Sydney Sweeney, Amanda Seyfried ve Brandon Sklenar’ı beyaz perdede buluşturan “Hizmetçi”, fazlasıyla sıcak bir yaz gecesi uyuyamadığınız nemli yatağınızdan kalkarak televizyonu açtığınızda karşınıza çıkan filmleri hatırlatıyor. Zamanın nasıl geçtiğini fark etmediğiniz; entrika, gözyaşı ve şehvetle örülü o yapımlar gibi, saatlerin akıp gittiğini hissettirmeyen bir sürükleyicilikte seyircisine tam anlamıyla bir “gerçek yaşamdan kaçış tüneli” vadediyor.

Çağan Irmak’ın yazıp yönettiği ilk tiyatro oyunu Palamut Zamanı, Ayda Aksel ile Alina Boz’u aynı sahnede buluşturuyor. Topluma nüfuz eden linç kültürüne ve kadınların kadınlıkları üzerinden yargılanmasına bir başkaldırı niteliğindeki oyun, bireysel hikâyeler üzerinden toplumun bakış açısını sorguluyor.

“Kahvemi içmeden güne başlayamıyorum” diyenlerdenseniz, kahve artık yalnızca sabah rutinlerini değil, yeni eğlence biçimlerini de tanımlar hâle geliyor. Güne başlama ritüeline sosyalleşmeyi, müziği ve aidiyet hissini ekleyen bu yaklaşım, son dönemde karşımıza çıkan soft clubbing buluşmalarının da çıkış noktasını oluşturuyor.

Safdie Kardeşler’in birbirinden ayrı film çektikleri 2025’in son büyük filmi, başrolünde Timothée Chalamet’nin yer aldığı Josh Safdie imzalı Muhteşem Marty (Marty Supreme) 2026’nın ilk gününde sinemalarda gösterime girdi.

Fransa’da elektronik müziğininki, yasaklardan kültürel miras olmaya uzanan bir yolculuk. Gelin bu yolda bir geziye çıkalım.

Kaan Müjdeci’nin 2014 doğumlu filmi Sivas, taşra yaşamının en yalın hâline tanıklık etmemizi mümkün kılıyor. Filmin gücü de bu yalınlıktan geliyor…

Yeni yıl, yeni umutlar, yeni ritimler, yeni melodiler ve yeni sesler… Hoş geldin 2026!

Lily Allen’ın hikâyesi, 2000’lerin ortasında internete düşen birkaç şarkıyla bir gecede parlayan masalsı bir yükseliş gibi anlatılageldi. Oysa bu anlatının gerisinde, İngiliz pop kültürünün tam merkezinde büyüyen bir çocuğun karmaşık, gürültülü ve çoğu zaman da yaralayıcı bir hikâyesi saklı.

Joachim Trier’in son filmi Manevi Değer, annesinin cenazesi dolayısıyla babaları ile görüşmek zorunda kalan iki kız kardeşin aile evlerindeki hikâyesini merkeze alıyor.

Meşhur Oslo üçlemesini tamamladığı son filmi Dünyanın En Kötü İnsanı’nın (The Worst Person In the World, 2021) ardından bir kez daha Cannes’da ses getiren Joachim Trier’in yeni filmi Manevi Değer (Sentimental Value) yılın son vizyon haftasında gösterime girdi.

Kendisini kolayca âşık olunacak biri olarak tanımlayan, aradığı erkek konusunda da çok net olan bir feminist Olivia Dean. Eylül ayında yayınladığı The Art of Loving (Sevmek Sanatı diye çevirebiliriz) isimli albümünde aşkın farklı formlarından bahseden cesur bir genç kadın.

Milyarder şirketlerin sinemanın üzerinde tepindiği, animasyon ve korku filmlerinin salonları ayakta tutmayı sürdürdüğü, video oyun uyarlamaları ve süper kahraman filmlerinin bitmediği, her köşeden içinde olduğumuz zamanı tanımlamaya çalışan seslerin yükseldiği bir sinema yılını geride bırakırken gelin biz de 2025’in nasıl geçtiğine birlikte göz atalım.

2025’e damga vuran gruplardan Geese, nasıl ve neden Z kuşağının sesine dönüştü? Gelin bir bakalım.

İbre döndü ve mikrofon artık -belki de hiç olmadığı kadar- kadınların elinde. Peki bu dominasyonun arkasındaki itici güç ne? Bu değişime öncülük eden isimler kimler?

Her sene öne çıkan albümler ve isimler oluyor, o seneleri anarken bu albümlerden bahsediyoruz. Bir de o kadar göze çarpmasa da içinde cevherler barındıranlar oluyor. 2025’in gizli cevherlerine buyrun.
