Röportaj

İnci Türkay: Gerçekten anlatmaya değecek bir hikâye bulunca geri dönüyorsun

Uzun bir süredir ara verdiği tiyatro sahnesine Liste (The List) oyunu ile geri dönen İnci Türkay ile konuştuk.
Fatih Önder - 14 Mart 2026
post image

Uzun yıllar ara verdiği tiyatro sahnesine tek kişilik bir performansa imza attığı Liste (The List) oyunu ile geri dönen İnci Türkay, oldukça sade bir hikâye üzerinden insan vicdanına büyük sorular soran oyunu geri dönüş kararının en büyük nedeni olarak gösteriyor. 2 Mart’ta Londra’daki prömiyerden sonra gelen seyirci tepkileri de bu geri dönüşün çok doğru verilmiş bir karar olduğunun bir sağlaması olmuş. Türkay, o akşamı, “Londra’daki prömiyerde sahnede çok yoğun bir enerji hissettim. Seyircinin dikkatini ve hikâyeye dahil oluşunu görmek beni çok mutlu etti.” şeklinde anlatıyor.

Oyunun mart takvimi oldukça dolu. 13-14 Mart’ta Ankara Tatbikat Sahnesi’ndeki performanslardan sıra İstanbul’a geldi. İnci Türkay, 29 Mart’ta Zorlu PSM’de Ankara’nın ardından İstanbullu seyircilerle buluşacak.

Biz de onun öncesinde kendisiyle bir araya geldik ve geri dönüş hikayesini kendisinden dinledik.

“Metnin etkisi çok büyük”

Oyun için ilk sorumuz şu olacak. Oyunun her kademesinde kadınların, kadın emekçilerin imzası var. Bu bir tevafuk muydu yoksa bile isteye alınmış bir tavır mıydı? Bu durum nasıl oluştu?

Aslında başlangıçta bunu özellikle planlamış değildik ama süreç ilerledikçe fark ettik ki oyunun etrafında çok güçlü bir kadın dayanışması oluşmuş. Metnin kendisi zaten bir kadının iç dünyasına, vicdanına ve toplumla ilişkisine odaklanan bir hikâye. Bu yüzden belki de doğal olarak o dünyayı anlayan, hisseden kadın sanatçılar bir araya geldi.

Sonradan dönüp baktığımda bunun tesadüf değil, metnin ruhunun bizi bir araya getirdiği bir süreç olduğunu düşünüyorum. Bu da oyuna ayrı bir güç kattı.

Ama ses tasarımlarımızı yapan sevgili Cem Tuncer’i ve daha oyun başlamadan oyunun ruhunu bize anlatmaya başlayan video ve afiş tasarımlarıyla ekibimize güç veren sevgili Baran Gündüzalp’i de atlayamayız. Onların da çok büyük emekleri var.

“Liste (The List)”, Kanadalı yazar Jennifer Tremblay’in ödüllü metni, sizi de uzun yıllar sonra sahnelere döndürdü. Bu geri dönüşte metnin gücünün ne kadar etkisi oldu, metin ikna olmanızda nasıl bir rol oynadı?

inci turkay liste

Metnin etkisi çok büyük oldu. Çünkü bir oyuncu için sahneye dönmek sadece bir geri dönüş meselesi değil, gerçekten anlatmaya değecek bir hikâye bulmak meselesi.

Liste’yi ilk okuduğumda beni en çok etkileyen şey, çok sade bir hikâyenin içinde insanın vicdanına dair çok büyük sorular olmasıydı. Bir kadının küçücük gibi görünen bir olay üzerinden yaşadığı iç hesaplaşma aslında hepimizin hayatında bir şekilde karşılık bulabilecek bir durum. Metnin o evrensel tarafı beni çok ikna etti. “Bunu sahnede anlatmak istiyorum” dedim.

Oyuna hazırlık süreciniz nasıl geçti?

Tek kişilik bir oyun olduğu için hazırlık süreci oldukça yoğun geçti diyebilirim. Çünkü sahnede hikâye tek bir oyuncu tarafından taşınıyor. Metnin ritmini, karakterin duygusal geçişlerini ve hikâyenin katmanlarını çok iyi anlamak gerekiyor. Bu yüzden bol bol metin çalıştım, karakterin psikolojisi üzerine düşündüm. Aynı zamanda yönetmenimizle birlikte oyunun temposu ve anlatım dili üzerine çok detaylı çalışmalar yaptık. Yorucu ama çok besleyici bir süreçti.

