Özel Dosya

Kara koyun olmayı seçmek: The Strokes ve Reality Awaits

Altı yıl aranın ardından gelen bir albüm, bolca auto tune, hayal kırıklığına uğramış fanlar ve inadından vazgeçmeyen bir Julian Casablancas…
Editör - 7 Ağustos 2026
post image

The New Abnormal sonrası haliyle yeni bir The Strokes albümüne ihtiyacımız vardı. Grup belki de 2000’lerin başından beri en popüler dönemini yaşıyordu. Is This It ve Room on Fire bir dönemi tanımlamış, devamında gelen First Impressions of Earth ise grubun biraz ara vermeye ihtiyacı olduğunu kanıtlar gibiydi. Bu süreçte herkes yan projelerine yöneldi. Julian ise bir yandan özel hayatına odaklanırken diğer yandan tek solo albümü Phrazes for the Young’ı çıkardı. Elektronik müziğe olan ilgisinin ilk ciddi sinyallerini de burada gördük. Klasik bir rock frontman’i olarak tanıdığımız Casablancas, bu kez synth-pop hatta yer yer dans müziğine yaklaşan bir albümle karşımıza çıktı. Kariyerinin bu döneminde sanki The Strokes’u geride bırakmış gibiydi.

İlk altı yıllık aranın ardından 2011’de Angles geldi. Bugüne kadar grubun tüm şarkılarını yazan ve geminin kaptanı olarak gördüğümüz Casablancas bu kez birçok sorumluluğu diğer grup üyelerine bıraktı; söz yazarlığını bile. Rivayetlere göre grup üyeleri birbirinden o kadar kopmuştu ki albümün önemli bir kısmı Google Meet üzerinden kaydedilmişti. Daha da önemlisi Julian’ın The Strokes’a olan ilgisi giderek azalıyordu. Bu yüzden kendisi gibi hissedebileceği başka bir alana ihtiyacı vardı.

2013 ise Casablancas için oldukça yoğundu. Daft Punk’la Instant Crush’ta karşımıza çıktı, tutku projesi The Voidz’u kurdu ve The Strokes ile Comedown Machine albümünü yayınladı. Fakat son dönemde çıkardıkları her albümde olduğu gibi yine kara bulutlar peşlerini bırakmıyordu. Albüm çıktığında kimse beğenmemiş, dinleyiciler yine ilk iki albüme dönmüştü. Grup sanki sadece banka hesapları boş kalmasın diye bir aradaymış hissi veriyordu. Kapağında kocaman “RCA” yazması da birçok kişiye bunun sadece plak şirketiyle olan kontratı tamamlamak için yapılmış bir albüm olduğunu düşündürdü. Bugün hak ettiği değeri yavaş yavaş görse de o dönem için birçok kişi adına The Strokes devri kapanmıştı. 2016’da dört şarkılık Future Present Past EP’siyle geri dönseler de ne bizde ne de onlarda eski heyecan kalmıştı.

The Strokes

Rick Rubin ve özgür olmak

Covid’in ortasında, 2020 yılında ise grup sorunlarını ve farklılıklarını bir kenara bırakmış. “Guru’’ prodüktör Rick Rubin önderliğinde The New Abnormal’ı yayınlamıştı. Alıştığımız ve istediğimiz Strokes havasına neredeyse 20 yıllık bir aranın ardından geri dönmüşlerdi. The New Abnormal’ın neredeyse tamamı rahatlıkla bir “Best of The Strokes” listesine girebilir, kimse de itiraz etmezdi. Yoğun konser döneminin ardından grup bu kez hak edilmiş bir inzivaya çekildi. Üstelik arkalarında herkesin desteği vardı. Doğal olarak beklenti de The New Abnormal Vol. 2 olmuştu. Altı yıl sonra ortaya çıkan sonuç ise hazırlıklı değilseniz biraz canınızı sıkabilir.

