
8 bin kişiyi huşu içinde evine yollamanın ve 79 yaşında sahneye hükmetmenin büyüsü…
Patti Smith isminin sanat ve müzik dünyasında ilk kez duyulmasından bugüne yarım asırdan fazla zaman geçti. Gelmiş geçmiş en ilham veren ve bir nevi punk müziğin Palto’su olan “Horses”, 51 yıllık bir eser. Aradan geçen bunca zamanda dünyada birçok şey değişti. Hatta değişmeyen pek bir şey kalmadı. Bu süre zarfında değişmeyen o az şeyden biri Patti Smith’in duruşu ve havasıydı. Son olarak 2016’da “Horses” albümü için çıktığı turnede İstanbul’a gelen ve bir daha ağırlama şansına erişemediğimiz yaşayan efsaneyi 10 yıllık hasret dolu bir bekleyişin ardından 17 Mayıs akşamında Stage Pass organizasyonuyla Parkorman’da izleme şansına eriştik. 13 şarkılık bir setlist, orada olmayan bir dış göz için pek bir şey ifade etmeyebilir ama orada olan 8 bin insan Einstein’ın İzafiyet Teorisi’ne hak verdik. Yaklaşık 95 dakika sahnedeydi Patti Smith. Ancak hissettirdiği 7 saniyeydi. Doymadık. Doyamadık. Bu yüzden huşu dolu o samimi akşamı yazarak kendi içimizde sindirmeye çalışacağız. Sizi de bekleriz.

Patti Smith’in açılışını yapmak için kült kere kült bir isim karşıladı hepimizi. Sağanak yağış yeni bitmiş, gökkuşağı ve sarı tonlardaki gökyüzü birbirini kucaklamıştı ki 45 dakika boyunca New Model Army’nin birçok klasiğini dinledik. Sonrasında saatler 21.00’i gösterdiğinde Patti Smith ve grubu sahnedeydi. Patti Smith’in grubundaki gitarist, oğlu Jackson Smith’ten başkası değildi. ‘Dancing Barefoot’ ile başlayan konser daha ilk saniyeden samimiyeti ve pozitif havasıyla dinleyicileri kucakladı. Konsere gelen müzikseverlerin yaş aralığının genişliğini de düşününce Patti Smith’in, nesillere ve dönemlere etki etmiş bir efsane olduğunu anlamak kolaylaştı. ‘Dancing Barefoot’un arkasından, Patti Smith diskografisinin farklı noktalarına gidip geldik ‘Ghost Dance’, ‘Summer Cannibals’ ve ‘Revenge’ ile. 5. şarkıya geldiğimizde Patti Smith’in en büyük ilham kaynaklarından birine, Jim Morrison’a ve The Doors’a kristal bir gemiyle yolculuğumuzu tamamladık. Bu şarkının öncesinde Jim Morrison’ın müziğinden ve şiirlerinden aldığı cesaret sayesinde burada olduğunu aktarmasıysa gecenin en samimi anlarındandı.
‘Break It Up’ ve gecenin gizli zirvelerinden ‘Fireflies’, dinleyicinin içinin huzurla dolmasını sağlarken bir yandan melankoliyi de azami düzeyde üzerimize bıraktı. ‘Pissing in a River’ ise Patti Smith’in 79 yaşındayken 50’lerinin ortasındaki birçok meslektaşına taş çıkartacak formunu gözler önüne serdi. Smith’in hem edebiyatının, hem de müziğindeki gerçekle birleşmiş alaycılığın en derinden hissedildiği şarkıydı belki de. Jim Morrison kadar hayran olduğu ve yıllar içinde arkadaşlık da kurduğu George Harrison’dan ‘Isn’t It A Pity?’ ile aslında konserin bir noktasını bitirdi. Diğer noktasının açılışıysa ‘Peaceable Kingdom’ öncesinde yaptığı konuşmayla başladı. İran’dan, Filistin’e, Sudan’dan, Kongo’ya zulüm gören birçok ülkeye selamını ve dayanışmasını yollarken içindeki özgürlük ateşini görmemek imkansızdı. Oradaki 8 bin kişiye ve aslında onun müziğini dinleyip kitaplarını okumuş herkese tek bir şeyi öğütledi: Haklarınızı kullanın!

Önce haklarımızı korumayı öğrendik, sonrasında da gecelerin aşıklara ait olduğunu. Konserden önce İstanbul’u gezerken 2 farklı gelin gördüğünü ve çok güzel göründüklerini söyleyen Smith, ‘Because the Night’ta zaten defalarca kazandığı kalbimizi bir kez daha kazandı. Kapanışa yaklaşırken yazılmış en iyi giriş şarkı sözlerinden birini canlı dinledik. “Jesus died for somebody’s sins, but not mine” dedi ve ‘Gloria’ başladı. Özellikle şarkıyı bitirmeden önce verdiği es’te grup üyelerini tanıttıktan sonra şarkıyı yeniden başlattığında 8 bin kişi aynı anda zıplıyor bağıra bağıra “Gloria” diyorduk. Toplu bir katarsis anı yaşarken Patti Smith ve grubu bis yapmak için sahne arkasına yönelmişti ki gelen yoğun alkış ve tezahüratla arkaya bile gidemediler. Yoğun alkış biraz azaldığında mikrofonun başına geçip “gelecek sizin” diyerek ‘People Have The Power’a başladı ki zaten taze taze katarsis yaşamış bir kitle artık tamamen huşu içinde sırıtarak sahneye bakıyor ve sözlere eşlik ediyordu. Sahneden kafamı bir saniyeliğine etrafıma çevirdiğimde gördüğüm gülümseyen insan sayısını son 15 senede görmemiş olmam çok olası… 79 yaşında hala üretmeye, sahneye çıkmaya ve sahneye hükmetmeye devam etmesi biz faniler için büyük bir şans. O şansı kendi şehrimizde deneyimlemekse pastanın üstündeki çilek. Umuyoruz bu konser, Patti Smith’in İstanbul’daki son konseri olmaz.