Özel Dosya

Kendini gerçekleştirmek: Wet Leg

İlk İstanbul konseri için 23 Ağustos akşamı Babylon Soundgarden’da izleyeceğimiz Wet Leg’in, virallikten kendi kimliğini keşfettiği günlere uzanan hikâyesi…
Ant Arın Şermet - 19 Ağustos 2026
post image

Viral başlangıç

2010’ların ortasında Platform One College of Music’in müzik odasında tanışan Rhian Teasdale ve Hester Chambers, 2019‘un sonlarında Chambers‘ın evinde geçirdikleri yaklaşık altı haftalık dönemde Wet Leg‘in temelini atmaya karar verdiler.

İkili, başlangıçta ciddi bir kariyer planından ziyade sadece eğlenmek ve takılmak amacıyla şarkılar yazıyorlardı. Ki uyumlarının yanı sıra yeteneklerinin bir araya gelmesi, eğlenmenin ötesine hızlı geçip demolar kaydetmelerine uzattı süreci. Tam da o dönemde ortaya çıkan şarkılardan biri, Teasdale’in Chambers’ın büyükbabasına ait gerçek bir şezlong üzerinde otururken yazdığı ‘Chaise Longue’ oldu. Şarkı 15 Haziran 2021’de Domino etiketiyle Wet Leg‘in ilk single’ı olarak yayınlandı ve tabir-i caizse müzik dünyasına bomba gibi düştü. Sosyal medyadaki tüm platformlarda saniyesinde viral olan şarkı, klibindeki umursamaz ve neşeli tavrıyla grubun daha ilk adımında görsel kimliğini de inşa etti. Ki bu klibin maliyetinin 100 dolar bile tutmaması hâlâ insana garip geliyor.

Chaise Longue’un etkisiyle grup sonraki birkaç ay hiçbir şey yayınlamadığı hâlde İngiltere başta olmak üzere global ölçekte müzik medyasının baş köşesine oturdu. Bu sessizliği eylül ayında grubun en az ‘Chaise Longue’ kadar büyük bir hiti olan ‘Wet Dream’ takip edince artık momentum onların yanındaydı.

Yılın sonuna kadar grup ‘Too Late Now’ ve ‘Oh No’yu da paylaşıp albümün Nisan 2022’de geleceğini müjdeledi. Ha, tabii bir yandan ‘Chaise Longue’un tahminleri aşan başarısı, henüz konser deneyimi sınırlı olan ikiliyi bir anda yoğun medya ilgisi, sosyal medya görünürlüğü ve yüksek beklentilerle karşı karşıya bıraktı. Teasdale ve Chambers, özellikle ‘Wet Dream’i yayınlarken internet üzerindeki yoğun ilginin üzerlerinde baskı yarattığını belirtti.

Wet Leg’in kendi adını taşıyan ilk albümünün kayıtları ise ‘Chaise Longue’dan önce, Nisan 2021‘de büyük ölçüde Londra‘da tamamlandı. Albümün prodüktörlüğünü türün ustalarından Dan Carey üstlenirken, ‘Chaise Longue’ Jon McMullen imzası taşıyordu teknik tarafta.

Kayıtların bir bölümü Isle of Wight’taki Chambers ve Josh Mobaraki‘nin evlerinde de yapıldı. Teasdale ve Chambers‘a sahnede Henry Holmes, Ellis Durand ve Josh Mobaraki eşlik etti. Bu sayede grubun nihai kadrosu da bulunmuş oldu. Rhian Teasdale ve Hester Chambers‘ın ilk kez bir albüm kaydetmesi nedeniyle prodüksiyon sürecinde Carey‘in yönlendirmesi önemli bir rol oynadı.

Albümün temasına ve merkezine gelecek olursak, Teasdale ve Chambers’ın gündelik hayatlarından, ilişkilerinden, arkadaşlıklarından ve yetişkinliğe geçiş deneyimlerinden beslenmeleri grubun özünü yakalamasını sağladı.

Şarkılarda romantik ilişkiler, ayrılıklar, cinsel çekim ve kimlik, can sıkıntısı, özgüven sorunları ve sosyal çevreyle kurulan ilişkiler doğrudan ele alınırken, bu konular çoğunlukla mizah, ironi ve absürt ifadelerle işlendi. İkilinin büyük Monty Python hayranı olmalarının da burada payı büyüktü.

Grubun müzikal yaklaşımında da benzer bir karşıtlık öne çıktı. Kimi şarkılar oldukça hareketli ve dans edilebilir düzenlemelere sahipken, sözlerde yalnızlık, hayal kırıklığı veya ilişkilerde yaşanan gerilimler anlatıldı. Wet Leg daha ilk adımında her şey net bir şekilde gösterdi.

