
Arter’in Yeni ve En Yeni Müzik Festivali, 19-22 Şubat tarihleri arasında gerçekleşecek yedinci edisyonunda Türkiye’den ve dünyadan müzisyenlerin yenilikçi intermedya performanslarından solo ve kolektif doğaçlamalara uzanan renkli bir programa yer verecek. Türkiye’den sanatçıların yeni üretimlerine özel bir vurgu yapan programının yanında “Yeni Müzik” üzerine zengin ve dikkat çekici bir içerik sunan festival, Bretonya’dan eşsiz gayda topluluğu Sonneurs’ün Aycan Yeter ile birlikte gerçekleştireceği Türkiye prömiyeriyle başlayacak. 22 Şubat günü de Black Page Orchestra’nın İstanbul’daki ilk konseriyle sona erecek. Ben de bu vesileyle festivalin sanat yönetmenliğini ilk yıldan bu yana üstlenen; deneysel müzik ve kavramsal sanat dünyasının önde gelen figürlerinden Matthias Osterwold ile konuşma fırsatı bularak müzikseverleri nelerin beklediğini ve güncel müziğe dair merak ettiklerimin cevabını aradım. Keyifli okumalar.
Festivalin isminde yer alan “yeni” ve “en yeni” ifadesi, festivalin konsepti ve vizyonuyla nasıl uyuşuyor?
“Yeni”nin büyük bir enflasyonu var: Tüketim ürünlerinde, fikir üretiminde, teknolojide, tasarımda, sanatta, müzikte, kısacası her yerde. Pazarın satış yapabilmesi için “yeni”ye ihtiyacı var. Dolayısıyla yoğunlaşma ve superlatif kaçınılmaz oluyor: En yeni! İsmin bu kısmını biraz da dilimdeki mizahla, 1962’de Almanya’nın Wiesbaden kentinde düzenlenen efsanevi “Fluxus International Festival of Newest Music”ten ödünç aldım. Yeni ve En Yeni Müzik Festivali, çağdaş sanat müziğini tüm yönleriyle ele alan uluslararası bir festival olarak tasarlandı. Notaya dayalı bestelenmiş müzik, açık form müzik, deneysel müzik, besteci-performansları, intermedya müziği, elektronik müzik, doğaçlama, ses sanatı, müzik ve görsel sanatlar, ileri DJ performansları ve bunların arasındaki her türlü form… Festivalin özellikle Türkiye’den sanatçılar tarafından üretilen çağdaş müzik üretimine güçlü bir vurgu yaptığını da belirtmeliyim. Bu festival; ana akım eğilimlerin, modaların ve akademik sınırların ötesinde, radikal, cesur, tutarlı ve daha önce denenmemiş müzikal yaklaşımlarla ilgileniyor.

Festival, geçtiğimiz yıl, avangardın vizyonerleri ve dinamik sahne performansları ile güncel teknolojilerin ön saflarında yer alan genç radikal sanatçıları buluşturmuştu. Geçtiğimiz yıl festival açısından nasıl geçti?
Festival harikaydı. Avangardın usta isimleri Alvin Curran ve Charlemagne Palestine’in piyano ve klavyelerdeki solo performansları benzersizdi. Hong Kong’dan Viola Yip, şeffaf yeşil elektronik geri besleme elbisesini sundu. Fransız sanatçı Jessica Ekomane, dört kanallı dijital sistemle nefes kesici, titreşimli bir set çaldı.
İngiliz tekno yıldızı Rrose, Ali M. Demirel’in Gods of Latmos adlı hareketli fotoğraf serisine eşlik etmek üzere dev bir tam-tam üzerinde tamamen akustik, gürleyen bir ses şelalesi yarattı. Vokalist Audrey Chen ve dijital elektronik ustası Hugo Esquinca, alt fuayede metal, floresan tüpler ve hoparlörlerden oluşan dört metre yüksekliğinde performatif bir kule inşa etti.
Ancak beklenmedik bir sorunla da karşılaştık. Festivalin planlanan açılış günü olan 22 Şubat 2025’te, İstanbul’daki yoğun kar ve buzlanma uluslararası uçuşların iptal olması nedeniyle tüm festivali mart ayına ertelemek zorunda kaldı. Programın büyük bir bölümünü mart ayında gerçekleştirebilmiş olmaktan dolayı mutluyduk.
Kayıp ensemble konserlerini ise 2026’da telafi edeceğiz. Festival, 19 Şubat’ta Breton gaydacı dörtlüsü Sonneurs of Erwan Keravec ile açılacak; finalde ise Viyana’dan “punk” ruhlu Black Page Orchestra sahne alacak.

