“İdeal Koca” sadece özlediğimiz türden romantik bir peri masalını perdeye yansıtmıyor, ayrıca son yılların en tatlı ve keyifli seyredilen ataerki eleştirisine de imza atıyor.

Fontaines D.C.’nin yas, melankoli ve karanlık hislerle örülmüş yeni albümü “Dopamine Chamber”ın dünyasına giriyoruz…

Alejandro González Iñárritu’nun Tom Cruise’u yaşlı bir adam olarak görebilmek için tek şansımız olan Digger’ı, nurtopu gibi bir “ya sev ya nefret et filmi” olarak gündemimize bomba gibi düştü.

9 Ekim’de Disney’de yayına giren Oasis: Don’t Look Back in Anger belgeselinin perspektifinden Oasis’in geri dönüşü…

Dünyalar kadar tuhaf, süper zengin bir Amerikan ailesinin, İspanya’daki pespembe güllerle kaplı bahçelerinde yalnızca tüketime dayalı yüzeysel yaşamını tüm estetik güzelliği ve yozluğu ile ele alan film hem ahlak ve etiğin hem de seyircilerin midesinin dayanıklılık sınırlarını zorluyor.

Doksanlarda dünyayı kasıp kavuran Britpop akımının en özgün gruplarından Pulp’ın yolculuğunu Jarvis Cocker’ın anlatımıyla dinlerken konser izlemek…

25 yıldır New York’un aydınlıktan uzak anlarının melodisini dinleyicisine sunan Interpol, özüne geri döndü.

Ariana Grande’nin yeni stüdyo albümü Petal, dinleyicilerinin pek alışık olmadığı sakin, kontrollü vokalleri ve hafife alınamayacak öfkesiyle çıkageldi.

Olivia Wilde’ın beyaz perdede Seth Rogen, Edward Norton ve Penelope Cruz’u buluşturan yeni filmi, romantik ilişkilerin sınırlarını ve arzunun sürdürülebilirliğini olabilecek en absürt biçimde ele alıyor.

Modern korku klasiği It Follows ile çıkışını yapan ve son filmi Under the Silver Lake’ten bu yana 8 yıl geçen David Robert Mitchell, yaz sineması hitleri nostaljisiyle dolu The End of Oak Street ile salonlara dönüyor.

Lamb of God'ın yıllar sonra verdiği İstanbul konserinde neler oldu? Gittik, kafa salladık, pogoya girdik, aradan geçen 16 yılın karşılığını aldık.

Her yeni filmiyle yeni bir gündem yaratan Christopher Nolan tüm dünyada çokça beklenen epik filmi The Odyssey ile Homeros’un destanını bugünün dinleyicisine bugünün imkânlarıyla anlatıyor.

Göksel, yeni albümü “Rüyaların İşi” ile hem geçmişten bugüne taşıdığı müzikal birikimini hem de sanatındaki dönüşümü etkileyici bir bütünlük içinde sunuyor. Ve iyi ki Göksel, gözleri açıkken rüya görmeye devam ediyor.

1700’lerden günümüze uzanan hikâyesiyle aklınıza gelebilecek her korku öyküsüne göz kırpan ve korku filmlerinin demirbaşlarını tuz biber gibi üstümüze serpiştiren yeni komedi dizimiz, bu hafta açıklanan 19 Emmy adaylığı ile gündemden düşmemeyi garantiliyor.

Yılın ikinci yarısına, yıla damga vurma ihtimali olan albümlerle merhaba diyoruz.
