Özel Dosya

Kahve ve müzik odağında yepyeni bir yaşam pratiği: Soft Clubbing

“Kahvemi içmeden güne başlayamıyorum” diyenlerdenseniz, kahve artık yalnızca sabah rutinlerini değil, yeni eğlence biçimlerini de tanımlar hâle geliyor. Güne başlama ritüeline sosyalleşmeyi, müziği ve aidiyet hissini ekleyen bu yaklaşım, son dönemde karşımıza çıkan soft clubbing buluşmalarının da çıkış noktasını oluşturuyor.
Editör - 9 Ocak 2026
post image

Bir süredir gündemimizde olan bu yeni eğlence biçimi, kimilerine göre geçici bir trend, kimilerine göreyse modern şehir hayatının kaçınılmaz bir dönüşümü. Los Angeles ve Londra’da düzenlenen gündüz partilerinin kısa sürede TikTok’ta viral hâle gelmesiyle birlikte, kahve ve müziğin etrafında şekillenen bu deneyim giderek daha fazla konuşulmaya başladı.

Gelgelelim kafelerin bu deneyime ev sahipliği yapma kabiliyeti aslında yalnızca üçüncü dalga kahvecilik ile ya da anlık bir popülerlik dalgasıyla açıklanamıyor. Burada söz konusu olan, yeni neslin gündelik hayatla kurduğu ilişkiye dair daha geniş bir değişim. Eğlence, sosyalleşme ve iyi hissetme hâli yeniden tanımlanıyor. Müzik dinlemenin ötesinde, bireylerin kendileri olabildiği, bağ kurabildiği, daha bilinçli bir deneyim olarak kendine yer buluyor.

Bu buluşmalarda mesele, bir elinizde yulaf sütlü latteyle ritimlere eşlik etmekten daha fazlası. Modern hayatın üzerimize yüklediği o görünmez ağırlığı, kısa bir süreliğine de olsa dışarıda bırakabildiğimiz bir alan. Kahvenin davetkâr ve birleştirici gücü etrafında şekillenen bu buluşmalar, eforsuz bir şekilde iyi hissetme hâlini merkeze alıyor. Bu dönüşümün ardındaki ekonomik ve psikolojik etkenleri de görmezden gelmemek lazım. Artan yaşam maliyetleriyle birlikte gece dışarı çıkmanın bedeli yalnızca maddiyatla sınırlı kalmıyor. Aynı zamanda ertesi günün enerjisinden ve ruh hâlinden de ödenen bir bedel hâline geliyor. Soft clubbing, gece hayatının tüketici ve yorucu dinamiklerine bir alternatif olmaktan çok, onlara verilmiş bilinçli bir cevap niteliği taşıyor.

Ezgi Yelen: İlginin temelinde insanların iyi hissettikleri bir deneyime tekrar tekrar dönmek istemesi var

Müzisyen kimliğinin yanına son dönemde DJ’liği de ekleyen Ezgi Yelen, Koffein Club Radio çatısı altında bugüne kadar 30’dan fazla “pop-up” etkinliğe imza atmış, bu işin başarılı temsilcilerinden bir tanesi. Cihangir’in lokal kafelerinde filizlenen bu gündüz partileri, şimdilerde her geçen gün büyüyen bir toplulukla yoluna devam ediyor. Biz de bu ilham verici yolculuğu konuşmak üzere kendisiyle bir araya geldik.

Bir yılda 30 farklı partide çaldığınızı, şimdilerde de gece parti serisine başladığınızı biliyoruz. Ve gözlemlediğimiz kadarıyla etkinliğe katılım sağlayanlar ve takipçileriniz etkinlik sonrasında hep “bir sonraki parti ne zaman?” diye soruyor. Bu partilere oluşan bu yoğun ilginin motivasyonu sizce nereden geliyor?

Bence bu ilginin temelinde insanların kendilerini iyi hissettikleri bir deneyime tekrar tekrar dönmek istemesi var. Geçtiğimiz bir yılda bunu bilinçli olarak bir komüniteye dönüştürmeye çok özen gösterdik. İnsanlar geldiklerinde nasıl bir atmosferle karşılaşacaklarını biliyorlar: Tanıdık yüzler, yormayan ama yükselten bir enerji. Bu partiler biraz da bu yüzden karşılık buluyor. Sadece müzik dinlenen anlar değil; insanların kendileri gibi olabildikleri ve aidiyet hissettikleri bir deneyim sunmaya çalışıyoruz.

DJ’liğe ilk başladığımda hedefim daha klasiğe yakındı; kalabalık festivaller, binlerce insanın önünde çalmak gibi. Ama zamanla müziğin çok daha büyük bir amacı olabileceğini fark ettim. Kendime gerçekten neden yaptığımı sorduğumda, müziğin yarattığı enerjiyi somut bir şeye dönüştürmek istediğimi anladım. İnsanların hayatına dokunan, günlük hayatın ağırlığını bir anlığına da olsa hafifleten bir alan yaratmak beni en çok motive eden şey.