Yeni ve En Yeni Müzik Festivali, ses yerleştirmelerinden konserlere, intermedya performanslarından DJ setlerine uzanan geniş bir yelpaze sunuyor seyirciye. Bu çeşitliliğe dair seyircinin tepkisi ne oluyor?
İzleyicinin coşkusu ve olumlu tepkileri, programın tam da bu çeşitliliği ve meydan okuyucu yapısı nedeniyle takdir edildiğini gösteriyor. Biz beklentileri karşılamak ya da teyit etmek istemiyoruz; alışılmadık ve güçlü sanatsal yaklaşımlarla izleyiciyi şaşırtmayı hedefliyoruz.
Festivalin yedinci edisyonuna kısa bir süre kaldı. Müzikseverleri dört gün boyunca neler bekliyor? Festivalde bu yıl hangi ilkler var?
Festivalin büyük bölümü dünya prömiyerlerinden, Türkiye prömiyerlerinden ve İstanbul prömiyerlerinden oluşuyor. Bu yıl Türkiye vurgusu özellikle güçlü. İki önemli besteci ve icracının portresini sunuyoruz.
İstanbul merkezli elektroakustik müzisyen, piyanist ve sanatçı-araştırmacı Fulya Uçanok ile New York’ta yaşayan, Almanya’da da tanınan postminimalist besteci ve elektronik doğaçlamacı Cenk Ergün bu yılın odak isimleri. Fulya’nın festival siparişi olarak bestelediği etkileşimli elektroniklere sahip bir yaylı dörtlüsünün dünya prömiyerini ve Cenk Ergün’ün iki çarpıcı yaylı dörtlüsünü, Montreal’den Quatuor Bozzini yorumuyla dinleyeceğiz.
Bu yılın bir diğer yeniliği, akşam 21.30’da başlayacak Sonic Lounge formatı. Ömer Sarıgedik ve Şevket Akıncı, kozmik verileri canlı olarak sese ve görüntüye dönüştürdükleri Ephemeris adlı astronomik sonifikasyon performansını sunacak. Selçuk Artut ve Alp Tuğan’dan oluşan RAW ikilisi ise canlı kodlama temelli sofistike bir performans sergileyecek. Bir başka yenilik de Sanatçı Söyleşileri. Konserlerin hemen ardından izleyiciler, sanatçılarla fuayede bir içki eşliğinde sohbet edebilecek.
Festivalin sanat yönetmeni olarak programı hazırlarken nasıl bir çalışma yapıyorsunuz? Festival programının çeşitliliği sağlamak adına özellikle nelere dikkat ediyorsunuz?
Üzgünüm ama programlama tariflerimin sırlarını açıklamak istemem. Bu benim gizli zevkim, kontrolsüz mutluluğum. Ama dürüst olmak gerekirse ortada bir formül yok. Kendimi tekrar etmeyi sevmiyorum. Programı karşılaştırmalı perspektifler, sürprizler, zihinsel ve duyusal meydan okumalar, canlı performansın varlığı ve güzelliği üzerine kuruyorum. Bir festival programını ritmi ve tınısı olan bir meta-kompozisyon, müzikten oluşan bir sergi gibi düşünmeyi seviyorum.
Arter’in temel yaklaşımının çağdaş müzik ve ses sanatını da kapsıyor olması burada özel bir yer tutuyor?
Sanatların birbirinden ayrı kutulara hapsedilmemesi gerektiğine inanıyorum. Mesele diyalog ve disiplinler arası geçişkenlik. Dijital teknolojilerin sunduğu olanaklarla bu yakınlaşma özellikle müzik ve ses alanında hızla gelişiyor. Yeni ve En Yeni Müzik Festivali, Arter’in kendi üretimi olarak bu canlı disiplinlerarası diyaloğun doğal bir parçası.

Photo-Kai Bienert
Üretim ve tüketimin inanılmaz bir hızla ilerlediği bir sürecin içindeyiz. Bu döngü içinde çağdaş müziğin bugünü ve geleceğine dair yorumlarınız neler olur?
Müzik ve sanat, toplumsal ve politik gelişmelerle ilişkili olsa da kendi tarihsel ritimlerine sahiptir. Bugünün kültürel ortamı, heterojen yaklaşımların bir arada var olduğu bir alan. Baskın bir paradigma yok. Bu karmaşık ve anarşik çoğulluk, çağdaş müziğin geleceği için son derece verimli bir zemin sunuyor.
Bugün müzik endüstrisinin önemli gündem maddelerinden biri de yapay zeka. Yapay zekanın varlığı müziği yakın gelecekte nasıl dönüştürecek?
Yeni müzik tarihinde algoritmalar ve otomasyon uzun süredir kullanılıyor. Brian Eno’nun 1995’te tanımladığı jeneratif müzik buna örnek. Ancak yapay zekâ yaratıcı değildir, büyük veri üzerinden olasılıksal hesaplama yapar. Ben romantik biriyim. Hâlâ bireysel sanatçının özgünlüğüne ve canlı performansın “şimdi ve burada”sına inanıyorum.
Son olarak festival takipçilerine söylemek istediğiniz mesajla noktalayalım dilerseniz röportajımızı.
2026 henüz çok genç: Mutlu Yeni Kulaklar! Kulaklarınızı ve gözlerinizi açın. Dinlemenin macerasına dalın. Sanatçılarla doğrudan sohbet edin. Duyulmamışı keşfedin. Keyfini çıkarın.
7. Yeni ve En Yeni Müzik Festivali’nin konserleri, takvimi ve bilet bilgilerine dair tüm ayrıntılarına arter.org.tr adresinden ulaşabilirsiniz. Şimdiden keyifli festivaller.