Bu sayede gördükleri ilgiyle önce festivallerin değişmezi konumuna yükseldiler, iyi satış sayılarına ulaştılar. Ardından asıl sıçramayı 2023 yılındaki Grammy’de yaşayıp tam 3 ödül kazandılar. Ancak bu çok yoğun geçen dönemin ardından değişim zamanı gelmişti.

Kendini ve hayatı keşfetmek

Wet Leg, 2025’in ilk aylarında tamamen değişen görünümleri ve estetik anlayışlarıyla ikinci albümleri “Moisturizer“ın şarkılarını paylaşmaya başladı.

Grubun ilk albüm dönemindeki daha sade, pastel tonlara ve cottagecore estetiğine dayanan görünümü yerini daha sert, kaslı ve özgüvenli bir imaja bıraktı. Özellikle Rhian Teasdale uzun pembe saçları, crop-top’ları, kısa şortları, kaslarını ve koltuk altı kıllarını öne çıkaran görünümüyle sahnede önceki dönemden belirgin biçimde ayrıldı.

Teasdale, bu değişimin planlanmış bir imaj yenilemesinden çok kendi bedeniyle ve görünümüyle kurduğu ilişkinin değişmesiyle bağlantılı olduğunu belirtti. Wet Leg’in ilk albümünün döneminde “erkekler tarafından cinsel obje olarak görünmek istemediğini” ve bu nedenle bedenini göstermemeyi tercih ettiğini söylemişti.

Los Angeles Times‘a verdiği röportajda ise “İnsanların imajınızı belli bir şekilde görmesine rağmen siz büyüyor ve değişiyorsunuz” diyerek dışarıdan gelen değişim beklentisine dikkat çekti. The Times‘a konuşurken yeni görünümünü “zırh” olarak tanımlayan Teasdale, bunun kendisini başkalarının ne düşündüğünü hesaba katmadan sahnede daha rahat ifade edebilmesini sağladığını söyledi.

Aynı dönemde Hester Chambers’ın görünürlüğü de tamamen azaldı. Fotoğraflarda yüzünü gizlemeyi ve röportajlardan uzak durmayı tercih ederken sahnede de grubun arka bölümünde seyirciye sırtını dönmüş şekilde konumlandı.

Wet Leg’in ikinci albümü “Moisturizer”, grubun önceki albümündeki ironik ve mesafeli anlatımın yanına daha açık bir aşk, arzu, cinsellik ve kırılganlık dili ekledi. Albümün merkezindeki bu değişimin önemli bir nedeni, Rhian Teasdale’ın albümün yazım sürecinde kendi queer kimliğini keşfetmesi ve non-binary müzisyen Lava La Rue ile yaşadığı ilişki oldu.

Teasdale, daha önce erkeklere duyduğu arzuyu anlatan bir aşk şarkısı yazmayı kendisi için güçlendirici bulmadığını söylerken, queer olduğunu fark etmesinin ardından bu duygulara yaklaşımının değiştiğini, “Bir erkeğe duyduğum arzuyu yazmak bana hiç cesaretlendirici gelmedi. Bunu erkek olmayan biri hakkında yazmak çok daha cesur hissettiriyor” sözleriyle açıkça belirtti.

Bu keşif, özellikle ‘Pillow Talk’, ‘CPR’, ‘Davina McCal’, ‘mangetout’ ve ‘Jennifer’s Body’ gibi şarkılarda aşkı yalnızca romantik bir duygu olarak değil, cinsel özgürlük, kimlik ve kendini ifade etme alanı olarak ele almasına zemin hazırladı. Teasdale, queer ilişkilerde hazır bir “şablon” bulunmamasını da albümün önemli unsurlarından biri olarak tanımlarken, “Moisturizer” döneminde Wet Leg’in queer dinleyicilerle kurduğu bağ da belirgin biçimde güçlendi.

Grubun aşkı ve cinselliği heteronormatif kalıpların dışında anlatması, özellikle queer topluluklarda albümün sahiplenilmesine kapı araladı. Tüm bunların yanı sıra 2025’in sonbaharından bu yana dünyada ayak basmadık yer bırakmadılar ve bu sayede 23 Ağustos akşamı ilk kez İstanbul’a ayak basıp Jack White’tan önce Babylon Soundgarden sahnesinde olacaklar. Grubu “Moisturizer” turnesinin ilk zamanlarında izlemiş biri olarak, sözlere eşlik ederken dans etmeye, zıplamaya, özgürce sevmeye hazır olmanızı öneririm.

Ha, tabii bir de ‘Chaise Longue’ çalarken video çekmeye çalışanlara kolaylık diliyorum. Sahneyi düzgün çekmekte zorlanacaksınız.

İlgili Yazılar
Development by Bom Ajans