“Prömiyerde sahnede çok yoğun bir enerji hissettim”

2 Mart’ta Londra’da prömiyerinizi yaptınız. Nasıl geçti, sahneden inerken nasıl bir hissiyatla dolmuştunuz?

Prömiyer her zaman çok özel bir an. Uzun süre üzerinde çalıştığınız bir şeyi ilk kez seyirciyle buluşturuyorsunuz. Londra’daki prömiyerde sahnede çok yoğun bir enerji hissettim. Seyircinin dikkatini ve hikâyeye dahil oluşunu görmek beni çok mutlu etti.

Sahneden indiğimde çok duygusaldım ve aynı zamanda hikâyenin seyirciye geçtiğini anladığım için şükrediyordum. Çünkü bir oyuncu olarak söylemek istediklerimin karşı tarafa ulaşması benim için çok kıymetli.

13-14 Mart’taki Ankara’daki buluşmaların ardından 29 Mart’ta İstanbul’da izleyicilerin karşısına çıkacaksınız. Nasıl geçmesini hayal ediyorsunuz, anlatmak istediğiniz meselenin Türk seyircisinden de istediğiniz geri dönüşleri alacağını öngörebiliyor musunuz?

Türkiye’de seyirciyle buluşmak benim için çok heyecan verici. Çünkü bu hikâyenin Türkiye’deki seyircide de güçlü bir karşılığı olacağını düşünüyorum.

Hepimiz hayatımızın bir noktasında vicdanımızla yüzleşiyoruz. “Ben burada doğru mu yaptım?” diye sorduğumuz anlar yaşıyoruz. Bu yüzden seyircinin oyundan sonra kendi hayatına dair küçük de olsa bir düşünme anı yaşamasını çok isterim. Eğer bu olursa, benim için çok kıymetli bir buluşma olur.

inci turkay tiyatro

“‘Normal’ dediğimiz şey zaten karmaşıklığın içinde var olabilmek”

“Sihirli Annem” karakteriyle Türkiye’de yarattığınız etki ve bilinirlik hâlâ tazeliğini koruyor. Sizde bunun bir tarifi var mı, bir karakterin bu kadar çok yaşamasını siz hangi kriterlerle açıklıyorsunuz?

Bunun çok güzel ama aynı zamanda çok ilginç bir tarafı var. Çünkü bir karakterin yıllar geçmesine rağmen insanların kalbinde yaşamaya devam etmesi çok özel bir durum.

Bence bunun sebebi o dizinin ve karakterlerin çok samimi bir yerden çıkmış olması. İnsanlar kendilerinden bir şey buldular. Çocuklar için büyülü bir dünya vardı ama aynı zamanda aile ilişkileri, sevgi ve dayanışma da vardı. Bu yüzden karakter hep yaşıyor gibi hissediliyor.

“Sihirli Annem”deki karakteriniz her şeyi planlayan, kendinden emin bir karakterdi. Oyunda ise yine annesiniz ama bu sefer daha kararsız ve kafası karışık bir hâldesiniz. Sizce bunun bir ortası var mı? İnsan “normal” olabilir mi?

Aslında bu çok güzel bir soru. Hayatta çoğumuz dışarıdan güçlü, kontrollü ve her şeyi bilen insanlar gibi görünmeye çalışıyoruz. Ama iç dünyamız çoğu zaman çok daha karmaşık.

Bu oyundaki karakter biraz o iç dünyayı gösteriyor. Kararsızlık, suçluluk, vicdan, hata yapma potansiyeli… Bunlar çok insani duygular. Bence “normal” dediğimiz şey zaten bu karmaşıklığın içinde var olabilmek.

inci turkay sahne

Oyunu izledikten sonra hemen oyun hakkında yorumlara başlayan seyircinin hangi hissiyatta olması ya da hangi cümleyi kurması size “Tamam, ben istediğimi başardım” dedirtir?

Eğer seyirci oyundan çıktıktan sonra bir süre sessiz kalıyorsa, kendi içinde bir şeyleri düşünüyorsa, benim için çok kıymetlidir.

Biri gelip “Bu hikâye bana kendimi hatırlattı” ya da “Ben de böyle bir şey yaşamıştım” derse, o zaman oyunun amacına ulaştığını hissederim. Çünkü istediğim şey tam olarak insanların birbirinin hikâyesinde kendini bulması.

Umarım seyirciyle birlikte düşünmeye, hissetmeye ve belki de kendimize küçük sorular sormaya vesile olur.

İlgili Yazılar
Development by Bom Ajans