaydım ya ölürdüm ya da birini öldürürdüm” diyecek kadar bir kırılma noktasından bahseder. İlk zamanlarda İngilizce şarkılar yapan Islamic Force, başlarda Amerikan hip-hop’unu odak noktasına koymuş müziğini de bu şekilde sürdürmüştü. Daha sonraları Türk müziğine daha fazla eğilen Islamic Force, Arabesk melodileri de şarkılarına koymaya başlayınca Türkçe rap’e daha da yaklaşmış oldular. Bu sebeple yaptıkları tür de “oriental hip-hop” adını almış oldu. 1997 yılında çıkan “Mesaj” albümlerinde tamamen Türkçe sözlerle şarkılar yapan grup, bir nevi Türkçe rock’taki kırılım gibi kendi dilini kullanma meselesini hayata geçirmiş; köklerine yeniden bir dönüş yapmaya karar vermişti. Türkiye’ye yayılırken isimlerini “Kan-Ak” şeklinde değiştiren Islamic Force, hem sokaklarda akan kana hem de Almanya’da yabancıları tanımlamak için kullanılan argo kelime “Kanak”a dikkat çekmek istemişti.

“Cartel, bir numara en büyük!”

Türkçe rap’in başlangıcı Islamic Force’a uzansa da aslında Türkiye’de kitlelerin Türkçe rap ile tanışması şüphesiz ki Cartel’in kurulmasıyla gerçekleşti. 1995 yılında kurulan Cartel, aslında iki farklı rap topluluğu ve bağımsız müzik yapan Erci-E’den oluşuyordu. Alper Ağa ve Kabus Kerim gibi isimlerin yer aldığı Karakan; Emali, Ichibaba, Ole gibi isimlerden oluşan Cinai Şebeke ve Erci-E’nin bir araya gelmesiyle dönemin en güçlü gruplarından olan Cartel, kendi adını taşıyan ilk albümüyle MTV’ye kadar sesini duyurmuş Türkiye’de de İnönü Stadyumu’nda konser vermişti. Türkiye’de çıkan ilk albümleri “Cartel”, tam 543.000 satıp İnönü’deki konserleri Michael Jackson’dan sonraki en yüksek seyircili konser olunca Time bile onları radarına almıştı. Grubun kurulması 90’ların ilk yıllarında meydana gelen gurbetçi katliamlarından (özellikle 1993’teki Solingen Katliamı) sonra olunca Almanya’daki Türkler arasında da milliyetçi söylemler revaçtaydı ve haliyle Cartel bu milliyetçi söyleme çok iyi yanıt veriyordu. Öyle ki Türkiye’deki dönemin meşhur TV dizisi “Bizimkiler”de bile bu popülarite işlenmiş, dizideki karakterlerden bazıları Cartel tişörtüyle gözükmüştü.

Berlin – Kreuzberg: Küçük İstanbul!

Kreuzberg, girişinde bile Türkçe bir karşılama bulunan ve orada yaşayanların deyimiyle “Küçük İstanbul” olarak anılan bir yer. Türk nüfusunun oldukça yoğun olduğu bu bölge aynı zamanda rap kültürünün de fazlasıyla geliştiği bir yaşam alanı. İş böyle olunca Kreuzberg için de Türkçe rap’in merkezi demek yanlış olmaz. Yukarıda da anlattığım gibi Batı Berlin’de kalan Kreuzberg, ABD askerlerinin de uğrak noktalarından olduğu için haliyle rap de burada pek tutulan bir müzik olmuştu. Türklerin bolca yaşamasından dolayı kendi içlerinde bir komün yaratmaları da Türkçe sözlü rap müziğin bir adım daha ilerlemesini sağlamıştı ki birçok önemli rap şarkıcısı da buradan çıkmıştı. 1980’lerin sonunda ırkçı saldırılara karşı kurulan 36 Boys’un da merkezi Kreuzberg olunca, rap’in protest ruhu burayı hepten sarmıştı. Killa Hakan ve Massaka’nın da içinde bir dönem yer aldığı 36 Boys; müzik, edebiyat, sinema gibi farklı disiplinlerden üyelere sahipti.

Almanya’da Türkçe rap deyince akla başka kimler geliyor?

Konu derya deniz, zaman aralığı fazla olunca bu konuyu biraz sıkıştırmam gerekiyordu. Haliyle tüm isimlerden de bahsetmek mümkün olmadı. Ancak tabii ki Almanya’da Türkçe rap deyince akla gelen birçok önemli ismi de buraya not düşmesem onlara ayıp ederdim. Feminist bir rap tarzı belirleyerek Alman toplumunda yaşayan Türk kadınlarının klişelerden uzak tanıtılmasına yardımcı olan Aziza A., yine Almanya’daki Türklerin dertlerini onların gözünden aktaran Eko Fresh, 20 yılı devirdiği kariyeriyle Summer Cem, Batı Berlin’in sesini dünyaya duyuran Fuat Ergin benim bir çırpıda sayacağım Almanya’dan çıkan çok önemli rap sanatçıları.

Almanya’yı dilim döndüğünce özetledim. Türkiye sınırları içindeki rap ise zaten ucu bucağı olmayan ve günümüzdeki popülerlik dalgasıyla birlikte günden güne genişleyen bir alan. Yıllardır alt kültürler ve onların müziklerini inceleyen biri olarak en heyecan duyduğum konuların başında gelen Almanya’da Türkçe rap hâlâ ilk günkü duruşunu koruyor ve oradan çıkan MC’ler ve DJ’ler yeni nesile de ışık tutmaya devam ediyor. Rap, gelecekte nerelere evrilecek ve içinden hangi türleri çıkarmayı sürdürecek kestirmek güç olsa da Almanya’da görmezden gelinen ve ezilen gurbetçi gençlerin 90’larda açtığı yol, yıllar boyunca uzayıp gitmeye devam edecek.

BENZER İÇERİKLER

EN ÇOK OKUNANLAR

ÖZEL DOSYALAR