Kahveyi bir ihtiyaç belki de bir keyif öznesi yapıyoruz çoğu zaman. Şimdilerde ise kendine yepyeni bir alan buldu: Eğlence. Bu partileri ilk yapmaya başladığınızda nasıl tepkilerle karşılaştınız?

Çok yoğun bir ilgiyle karşılaştım. Aslında globalde gördüğüm örnekler önce kendi ihtiyacımı tetikledi; gece kulüpleri dışında da eğlenebileceğimiz bir alan mümkün mü diye düşündüm. Sonra bunun sadece bana ait bir ihtiyaç olmadığını fark ettim.

İnsanların ilgisini çeken şey; kahvenin etrafında şekillenen, gündüz saatlerinde gerçekleşen, merak duygusunu ve iyi hissetmeyi merkeze alan bu yeni eğlence haliydi. Aslında bir partiden çok hem kısa bir kaçış alanı hem de bağ kurma hissi sunuyor. Bu yüzden ilk günden itibaren şaşkınlıkla karışık ama çok güçlü bir karşılık aldık.

“Soft clubbing globalde artık net bir şekilde bir kültüre dönüştü”

Wellness kültürüyle şekillenen “soft clubbing” şu an Z kuşağının benimsediği yeni bir eğlence anlayışı. Bu küresel akım sizce ülkemizde de aynı etkiyi yaratıyor mu veya bir geleceği var mı? Sizin partilerinizde ağırlıkla gözlemlediğiniz bir kitle mevcut mu?

İnsanlar güne enerjik ve pozitif bir başlangıç yapmayı seviyor. Kafein ve müziğin bu enerjiyi artırdığı bir ortamda, günlük rahat kıyafetleriyle eforsuzca ait hissedebildikleri bir toplulukla bir araya gelmek çok güçlü bir alternatif sunuyor. Soft clubbing globalde artık net bir şekilde bir kültüre dönüştü ve bence ülkemizde de karşılığını bulmaya devam edecek.

Çünkü yeni “lüks” anlayışı değişti. Artık mesele parayla satın alınan şeylerden çok sağlığa, iyi hissetmeye ve sürdürülebilir bir yaşam ritmine yatırım yapmak. Eskiden uykusuz kalmak ya da kendini zorlamak daha havalı bir algı yaratırken, bugün sporuna, uykusuna ve beslenmesine özen gösteren geniş bir kitle var. Benim partilerimde de ağırlıkla bu bilinçli, kendine bakan ve gündüzü dolu dolu yaşamak isteyen kitleyi gözlemliyorum. Önümüzdeki dönemde bu kitleyi yalnızca kahve konseptiyle değil, mekân seçimleri ve beklenmedik deneyimlerle de şaşırtmayı planlıyorum.

Gerçekleştirdiğiniz pop-up etkinlikler gördüğümüz kadarıyla çoğunlukla ücretsiz ve lokal mekânlartercih ediliyor. Burada “support your local hareketine göz kırpıyorum” diyebilir misiniz? Veya genel olarak seçtiğiniz mekânlarda hangi kriterleri göz önünde bulunduruyorsunuz?

Evet, bugüne kadar tüm etkinliklerimizi ücretsiz katılımla gerçekleştirdik; hatta bu yaklaşımı daha geniş ölçekte taşıyarak geçtiğimiz Eylül ayında ücretsiz bir wellness festival de hayata geçirdik. Çünkü amacım herkes için erişilebilir bir pop-up alanı yaratmak; herkes için müzik fikri buradan geliyor. Eğlencenin bir ayrıcalık değil, paylaşılan bir deneyim olmasını önemsiyorum. Aynı zamanda “support your local” yaklaşımı bizim için çok önemli. Mahalle fırınında ya da küçük bir kahvecide yaptığımız etkinlikler tam olarak bu fikrin karşılığı. Lokal, ruhu olan, mahallesiyle bağ kurmuş ve müziğe açık yerler özellikle tercih sebebi oluyor. Bunun yanında, insanlarla güçlü bağlar kurmuş global markalarla da iş birlikleri yapıyoruz; bu etkinlikler kahve ikramları ve yan deneyimlerle zenginleşiyor. Bazen küçük bir mahalle mekânında, bazen de Zorlu PSM Vestel Amfi gibi 500 kişilik alanlarda buluşabiliyoruz.

Ölçekten çok ruh benim için önemli. Her pop-up’ın bulunduğu mekânla birlikte şekillenmesini, o yere ait sıcak ama ilham verici bir alan yaratmasını seviyorum.

İlgili Yazılar
Development by Bom Ajans