Bu süreçte Julian, The Voidz’la Like All Before You albümünü yayınlamış, auto tune kullanımı ve yapay zekâyla tasarlanmış albüm kapağı nedeniyle yine eleştirilerin odağı olmuştu. Kimse ondan yapay zekâ taraftarı olmasını beklemiyordu. Ama mesele sadece AI ya da hızlı üretim değildi. Eleştirilere verdiği cevap da bunu özetliyordu: “Yeni araçlardan korkanlardan özür diliyorum. AI’yı desteklemiyorum ama artık kültürümüzün de bir parçası.” Onun için tartışmanın merkezinde teknoloji değil onu kullanma özgürlüğü vardı. Evet, ortaya çıkan albüm grubun zirvede olduğunu göstermiyordu. Ama biraz zaman tanıyıp dikkatlice dinlediğinizde The Strokes’un geleceği adına da ufak bir mesaj veriyordu. Çünkü sırada Reality Awaits vardı.

The Strokes

Beklentiler sadece üzer…

İki grubun dinleyici kitlesi büyük ölçüde farklı olduğu için The Strokes tarafında herkes The New Abnormal’ın devamını bekliyordu. Üstelik direksiyonda yine Rick Rubin vardı. Ta ki ilk single’lar gelene kadar… Going Shopping vermek istediği mesajı iyi yansıtsa da bir reklam müziğini andırıyor, Falling Out of Love ise yoğun auto tune eleştirilerinin altında eziliyordu.

Albüm yayınlandığında da yorumlar çok değişmedi. Çoğunluk, artık The Voidz ile The Strokes’un birbirine karıştığını düşünüyordu. Bu albüm sizi elinizden tutup keyifli bir yolculuğa çıkarmıyor; aksine “istersen peşimizden gel” diyor. Reality Awaits grubun en güçlü işi değil hatta size kendini beğendirmeye de çalışmıyor. Daha ilk şarkı Psycho Shit ile ses efektleri kulağınızda patlıyor ve albümün genel havasını daha kapıdan içeri girmeden veriyorlardı. 

Bu noktada albümü kapattıysanız ya da ikinci bir şans vermediyseniz, grubun en kötü işi olarak görmeniz anlaşılabilir. Ama yılların hatrına “bir bildikleri vardır” diyerek tekrar döndüyseniz, ilk izleniminizin aksine olumlu şeyler de bulabilirsiniz. The Voidz tartışmaları kendi kitlesi içinde çok büyümedi. Casablancas aynı denemeleri The Strokes çatısı altında yapınca ise fikir ayrılıkları kaçınılmaz oldu.

Bu bir konsept albüm değil ama kullanılan ses dünyası size sürekli cyberpunk bir evrendeymişsiniz hissi veriyor. Julian da zaten her fırsatta distopik bir çağda yaşadığımızı söyleyen biri. Sanatında buna ayna tutmak, hatta zaman zaman sorunun bir parçası gibi görünmekten de büyük keyif aldığı hissediliyor.

Reality Awaits tamamen politik alt metinlerle örülü bir albüm de değil. Julian bazı dizelerde The Weeknd, John Legend, Josh Groban, Harry Styles ve yıllardır sevemediği müzik eleştirmeni Anthony Fantano’ya göndermeler yapıyor. Yapay zekâ tartışmalarına da “Listen to the AI tell you what to do today” diyerek selam çakıyor.

Bence bütün bu tartışmaları yalnızca AI ya da auto tune eksenine sıkıştırmak albümü eksik okumak olur. Rick Rubin’in ipleri biraz daha gevşetmesi ve The Strokes’un yıllar içinde kazandığı özgürlük sayesinde Julian tamamen kendisi oluyor; güncel, teknolojik ve politik meseleleri kendi filtresinden geçiriyor. Altı yıl sonraki dünya nasıl görünüyorsa, bir sonraki The Strokes albümü de büyük ihtimalle ona benzeyecek.

Ortaya çıkan sonucun sizi memnun etmemesi son derece normal. Grup da zaten hiçbir zaman bunun sözünü vermedi. Biz de The Strokes’u hem cool kalabildikleri hem de kendileri olmaktan vazgeçmedikleri için sevdik. Tartışılmaz olan tek gerçek ise Reality Awaits’in grubun diskografisinde uzun yıllar “kara koyun” muamelesi göreceği.

İlgili Yazılar
Development by Bom Ajans