Ana SayfaÖzel DosyaRoman Polanski filmografisinde yer alan en iyi 8 film

Roman Polanski filmografisinde yer alan en iyi 8 film

Bugün 89 yaşına basan, özel hayatıyla tartışmalara yol açan ancak sinema tarihinin en önemli yönetmenleri arasında gösterilen Roman Polanski’nin yeni yaşını mutlaka izlemeniz gereken en iyi 8 filmiyle kutluyoruz. 

Zeynep SİPAHİ / [email protected]

1950’li yıllarda Fransız yeni dalga sinemasının da yükselişiyle birlikte sinema sahnesinde yerini alan Roman Polanski, 1955’ten 1961’e kadar sıkı bir kısa film üretim sürecine girdi. İlk uzun metrajı ise “Knife in the Water” oldu. Kariyeri boyunca birçok farklı türde üretimde bulunsa da psikolojik gerilimi izleyiciye aktardığı filmleriyle kendisine sinema tarihinde ayrı bir yer edindi. Cinsel istismar skandallarıyla sık sık gündeme gelen ve hatta 2018 yılında Akademi üyeliğinden ihraç edilen ama üretim sürecini asla durdurmayan 89 yaşındaki Roman Polanski‘nin bir sonraki filmi ise 12 Ocak 2023’te vizyona girmesi beklenen “The Palace”. Kariyeri boyunca 20’den fazla uzun metraj filme imzasını atan Polanski‘nin sinema dilini en iyi ortaya koyan bu 8 filmini izleme listenize almanızı öneririz.

The Pianist (2002)

2002 yapımı “The Pianist”, senaryosu ve kurgusuyla en etkileyici filmlerden biri olarak Roman Polanski‘nin filmografisinde yer alıyor. Polonyalı piyanist Wladyslaw Szpilman‘ın otobiyografisinden uyarlanan ve Yahudi soykırımını konu edinen filmde başrolü Adrien Brody üstlenmişti ve bu performansıyla Oscar’da En İyi Erkek Oyuncu ödülüne layık görülmüştü.

The Ninth Gate (1999)

Bir kitap araştırmacısının başına gelenleri konu edinen ve Johnny Depp‘in başrolünü üstlendiği “The Ninth Gate”, Polanski‘nin ilk dönem ortaya koyduğu korku filmlerine bir gönderme niteliğindeydi. Sinefiller tarafından “underrated” görülse de, tabii bunda usta yönetmenin “Rosemary’s Baby” filminin etkisi büyük, izlenmeye değer yapımlardan.

Venus in Fur (2013)

Avusturyalı yazar Leopold von Sacher-Masoch‘un başyapıtı “Venus in Fur”, birçok kez beyazperdeye uyarlanmakla birlikte Roman Polanski’nin getirdiği yorum hepsinden ayrı bir yerde duruyor. Bu film César Ödülleri’nde Polonski‘ye en iyi yönetmen ödülünü kazandırdı.

Cul-de-sac (1966)

Roman Polanski‘nin hem yönetmen koltuğunda oturduğu hem de Gérard Brach ile senaristliğini üstlendiği “Cul-de-sac”, yönetmenin üçüncü uzun metraj filmi. Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı kazanan film, izleyiciyi şaşırtan sonuyla da izlenmeye değer yapımlar arasında bulunuyor.

Rosemary’s Baby (1968)

Kendinize bir Roman Polanski seçkisi yapacaksanız, tabii ki ilk sıraya “Rosemary’s Baby”i koymanız gerekiyor. Yönetmenin “Repulsion” (1965) ve “The Tenant” (1976)’ın da yer aldığı “Apartment” üçlemesinin ikinci filmi olan “Rosemary’s Baby”, şeytan temalı korku filmleri arasındaki kült eserlerden biri.

Chinatown (1974)

Jack Nicholson ve Faye Dunaway‘in başrollerini paylaştığı “Chinatown”, Polanski‘nin en iyi ilk üç filmi arasında gösteriliyor. Entrikalarla dolu bu film, Akademi Ödülleri’nde en iyi senaryo ödülüne de layık görüşmüştü.

Carnage (2011)

Polanski‘nin hem yönetmenliğini hem de senaristliğini üstlendiği “Carnage”, Fransız oyun yazarı Yasmina Reza’nın Tony Ödüllü “The God Of Carnage” adlı tiyatro oyunundan beyazperdeye uyarlandı. Filmin kadrosunda Kate Winslet, Christoph Waltz ve Jodie Foster gibi yıldız isimler yer alıyor.

The Ghost Writer (2010)

Ewan McGregor ve Pierce Brosnan‘ın başrolünü oynadığı “The Ghost Writer”, Berlin Film Festivali’nde Polanski’ye Gümüş Ayı kazandırdı. Gazeteci Robert Harris’in “The Ghost” isimli romanından uyarlanan film, siyasi göndermeleriyle çok tepki çekmişti.

BENZER İÇERİKLER

EN ÇOK OKUNANLAR

ÖZEL DOSYALAR